“Körlük bir nevi ölüm. Hayır, ölümden çok daha beter bir işkence, öldükten sonra yaşamak gibi bir şey. Bir hortlak gibi yaşamak, şekillerin silindiği, güzelliklerin kaybolduğu, cisimlerin katılaştığı bir dünyada yaşamak.Dünyanın dışında yaşamak.”( Jurnal 2.2.1963) #CemilMeriç
Hayır ülke için savaşıp gazi olan ama ulusa girmesi çirkin bulunan görüntüsü sebebiyle yasaklanan anadolu taşrasının dilsiz garibanı ile kavga etmiyorsunuz artık.
Gerçi onlarla da siz değil jandarma kavga ediyordu genelde. Siz jandarmanın dövdüğü taşralıyı tahkir etmekle yetiniyordunuz. Taşralılar şehirli dedikleriniz balo yaparken aç kaldığı için şehre gelmek zorunda kaldı.
Dolayısı ile siz taşralı garibanlarla değil, onların şehirli çocukları ile kavga edeceksiniz. Daha doğrusu edemeyeceksiniz. Karşınızda oturmayan, ''okumuş adam'' diye size saygı duyan dilsizleri dövmeyi boksör olmak sanıyordunuz.
Bir boksör ki hiç eli olanla maç yapmamış. Özgüveni sadece elsiz dövebilmekten kaynaklanıyor. Nerede eli olan bir batılı görse öpe koklaya bir hal olmuş. Böyle bir boksör gibi yağ bağlamış, yürüyemez hale gelmiş.
Karşısında oturduğunun yıllarca parlattığı her kardan adamın, son bir kaç yıldır güneş görmüş gibi erimesi ondan. Zira taşralının evladı boksör olduğunu göstermek için sizi pataklamak zorunda kalıyor. Pek zorlandığı da söylenemez.
Şehirliye “okumuş adam” deyip saygı gösteren anadolu halkını, düşman belleyerek efendilerine yaranmaya çalışan şehirli müstemleke aydını profilinin de sonuna geldik.
Gökte hoş bir sada bırakmadan giden, buralı olmayan, buralıyı sevmeyen bir profil.
Tikelden tümele doğru ;
1-Bir çocuk
2-Çocuklar
3-İnsanlar
1-davranış
2-mizaç
3-ahlak
Katmanlar arttırılabilir. Örneklere takılmayın. Hayatın her cüzü böyledir.
Şimdi ilmin aslı ve maksadı meselelerin tümellerine, sonra tümellerin tümellerine gitmektir. Bu hakikaten zordur.
Sahabiyi özel kılan daha fazla ayet ezbere bilmeleri değildi. Efendimizin dizi dibinde rivayeten nakledilmeyen çoğu şeyi görüyorlardı. Onun(sav) ahvalini müşahede etmek, sahabilere tümellere ulaşma yolunda kolaylık sağlıyordu.
İlmin tümellerinden behresi olmayanın avucunda ayet ve hadisler sağa sola serptiği sözlere dönüşür. Sahabinin kullandığı “Kur’anı hurma dalı gibi çırpmak” diye bir tabir var. Aklıma hep bu gelir.
Aynı ayete tümeli bilerek bakan altın bulurken, bilmeyen cahilin elinde bakır gibi görünür.
Gerek kelam, gerekse usul ilimleri tümel meseleleri beşer takati nispetinde ve açıklanabilir akli formda inceler.
Tümellemek bu ilimlerde aklın bir faaliyetidir. Buralarda sahih akla hamakat ehlinden başkası muhalefeti caiz görmez.
Beşer ise bu ilimlerde eşit şartlarda başlamaz. Aklen nakıs olan vardır, bunların bu makamda gidebilecekleri yer de kısıtlıdır.
Açıklanabilir akli form ise her meselenin lubbuna ulaşmaz. Bazen “açıklanabilirlik” kaydını aramak meselenin özüne gitmeye mani dahi olur. Gazzali’ye munkız yazdıran da budur.
Bu işler sadece gayretle olmaz. Gayretsiz zaten olmaz. Allah kime hikmet verecekse büyük bir hayır lutfetmiş olur.
Girişte yazdığım gibi tümellerin dahi tümelleri vardır.
Hz. Ali’den nakledilen “ilim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı” sözünün manası da Allahualem budur.
Gizlisini birileri açıklar zaten. En azından açıktan deklare ettiğimiz itikadımız ve amelimiz şudur ;
1-Allah noksanlardan münezzehtir. Her cihetten kemâl ona aittir.
2-Efendimiz (sav) onun elçisidir. Başka beşerle kıyası mukabil değildir. Ümmetin ittibasının farz olduğu tek masum odur.
3-Sahabe-i kiramın ayakları başımız üstündedir. Onların topluluğuna muhalefet sünnete ittibadan kopmak demektir. Onlara saygısızlık edene nefretimiz bulaşmıştır.
4-Müminler yeryüzünün hayırlıları, Dünyanın meyvesidir. Onların buğz etmesini bereketsizlik, duasını nimet addederiz. Mücmel olarak müminlerden bahsederken bunu gözetiriz. Onların topluluğunu hayırla yad ederiz.
4-Kelime’i şehadet getireni ise hakiki mümin addederiz. Müminlerle hukukumuz kardeşlik üzere kuruludur. Her bir müslümanın canı, ırzı, haysiyeti bizim için kendi canımız, ırzımız ve haysiyetimiz gibidir. Müminlere faydalı iş yapan her müminin yaptığı işi, kendi işimiz gibi bilir ve destekleriz.
