Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
📌 Memur Zammı Artık Borçlanmanın Önünü Kesemiyor!
BDDK verileri, çalışan kesimin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmayı açıkça ortaya koyuyor.
2020 sonunda toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 821 milyar TL seviyesindeyken, 12 Haziran 2026 itibarıyla bu tutar 6,5 trilyon TL’ye yükseldi.
Daha çarpıcı olan ise bireysel kredi kartı borçlarıdır:
📊 2020’de bireysel kredi kartı borcu: 145 milyar TL
📊2026’da bireysel kredi kartı borcu: 3,2 trilyon TL
Yani kredi kartı borçları yaklaşık 22 kat arttı.
İhtiyaç kredileri de aynı dönemde 385 milyar TL’den 2,49 trilyon TL’ye çıktı.
Bu tablo bize şunu gösteriyor:
Memur ve çalışan kesim artık maaşıyla geçinemediği için borçlanıyor.
Zamlar, alım gücünü artırmak yerine çoğu zaman geçmiş borcu kapatmaya yetiyor.
Maaş artışı daha cebe girmeden kredi kartı ekstresi, ihtiyaç kredisi taksiti, kira ve temel harcamalara gidiyor.
Bugün verilen zam, memurun refahını artırmıyor; sadece borç sarmalının biraz daha çevrilmesini sağlıyor.
📌 Gerçek zam; kredi kartına, ihtiyaç kredisine ve borca mecbur bırakmayan zamdır.
📌Memurun maaşı, ay sonunu borçsuz getirebilecek seviyeye çıkarılmalıdır.
https://t.co/s1MpHMsDxf
⚖️ ASİSTAN HEKİMLERİ İLGİLENDİREN KRİTİK KARAR!
Sağlık Bakanlığı kadrosunda bulunup uzmanlık eğitimini üniversite hastanelerinde sürdüren asistan hekimleri yakından ilgilendiren önemli bir mahkeme kararı verildi.
Hekimsen Hukuk Birimi tarafından takip edilen davada İdare Mahkemesi;
✔️ Aynı uzmanlık eğitimini alan asistan hekimler arasında teşvik ek ödemesi yönünden farklılık oluşturulmasını hukuka aykırı buldu.
Mahkeme kararında;
👉 Üniversitede uzmanlık eğitimi gören Sağlık Bakanlığı kadrosundaki asistan hekime yapılan aylık ve diğer ödemelerin net tutarının, Sağlık Bakanlığındaki emsal personelden daha düşük olamayacağı,
👉 Eksik ödeme yapılması halinde oluşan farkın üniversite bütçesinden karşılanması gerektiği,
👉 Eksik ödemelerin ise yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği açıkça hüküm altına alındı.
Bu karar, aynı eğitimi alan, aynı sorumluluğu taşıyan ve aynı sağlık hizmetini sunan asistan hekimler açısından ödeme adaletini güçlendiren önemli bir hukuki gelişmedir.
📌 Karar istinafa açık olmakla birlikte, benzer durumda bulunan birçok asistan hekim için emsal niteliği taşımaktadır.
Hekimsen Hukuk Birimi; yalnızca bireysel uyuşmazlıklarda değil, tüm hekimleri ilgilendiren hak ihlallerine karşı da hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.
⚖️ Aynı eğitim, aynı emek, aynı sorumluluk varsa; ödeme adaleti de sağlanmalıdır.
#Hekimsen #HekimsenHukuk #AsistanHekim #SBA #TıptaUzmanlık #Hukuk #TeşvikEkÖdemesi
GERÇEKLER MAHKEMEDE ORTAYA ÇIKTI!
Ceza mahkemesinde yargılanan üye hekimimiz hakkında BERAAT kararı aldık.
Trafik kazası nedeniyle tedavi görmekte olan bir hastanın, tedavi sürecinde enfeksiyon gelişmesi üzerine sevk edilmesi ve daha sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle üye hekimimiz hakkında soruşturma başlatılmıştır.
