Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli:
Türk milletinin Anadolu’daki son büyük ölüm-kalım mücadelesinde 30 Ağustos 1922, iki asrı aşan ricat devrinin tersine çevrildiği; düşman önünde gittikçe geriye çekilen hudut çizgilerinin bu defa Türk süngüsünün istikametinde batıya doğru sürüldüğü gündür.
30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kesilen hükmün ağırlığını kavramak için birkaç günlük bir muharebenin hudutlarından çık��p Türk milletinin iki asrı aşan mücadele tarihine bakmak gerekir.
1699 Karlofça’yla başlayan toprak kayıpları, 93 Harbi’nin ağır yaralarıyla derinleşmiş; Balkan Harpleri’nde Rumeli’nin bağrından koparılan yüz binlerin acısı, Trablusgarp’tan Kafkasya’ya, Çanakkale’den Filistin’e kadar uzanan cephelerde verilen insan ve vatan kayıplarıyla birleşmiştir.
Mondros’la ordusu dağıtılmak, Sevr’le vatanı parçalanmak, İzmir’in işgaliyle Anadolu’nun kalbine kadar sokulmak istenen Türk milleti için mesele artık kaybedilmiş toprakların hesabından çıkmış, elde kalan son vatan üzerinde hür yaşayıp yaşayamayacağımızın davasına dönüşmüştür.
İstiklal Harbi’nin bütün askeri kudreti; genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, topyekûn ayağa kalkan milli seferberlik ruhuyla işte bu hakikat etrafında çelikleşmiştir.
Mütareke hükümlerinin arkasına saklanan işgal kuvvetleri limanlara, kışlalara, demiryollarına ve şehirlere el uzatırken; Anadolu’nun farklı köşelerinde yükselen itiraz, Samsun’dan Havza’ya, Amasya’dan Erzurum’a Sivas’a uzanan mücadeleyle müşterek bir istikamete kavuşmuş; nihayet Ankara’da devlet iradesine dönüşmüştür.
İnönü’de yeniden doğrulan Türk ordusu, Kütahya-Eskişehir’in çetin şartlarında Sakarya’nın doğusuna çekilirken iradesinden hiçbir şey kaybetmemiş; Ankara’nın ufkunda düşman top seslerinin duyulduğu günlerde Türk milleti, altında izmihlal ateşi, karşı yakasında istiklal ve milli beka bulunan bir sırat köprüsünün üzerinde yürümüştür.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli:
Sakarya’da yirmi iki gün ve gece boyunca kanla tutulan hat, yedi düvelin sırtını sıvazladığı Yunan taarruzunun belini kırmış; asırlardır ağır bedellerle sınanan Türk milletinin istikbali, istiklal istikametinde yeniden şahlanmıştır.
Fakat Türk’ün hesabı henüz kapanmamıştır. Ordunun noksanları tamamlanmış, milletin kıt imkanları aynı hedef uğruna seferber edilmiş, düşmanın kökünü Anadolu’dan sökecek nihai zaferin saati, sabır ve sebatla beklenmiştir.
26 Ağustos sabahında Kocatepe’nin karanlığını yaran Türk topçusu, bekleyişin bittiğini ilan etmiştir. Afyon hattı parçalanmış, Türk ordusu dört gün boyunca düşmanın yollarını adım adım kapatarak Dumlupınar’daki nihai hesaplaşmanın çemberini örmüştür.
Nihayet 30 Ağustos’ta Dumlupınar, iki asırlık hesabın görüldüğü meydana dönüşmüştür.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın sevk ve idaresindeki kahraman Türk ordusu; piyadenin süngüsü, topçunun ateşi, süvarinin yıldırım misali sürati ve Mehmetçiğin ölümden sakınmayan imanıyla emperyalist hesapların piyonlarını tarumar etmiş; Karlofça’dan Balkan Harplerine kadar biriken hicranın, Mondros’un hüsranının, Sevr’in hayasız hesabının cevabı Dumlupınar’da verilmiştir.
Türk ordusu zaferin ardından durmamış; 9 Eylül’de İzmir’e vardığında Anadolu’ya sokulan müstevli, başladığı yerde denize dökülmüştür.
Kocatepe’de alınan karar, Dumlupınar’da verilen hüküm, İzmir’de nihayet bulan hakikat bellidir: Bu vatan üzerinde son söz Türk milletinindir!
