Adam tarlanın ortasına villa dikip havuz falan yaptıysa amenna ama şu kısmını anlamadım ve aşırı saçma...
Adamın 1 dönüm tarlası var, gitmiş burada 2 göz oda baraka kurmuş bahçede de kendi sebzesini, meyvesini ağacını yetiştiriyor...
Adam tarıma zarar değil aksine fayda sağlıyor ve bunun yanında hem sağlıklı hem de ucuza sebzesini meyvesini yiyor...
Zaten milleti 20-30 katlı beton bloklara hapsettik daha ne istiyoruz canlarını mı alalım...
Hayırdır hal ağalarını doyuramadık mı yoksa vatandaşı market zincirlerine daha fazla peşkeş çekmenin mi derdindeyiz...
Sakın kimse ama tarım arazisi diye maval okumasın, Çıkın bir yola Edirne'den Ardahan'a kadar araba sürün her yer zibille ekilmeyen arazi dolu...
Derdi tarım olan önce boş hazine arazilerinin ekimi için çalışma yürütür 500 M2 yere nasıl çökerim hesabı yapmaz...
Son bir günde meydana gelen trafik kazaları ve bunlar sadece kamera kaydı olanlar.
Türkiye’de genel olarak:
• İsteyen istediği yere park edip, yolun görüş açısını kapatıyorlar. Ne yaya gelen arabayı görüyor ne sürücüler.
• Hız sınırına ve tabelalara uymuyorlar, uyanları taciz ediyorlar.
• Emniyet şeridini kaynak için kullanıyorlar. Yaya öncelik olmasına rağmen çoğu sürücü yol vermiyor.
• Sinyal vermeyi bile bilmiyorlar. Herkes kafasına göre korna basıyor.
Bunlar sadece bir kısmı. Türkiye’de kuralsızlık kural olmuş.
Şu ülkede bim ve a101ler kadar sinirimi bozan başka bişey yok amk ne zaman bunlara girsem resmen insanlık onurumu aşağılanmış hissediyorum..ürünlerin sikkoluğunu geçtim mesela kola alacaksın ya adam plastiğinden çıkarıp rafa dizmeye bile seni layık görmüyor marketin toptancıdan aldığı naylonu yırtıp almak zorundasın, ya da mesela marketin neyden para kazanması gerekiyorsa dolaba onu koyuyor soğuk bişey içeceksen mecbur marketin istediği şeyi alabiliyosun, 1 eleman fazla almadığı için kasaya gidiyosun kasiyer ortalıkta yok amk yarım saat marketin içinde kasiyeri arıyosun falan bildiğin müşteriye sokak iti muamelesi yapan bi hizmet türü amk ve bu muamelenin altında “lan burdan alışveriş yapan zaten fakirdir fakire de bu kadar hizmet kalitesi yeter zaten fakir olduğu için başka biryerden alışveriş yapamaz anasına da sövsek mecbur burdan alacak” mantığı yatıyor ya bu benim sinirimi bozuyor işte
Usulsüz kontratlarınız, karaborsa bilet ve illegal bahis reklamlarınızla Devletimizi ve Türkiye Futbol Federasyonu’nu,
Güdümlü medya mensuplarınız ve samimiyetsiz açıklamalarınızla kamuoyunu,
Yıllardır aldatmaya yönelik hareketler yapan futbolcularınızla, hakemleri ve futbolseverleri yanıltmaya devam edin!
Sayenizde ne güven ne adalet kaldı!
Ama en masum ve mağdur her zaman sizsiniz!
Tebrik ederiz, Türk futbolunu ne hale getirdiniz!
Yabancı VAR hakemi, Orta hakemin yaptığı Kart şikesine engel olamaz. Zaten en büyük sorun da Galatasaray’ın Kart görmemesi. Anadolu takımları faul yemekten Rams Park’ta atak yapamıyor. Sonra namağlup gs tabi.
Batuhan Karadeniz isimli kişi, yasadışı bahis sitesinden (P**T*Bet) kumar oynayıp binlerce kişiye canlı yayın yapıyor.
Şahıs, Türkiye’de yasaklı olan bahis sitesinin ismini ara ara ekranda gösteriyor. https://t.co/VeMHuV8wfa
İŞTE YAPI… BELGELERLE…
Ülkemizde top koşturan 6 yabancı futbolcuyu dolandırdığı gerekçesi ile tutuklanan korsan menajer İskender Çam’ın avukatlığını yüklü bir vekalet ücreti karşılığında kim üstlenmişti?