Hekimimiz hakkında;
1️⃣ Ölüm şeklinin “doğal ölüm” olarak bildirilmesi,
2️⃣ Cumhuriyet Başsavcılığına ayrıca bildirimde bulunulmaması,
3️⃣ Ölü muayene ve otopsi işlemi yapılmadan defin işleminin gerçekleşmesi
gerekçeleriyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
⚖️ Hekimsen Hukuk Birimi olarak soruşturma aşamasından itibaren sürece dahil olduk; üye hekimimizin haksız şekilde cezai sorumluluk altında bırakılmaması için dosyayı titizlikle takip ettik.
Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış; raporda, hastanın ölümünün geçirdiği trafik kazası ile illiyet bağı bulunduğu, ölümün künt kafa ve göğüs travmasına bağlı ağır yaralanmalar ve bu yaralanmalardan gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ortaya konulmuştur.
📌 Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; üye hekimimizin suç kastı ile hareket ettiğine ve cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına hükmedilmiş ve BERAAT kararı verilmiştir.
✅ Karar kesinleşmiştir.
⚖️ HEKİMSEN HUKUK BİRİMİ KAZANMAYA DEVAM EDİYOR!
Bu karar; hekimin her olumsuz tıbbi sonuçtan otomatik olarak cezai sorumluluk altında bırakılamayacağını, ceza yargılamasında somut delil, kusur, kast ve illiyet bağının titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Hekimsen Hukuk Birimi; hekimlerin mesleki itibarını, hukuki güvenliğini ve emeğini korumak için her dosyada kararlılıkla mücadele etmeye devam etmektedir.
📌 Hekimin emeği de itibarı da sahipsiz değildir.
📌 Haksız suçlamalara karşı hukuk mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
📌 Hekimsen Hukuk Birimi varsa, hekim yalnız değildir.
✅ Hekimsen Hukuk Birimi yine kazandı.
#Hekimsen #HekimsenHukukBirimi #kazandı
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde hekimlerin mağduriyeti artık sürdürülemez boyuta ulaşmıştır.
📌 Nisan ve Mayıs ayı teşvik ödemeleri hâlâ yapılmamıştır.
📌 Haziran taban ücreti ödenmemiştir.
📌 Mart ayı teşviki ancak 26 Mayıs’ta, Nisan nöbet ücreti ise 21 Haziran’da yatırılmıştır.
📌 Ödeme takvimindeki düzensizlik kronik hâle gelmiş, hekimler ekonomik belirsizliğe mahkûm edilmiştir.
Bununla birlikte;
⚠️ Depreme dayanıklılık açısından risk taşıyan binalarda hekimlerin çalıştırıldığı,
⚠️ Hastane binalarında tam güçlendirme yapılmadığı, güçlendirme süreçlerinin hâlâ devam ettiği,
⚠️ Güvenli çalışma ortamı ile güvenli giriş–çıkış koşullarının yeterince sağlanmadığı yönündeki tespitler ciddi endişe yaratmaktadır.
Hekimlerin emeğinin karşılığı zamanında ödenmeli; hekim ve sağlık çalışanları hem ekonomik hem fiziksel risk altında bırakılmamalıdır.
Bu tablo yalnızca bir ödeme gecikmesi değil; hukuken, tıbben ve sendikal açıdan kabul edilemez bir idari hizmet kusurudur.
HEKİMSEN olarak çağrımız nettir:
✅ Geciken tüm teşvik, taban ve nöbet ödemeleri derhâl yapılmalıdır.
✅ Düzenli, şeffaf ve öngörülebilir ödeme takvimi ilan edilmelidir.
✅ Deprem güvenliği sağlanmadan hekim ve sağlık çalışanlarına riskli alanlarda hizmet dayatılmamalıdır.
✅ Güvenli çalışma ortamı ve güvenli giriş–çıkış koşulları ivedilikle temin edilmelidir.
Hekimin emeği de can güvenliği de pazarlık konusu yapılamaz!
