Gaziantep Üniversitesi’nde yabancı uyruklu öğrenci kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı iddialarını YÖK’e sordum. Son üç yılda 145’i tıp fakültesine olmak üzere toplam 3242 yabancı uyruklu öğrenci kayıt yaptırmış. Usulsüzlüklere ilişkin yanıt verilemedi…
ÇETİNER
Haber kısa:
"Karaman'da 45 çocuğa istismar olayında hakkında soruşturma açılan Asım Sultanoğlu’nun Şanlıurfa’ya il milli eğitim müdürü olarak atanmasına tepki gösteren Emine Gizem Çetiner, yaklaşık üç yıldır Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde sürdürdüğü eylemini Sultanoğlu’nun görevden alınmasıyla sonlandırdı."
Zamanımızda kahraman mı arıyorsunuz...
İşte kahraman: Emine Gizem Çetiner...
Melih Aşık
Herkese Merhaba, geçtiğimiz perşembe gününün ilk saatlerinde, yaşadığım bölgeden sorumlu jandarma birliği tarafından, BirGün gazetesinin bir paylaşımında okuduğum, "Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle ceza alan komedyen" haberi üstüne yaptığım yorumum gerekçe gösterilerek, "halkı alenen kin ve düşmanlığa teşvik" suçlamasıyla gözaltına alındım. Cep telefonuma ve kimliğime el konuldu. Cep telefonumun şifresini orada ve o dakikada verdim. Gözaltı işlemlerimin ardından İstanbul Emniyet Md. götürüldüm. İlk alınışım ve serbest bırakılışım arasında bana toplam dört kere sağlık kontrolü yapıldı. Gözaltı sürecim boyunca -bakış dahil- hiçbir kötü muameleye maruz kalmadım. "Çağlayan Adalet Sarayında" alınan savcılık ifademde, temmuz ayı boyunca paylaştığım tüm sosyal medya mesajlarım önüme bir klasör halinde konuldu ve bunların, bana isnat edilen suçun unsurlarını taşıdığı söylendi. Ailemden aldığım eğitim; mesleğim ve mesleğimin yapılış ve sahneleniş prensipleri nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme" suçu işleme imkânım olmadığını, bu suçlamayı reddettiğimi ve mümkünse suçlamalarına başka bir kulp bulmalarını rica ettim. Ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildim. Kısa süren yargılanmam ardından, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldım. Bilgisayar kullanmadığım ve cep telefonuma el konulduğu için sonrasında haliyle kimselerle iletişim kuramadım. Arayanlara, soranlarla çok teşekkür ederim. İstemeden sebep olduğum, aile büyüklerimin akan gözyaşları ve iç sıkıntıları dışında hiçbir üzüntüm yoktur. Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır, dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir. Evlâtlarımız ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek talebi hapsedilemez. Sevgilerimle.
Bu Dünya Kupası maçlarını üç ayrı ülkede, üç ayrı kanaldan izledim. Bizim TRT kadar kuru, sıkıcı, izleyene ne izlediğini unutturan bir anlatıya hiçbir yerde rastlamadım.
Oysa bu kurum, geçmişinde Halit Kıvanç gibi bir hikâye anlatıcısını çalıştırmış, İlker Yasin’leri yetiştirmiş bir kurum. Google yokken, yapay zekâ yokken bize sadece maçı değil; sahadaki ülkelerin tarihini, oyuncuların hikâyesini de anlatırlardı. İzlerken öğrenir, maç sonunda hayata başka bir pencereden bakardık.
Şimdi bilgi her yerde. Tek gereken şey özen, araştırma, biraz ön hazırlık. Bu kadar mı zor?
Lamine Yamal’ın ninesinin hikâyesini yabancılar bizden iyi biliyor. Murat Yakın’ın annesinin Türkiye’deki hikâyesini de. Kendi vergilerimizle cahil bırakılıyoruz. TRT’nin sesini kısıp izleyen daha çok öğreniyor.
Eğlencenin bize fazla görüldüğünü yüzümüze haykıran bir gece oldu. Tüm dünya beraber şarkı söyleyip tebessümlerle devre arası şovu izlerken, biz ekranı parçalara bölüp takım elbiseli erkeklerle dolduran çatık kaşların esiri olduk. Esprisini kaybeden toplumlar tel tel dökülür.
Timur Soykan: "Diyanet İşleri üç katlı villa yaptırmış arkadaşlar. O üç katlı villaya da Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş taşınacakmış. Bunların lüks tutkusu bir türlü bitmiyor. Dünya malında gözü olmaması gereken adamlar lükse doyamıyorlar.
Ali Erbaş'ı hatırlıyorsunuz, ayak ısıtmalı son model makam araçlarına binmeden duramazdı. Şimdi bu da Diyanet adına yapılan üç katlı villaya taşınacakmış.
Bir kere de 'Bu adaletsizlikle ülke yönetilir mi? İnsan hakkına, kul hakkına girilir mi? Yolsuzluk yapılır mı?' deyin kardeşim."
Atatürk’ün kurduğu Atatürk Orman Çitliği hızla betona gömülüyor
Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile Medipol Üniversitesi inşaatlarından sonra şimdi de Milli Eğitim ve Aile Bakanlığı AOÇ arazisinde inşaata başlayacak
Hem Ankara’nın kent hafızası yok ediliyor hem AOÇ❗️
YUSUF'A NOT...
"Çok iyi hatırlıyorum... 2020'li yıllar olmalı...