Dönemin Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı üstlenmişti.
Peki… Aynı Murat Balcı’nın bugünkü görevi nedir, yani Murat Balcı ne oldu?
Söyleyeyim: Polis Akademisi Başkanı oldu.
Resmi Gazetede bugün yayınlandı.
Murat Balcı resmen Polis Akademisi Başkanı oldu.
Vatana millete hayırlı olsun.
Not: Yine aynı Murat Balcı, Türk futbolunun en önemli aktörlerinden ve hatta başrol oyuncuları diyebileceğimiz Göksel Gümüşdağ ve Emre Belözoğlu’nun da avukatı idi.
Notun notu ve hatta daha ilginci… Murat Balcı’nın bürosunda çalışan Avukat Aytaç Yüksel de aynı dönemde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Başkanı idi.
Ne güzel bir yapı değil mi?
Biri kararı veriyor, diğeri son noktayı koyuyordu.
İç içe, lahana gibi…
200 bin hukukçunun bulunduğu güzelim ülkemizde TFF Tahkim Kurulu Başkanı ile TFF Disiplin Kurulu Başkanı’nın Kadıköy Koşuyolu’nda bulunan 150 metrekarelik bir bürodan çıkması ne kadar büyük bir tesadüf değil mi?
Ne dersiniz Sayın Göksel Gümüşdağ?
Ne dersin Sevgili Emre Belözoğlu…
Ve de arkadaşları…
Ve de bilumum avukatlar, medya mensupları, futbolcular, hakemler, teknik adamlar!!!
Bu işin içinde onlarca aktör var.
Pardon… Korsan menajerin durumunu mu merak ettiniz! Hakkında 17.5 yıl hapis cezası isteniyordu, 6 ay cezaevinde yattı, Murat Balcı’nın vekaleti üstlenmesinden hemen sonra ilk duruşmada tahliye oldu
Tahliye olur olmaz da ilk işi Türkiye Futbol Federasyonu’na başvurmak oldu. Başvurdu ve korsan menajerlikten kurtuldu, resmi menajer oldu, lisans aldı.
Hatırlatmamda yarar var.
O gün de bugün de yürürlükte bulunan TFF menajerlik talimatının en önemli maddesi neydi? Kusursuz itibar sahibi olmak…
Evet, kusursuz itibar sahibi olmak…
TFF, tıpkı diğer menajerler gibi bu menajerin de çok kusursuz olduğu kanaatine vardı ve menajerlik lisansını tereddütsüz verdi.
Korsan menajer, resmi menajer oldu!
Sonrasını hiç sormayın. Bu menajeri artık kimse tutamadı
Yurt içindeki işlerin yanısıra uluslararası alanda da Türkiye adına çok önemli işlere imza attı.
Gururumuz, gözbebeğimiz Arda Güler’in yanında da görüldü.
Ne diyelim!
Bravo!
Lafı çok uzattım…
Yapı mı demiştiniz!
İşte size yapı…
Hem de belgeleriyle…
İsteyen herkese tüm belgeleri anında gönderebilirim.
Zaten daha önce tamamına yakınını çeşitli mecralarda yayınladım.
İsteyen herkes Google’dan da bulabilir.
Son sözüm şu olsun:
Yapısız günler diliyorum!
Abi siz ne hakla ülke gerçeklerinden kopuk ve dünyadan bihaber halinizle sik sik tavsiyeler veriyorsunuz ya? Bana bak dede, bugüne kadar Kemalistlerin yanında Kemalist, Osmanlıcıların yanında Osmanlıcı olarak bir orta yol tutturup buralara kadar geldin. Yaşına hürmeten bir şey demedik ama bokunu çıkarma artık, yeter da sabrımız da bir yere kadar.
Adam ciddi ciddi dünyayı gez diyor ya akıl alır gibi değil. Ulan senin ülken sikini sallayarak ülkeye gelmiş kim varsa vatandaşlık dağıttığı, domates satar gibi pasaport sattığı için pasaportu itibarsız. Vize almak için 40 takla atıyorsun. Adana Demir Napoli'yle hazırlık maçı yapmak istedi İtalya futbolculara vize vermedi amk.