#Hekimsen
📢 GİH Personeli Hak Ettiği Değeri Görmeli!
Kamunun idari yükünü, bürokrasinin çarklarını ve her türlü operasyonel süreci sırtlayan Genel İdare Hizmetleri (GİH) personeli, ne yazık ki mali haklar söz konusu olduğunda uzun süredir arka planda kalmaktadır.
📉 Ekonomik Gerçekler ve Oranlar Revize Edilmeli: Günümüz ekonomik koşullarında; GİH personelinin özel hizmet tazminatı, ek ödeme ve yan ödeme oranları acilen masaya yatırılmalı ve adil bir seviyeye yeniden değerlendirilmelidir.
🎓 Eğitim ve Liyakat Sözde Kalmamalı: Öte yandan, kendini geliştirerek Lisans ve Yüksek Lisans derecelerini tamamlayan personelin bu eğitimleri, mevcut sistemde ne görevde yükselmesine ne de maaşına anlamlı bir şekilde yansımaktadır. Kamuda liyakat ve nitelik vurgusu yapılıyorsa; eğitim mutlak suretle teşvik edilmeli, kariyer basamaklarında ve mali haklarda karşılığını bulmalıdır!
🔴 MEMUR EMEKLİ AYLIKLARI DİĞER EMEKLİ AYLIK TÜRLERİNE GÖRE NASIL ERİDİ?
2002’den 2026’ya uzanan süreçte emekli aylıkları sık sık “artış” başlıklarıyla gündeme geldi.
Ancak reel tablo çok daha farklı:
📌 Bağ-Kur tarım emeklisi reel olarak %698 artarken,
📌 Bağ-Kur esnaf emeklisi %250,
📌 SSK emeklisi %111 artış aldı.
⚠️ Ortalama memur emeklisinin reel artışı ise yalnızca %66’da kaldı.
Bu tablo açıkça gösteriyor ki memur emeklisi, yıllar içinde diğer emekli gruplarına göre ciddi biçimde geride bırakılmıştır.
Bugün konuşulması gereken sadece “ne kadar zam yapıldığı” değil; memur emeklisinin alım gücünün neden bu kadar eridiğidir.
📢 Memur emeklisi için adil, gerçekçi ve kalıcı bir gelir düzenlemesi artık ertelenemez.
🔴 Memur Emeklisi SSK Emeklisi Kadar Artış Alsaydı Bugün Maaşı Ne Olurdu?
🔗 Öğrenmek için tıklayın:
https://t.co/SXsSpzfNWy
🔵 Toplu Sözleşme Böyle Olur. TES-İŞ’i Tebrik Ediyor, Memur Toplu Sözleşmesindeki Başarısızlığa Dikkat Çekiyoruz
Çalık Altyapı ve Elektrik Hizmetleri A.Ş. işyerinde imzalanan 2026-2027 dönemi Toplu İş Sözleşmesi ile çalışanlar adına önemli ekonomik ve sosyal kazanımlar elde edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz.
Ücret artışları, ikramiye, kıdem zammı, sosyal yardımlar, primler, tazminatlar, tamamlayıcı sağlık sigortası ve aile destekleri gibi birçok başlıkta sağlanan haklar; örgütlü mücadelenin, kararlı sendikal duruşun ve etkili toplu sözleşme masasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Hekimsen olarak TES-İŞ’i ve bu süreçte emeği geçen tüm sendika yöneticilerini tebrik ediyoruz.
Ancak bu tablo, kamu çalışanları açısından acı bir gerçeği de ortaya koymaktadır.
İşçi toplu iş sözleşmelerinde çalışanların refahını artıran somut kazanımlar elde edilebilirken; 8. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi’nde memurlar, hekimler ve kamu çalışanları adına aynı başarı ortaya konulamamıştır.
Kamu çalışanlarının alım gücü düşerken, vergi yükü artarken, enflasyon maaşları eritirken; memur toplu sözleşme masasında kalıcı refah payı, adil ücret dengesi ve gerçek ekonomik iyileştirme sağlanamamıştır.
