Değerli üyelerimiz,
Birinci basamakta çalışan Aile Hekimliği uzmanlarının, 2. Ve 3. Basamakta çalışan uzman hekimlere tanınan haklara sahip olabilmesi amacıyla 3 Ağustos Pazartesi saat 20:00 de AHEF'in düzenleyeceği X eylemine desteklerinizi bekliyoruz.
@TEKsendika olarak aile hekimliği uzmanlarımızın yanındayız.
Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Toplum ruh sağlığının korunması, hukuk devleti, adalet ve demokrasi ilkelerinin yaşatılmasıyla, geleceğe güven duyabilmekle ile ve insan temel hak ve özgürlüklerinin güvencede olması ile mümkündür. Demokratik değerlere ve teamüllere aykırı uygulamalar sadece siyasal alanı değil, ruhsal ve toplumsal b��tünlüğü de zedelemektedir. Yetkilileri, halkın iradesine, demokratik süreçlere ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya; toplumda güven, barış ve umudu güçlendirecek adımlar atmaya davet ediyoruz.
#türkiyepsikiyatriderneği
@cemsafakaybu1 İyi ya birileri bunu CV'sine ekler varsayımı ile toplum ve birey ruh sağlığı ile ilgili farkındalık yaratacak, bilgi düzeyini arttıracak -ayrıca geliri depremzede çocuklarla paylaşılacak- bu eğitime "tü kaka" diyelim. Neden? Ağzı bozuk art niyetli başka birileri öyle istiyor diye
🔴 AİLE HEKİMLİĞİ SÖZLEŞME VE ÖDEME YÖNETMELİĞİ’NDE DEĞİŞİKLİK Mİ, YOKSA AİLE HEKİMLİĞİNİ YILDIRMAYA ADANMIŞ BİR SİSTEM Mİ?
Madde 1 – Geçtiğimiz yıl Kasım ayında yapılan düzenleme ile sözleşme yetkisi müdürlükten alınarak valiye verilmişti. Bakan, “sigma formülleri” ve tartışmalı kriterlerin getirilmesi sonrası güven ortamı kalmadığı için bu yetkiyi valiye verdiklerini açıklamıştı. Şimdi ne değişti de tekrar il sağlık müdürüne devredildi? Bu çelişkinin gerekçesi nedir?
Madde 2 – Daha önce sözleşme yenileme, gebe-lohusa izlemleri, kronik hasta ve kanser taramaları gibi parametrelerde hedefe ulaşılması şartına bağlıydı. Yeni düzenlemeyle hedeflerin yüksek kriterlerde karşılanması gerekiyor. Bu, hekimleri imkânsız kriterler ve vatandaşın sorumluluğunda olan göstergelerle baskı altında tutmaktan başka bir şey değildir. Vatandaşın sorumlulukları yok sayılırken, tüm yük aile hekimine yükleniyor.
Madde 3 – Görevden uzaklaştırma süreleri önceki yönetmelikte idare kararıyla uzatılabiliyordu. Danıştay geçtiğimiz Mayıs ayında bu düzenlemeyi iptal etmişti. Ancak bakanlık aynı hükmü, sadece kelime değiştirerek tekrar ekledi. Şimdi kovuşturma şartı getirilmiş görünüyor ama özünde aynı düzenleme dayatılıyor. Kaybedilen davalara göre “makyaj” yapıp tekrar getirmek, hukuk devletine yakışmaz.
Madde 4 ve 5 – Bir yıldır aile hekimine başvurmayan grup için %50 kesinti devam ediyor. Tutulmayan nöbetlerde %8’lik kesinti, “akılcı ilaç kullanımı” ve “vatandaş memnuniyeti” gibi ölçütler ise belirsizliğiyle aile hekimlerini adeta cezalandırma aracı haline getiriliyor. Üstelik memnuniyet kriteri; ASM temizliği veya “doktor sizi muayene etti mi” gibi onur kırıcı sorulara verilen cevaplara göre belirleniyor. Hekimlerin mesleki onuru böyle ölçülemez.
Madde 6 ve 7 – Hesaplamalarda kullanılacak göstergeler tabloya bağlanmış, parasal düzenlemeler 1 Kasım 2024’ten itibaren geçerli olacak. Bu tarihten önceki kesintiler iade edilecek olsa da, asıl mesele hekimlerin omuzlarına yüklenen yeni baskılar ve sürdürülemez kriterlerdir.
En kritik değişikliklerden biri, ihbar ve kıdem tazminatı sorumluluğunun aile hekimlerine devredilmesidir. Daha önce Bakanlığın sorumluluğunda olan bu yük, şimdi hekimlerin üzerine bırakılıyor. Oysa iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kamu–özel fark etmeksizin işveren tarafından sağlanmak zorundadır. Aile sağlığı merkezlerinde işveren hekim değil, Sağlık Bakanlığı’dır. Buna rağmen bakanlık kendi yükümlülüklerini aile hekimlerine yıkıyor. Bu durum hem hukuka aykırı hem de mesleğin sürdürülebilirliğini yok eden bir adımdır.
