@Jewishboyyy@Sevgiceisler İsraili protesto etmek için sokağa, sokağa inen kalabalığa bakınca kimin yanıldığı açıkça belli oluyor
Evet senden İranı niçin vurduğunuzu anlatmanı bekliyorum
Yoksa bilmiyor musun?
Birilerine “kronik ve klinik yalancı”, “patolojik vaka” ve “korkunç” demeden önce, en azından o kişinin gerçekten ne söylediğini kontrol etmek gerekir.
Bu paylaşımda Zohran Mamdani'nin, 11 Eylül saldırıları için “Asıl kurban Müslümanlardı” dediği iddia ediliyor.
Oysa mevcut konuşma kaydı bunu doğrulamıyor.
Mamdani, 24 Ekim 2025'te Bronx'taki bir caminin önünde yaptığı konuşmada 11 Eylül'de öldürülen yaklaşık 3 bin kişinin yerine Müslümanları “asıl kurban” ilan etmiyor. 11 Eylül sonrasında New York'taki Müslümanların karşılaştığı ayrımcılıktan söz ediyor ve ailesinden bir örnek veriyor.
Associated Press'in konuşmayı olay günü aktaran haberinde Mamdani'nin anlattığı olay açık: 11 Eylül sonrasında dini başörtüsüyle kendisini güvende hissetmediği için metroya binmekten vazgeçen “teyzesinden” söz ediyor. AP'nin aktardığı konuşmada “11 Eylül'ün asıl kurbanları Müslümanlardı” şeklinde bir söz yok.
Peki “teyzesi o sırada Afrika'daydı ve başörtüsü bile takmıyordu” iddiası?
Burada da iki ayrı kişi birbirine karıştırılıyor. İnternette bulunan kişi Mamdani'nin öz teyzesi Masuma Mamdani'ydi. Mamdani daha sonra konuşmasında ondan değil, babasının kuzeni Zehra'dan bahsettiğini; Güney Asya aile geleneğinde kendisine “aunt/teyze-hala” diye hitap ettiğini açıkladı.
Burada Mamdani'nin söylediği her şeyi sorgusuz sualsiz doğru kabul etmek de gerekmiyor. Zehra'nın gerçekten 11 Eylül sonrasında başörtüsü nedeniyle metroya binmekten vazgeçtiğini gösteren bağımsız bir belge ortaya konulmuş değil. Dolayısıyla bu kısmın doğru olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz.
Ama kanıtlanmamış bir aile hikâyesiyle, kişinin hiç söylemediği bir sözü ona isnat etmek aynı şey değildir.
Daha da önemlisi, buradan:
“İslamcılar yalancıdır.”
“İslamcılar korkunçtur.”
“İslamcılar klinik ve patolojik yalancıdır.”
sonucuna nasıl ulaşılıyor?
Bunlar bilimsel veya klinik tespitler değil, bir gruba yönelik toptancı ve aşağılayıcı genellemelerdir. Bir Müslüman, Hristiyan, Yahudi, ateist, sağcı, solcu veya herhangi başka bir siyasi görüşten insan yalan söyleyebilir. Bir kişinin yalan söylediği düşünülüyorsa sözünü ortaya koyarsınız, belgesini gösterirsiniz ve o kişiyi eleştirirsiniz. Bir kişiden hareketle bütün bir grubu “yalancı ve patolojik” ilan etmek ise genelleme safsatasıdır.
Üstelik bu paylaşım açısından ciddi bir ironi var:
“İslamcılar yalancıdır” tezinin kanıtı olarak sunulan örnekte, Mamdani'nin söylemediği “11 Eylül'ün asıl kurbanları Müslümanlardı” sözü bizzat Mamdani'ye isnat ediliyor.
Yani bir insanı yalan söylemekle suçlarken, önce onun ağzından çıkmamış bir cümleyi ona söylemiş gibi aktarmamak gerekir.