Bugün işçi sendikalarının elde ettiği kazanımlar, memur sendikacılığı açısından da önemli bir mesajdır:
📌 Güçlü sendikacılık masa başında sonuç üretir.
📌 Yetki, sadece imza atmak için değil; hak almak için kullanılmalıdır.
📌 Kamu çalışanları göstermelik artışlara değil, gerçek kazanımlara ihtiyaç duymaktadır.
Hekimsen olarak; hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve tüm kamu görevlilerinin emeğinin enflasyona ezdirilmediği, refah payı içeren, adil ve gerçekçi bir toplu sözleşme yapmak için kamu çalışanlarından yetki talep ediyoruz.
HEKİMSEN
TUS’u Kazanan Hekimlerin İlişik Kesme ve Devir-Teslim Süreçlerine İlişkin Bilgilendirme
Son günlerde tarafımıza, Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonucunda yerleşen hekimlerin ilişik kesme işlemleri ve göreve başlama süreçleriyle ilgili çok sayıda soru ulaşmaktadır. Konuyla ilgili tereddütlerin giderilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Devir-Teslim ve İlişik Kesme Yönergesi hükümleri çerçevesinde aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Yönergenin 7. maddesine göre; görevinden ayrılan personelin devir ve teslim işlemleri, ayrılış sebebine göre belirlenen süreler içerisinde tamamlanır. Aynı maddede emeklilik, nakil ve istifa durumlarında devir-teslim süresinin birim amirince belirleneceği ve bu sürenin 30 günü aşamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
TUS yerleştirmesi sonucunda bir eğitim kurumuna atanacak hekimlerin mevcut görev yerlerinden ayrılışı uygulamada bir nakil işlemi niteliğinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle ilişik kesme sürecinde ilgili birim amirleri tarafından makul bir devir-teslim süresi belirlenebilmekte olup, söz konusu süre en fazla 30 gün olarak uygulanabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, 30 günün otomatik veya zorunlu bir bekleme süresi olmadığıdır. Yönerge, birim amirine ihtiyaç ve hizmet gereklerini dikkate alarak süre belirleme yetkisi vermektedir. Dolayısıyla devir-teslim işlemlerinin daha kısa sürede tamamlanmasının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Devir ve teslimin tamamlanması halinde ilişik kesme işlemlerinin geciktirilmemesi esastır.
Yine aynı Yönerge kapsamında ayrılan personelin uhdesindeki evrak, zimmet, demirbaş, elektronik erişim yetkileri ve diğer kurumsal yükümlülüklerin usulüne uygun şekilde devredilmesi gerekmektedir. Devir-teslim işlemleri tamamlandıktan sonra ilişik kesme işlemi düzenlenecek belge ile sonuçlandırılır.
Bu nedenle TUS’u kazanan meslektaşlarımızın, öncelikle görev yaptıkları kurumun personel birimi ve idarecileri ile iletişime geçerek devir-teslim sürecini başlatmaları, işlemlerin mevzuata uygun ve hızlı şekilde tamamlanması için gerekli belgeleri eksiksiz hazırlamaları önem arz etmektedir.
Konuya ilişkin uygulamada yaşanan gecikme, keyfi bekletme veya mevzuata aykırı işlemler hakkında meslektaşlarımızın sendikamızla iletişime geçmeleri halinde gerekli değerlendirme ve hukuki destek sağlanacaktır.
HEKİMSEN olarak, TUS’u kazanarak uzmanlık eğitimine başlayacak tüm meslektaşlarımıza başarılar diliyor; hak kaybına yol açabilecek uygulamaların takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
📌 Hekim Stratejikse, Hakkı da Stratejik Önemdedir.
Hekimler sağlık hizmetinin sürekliliği gerekçe gösterilerek mevzuatta “stratejik personel” kabul ediliyor.