Gençlerin hayatı sikilmiş, emekleriyle çalışarak bir yere gelme imkanları kalmamış. Buz gibi havada kuryelik yaparken 75 suç kaydı olan birisi tarafından öldürülmemek, kodaman bir piçin arabasının altında ezilmemek, iyi ve kötüyü birbirinden ayıracak insanî kültüre bile sahip olmayan bir mülteci tarafından bıçaklanmamak için mücadele ediyor bu ülkenin gençleri. Hiçbirinin umudu yok. Hepsi barista, bekçi, polis, uzman çavuş, kurye olmak için sırada. Çünkü biliyorlar ki götlerini de yırtsalar hak ettiklerini, emeklerinin karşılığını alamayacaklar. Birini sevip evlenmek isteseler yuva kuramayacaklar, çünkü ev ve araba fiyatları anasının amına ulaşmış durumda. Bu durum ahlâkı da bozdu, bahis ve dijital eskortlukta dünya markası olduk. 20 yaşında bebeler belediye otobüsünde telefondan kumar oynuyor, 19 yaşında kızlar zengin bir tokmakçı bulurum umuduyla her yere yandan domalık fotoğraf yağdırıp en son OnlyFans açıyor.
Aristokrat ailelerden gelmişsiniz, doğru dürüst yokluk nedir bilmezsiniz, insanlara yarrak yarrak tavsiyeler verirsiniz. Ömründe getto gördün mü sen amk? Asgarî ücretle geçinmeye çalışan, içinde huzur kalmadığı için her Allah'ın günü bağırış çağırış kavga edilen bir evde yaşadın mı? Burdan çıkan çocuğun ne kültürü, ne ufku olacak da dünyayı gezecek?
İstanbul'un elit semtlerinde oturup da Anadolu'nun ücra köşelerine ahkâm kesmeyin. Kabul edin ya da etmeyin, bu ülke gençliği hayatı sikilmiş bir gençliktir. Spor yapmak istese beslenemez haliyle yaptığı spor işe yaramaz, dümdüz parkta koşmak istese sokak köpeği saldırır, kitap almak istese alamaz, oyun oynamak istese bilgisayarı izin vermez, hobi edineyim dese hayat meşgalesi müsaade etmez, kız arkadaşıyla oturup bir kahve içmek istese onu bile hesaplamak zorunda çünkü fiyatı 120 lira amk.
Ahkâm kesip tavsiye vermek kolay tabii "Gençler dünyayı gezin yauuuv." diye. 3 tarafı denizlerle çevrili memlekette düzenli balık yiyen insan yok amk. Ülkenin %90'ı yüzme bilmiyor. Bütün gençliği badem-hilal bıyık çetesine köle ettiniz, bu çete kokainli eskort partisinde para ezsin diye hepimizin vergi ödemekten iflahı sikilmiş, hâlâ daha yarak kürek tavsiyeler.
Eşşekten düşmüşün halinden eşşekten düşmüş anlar. Bilmediğiniz yaşamları yargılayıp da sokakta uzaktan bile görme ihtimaliniz olmayan insanlara hayat dersi vermeyin. O sikilmiş kişisel gelişim zırvalarını da kendinize saklayın. Biz son ümit kırıntılarımızı ve yaşama sevincimizi polisin jopuna, devletin sansürüne, toplumun baskısına, örf ve adetlerin çürümüşlüğüne kurban vermiş bir kuşağız.
Bu kuşak çok yakında cayır cayır katil, terörist, psikopat ve paralı asker üretmeye başlayacak. Şimdiden başladı bile hatta. O zaman göreceğim ben sizin o sike taşşağa sürmelik hayat derslerinizi.
🔴 Operatör Soygunu / ÖZET
•Kontratı biten müşterilere % 250’leri aşan tarifeler dayatılıyor.
•İnternet kotaları olması gerekenden hızlı bitiyor.
•Bir müşteriye sunduğu uygun tarifeyi, size bunu sunamıyoruz diye zorla üst pakete zorlanıyor.
•Yurt Dışında beraberinde telefon verilen tarife ücretlerini burada zorla dayatıyorlar
•GSM şirketleri arasında kartelleşme var , rekabet yok.
•GSM Operatörleri çalışanlarına da zam vermiyor.
•Medya kuruluşları reklam pastasından olmamak için, bu soygunu haberleştirmiyor bile.
•Devletin ilgili kurumları hiçbir eylem ve işlem gerçekleştirmeyerek, bunların şımarık davranmasına neden oluyor.