Eleştiri elbette yapılabilir. Mamdani de eleştirilebilir, İslamcılık da eleştirilebilir. Ama eleştirinin değeri hakaretin şiddetiyle değil, iddianın doğruluğu ve ortaya konulan kanıtla ölçülür.
Kaynak: Associated Press, 24 Ekim 2025 — Mamdani'nin Bronx'taki konuşmasının olay günü haberi ve konuşmadaki “teyze/başörtüsü/metro” anlatısı.
@grok
Safed (Arapça Safad, bugün İsrail'de Tzfat), 1948'de yaşanan Filistinli göçünün önemli örneklerinden biri. Hadid ailesinin anlattığı olay da bu şehirde geçiyor.
1948 öncesinde Safed
Safed tamamen Arap veya tamamen Yahudi bir şehir değildi. İki toplum da yaşıyordu; ancak Arap nüfus belirgin çoğunluktaydı.
İngiliz Mandası'nın 31 Aralık 1946 tahminlerine göre Safed kentinde:
9.780 Müslüman
2.400 Yahudi
430 Hristiyan
olmak üzere yaklaşık 12.610 kişi yaşıyordu. Yani nüfusun yaklaşık %81'i Müslüman/Hristiyan Arap, %19'u Yahudiydi. �
https://t.co/unjHqGM57R
İsrail Palmach'ın kendi tarih sayfası da savaşın başında şehirde yaklaşık 12.000 Arap ve 2.000 Yahudi bulunduğunu belirtiyor. �
https://t.co/yITcOlBpin
Çatışma nasıl başladı?
1947'de BM'nin Filistin'i Arap ve Yahudi devletlerine bölme kararından sonra Filistin genelinde Arap ve Yahudi silahlı grupları arasındaki çatışmalar iç savaş boyutuna ulaştı. İngilizler ise Mandayı sona erdirerek bölgeden çekilmeye hazırlanıyordu. �
https://t.co/unjHqGM57R
Safed stratejik açıdan önemliydi. Yahudi tarafında Haganah/Palmach, Arap tarafında ise yerel silahlı güçler ile Arap Kurtuluş Ordusu mensupları bulunuyordu.
Nisan 1948'de İngiliz kuvvetleri Safed'den çekilmeye başladı. Bunun ardından iki taraf İngilizlerin boşalttığı stratejik noktaları ele geçirmek için harekete geçti.
Yiftah Harekâtı
Asıl kırılma Nisan-Mayıs 1948'de Palmach'ın Yiftah Harekâtı sırasında yaşandı.
Operasyonun amacı Safed'i ve Doğu Celile'yi kontrol altına almaktı. Komutanı daha sonra İsrail'in önemli askerî ve siyasi isimlerinden olacak Yigal Allon'du.
Safed çevresindeki köyler önce saldırıya uğradı. Örneğin 9 Mayıs'ta Akbara'ya yapılan saldırının operasyon emrinde amaçlardan birinin Safed'deki Araplarda kuşatılmak üzere oldukları duygusunu oluşturmak olduğu belirtiliyor. �
https://t.co/1NllxKuDu6
Safed'e yönelik ilk büyük Palmach saldırısı başarılı olmadı. Ardından şehir yoğun havan ateşine tutuldu ve 9–10 Mayıs gecesi ikinci büyük saldırı gerçekleştirildi.
Çatışmalar sokaklara ve evlere kadar ulaştı.
Arap nüfusun Safed'den ayrılması
Palmach üstünlüğü ele geçirince Arap savunması çöktü ve 11 Mayıs 1948 civarında Safed tamamen Palmach kontrolüne geçti.
Bunun sonucunda şehrin yaklaşık 10–12 bin kişilik Arap nüfusunun hemen hemen tamamı Safed'den ayrıldı. Bir kısmı çatışmalardan ve bombardımandan kaçarak, bir kısmı çevredeki gelişmelerden korkarak bölgeyi terk etti; Yiftah Harekâtı'nın başka bölgelerinde ise doğrudan sürgünler gerçekleşti. �
https://t.co/1NllxKuDu6
Bu yüzden bütün Safed nüfusu için yalnızca “tamamı silah zoruyla evlerinden çıkarıldı” demek kadar, “hepsi kendi isteğiyle gitti” demek de tarihsel tabloyu eksik anlatır. Askerî saldırı, bombardıman, çevredeki köylerin düşmesi ve savaş ortamının yarattığı korku göçün temel bağlamını oluşturdu.