Ancak sahadaki gerçek çok açık:
Bu statü hekime bir ayrıcalık sağlamıyor. Aksine; tayin, eş durumu, yeniden atama, görev yeri değişikliği ve çalışma hayatı üzerinde ağır idari kısıtlamaların gerekçesine dönüşüyor.
Bugün “stratejik personel” denilerek;
❌ Aile birliği mazereti dar yorumlanıyor,
❌ Hekimin eşinin ve çocuklarının hayatı ikinci plana itiliyor,
❌ Atama ve yer değiştirme talepleri katı kurallara bağlanıyor,
❌ Hekim, kamu hizmetinin yükünü taşırken kendi yaşam planı üzerinde söz sahibi olamıyor.
Oysa devletin sağlık hizmetini planlama görevi, hekimin ailesini ve temel haklarını yok sayma yetkisi değildir.
Hekim, ihtiyaç olduğunda stratejik hak talep ettiğinde sıradan personel sayılamaz. Madem hekim “stratejik personel” olarak görülüyor, o hâlde bu statünün karşılığı da olmalıdır:
✅ Aile birliği hakkı korunmalı,
✅ Keyfi ret işlemlerine son verilmeli,
✅ Atama ve yer değiştirmede hakkaniyet sağlanmalı,
✅ Stratejik yükümlülüğün maddi ve özlük karşılığı verilmelidir.
Hekimsen Hukuk Birimi olarak; üyelerimizin aile birliği, tayin, görevlendirme ve özlük hakkı mağduriyetlerine karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Stratejik personel statüsü, hekimin haklarını sınırlayan tek taraflı bir baskı aracına dönüştürülemez.
📢 Hekim stratejikse, hakkı da stratejik önemdedir.
#Hekimsen #HekimHakları
EMSAL NİTELİĞİNDE EŞ DURUMU ZAFERİ! HEKİMSEN HUKUK BİRİMİ YİNE KAZANDI.
Eş durumu mazeretine dayalı yer değişikliği talebinde bulunan üye hekimimiz için önemli bir hukuki kazanım daha elde ettik.
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan üye hekimimiz, aile birliğinin sağlanması amacıyla Ankara’da bir üniversitede araştırma görevlisi olarak görev yapan eşinin yanına atanmak istemiştir.
Ancak idare tarafından yapılan başvuru;
1️⃣ Üye hekimimizin “stratejik personel” kapsamında olduğu,
2️⃣ Eşinin araştırma görevlisi olması nedeniyle yönetmelikte geçen “öğretim üyesi” veya “öğretim görevlisi” kapsamında değerlendirilemeyeceği,
3️⃣ Bu nedenle eş durumu mazeretine dayalı atama şartlarının oluşmadığı
gerekçeleriyle reddedilmiştir.
⚖️ Hekimsen Hukuk Birimi olarak bu hukuka aykırı ret işlemine karşı dava açtık. Dava sürecinde; aile birliğinin korunması gerektiğini, idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, stratejik personel savunmasının somut olayda uygulanamayacağını ve araştırma görevlisi eş nedeniyle yapılan başvurunun dar yorumlanamayacağını ayrıntılı şekilde ortaya koyduk.
Mahkemece yapılan değerlendirmede Hekimsen Hukuk Birimi’nin hukuki gerekçeleri haklı bulunmuş; idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı, bağlı yetki kapsamında hareket etmesi gerektiği ve gerekli şartları taşıyan üye hekimimiz hakkında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.
🎯 Mahkeme;
✅ “Stratejik personel” savunmasını yerinde görmemiş,
✅ Araştırma görevlisi eş nedeniyle yapılan eş durumu başvurusunun değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiş,
✅ İdarenin emredici hükümlere uymak zorunda olduğunu vurgulamış,
✅ Eş durumu mazeretine dayalı yer değişikliği talebinin reddine ilişkin işlemin İPTALİNE karar vermiştir.
Bu karar; hekimlerin aile birliği hakkının idari gerekçelerle keyfî şekilde sınırlandırılamayacağını ve eş durumu mazeretinin dar yorumlarla etkisiz hâle getirilemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuştur.