5-Hasımlığı müslümana olan kişi gerek kafir olsun gerek müslüman olsun, ona buğz eder sert davranırız.
Müslümana diliyle zarar verse, dilimizle buna mani olmaya çalışırız. Onun müslümanlara verdiği zararın boyutu arttıkça ona olan buğzumuz ve tavrımızdaki sertlik artar.
Bir vucudun azaları gibi olduğumuz müslümanlara verdiği acı, uzuvdan dile yansıyan bir feryat gibi, refleks olan bir tokat gibi bizden şaklamazsa gönlümüzü nifaktan yana muhasebe ederiz.
Varı yoğu, aklı fikri müslümana ve müslümanlara hasımlık etmek olanı dünyada müslüman saysak dahi, bunu nifak görür ve böylesinin ahiretinden endişe ederiz.
6-Müslümana hasımlık ve zulm etmeyen gerek kafir gerekse mümin herkes davet ve nasihat ehlidir. Böylesi ile yumuşak konuşuruz.
7-İş görmeyenin nasihatini ciddiye almayız. Kavgası olmayanı boksör, erin yaptığı işi bile bilmeyeni başımıza mareşal kılmayız.
Nasihatin esas muhatabı şakidir. Gavura geçtik öfkeyi nasihat edecek cesareti nefsinde bulamayanın, yeryüzünün hayırlıları olan müslümanlara sabah akşam nasihat görünümlü ahlaki üstünlük satmasını ciddiye almayız.
Dr. Altay Cem Meriç’in yeni kitabı “Kötülük Problemi” 30 takipçimize hediye!
Yapmanız gerekenler:
✅ Bu gönderiyi beğenmek
✅ Paylaşmak
✅ Ve yorum yapmak
Arkadaşlar, bu tweet'e gelen her fav için 10 TL, her retweet için 25 TL sadaka infak edecek Observer ağabey. Siz de bu sadakalara sebep olmak için favlayıp rtlerseniz mükemmel olur. Bedava hayır olur :)
Sadakalar, himayemizdeki yetim ve ihtiyaç sahibi kardeşlere gidecek.
Şeriati Üzerinden Şark Kurnazlığı ve Acem Oyunu
Altay’ın bu tweeti üzerine bir kısım faturalı İran ajanları çıldırmış. Şeriati İran rejimine düşmanmış da İran Şeriati’yi sevmezmiş bla bla. Samimi olanları ayırıyorum ve her Şeriati basan ya da tercüme edeni de aynı kefeye koyup itham etmem. Ama…
1- Şeriati zaten devrimden önce öldü.
2- İran Şeriatiyi Mutahhari’ye tercih ederdi ama devrim sonrası onun fikirlerini kullandı.
3- İrancı olduğu belgeli bir çok isim başta da Hüseyin Hatemi Şeriatinin kitaplarını çevirdi ve bastı.
4- Üstelik bu yayınevleri kitapları bir de tahrif ettiler. Endişe yayınlarından Akademi ve Kevser yayınlarına kadar her yayın grubu da bastı ve dağıttı. İran’dan da çatır çatır para ve destek aldılar. Hepsi para için mi yaptı? Elbette gönüllüler de vardı ama bu neyi değiştirir ki?
5-Şeriati gençleri Şii yapmanın ilk adımı ve koçbaşıydı. Onunla Şiiliğe karşı algılar yumuşatılır ardından Müracaat, Gökyüzü nimetleri, Peşaver geceleri okutulurdu. Şark kurnazlığı yapmayın Altay haklı.
SİZ ÖZÜRLÜ MÜSÜNÜZ? KALBİNİZ Mİ MÜHÜRLÜ?
Size aptala anlatır gibi anlatayım.
1- Hepimiz İsrail ve ABD düşmanıyız.
2-Hepimiz İran ya da başkası İsrail’i vurduğunda seviniyoruz.
3- İran halkıyla rejimi ayırıyoruz.
4-İsrail’e karşı İran’ı (sadece İsrail ile savaşında) destekliyoruz.
5-İran’ı İsrail’e karşı desteklerken saf ve aptal değiliz. Gençlerimizin zihnini bulandırmanıza, Şia propagandası yapmanıza, İran ajanlığı ve lobiciliği yapmanıza, 20 yıldır yaptıkları katliamları örtmenize, zalimleri alim ve şehid gibi göstermenize izin vermeyeceğiz. Uyanıklık yapmayın. Siz de bu sefil ve zelil halinize rağmen hala Suriyeyi, Sünni dünyayı, sahabeyi hedef almayı bırakın, İsrail’e odaklanın sizi destekleyelim.
6-Irakta da Afganistan’da da ABD emperyalizmiyle Sünni Müslümanlar savaştı. İkide bir aptal aptal Sünniler savaşmıyor Amerikancı vs. tilkiliğini bırakın. Siz bu iki savaşta da ABD’ye işbirliği yaptınız.
7-Bu tartışmaların bize de size de faydası yok.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
İmamı Azam’ın hata yapma ihtimali elbette var. Ama senin İmam-ı Azam’ın görüşüne kafan basmadığı için hata sanma ihtimalin daha yüksek.
İmamın senin çapında birinin yakalayabileceği yığınla hata yapması ihtimali, senin özgüvenli bir cahil olma ihtimalinden daha düşük.