Dönemin BM kayıtları da Safed, Acre, Hayfa ve Celile'den çok sayıda Filistinlinin Lübnan ve Suriye'ye geçtiğini belgeliyor. �
https://t.co/unjHqGM57R
Evler ve araziler ne oldu?
Hadid ailesinin hikâyesinin önemli olduğu nokta burası.
Safed'in Arap nüfusu geri dönemedi ve geride evler, dükkânlar, araziler ve diğer mülkler kaldı. İsrail daha sonra bu ve benzeri mülklerin önemli bölümünü kendi hukuk sistemi içerisinde kontrolüne aldı.
BM'nin Filistin'de arazi edinimine ilişkin tarihsel incelemesi, Safed'in Arap mahallelerinin 1948'de Haganah kuvvetlerinin kontrolüne geçen yerler arasında olduğunu açıkça kaydediyor. �
https://t.co/unjHqGM57R
Dolayısıyla Mohamed Hadid'in aile anlatısını bu tarihsel ortamın içine koyduğumuzda tablo daha anlaşılır hale geliyor:
Hadid ailesinin başına geldiğini anlattığı olay, Safed'de tek başına bir ailenin yaşadığı izole bir mülkiyet anlaşmazlığı değildi. Safed'in binlerce kişilik Filistinli Arap nüfusunun neredeyse tamamının şehirden ayrılmasıyla sonuçlanan 1948 askerî sürecinin parçasıydı.
@grok doğrular mısın?
Evet ilginç bi hikaye
Ahh ne kadar iyisiniz sofranıza alacak kadar yüce gönüllüsünüz tüm bu iyiliklere karşı arabın yaptığına bak
Aklıma Bella hadid in babası Muhammed hadidin anlatımı geldi
Mohamed Hadid'in babası Anwar Hadid, 1946'da Avrupa'dan kaçıp Filistin'e gelen Yahudi mültecilerden iki aileyi Safed'deki (Safad) evlerinde barındırıyor. Hadid'in anlatımında bu ailelerin Polonya ve Macaristan kökenli olduğu belirtiliyor. �
Anadolu Ajansı +1
İki yıl sonra, 1948 savaşı sırasında, Mohamed'in annesi Khairiah doğum yapmak üzere Nasıra'daki ailesinin yanına gidiyor. Mohamed Hadid 1948'de Nasıra'da doğuyor. Bu sırada Safed'deki evlerinde daha önce kabul ettikleri Yahudi aileler bulunmaya devam ediyor. �
Anadolu Ajansı
Hadid'in anlattığına göre, Mohamed henüz dokuz günlükken annesi, Mohamed'i ve iki yaşındaki kızını alarak Safed'deki evlerine geri dönüyor. Ancak eve geldiklerinde içeri alınmıyorlar. Annesinin çocukları için bir battaniye ve aile fotoğraf albümünü almak istemesine dahi izin verilmediğini anlatıyor. Bunun ardından aile Filistin'den ayrılıyor ve sonunda Suriye'de mülteci durumuna düşüyor. �
Anadolu Ajansı +1
Mohamed Hadid bunu daha sonraki bir röportajında çok açık biçimde şöyle özetliyor:
“1946'da Yahudi aileleri evimize aldık, 1948'de onlar bizi evimizden çıkardı.”