📌 Aile birliği hakkı yok sayılamaz.
📌 Stratejik personel gerekçesi, hukuka aykırı işlemlerin kalkanı yapılamaz.
📌 Hekimlerin aile hayatı ve çalışma hakkı idarenin dar yorumlarına terk edilemez.
Hekimsen Hukuk Birimi; üyelerinin yalnızca özlük haklarını değil, aile birliğini, çalışma huzurunu ve hukuki güvenliğini de kararlılıkla savunmaya devam etmektedir.
✅ Hekimsen Hukuk Birimi yine kazandı.
⚖️ Hekimsen Hukuk Birimi varsa, emek sahipsiz kalmaz; hak yerini bulur!
#Hekimsen #HekimsenHukukBirimi
HEKİMSEN'in yeni bir hukuk zaferi daha!
Mahkemeden emsal niteliğinde bir karar çıktı, üyemizin mağduriyeti giderildi.
Eskişehir'de görev yapan, uzman doktor üyemiz, Türk Silahlı Kuvvetleriyle yapılan protokol kapsamında iki aylığına Hakkari'de görevlendirildi.
Görevini yaptı, icap nöbetlerini tuttu, ek mesailerini tamamladı.
Ancak hak ettiği nöbet ve mesai ücretleri ödenmedi.
HEKİMSEN Hukuk Birimi olarak, bu hukuksuzluğa karşı dava açtık.
Mahkeme, idarenin ret işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti ve tüm icap nöbet ücretleri ile ek mesai ücretlerinin ödenmesine karar verdi.
Çünkü hekimin emeği karşılıksız bırakılamaz.
Bir hak daha teslim alındı.
HEKİMSEN'in kazanılan davalar listesine yeni bir tane daha eklemiş olduk.
Üyelerimizin haklarını korumak için dün olduğu gibi bugün de mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
HEKİMSEN, hekimlerin güvencesi olmaya devam edecek!
Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi’nde görev yapan hekimlerimize yönelik uygulanan keyfi mesai dayatmaları, mobbing, tehdit dili ve meslek onurunu zedeleyen yaklaşımlar kabul edilemez!
Sendikamıza ulaşan ciddi iddialara göre, hastane yönetimi tarafından hekimlerimize yönelik sarf edildiği öne sürülen; “Bundan sonra sürünün de görün”, “Bu hastanedeki doktorların %90’ından nefret ediyorum” gibi ifadeler yalnızca nezaketsizlik değil, çalışma barışına, hekimlik onuruna ve kamu hizmeti ciddiyetine açık bir saldırıdır.
📌 Kamuoyuna ve Yetkililere Duyurumuzdur:
Hastaneler Şahsi İktidar Alanı Değildir: Kamu görevi keyfilikle, öfkeyle ve baskıyla yönetilemez. Mobbingin olduğu bir ortamda hasta güvenliği sağlanamaz.
Bakanlığa ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne Çağrı: İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı, bu yönetim anlayışı hakkında derhal idari inceleme başlatmalıdır.
Diğer taraftan İstanbul Tabip Odasını da hekimlere yapılan onursuz yaklaşımlarından ötürü Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi hakkında disiplin soruşturması yapmaya davet ediyoruz.
Meşru Haklarımızı Kullanacağız: Gerekli adımların atılmaması halinde; iş bırakma dahil demokratik/sendikal haklarımızı kullanacağımızı ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı ilan ediyoruz!
Hekimlerin meslek onurunu zedeleyen, dinlenme hakkını yok sayan hiçbir uygulamaya sessiz kalmayacağız. Hekimler yalnız değildir!
#HekimeMobbingeHayır
#AngaryayaHayır
#HekimlerYalnızDeğildir #EsenyurtDevletHastanesi
#SağlıkBakanlığı
📌 Memur Zammı Artık Borçlanmanın Önünü Kesemiyor!
BDDK verileri, çalışan kesimin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmayı açıkça ortaya koyuyor.