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal Harbi’ne omuz veren kahraman silah arkadaşlarını; bu toprakları kanlarıyla, canlarıyla bizlere vatan kılan şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
Skandal Gelişme: Cemal Enginyurt’un Başdanışmanı Cem Tekinoğlu, Gülistan Doku Dosyasında
Cemal Enginyurt’un başdanışmanı Cem Tekinoğlu’nun, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında incelenen HTS kayıtlarında yer aldığı aldı.
Tekinoğlu, daha önce de Munzur Üniversitesi’nde kadın öğrencileri tehdit ederek para karşılığında cinsel ilişkiye zorladığı yönündeki iddialarla gündeme gelmiş, söz konusu iddialar hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verilmişti.
Sen neymişsin, Cemal Enginyurt’un danışmanı Cem Tekinoğlu?
Cem Tekinoğlu’nun ismi daha önce Tunceli ve Elazığ’da öğrenci kızları para karşılığı fuhşa teşvik eden bir suç örgütüyle bağlantılı gündeme gelmişti. Hatta bu iddialar hakkında Meclis’e soru önergesi dahi verilmişti.
Gazeteci Rojda Altıntaş’ın haberleştirdiği bu iddiaları ben de
paylaşmıştım.
Ne var ki bu paylaşımım nedeniyle Tunceli’de bir savcı, suç işlediğimi düşünerek hakkımda dava dahi açmış!?
@adalet_bakanlik@TunceliValiligi
#TunceliCumhuriyetbaşsavcılığı
Çirkin, pis ve aşağılık bir kampanyanın hedefi haline geldim. FETÖ’cüler başta olmak üzere bir takım karanlık çevrelerle troller, sistematik biçimde Serdar Özyurt isimli silah fabrikatörü bir iş insanından düzenli para aldıkları ortaya çıkan Cem Küçük, Tahir Sarıkaya gibi isimlerin hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle benim adımı kirletmeye çalışıyorlar. Bunun için de Serdar Özyurt ile yaptığım, aşağıda linki olan 19 Nisan 2022 tarihli “Bir silah fabrikatörünün serüveni; FETÖ batırdı ama yılmadı” başlıklı bir röportaj-makalemi gündeme getiriyorlar. Yazıyı okuyanlar anlayacaktır, son derece ilginç bir konu ve hikâyeydi. Serdar Özyurt’un Silivri’deki fabrikasına giderek röportajı yapıp, fotoğrafları çektim. Onunla hayatımda bir kere daha karşılaşmadım ve görüşmedim. Gazetecilik hayatım boyunca çalıştığım kurumların patronlarından aldığım maaşın dışında ne Serdar Özyurt’tan ne de başka kimseden, “Haber yazmak ya da yazmamak” için, tweet atmak için, övmek ya da yermek için para almadım. Son derece açık ifade edeyim. Bunları yapmak ŞEREFSİZLİKTİR, AHLAKSIZLIKTIR. Bana bu iftirayı atanlar da AHLAKSIZ ve ŞEREFSİZDİR. Bunu yayanlar da aynı şekilde. Muhalif kanadın kimleri milyonlarla beslediğini bilerek söylüyorum; HER ŞEYİM ORTADA…ALNIM AÇIK. Kimse beni bu pisliğe bulaştıramaz. Bu kadar net söylüyorum. Şimdiye dek açıklama yapmaya tenezzül etmedim ama dostlarım ve avukatım “Bir açıklama yapın, çünkü susmak herkes tarafından kabul etmek anlamına geliyor” dediği için yazdım. Bu algı operasyonunu yürütenlerin asıl amacının, iktidar cephesine destek veren isimleri bu vesileyle düşürelim kafası olduğunu da biliyorum. Düşmem. Belki tökezlerim ama daha güçlü kalkarım.
https://t.co/K2peAwclJt
Hayır onun bunun çocuğu. Korktuğum filan yok. Sadece kamuoyuna bir açıklama yapmam gerektiği kanısına vardım senin gibi şerefsizlerin yaydığı yalanlar üzerine. Son derece netim, tertemizim. Benim nesebim senin gibi BND'den ve FETÖ'den gelmiyor bu yüzden vatanımdayım, firari değilim.
Hayır onun bunun çocuğu. Korktuğum filan yok. Sadece kamuoyuna bir açıklama yapmam gerektiği kanısına vardım senin gibi şerefsizlerin yaydığı yalanlar üzerine. Son derece netim, tertemizim. Benim nesebim senin gibi BND'den ve FETÖ'den gelmiyor bu yüzden vatanımdayım, firari değilim.