Hadid aynı röportajda, iki buçuk yıl önce evlerine aldıkları kişilerin daha sonra kendilerini eve sokmadığını söylüyor. �
https://t.co/gncBHVeTo7
Ancak burada kaynak açısından önemli bir not düşeyim: Bu olayın bu ayrıntıları Mohamed Hadid'in ve ailesinin aktardığı aile hikâyesine dayanıyor. 1948'de Filistinlilerin Safed'den kitlesel olarak yerinden edilmesi tarihsel olarak ayrıca belgelenmiş bir olaydır
Evet ilginç bi hikaye
Ahh ne kadar iyisiniz sofranıza alacak kadar yüce gönüllüsünüz tüm bu iyiliklere karşı arabın yaptığına bak
Aklıma Bella hadid in babası Muhammed hadidin anlatımı geldi
Mohamed Hadid'in babası Anwar Hadid, 1946'da Avrupa'dan kaçıp Filistin'e gelen Yahudi mültecilerden iki aileyi Safed'deki (Safad) evlerinde barındırıyor. Hadid'in anlatımında bu ailelerin Polonya ve Macaristan kökenli olduğu belirtiliyor. �
Anadolu Ajansı +1
İki yıl sonra, 1948 savaşı sırasında, Mohamed'in annesi Khairiah doğum yapmak üzere Nasıra'daki ailesinin yanına gidiyor. Mohamed Hadid 1948'de Nasıra'da doğuyor. Bu sırada Safed'deki evlerinde daha önce kabul ettikleri Yahudi aileler bulunmaya devam ediyor. �
Anadolu Ajansı
Hadid'in anlattığına göre, Mohamed henüz dokuz günlükken annesi, Mohamed'i ve iki yaşındaki kızını alarak Safed'deki evlerine geri dönüyor. Ancak eve geldiklerinde içeri alınmıyorlar. Annesinin çocukları için bir battaniye ve aile fotoğraf albümünü almak istemesine dahi izin verilmediğini anlatıyor. Bunun ardından aile Filistin'den ayrılıyor ve sonunda Suriye'de mülteci durumuna düşüyor. �
Anadolu Ajansı +1
Mohamed Hadid bunu daha sonraki bir röportajında çok açık biçimde şöyle özetliyor:
“1946'da Yahudi aileleri evimize aldık, 1948'de onlar bizi evimizden çıkardı.”
Hadid aynı röportajda, iki buçuk yıl önce evlerine aldıkları kişilerin daha sonra kendilerini eve sokmadığını söylüyor. �
https://t.co/gncBHVfrdF
Ancak burada kaynak açısından önemli bir not düşeyim: Bu olayın bu ayrıntıları Mohamed Hadid'in ve ailesinin aktardığı aile hikâyesine dayanıyor. 1948'de Filistinlilerin Safed'den kitlesel olarak yerinden edilmesi tarihsel olarak ayrıca belgelenmiş bir olaydır
@Jewishboyyy Kusura bakma bugün sahip olduğunuz küresel sermaye olmasa arkanızda sizi destekleyen bir abd bulamazsınız
Arkanızda abd olmasaydı öz iradenize sadece korku hakim olurdu
Komik olma lütfen
İranla abd barış görüşmesi yaparken israil İranı vurdu
İsrailin güvenlik stratejisi 1 gücünle caydırıcı ol
2 tehlike başlamadan saldır (Ebu zuhur) 3 savaşı düşmanın topraklarına taşı
İsrail uyudu diyorsun teknolojisi de uyudu bombalar patlarken
Birde hikaye bulmuş bir arap üzerinden
Olayların başlangıcını mı irdeliyoruz
O halde kuruluşunuzfan hatta öncesinden başlayarak gasbettiğiniz topraklardaki evlerdeki gençlerden başlayalım bugün bile halen gasbetmeye devam ediyorsunuz
İnsanları topraklarından çıkarın evlerini gasbedin direnenleri öldürün karşılığında size gül uzatmalarını mı bekliyorsunuz?