2020 sonunda toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 821 milyar TL seviyesindeyken, 12 Haziran 2026 itibarıyla bu tutar 6,5 trilyon TL’ye yükseldi.
Daha çarpıcı olan ise bireysel kredi kartı borçlarıdır:
📊 2020’de bireysel kredi kartı borcu: 145 milyar TL
📊 2026’da bireysel kredi kartı borcu: 3,2 trilyon TL
Yani kredi kartı borçları yaklaşık 22 kat arttı.
İhtiyaç kredileri de aynı dönemde 385 milyar TL’den 2,49 trilyon TL’ye çıktı.
Bu tablo bize şunu gösteriyor:
Memur ve çalışan kesim artık maaşıyla geçinemediği için borçlanıyor.
Zamlar, alım gücünü artırmak yerine çoğu zaman geçmiş borcu kapatmaya yetiyor.
Maaş artışı daha cebe girmeden kredi kartı ekstresi, ihtiyaç kredisi taksiti, kira ve temel harcamalara gidiyor.
Bugün verilen zam, memurun refahını artırmıyor; sadece borç sarmalının biraz daha çevrilmesini sağlıyor.
📌 Gerçek zam; kredi kartına, ihtiyaç kredisine ve borca mecbur bırakmayan zamdır.
📌 Memurun maaşı, ay sonunu borçsuz getirebilecek seviyeye çıkarılmalıdır.
https://t.co/xyhtzHbyVR
Bu e nabiz ve e receteden kim sorumluysa,E-nabız Kadar e recete kadar kafanıza taş düşsün inşallah. 10 gündür bizi Perişan ettiniz bir tane doğru düzgün adam gibi yazılımcınız yok mu sizin. 1 5 milyar hasta baktırıyorsunuz Her şeyiniz bozuk
⚖️ HEKİMSEN HUKUK BİRİMİ KAZANMAYA DEVAM EDİYOR!
Ceza mahkemesinde yargılanan üye hekimimiz hakkında BERAAT kararı aldık.
Trafik kazası nedeniyle tedavi görmekte olan bir hastanın, tedavi sürecinde enfeksiyon gelişmesi üzerine sevk edilmesi ve daha sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle üye hekimimiz hakkında soruşturma başlatılmıştır.
Hekimimiz hakkında;
1️⃣ Ölüm şeklinin “doğal ölüm” olarak bildirilmesi,
2️⃣ Savcılığa ayrıca bildirimde bulunulmaması,
3️⃣ Ölü muayene ve otopsi işlemi yapılmadan defin işleminin gerçekleşmesi
gerekçeleriyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
⚖️ Hekimsen Hukuk Birimi olarak sürece dahil olduk; üye hekimimizin mesleki sorumluluğunun haksız şekilde cezai sorumluluğa dönüştürülmemesi için dosyayı titizlikle takip ettik.
Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış; raporda, hastanın ölümünün geçirdiği trafik kazası ile illiyet bağı bulunduğu, ölümün künt kafa ve göğüs travmasına bağlı gelişen ağır yaralanmalar ve komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ortaya konulmuştur.
📌 Hukuk Birimimizin savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, üye hekimimizin üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına hükmedilmiş ve BERAAT kararı verilmiştir.
✅ Karar kesinleşmiştir.
Bu karar; hekimin her olumsuz tıbbi sonuçtan otomatik olarak sorumlu tutulamayacağını, ceza yargılamasında somut delil, illiyet bağı ve kusur değerlendirmesinin esas alınması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Hekimsen Hukuk Birimi; hekimlerin mesleki itibarını, hukuki güvenliğini ve emeğini korumak için açılan her dosyada kararlılıkla mücadele etmeye devam etmektedir.
✅ Hekimsen Hukuk Birimi yine kazandı.
⚖️ Hekimsen Hukuk Birimi varsa, emek sahipsiz kalmaz; hak yerini bulur!
#Hekimsen @Hekimsenhukuk #HekimHakları
📌 Hekim ve Memur Maaşını Nereye Harcıyor?