🤬Okullarda bilim öğretimine giderek son verilmekteydi. Medrese hocalarının doldurulduğu sınıflarda, Anayasa'nın laiklik ilkesi çiğnenmek, ayaklar altına alınmak suretiyle açık açık zorunlu din öğretimi başlamıştı.
🤬Yoksul ailelerinin çocuklarını, utanmazca bir kumpasla okuldan uzaklaştırmak ve iş yaşamına yönlendirerek çocuk emeğini patronlara peşkeş çekmek için MESEM diye iğrenç bir proje üretilmişti. Yoksul halkın çocukları hem köle ücretiyle sömürülüyor, hem de iş güvenliği önlemleri olmadığı için işyerlerinde tek tek ölüme yollanıyordu.
🤬Yeterli kadrolu öğretmen ataması yapılmadığı için, sınıflarda öğrenci başına öğretmen sayısı azalıyordu.
🤬Evlatlarının geleceğini düşünen aileler dişinden tırnağından yüzbinler, hatta milyonlar harcayarak özel eğitim kurumlarına gönderiyordu çocuklarını. Zamanın Maarif Vekili de utanmadan bu ailelere örnek oluyor, kendi çocuğunu özel mektebe yolluyordu.
🤬Öğrenciler, devletin ödenek ayırmaması nedeniyle en temel insan hakkı olan karnını doyurabilme hakkından mahrum edilmişti. Bir öğün sıcak yemek girmiyordu kursaklarına.
🤬Okulları resmen (nasıl desem?) pislik götürüyordu. Ödenek verilmediği için, devletin (milletin) parası Diyanete ve dinci vakıflara yönlendirildiği için, temizlik görevlisi atanmıyordu. Muhalif belediyelerin bile gönüllü olarak okulları temizlemesine izin verilmiyordu.
🤬Okulların güvenliği sağlanamadığı için, toplu öğrenci ve öğretmen katliamları yaşanıyordu.
🤬Ve bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere; zamanın Maarif Vekili utanmadan 7/24 yalan söylüyor, insanları kandırmaktan yüzü bir an olsun kızarmıyordu.
🤬Daha da ileri gidiyor, bu ülkenin emperyalist işgalden ve düşman çizmesinden kurtulduğu Kurtuluş Savaşı'nı unutturmaya, Mustafa Kemal'in mirasını gömmeye, Hain Vahideddin'in ihanetini tarihten silmeye çabalıyordu.
Vallahi aynen böyleydi. Tanıklarım var.
Aç gazeteleri, aç televizyonu, oku, dinle..."
This performance of this song is so perfect that no other versions can compare! Both girls are amazingly good! Everything is in the style of a bygone era: the dresses, the shoes, the hair, the makeup, the movements, the gestures, the voice, and even the timbre. Everything is just perfect!
Bir televizyon programında sunucu, Musa Eroğlu’nu “ozan” olarak tanıttı. Ancak Musa Eroğlu, bu unvanı kabul etmek yerine herkese ders olacak kadar açık ve dürüst bir cevap verdi:
“Ben ve benim gibi bağlama çalarak tanınan insanların hiçbiri ozan değildir.
Ben müzisyenim.
Bana ozan demek, Karacaoğlan’a, Pir Sultan Abdal’a ve bu geleneğin gerçek temsilcilerine haksızlık olur.
Sapla samanı birbirine karıştırmayalım.”
Çünkü ozanlık yalnızca güzel bağlama çalmak ya da türkü söylemek değildir.
Ozan; yaşadığı çağın acısını, halkın derdini ve Anadolu’nun hafızasını söze dönüştüren kişidir.
Musa Eroğlu’nu büyük yapan da kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmamasıdır.
Şöhretin ve alkışın içinde bile haddini, yerini ve geleneğe olan saygısını bilmesidir.
Bugün birçok insan sesiyle, sanatıyla veya ürettiği değerle değil; çıkardığı tartışmalarla ve yaptığı şovlarla gündemde kalıyor.
Milyonlarca takipçiye ulaşmak, her zaman gerçek bir sanatçı olmak anlamına gelmiyor.
İşte sahip çıkılması gereken insanlar bunlar:
Kendisini büyütmek için geçmişin ustalarını küçültmeyen, sanatını şova dönüştürmeden yıllarca ayakta kalabilen gerçek sanatçılar…
Musa Eroğlu yalnızca büyük bir bağlama ustası değil.
Aynı zamanda nereden geldiğini ve kimlere borçlu olduğunu unutmayan bir Anadolu insanıdır.
***
@baristerkoglu 15 Temmuz’un olgunlaşmasında birinci derecede görevli olan Akar ve ona o görevi verenlerin en büyük korkusudur Mahruki’nin sorusu.
Hata yapıp açık verir diye, darbeyi araştırma komisyonunun karşısına bile çıkmasına izin verilmeyen 2 kişiden birisidir Akar.
Sonunda dönüp Hulusi Akar’a “Hakkında MİT raporu olan darbeci generaller nasıl terfi etti” diye sormak yerine Nasuh Mahruki’ye “Ne bu şimdi” diye soruyor, tutukluyoruz.
https://t.co/MPhPA41KnB
📍Vergilerimizle yayın yapan TRT1, dünyada 1,5 milyar insanın canlı izlediği Shakira’nın dünya kupası şarkısını yayınlamıyor.
Vergilerimizden aldığınız her kuruş haram olsun.
İnadına yayınlıyorum!