Öğretmenler özel okulların kölesi değildir. Okul yöneticilerinin bu tür velilere haddini bildirmesi; öğretmenlerin de özel yaşamı ve mesai saatleri olduğunu, öğretmen haklarına saygı duymaları gerektiğini anlatmalıdır.
En çok öğretmen açığı bulunan 12 ilde, alan değişikliği yapılacakmış.
Yani o ilde edebiyat öğretmeni fazla ise alan değişikliği ile sınıf öğretmeni olabilecek. Bu ne demek bunu düşünebiliyor musunuz? Bu öğrencilerin alan dışı, eğitimini almamış öğretmenlerle eğitim görmesi demek!
Sayın @Yusuf__Tekin makama geldiğiniz ilk günden beri ben veli karşısına nitelikli öğretmeni çıkarmalıyım diyip, eğitimin kalitesini arttırmaktan bahsedip yaptığınız her uygulama ile eğitimin kalitesini antibilimle sekteye uğrattınız. Söyledikleriniz ve icraatleriniz hep farklı oldu. Hep kamuoyununda algı yaratıp Milli Eğitim sistemini katlettiniz.
Akademi, mülakat, branş değişikliği ve niceleri… Siz ülkenin bakanı iken, makama atanan kişi iken siyasetle hep meşgul oldunuz. Eğitimle değil. Bu ülkenin öğretmenlerini küçümsediniz.
Sayın @RTErdogan artık eğitimde yapılan bu katliamı görmenizi istiyoruz. Kurduğunuz bakanlık sisteminin gelmiş geçmiş en kötü bakanıdır Yusuf Tekin. Biz siyaset yapmıyoruz, menfaat için birini ne övüyor ne de yeriyoruz. Biz bu ülkede nitelikli bir eğitim ve nitelikli bir eğitim bakanı istiyoruz.
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA
✍️Atamasını yapmadığı, özel sektörde düşük maaşlara mahkûm ettiği, ücretli statüsünde güvencesiz çalıştırdığı ve kendi işini yaparak ayakta kalmaya çalışan öğretmenlere küçümseyici bir dille yaklaşan @Yusuf__Tekin beye soruyorum:
🔸️Aşağıdaki sözleri söyleyen kişi Eğitim Fakültesi mezunu mudur?
🔸️Kaç yıl sınıfta, devlet okullarında, öğrencilerin karşısında öğretmenlik yapmıştır?
🔸️Akademisyense bugüne kadar kaç öğretmen yetiştirmiştir?
🔸️Eğitim bilimi, yönetimi ve denetimi alanında kabul gören bir tezi, makalesi, araştırması var mıdır?
🔸️Pedagojik formasyon eğitimi almış mıdır? Aldıysa, KPSS’ye girip bilgisi ve emeğiyle bunu kanıtlamış mıdır?
🔸️Bir gecede özel kararlarla rektör yapılmış mıdır?
🔸️Profesörlük süreci şaibeler barındırmakta mıdır?
🔸️Bugün küçümsediğiniz öğretmenler; öğrencileri için sabahlara kadar ders çalışan, düşük maaşla ayakta kalmaya çalışan, ülkenin geleceğini omuzlayan insanlardır.
Asıl soru şu: Öğretmeni küçümseyen bir bakandan eğitime dair nasıl bir adalet, nasıl bir liyakat bekleyelim?
Yıllarca çocuklarımıza hep aynı cümleyi söyledik:
“Çalışın evladım, emeğinizin karşılığını mutlaka alırsınız.”
Onlara alın terinin kutsallığını, sabrın ve gayretin er ya da geç ödüllendirileceğini öğrettik.
Ama bugün… Aynı cümleyi kurarken boğazımız düğümleniyor.
Çünkü torpilin, kayırmacılığın, şaibenin iliklere kadar işlediği bir sistemde, alın teriyle başarmanın anlamı sorgulanır hale geldi. Çocuklarımızın gözlerinin içine bakıp “Hakkını alacaksın” demek eskisi kadar kolay değil artık.
Sınavlarda yaşanan şaibeler karşısında yüzleşmek yerine, utanmak yerine, özür dilemek yerine, üstüne üstlük savunmaya geçiliyor. Utanılması gereken şeyler, utanmak bir yana adeta meşrulaştırılıyor. Bir zamanlar siyasetten uzak, adaletin ve hakkaniyetin kurumu olması gereken Milli Eğitim, siyasetin gölgesine sığınmış, söylemleriyle, tavrıyla, duruşuyla siyaset kokar olmuş.
Ve biz… Biz bu düzeni eleştirenler, hak arayanlar, yanlışlara karşı çıkanlar… Siyaset yapmakla suçlanıyoruz. Bizim derdimiz siyaset değil; bizim derdimiz kul hakkı, bizim derdimiz alın terinin hiçe sayılması, emek veren çocuklarımızın umutsuzluğa sürüklenmesi.
KPSS mülakat mağduru ve atama sayıları.
LGS şaibesi.
Sistem baştan aşağı sorunlu.
Ama suçlu biz miyiz?
Suçlu olanlar, sistemin adaletsizliğini ortaya çıkaran bizler miyiz gerçekten?
Suat Özçağdaş:
"Türk Dili'nin en önemli alan olduğunu söylüyorsunuz, 29 kadro veriyorsunuz.
1 Nisan 2023'te Erdoğan 'Mülakatı kaldırdım' dedi.
Seçimden sonra oylarını istedikleri genç seçmenlerin yüzüne baka baka, utanmadan mülakatı geri getirdiler"
“Türkiye’de 100 bin öğretmen açığı varken, 84 bin ücretli öğretmen görev yaparken ve Milli Eğitim Akademisi sebebiyle en az 1,5 yıl yeni öğretmen göreve başlayamayacakken 68 bin öğretmen ataması bir zorunluluktur!
#ÖğretmeninEmeği68BinAtama
Ben işte Miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Didem Madak