Bu söylediğin şey gerçekleşmesi için türkiyede istikbaratın ve teknolojisini bitmesiyle mümkün olur
Gelelim asıl konuya israil istihbarat açısından dünyanın en iyi ülkelerinden ve hamas israil sınırları içinde değil. Hamasın faaliyet gösterdiği alan çok küçük ve israilin gözetimi altında
İsrail medyasında bile israilin helikopterleri tarafından panayır alanının savaş meydanında çevrildiği haberi yapıldı
Zaten hamasın elinde böyle yıkıma yol açacak silahlar yoktu
Çok enteresan hamas bu saldırıyı gerçekleştirirken israil sadece izledi
Oysaki bildiğimiz israil bir tehlike sezdiğinde sınırlarına daha uzak yerlerde bile olsa hemen müdahale eder
İran suriye vs yüzlerce kez tanık olduk bu duruma
Hatta en son Ebu zuhur da türkiye tehlikesin öngördüğü için operasyon yapıldı
Ama ne hikmetse hamasın bu saldırısını israil istihbaratı haber almadı ve saldırıya karşılık vermedi
Bu türkiyedeki 15 temmuza benziyorki sabahında onbinlerce memur hemen ihraç edildi
İsrailde kontrollü bir şekilde hamasın eylemini izledi hatta panayır alanındaki kendi halkından olan muhaliflere bile acımadı
Sabahında gazzeyi yok etmek için güçlü bir argümana sahip olmak için
@grok
Nisan 2026'da yayımlanan BM–Dünya Bankası–Avrupa Birliği ortak nihai Hızlı Hasar ve İhtiyaç Değerlendirmesi (RDNA), daha farklı bir hesaplama ve güncellenmiş konut stoku kullanarak 371.888 konut biriminin yıkılmış veya hasar görmüş olduğunu belirtiyor.
Doğrular mısın @grok
Hamas için en fazla 40bin silahlı birliği olduğu tahmin edilirken gazzede 367binden daha fazla konut yıkıldı veya ciddi hasar gördü
Buradaki rakamları karşılaştırmak bile yıkımın büyüklüğünü gösterir.
İsrailin güneye gidin talimatına uyan sivillerin vurulması, başında vurulan bedenler, hastanelerin bombalanması,
Gamzeli sivilleri gelen insani yardımların israil tarafından engellenmesi tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor.
İsrailin nokta operasyon kabiliyeti varken bu denli bir yıkımı hamasın sivilleri siper etmesinden kaynaklandığını iddia etmek son derece ahmakça
@Kpehlivanoglu çok reca ediyorum bilimsel verilerle konuş aklınla değil.
“Dişlerinizi odunla temizlemeyin” demek bilimsel bir argüman değil. Misvak sıradan bir odun parçası değil; ağız hijyeninde kullanılan, özellikle Salvadora persica bitkisinden elde edilen lifli bir temizleme aracıdır. Önemli olan da hakkında ne düşündüğümüz değil, karşılaştırmalı araştırmaların ne gösterdiğidir.
2022 yılında Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde, randomize kontrollü çalışmalar değerlendirilmiş ve misvak ile standart diş fırçası doğrudan karşılaştırılmıştır. Sonuç: Misvak, tek başına kullanıldığında diş plağını ve gingivitisi azaltmada standart diş fırçasıyla karşılaştırılabilir düzeyde bulunmuştur. �
PubMed
Üstelik bu tek bir derlemenin sonucu değil. 2021'de yine Journal of Ethnopharmacology'de yayımlanan başka bir sistematik derleme ve meta-analiz, Salvadora persica misvağının plak kontrolünde standart diş fırçasıyla karşılaştırılabilir olduğunu; gingivitis açısından ise misvak lehine sonuçlar bulunduğunu bildirmiştir. �
PubMed
2024 yılında yayımlanan randomize kontrollü klinik çalışmada da misvak ve geleneksel diş fırçası doğrudan karşılaştırılmış ve misvağın plak ve gingivitis kontrolünde etkili olduğu gösterilmiştir. �
PubMed
Paylaşımdaki “modern diş fırçaları bakteri tutmadıkları için daha sağlıklıdır” iddiası ise ayrıca hatalıdır. International Journal of Dental Hygiene'da yayımlanan 2024 tarihli sistematik derleme, diş fırçalarının daha ilk kullanımdan sonra mikroorganizmalarla kontamine olabildiğini ve kullanım devam ettikçe kontaminasyonun artabildiğini ortaya koyuyor. �
PubMed
Dolayısıyla bilimsel verilerin söylediği, “misvak odun parçasıdır, modern fırça bakteri tutmaz ve daha sağlıklıdır” değildir. Mevcut klinik çalışmalar ve meta-analizler, doğru kullanılan misvağın plak ve diş eti iltihabının kontrolünde modern diş fırçasıyla en azından karşılaştırılabilir sonuçlar verebildiğini gösteriyor.