Çirkin, pis ve aşağılık bir kampanyanın hedefi haline geldim. FETÖ’cüler başta olmak üzere bir takım karanlık çevrelerle troller, sistematik biçimde Serdar Özyurt isimli silah fabrikatörü bir iş insanından düzenli para aldıkları ortaya çıkan Cem Küçük, Tahir Sarıkaya gibi isimlerin hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle benim adımı kirletmeye çalışıyorlar. Bunun için de Serdar Özyurt ile yaptığım, aşağıda linki olan 19 Nisan 2022 tarihli “Bir silah fabrikatörünün serüveni; FETÖ batırdı ama yılmadı” başlıklı bir röportaj-makalemi gündeme getiriyorlar. Yazıyı okuyanlar anlayacaktır, son derece ilginç bir konu ve hikâyeydi. Serdar Özyurt’un Silivri’deki fabrikasına giderek röportajı yapıp, fotoğrafları çektim. Onunla hayatımda bir kere daha karşılaşmadım ve görüşmedim. Gazetecilik hayatım boyunca çalıştığım kurumların patronlarından aldığım maaşın dışında ne Serdar Özyurt’tan ne de başka kimseden, “Haber yazmak ya da yazmamak” için, tweet atmak için, övmek ya da yermek için para almadım. Son derece açık ifade edeyim. Bunları yapmak ŞEREFSİZLİKTİR, AHLAKSIZLIKTIR. Bana bu iftirayı atanlar da AHLAKSIZ ve ŞEREFSİZDİR. Bunu yayanlar da aynı şekilde. Muhalif kanadın kimleri milyonlarla beslediğini bilerek söylüyorum; HER ŞEYİM ORTADA…ALNIM AÇIK. Kimse beni bu pisliğe bulaştıramaz. Bu kadar net söylüyorum. Şimdiye dek açıklama yapmaya tenezzül etmedim ama dostlarım ve avukatım “Bir açıklama yapın, çünkü susmak herkes tarafından kabul etmek anlamına geliyor” dediği için yazdım. Bu algı operasyonunu yürütenlerin asıl amacının, iktidar cephesine destek veren isimleri bu vesileyle düşürelim kafası olduğunu da biliyorum. Düşmem. Belki tökezlerim ama daha güçlü kalkarım.
https://t.co/K2peAwclJt
🇹🇷 TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİNE “İSRAİL PROJESİ” DEMEK!
👉 Bu ses Türkiye’nin sesi değil, peki kimin sesi?
📌 Yeni Şafak Gazetesi’nde 26 Ağustos 2026 tarihinde Müstafi Amiral Cihat Yaycı diyor ki:
“SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu bir masaldır. PKK karşımıza Suriye ordusu olarak çıkacak. PKK yönetim sahibi oldu. Bu bir İsrail projesidir. Halkımızın uyanması lazım.”
🇹🇷 Peki soruyorum:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde,
➡️ Millî Savunma Bakanımız Sn. Yaşar Güler,
➡️ Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu,
➡️ MİT Başkanımız Sn. İbrahim Kalın
ve devletimizin bütün güvenlik kurumlarıyla Suriye’nin toprak bütünlüğü, TEK DEVLET–TEK ORDU ilkesi ve terör örgütlerinin tasfiyesi için sahada ve masada mücadele ederken;
❓ Bu sürece “İSRAİL PROJESİ” demek ne anlama geliyor?
👉 Cumhurbaşkanımız mı İsrail projesini uyguluyor?
👉 Millî Savunma Bakanımız Yaşar Güler ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz mi İsrail’in planını göremiyor?
👉 MİT Başkanımız İbrahim Kalın ve devletimizin sahadaki istihbarat aklı mı yanılıyor da bir tek Cihat Yaycı mı gerçeği görüyor?
❗ İsrail’in istediği; parçalanmış, merkezi otoritesi zayıflatılmış, kuzeyinde bir terör yapılanmasının kalıcılaştırıldığı Suriye’dir.
🇹🇷 Türkiye’nin hedefi ise açıktır:
TEK SURİYE!
TEK DEVLET!
TEK ORDU!
SINIRIMIZDA TERÖR YAPILANMASINA SIFIR MÜSAMAHA!
📌 Devletimizin yıllardır şehitler vererek, sahada askerî güç ve masada diplomasi kullanarak yürüttüğü mücadeleyi “İsrail projesi” diye yaftalamak; Türkiye’nin Suriye politikasını ve terörle mücadele stratejisini itibarsızlaştırmaktır.