Yönetmelik, sürekli yapılan eklemelerle adeta bir oyuncağa çevrilmiştir. Her gün yeni bir yük, yeni bir kesinti, yeni bir baskı getirilmektedir. Danıştay kararları bile görmezden gelinerek aynı hükümler farklı kılıflarla tekrar uygulanmaya çalışılmaktadır.
Biz soruyoruz:
👉 Bu nereye kadar sürecek?
👉 Tek bir aile hekimi dahi kalmasın mı istiyorsunuz?
👉 Bu mesleği yapanlara hayatı zindan ederek, aile hekimliğini sürdürülemez hale getirmek mi hedefleniyor?
Açıkça ifade ediyoruz:
Mesleğimizi, emeğimizi ve geleceğimizi oyuncak gibi yönetmeliklerle heba ettirmeyeceğiz. İş güvencemizi yok eden, onurumuzu zedeleyen, aile hekimliğini ayakta kalamaz hale getiren her düzenlemenin karşısında duracağız.
@DrSarperSaglam Personel-hastalarla resmi dil kullanarak iletişim kursunlar.Sosyal çevreleri mümkünse hekim ağırlıklı kisiler olsun.Hatır, gönül, rica üzerine usulsüz işlem yapmasınlar.Her hastaya not düşsünler.Agresif, zor hasta-yakını ile kamera açısında veya bir şahit ile görüşsünler
Etik ilkeleri ve mesleki değerleri gereği hekimler hiçbir koşulda hastalarına yönelik ayrımcı tutum sergileyemez, onları yargılayamaz, bu gerekçe ile sağlık hizmeti sunmaktan çekilemezler.
Bu mesleğin mensubu olarak bizler, bir hekimin sağlık hizmeti almak isteyen bir yurttaşı ayrımcı ifadeler ve yaşam tarzına dair ahlaki yargılarla muayene etmeyi reddettiği olaya ilişkin tepkiliyiz.
Türkiye Psikiyatri Derneği bireyden topluma her aşamada ruh sağlığı üzerinde bozucu etkileri olan toplumsal cinsiyet, etnik köken, inanç, dil, sınıf, siyasi düşünce, yaş, her türlü engellilik hali, yaşam tarzı gibi eksenlerdeki tüm ayrımcılık ve damgalama biçimlerinin her zaman karşısında olacaktır.
#türkiyepsikiyatriderneği
Bu ülkenin kaynakları ve birikimi hem hekimi hem hastayı hem de toplumu mutlu etmek için yeterlidir.
1. Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan bütçe artırılmalı ve bu alanda etkili planlama/uygulama yapılmalıdır.
2. Birinci basamak sağlık hizmetleri birimlerinin sayısı artırılmalı, bu birimlerin giderleri kamu tarafından karşılanmalı, bu birimlere yeterli kamu çalışanı istihdamı sağlanmalıdır.
3. Uygulanabilir, etkili bir basamaklı sağlık hizmeti sağlanmalıdır.
4. SGK özellerden hizmet alımını azaltmalıdır. Sağlıkta ticarileşmeye, çeteleşmeye izin verilmemelidir.
5. Beş dakikada sağlık olmaz, hastaya ayrılan süre en az 15 dakika olmalıdır.
6. Yapılan işin sayısına değil niteliğine ve değerine bakılmalıdır.
7. Hekimlere emekliliğe yansıyan, tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek, performansın katkısının %20’yi geçmediği aylık temel ücret verilmelidir.
8. Ülkede şiddeti, ötekileştirmeyi, belirsizliği ve vasatlığı artıran her türlü söylem ve uygulamadan vazgeçilmeli, şeffaf, güvenilir, liyakatli, bilimin ışığında, demokratik bir iklim sağlanmalıdır.
9. Dümeni tutanlar hekimlere ve hekimlerin meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği’ne kulak vermelidir.
#BaşkaBirSağlıkSistemiMümkün
#BaşkaBirTürkiyeMümkün
Dile kolay; Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde bu masalarda 3 yılda 1502 hasta ameliyat ettim. Çalışma arkadaşlarımla dünyada çok nadir görülen hastalarla karşılaştık. Bir çok zorlukları beraber göğüsledik. Neredeyse soluksuz çalıştık. Yine de her güne aynı enerjiyle başladık. Ve istemesem de ayrılık günü geldi çattı. İstanbul’daki masraflara devletteki maaş yetmediğinden devlet hastanesinden ayrılmak zorunda kaldım. Takibini yaptığım tüm hastalarım kendilerinden herhangi bir karşılık beklenmeksizin istedikleri zaman bana sosyal medyadan mesaj yoluyla ulaşabilirler. Sağlığına bir nebze dokunup faydam olan tüm hastalarıma ve hasta yakınlarıma sağlıklı bir ömür dilerim.