•Vatandaşlarda şikayet hat safhada
📢 Soygun düzenini özet geçtim, yetkilileri acil görevini yapmaya davet ediyoruz.
#OperatörSoygunu
insan düşünmeden edemiyor
batılı ülkelerin parası bizden değerli interneti bizden ucuz ve iyi
doğulu ülkelerin parası bizden değersiz interneti bizden ucuz ve iyi
bizim gsm tarifelerimiz neden bu kadar pahalı ve internetimiz bu kadar yavaş?
Onursuz ve satılık hayatların güzellenmesi, kız çocuklarına teşhirin ve fuhuşun “influence” edilmesi, hiç tanımadığı erkeklerin ilkel dürtülerini tatmin makinesi görevi görüp birkaç dakikada tüketilip atılan ve çöpten bile değersiz kişiliklerin markalaştırılması, bir başarı hikâyesiymişcesine “üç kuruş ödeyen herkes beni harcayabilir ama bakın kolumda hangi lüks çanta var” şovlarına belgeseller çekilmesi..
Açıkçası, bu rezalet böylesine pazarlanmaya çalışmasa kimin dört duvar arasında ne kadar rezil bir hayat sürdüğü umrumuzda da değil. Allah yardım etsin der geçeriz. Ancak bu durumdan utanmayıp sıkılmayıp kendi düştüğü bataklığa başka genç kızları da çekmeye çalışanlara ve onların pr çalışmalarına ne ara bu kadar zemin oluşturur hâle geldik, hayret ediyorum.
Bu mesele sadece ve sadece böyle bir hayat yaşamayı tercih eden kişinin özelinde bırakılıp toplum sağlığı için üzerinin örtülmesi ve sosyal gündemden izole edilmesi gereken bir konu iken neden kız çocuklarının karşısına fuhuşun avantajlarını ve kolaylıklarını anlatan tipler rahatlıkla çıkabiliyor, bir kitlesi olan herkes nasıl etkileşim uğruna bu tiplere mikrofon uzatabiliyor? Korkunç.
Erotizm metası olan değil; her biri nev’i şahsına münhasır olan,
Dijital pazarlarda teşhir ürünü değil; her biri paha biçilemez özel bir ruh olan,
Varlığı/kimliği erkeklerin ve birkaç şirketin hâkimiyet alanı olan değil; değerli, sağlıklı ve hususî güzelliğe sahip olan kız çocukları yetiştirmek hepimizin ödevi.
Kız çocuklarını korumak ise bu devletin görevi.
Dilan Polat serbest kaldığında yapılan sokak röportajı %100 haklı çıktı:
"Dilan Hanım, yakında adliyenin önünde 'Engin, enerci' diyecek ve Engin çıkacak.
Konvoyla gidip alacaklar Engin'i, yaşasın adalet diyecekler."
Dilan Polat’ın tahliyesinden sonra İsmail Saymaz’ın(@ismailsaymaz) yaptığı konuşma:
“Büyük çalınca tahliye edilebiliyorsun. Çünkü tahliye edilebilecek kadar paran oluyor.”
Nikahını kıydığımız bir kardeşimizin eşi mehir olarak 1 kilo altın ve yanında da 10 kilo gümüş talep etti.
Hanım efendiye "Bu kadar mehri ekstra mal varlığı olmayan memur bir insan size nasıl verebilir?" desek de geri adım atmadı. “Çalışsın, ödesin” dedi.
Gelin hanımın annesi de kızından yana tavır alınca damat kardeşimiz, enteresan bir şekilde elinden geleni yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Pişmiş aşa su katmış gibi olmamak için üstelemedik ama maddiyat üzerine kurulu bu nikahtan pek hayırlı sonuç çıkacağını da ummadık doğrusu.
Bir sene geçmeden aile yıkıldı. Düğün ve öncesi masraflar, zikredilen mehir borcu ve boşanma esnasındaki hesaplaşmalar kaldı geriye.
Bir tarafın mal sevgisi, diğer tarafın basiretsizliği inanılmaz bir para, insan ve umut israfına neden oldu.
Masraf arttıkça bereket kayboluyor. Maddiyat merkezli evlilikler insanı bitiriyor.
"Nikahın en bereketlisi; mehri, harcaması, zahmeti en kolay olandır." buyuran peygamberimize selam olsun.