Şimdi açıkça cevap verin Sayın Yaycı:
“İSRAİL PROJESİ” DEDİĞİNİZ BU SÜRECİ KİM YÜRÜTÜYOR?
🇹🇷 BU MİLLET DEVLETİNE, ORDUSUNA VE İSTİHBARATINA GÜVENİYOR!👇
🇹🇷 TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİNE “İSRAİL PROJESİ” DEMEK!
👉 Bu ses Türkiye’nin sesi değil, peki kimin sesi?
📌 Yeni Şafak Gazetesi’nde 26 Ağustos 2026 tarihinde Müstafi Amiral Cihat Yaycı diyor ki:
“SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu bir masaldır. PKK karşımıza Suriye ordusu olarak çıkacak. PKK yönetim sahibi oldu. Bu bir İsrail projesidir. Halkımızın uyanması lazım.”
🇹🇷 Peki soruyorum:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde,
➡️ Millî Savunma Bakanımız Sn. Yaşar Güler,
➡️ Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu,
➡️ MİT Başkanımız Sn. İbrahim Kalın
ve devletimizin bütün güvenlik kurumlarıyla Suriye’nin toprak bütünlüğü, TEK DEVLET–TEK ORDU ilkesi ve terör örgütlerinin tasfiyesi için sahada ve masada mücadele ederken;
❓ Bu sürece “İSRAİL PROJESİ” demek ne anlama geliyor?
👉 Cumhurbaşkanımız mı İsrail projesini uyguluyor?
👉 Millî Savunma Bakanımız Yaşar Güler ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz mi İsrail’in planını göremiyor?
👉 MİT Başkanımız İbrahim Kalın ve devletimizin sahadaki istihbarat aklı mı yanılıyor da bir tek Cihat Yaycı mı gerçeği görüyor?
❗ İsrail’in istediği; parçalanmış, merkezi otoritesi zayıflatılmış, kuzeyinde bir terör yapılanmasının kalıcılaştırıldığı Suriye’dir.
🇹🇷 Türkiye’nin hedefi ise açıktır:
TEK SURİYE!
TEK DEVLET!
TEK ORDU!
SINIRIMIZDA TERÖR YAPILANMASINA SIFIR MÜSAMAHA!
📌 Devletimizin yıllardır şehitler vererek, sahada askerî güç ve masada diplomasi kullanarak yürüttüğü mücadeleyi “İsrail projesi” diye yaftalamak; Türkiye’nin Suriye politikasını ve terörle mücadele stratejisini itibarsızlaştırmaktır.
Şimdi açıkça cevap verin Sayın Yaycı:
“İSRAİL PROJESİ” DEDİĞİNİZ BU SÜRECİ KİM YÜRÜTÜYOR?
🇹🇷 BU MİLLET DEVLETİNE, ORDUSUNA VE İSTİHBARATINA GÜVENİYOR!👇
Anne ve babanın duası, insanın en büyük manevi gücüdür.
Bizler; büyüklerimizin duasını, Türk-İslam ülküsünü ve vatan sevgisini gönlümüzde taşıyarak yürüyen Ülkücü Türk gençliğiyiz.
Hayırlı Cumalar. 🇹🇷
Üniversite okurken, hayatının herhangi bir döneminde herhangi bir terör örgütü sempatizanı veya militanıyla hiçbir haklı kavgaya girememiş, seküler, ılık, beyaz Türk özentisi, Türk Milliyetçiliğini sulandıran, yanında torpil patlasa masanın altına girecek, ama hayli öfkeli..
Kurt yerine tilki postu takan Temudan alınan Türk milliyetçisi Ümit Özdağ'ın kurdurduğu İstiklal Kadınları Hareketi yoluna çıkmış.. önüne geleni çarpıyorlar..!
Haluk Levent koğuştan "imreni" attı.
Türk Dünyası’nın kadim başkenti Ahlat’tan, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’dan Türk gençliğine güçlü bir mesaj var;
Kökümüz Ahlat’tadır.
Ruhumuz Malazgirt’tedir.
Gözümüz gelecektedir.
Hedefimiz Kızılelma’dır!
26 Ağustos Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü kutlu olsun! 🇹🇷
Türk vatanı daim olsun.
Türk milleti, bu topraklarda ebediyen hür ve bağımsız yaşasın.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Allah’ın izniyle ilelebet payidar kalsın. 🇹🇷
#ulkuocaklari