TÜİK 2025 verileri, memur ve hekimlerin bütçesindeki geçim baskısını açıkça ortaya koyuyor. Kira Giderleri İlk Kez Gıdayı Geride Bıraktı.
🔸 Memur gelirinde denk gelen harcama grubunda 2025 yılında harcamaların;
* %35,0’i konut ve kiraya,
* %23,1’i gıdaya gidiyor.
Yani memurun her 100 TL harcamasının 58,1 TL’si sadece kira ve gıdaya ayrılıyor.
Bu tablo, memurun bütçesinin artık sosyal yaşama, eğitime, kültüre veya refaha değil; büyük ölçüde barınma ve beslenmeye sıkıştığını gösteriyor.
🔹 Hekim gelirinde denk gelen harcama grubunda ise 2025 yılında harcamaların;
* %28,1’i konut ve kiraya,
* %21,1’i ulaştırmaya,
* %16,8’i gıdaya gidiyor.
Hekimler biraz daha yüksek gelir grubunda yer alsa da artan kira, ulaşım ve temel yaşam maliyetlerinden kaçamıyor.
Özellikle konut ve kira harcamasının memur grubunda %31,8’den %35,0’e, hekim grubunda ise %25,1’den %28,1’e yükselmesi; barınma krizinin hem memurları hem de hekimleri doğrudan etkilediğini gösteriyor.
📉 Kira artıyor.
📉 Gıda pahalanıyor.
📉 Ulaşım maliyetleri yükseliyor.
📉 Alım gücü eriyor.
📉 Refah alanı daralıyor.
Maaş artıyor gibi görünse de gerçek tablo değişmiyor: Ücretli çalışanların geliri, artan zorunlu giderler karşısında erimeye devam ediyor.
Memur da hekim de artık rakamsal maaş artışı değil; gerçek alım gücü, refah payı ve insanca yaşam ücreti istiyor.
https://t.co/yz7n5uIvIx
📌 Hekim ve Memur Maaşını Nereye Harcıyor?
TÜİK 2025 verileri, memur ve hekimlerin bütçesindeki geçim baskısını açıkça ortaya koyuyor. Kira Giderleri İlk Kez Gıdayı Geride Bıraktı.
🔸 Memur gelirinde denk gelen harcama grubunda 2025 yılında harcamaların;
* %35,0’i konut ve kiraya,
* %23,1’i gıdaya gidiyor.
Yani memurun her 100 TL harcamasının 58,1 TL’si sadece kira ve gıdaya ayrılıyor.
Bu tablo, memurun bütçesinin artık sosyal yaşama, eğitime, kültüre veya refaha değil; büyük ölçüde barınma ve beslenmeye sıkıştığını gösteriyor.
🔹 Hekim gelirinde denk gelen harcama grubunda ise 2025 yılında harcamaların;
* %28,1’i konut ve kiraya,
* %21,1’i ulaştırmaya,
* %16,8’i gıdaya gidiyor.
Hekimler biraz daha yüksek gelir grubunda yer alsa da artan kira, ulaşım ve temel yaşam maliyetlerinden kaçamıyor.
Özellikle konut ve kira harcamasının memur grubunda %31,8’den %35,0’e, hekim grubunda ise %25,1’den %28,1’e yükselmesi; barınma krizinin hem memurları hem de hekimleri doğrudan etkilediğini gösteriyor.
📉 Kira artıyor.
📉 Gıda pahalanıyor.
📉 Ulaşım maliyetleri yükseliyor.
📉 Alım gücü eriyor.
📉 Refah alanı daralıyor.
Maaş artıyor gibi görünse de gerçek tablo değişmiyor: Ücretli çalışanların geliri, artan zorunlu giderler karşısında erimeye devam ediyor.
Memur da hekim de artık rakamsal maaş artışı değil; gerçek alım gücü, refah payı ve insanca yaşam ücreti istiyor.
https://t.co/NuIGo5O6yM