✒ANLATILAMAYAN ATATÜRK SEVGİSİ...
Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular.. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar..
Aşık Veysel ve Fikret Kızılok Arasında Geçen Bir Hikaye;
Fikret Kızılok gençlik yıllarında bir plak çıkarmak ister. Çıkaracağı plağa, büyük usta Aşık Veysel'in 'Söyle Sazım' ve 'Yumma Gözün Kör Gibi' adlı iki eserini de seçer.
Birçok kadın yiyeceklere defne yaprağı ekliyor, özellikle kırmızı et ve kuş eti
Yemeğe defne yaprağı eklediğinin nedenini bilmeden, herhangi bir kadına nedenini sorduğunuzda: Yemeğe tat ve lezzet vermek için der.
Bu çok yanlış. Defne yaprağını bir bardak suda kaynatıp tadına
Memleketin birinde bir töre varmış .
Her şey töreye uygun yapılırmış .
Buna göre elden ayaktan çekilip üretim dışı kalmış ihtiyarlar ücra bir köşede hayata veda etmeye bırakılıyormuş !..Töreye uymayanlar ise ceza olarak canlarından oluyormuş!..
Uygulama çok katıymış karşı çıkmak
Vahdettin'i en iyi tanıyanlardan biri Atatürk olduğu için Vahdettin'i bir de Atatürk'ün ağzından dinleyelim okuyalım.
Peki Atatürk Samsun'a nasıl çıktı, bu süreçte neler yaşandı... Gün gün, bu bilgiselde anlatılacaktır.
#19mayıs
Teke yöresinin üç tellisi.
📍Kaş - Antalya
Bade-i lebinden nuş eden aşık
Ne gezer mescitte meyhaneler var
Onun için kimseyle etmez ilişik
Nasibini almış divaneler var
Bozlak: Abdalların Bluesidir!
Kosaca, öykülü acıklı uzun hava türküsüdür Bozlak.
Muharrem Ertaş, Bozlaklar için "gök kubbeye atılan feryat" demiştir.
Hakkını vererek okumak ve çalmak büyük maharet ister. Halk müziğinin er meydanlarındandır.
Neşet Ertaş da Bozlak hakkında şöyle demiştir;
"Bozlak, bir feryattır efendim. Bozlak bir bağırtıdır, yüreğini dışarıya atmaktır. Bozlağın anlamı budur. İçinden geldiği gibi bağırır, söyler. Ölçüsüzdür. İçinden geldiği gibi söylenen bir havadır bozlak. Ölçüsü yoktur. Aşk dokunsa da yıpratmaz, incitmez. Aşk uyarıcıdır. İnsanın yüreği uyandığında, insan kendine gelir. Acı da söylense, aşkla söylendiğinde dokunmaz, hissettirir. Duygusuz söz, aşksız söz tuzsuz aşa benzer, içe sinmez."
Dert keder sahibi olmak isteyenler için Çekiç Ali'den gelsin: "şu yalan dünyadan usandım doydum" 🔻
Mersin / Mut
Gerit Yaylası Tahtacı Obasında mengi oyunu oynayan Tahtacı canlar.
NOT: Mengi oyunu Semah değildir. Semaha biraz benziyor ama Tahtacılara özgü folkor/halk oyunudur.
Amerikalı ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy Atatürk için şöyle der:
"Türkiye 1. Dünya Savaşını kaybetmiş ve adeta yıkılmıştı. Türkler artık yenilmişti ve başlarına gelecek her şeyi kabul edeceklerdi. Başlarında bir hükümet vardı ve bir vatan haini olan Damat Ferit tarafından yöneliyordu, İtilaf ülkelerinin istedikleri her şeyi yapmak istiyorlardı. İtilaf ülkeleri, Türkleri sonsuza kadar yok etmek istiyorlardı. Sevr’de büyük bir Ermenistan, büyük bir Kürdistan olacaktı ve Türklere küçük bir yer verilecekti. İngilizler, Fransızlar, Yunanlar, İtalyanlar toprakları paylaştı. İtilaf devletleri aslında her şeyi almak istiyordu. Geriye kalan ise çok küçük bir yerdi. Ve bütün Osmanlı’nın borçlarının o küçük devlet tarafından ödemesini istiyorlardı. Aslında yapmak istedikleri şey, Türkleri devamlı olarak zayıf bırakmaktı, bunu yapmak için Türklerin ordusu olmamalıydı, işte o küçük devlette bir ordu olmayacaktı. Devlet tamamen iflas halinde olacaktı. O küçük devlet, mallarını yurtdışına gönderemeyecekti. Ama bunlar olmadı, çünkü Türkler Atatürk’ün liderliğinde düşmanlardan kurtuldu. Türkler Atatürk’e çok şey borçlu."
16 Ağustos 2016.
1930 yılında Karaman'ın Uğurlu köyünde bir kız çocuğu dünyaya geldi.
Adını Ayşe koydular.
Ayşe 15 yaşına kadar köyde eğitim aldı. Sonra Köy Enstitüsüne gitmek istedi. Köy Enstitüsü İvriz'deydi.
Bir çıkı hazırladılar Ayşe'ye
İçine çökelek, pekmez, yufka koydular.
4 Temmuz 1945'de yürüyerek yola çıktılar eniştesiyle. İki geceyi dağda geçirdiler. Karaman'a vardılar, oradan kağnı ile Ereğli'ye Oradan İvriz'e.
Ayşe öylesine okuma heveslisiydi ki.
1950 yılında İvriz köy Enstitüsünü
Birincilikle bitirdi. Ardından
Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu kazandı. Onu da birincilikle bitirdi.
Ankara Valisi Kemal Aygün Ayşe'yi takip ediyordu. Gel danışmanım ol dedi ama o "köylere gidip çocukları yetiştirmem gerek" deyip öğretmenliği seçti.
Trabzon-Vakfıkebir ilçesi Beşikdüzü’nde öğretmenliğe başladı.
Yetmiyordu, daha çok şey yapmalıydı çocuklar için. Burs bularak ABD’ye gitti. Wisconsin Üniversitesi’nde doktora yaptı.
Okulda hoca ol dediler ama o
"ülkemdeki çocuklara bakmam gerek" dedi, Ankara’ya döndü.
Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksek Okulu’na bağlı Beslenme Bölümü’nde ders vermeye başladı.
Yetmedi; kişisel çabalarla
Ankara Üniversitesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu’nu kurdu. Burada bir laboratuvar açtı. Laboratuvarda besin üzerine çalışmalar yaptı.
Köydeki çocukların hastalıklarına çare olmak için kimyasallar hazırladı.
Köydeki salgınlara karşı ishali engelleyen bir ilaç geliştirdi.
Türkiye’nin her köyüne ilaç yolladı.
Ve tüm bunları parasız yaptı.
Bir vakıf kurdu; Beslenme Eğitimi ve Araştırma Vakfı Besvak.
Burada burs beslenme uzmanları yetiştirdi, kurslar verdi.
Yetmedi,
Vakıf bünyesinde çocuklara burs sağladı ve okuttu.
Bilhassa kız çocuklarını,
Yani, kendi gibi köylü kız çocuklarını…
Prof. Dr. Ayşe Baysal
2016 yılında
86 yaşında
Ankara'da
Vefat etti
Köy Enstitülerinin neden gerekli olduğunun en CANLI örneklerinden birisidir Ayşe Baysal.
Mekanı Cennet Olsun İnşallah .🇹🇷🇹🇷
ANLATILAMAYAN ATATÜRK SEVGİSİ...
Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular.. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar.. Küpelerini almak için kulakları,