Misvakla dalga geçilebilir; ama bilimsel araştırmalarla dalga geçilmez.
Kaynaklar:
Ramli H. ve ark., Journal of Ethnopharmacology, 2022, DOI: 10.1016/j.jep.2022.115598. �
Adam F.A. ve ark., Journal of Ethnopharmacology, 2021, DOI: 10.1016/j.jep.2021.113882. �
Abdellatif H.M. ve ark., Healthcare, 2024, DOI: 10.3390/healthcare12212150. �
Khan S.A. ve ark., International Journal of Dental Hygiene, 2024, DOI: 10.1111/idh.12740. �
PubMed
PubMed
PubMed
PubMed
Burada özellikle “misvak modern fırçadan üstündür” demedim, çünkü mevcut kanıt bunu kesin biçimde söylememize izin vermiyor. “Modern fırça kesinlikle daha sağlıklıdır” iddiasını çürütmek için buna zaten gerek yok.
Yine @Kpehlivanoglu yine okumadan yapılan paylaşım:
“Oruç faydalı bir şey değil” demek bilimsel verilerle örtüşmüyor. Burada iki farklı konuyu birbirine karıştırmamak gerekiyor. Modern aralıklı oruç çalışmalarında çoğunlukla su tüketimine izin veriliyor; Ramazan orucunda ise imsak ile iftar arasında su da tüketilmiyor. Bunlar aynı uygulama değil.
Ancak buradan “Ramazan orucu faydasızdır” sonucu çıkmaz. Çünkü doğrudan Ramazan orucunu inceleyen sistematik derleme ve meta-analizlerde; vücut ağırlığı, bel çevresi, kan basıncı, trigliserit, LDL, açlık şekeri gibi bazı kardiyometabolik göstergelerde küçük olumlu değişiklikler bildirilmiştir. Bununla beraber çalışmaların kalitesi ve sonuçları değişken olduğu için Ramazan orucunu mucizevi bir sağlık yöntemi gibi sunmak da doğru değildir.
“Faydalı oruç daha kısa olur” şeklinde kabul edilmiş bir bilimsel kural da yoktur. 14–18 saatlik zaman kısıtlı beslenme modellerinde de metabolik faydalar gösterilmiştir. Üstelik araştırmalar açlığın süresi kadar, hatta bazı durumlarda ondan daha fazla, yemeğin günün hangi saatlerinde yenildiğinin önemli olabileceğini gösteriyor.
Su konusundaki doğru ifade ise şudur: Susuz kalmanın başlı başına sağlık faydası olduğuna dair güçlü bir kanıt yoktur. Fakat “susuzluğun faydası kanıtlanmamıştır” demek ile “Ramazan orucu faydasızdır” demek aynı şey değildir. Ramazan orucunda gözlenen yararlar uzun süre yemek yenmemesi, enerji alımındaki değişiklik, öğün zamanlaması ve kilo değişimi gibi faktörlerden kaynaklanabilir.
Kısacası bilim bize “oruç faydasızdır” demiyor. Daha doğru ifade şudur: Oruç ve zaman kısıtlı beslenme bazı insanlarda bazı metabolik faydalar sağlayabilir; fakat faydanın büyüklüğü kişiye, süreye, beslenme biçimine ve zamanlamaya bağlıdır. Daha uzun açlık otomatik olarak daha faydalı olmadığı gibi, Ramazan orucunun faydasız olduğu da bilimsel olarak söylenemez. @grok sen ne düşünüyorsun?