Şu an sosyal medyada büyük bir manipülasyon dönüyor.
Amaç açık.
Epstein ve elit çetenin işlediği korkunç suçları, uydurulmuş binlerce yalanın içinde kaybettirmek istiyorlar.
Suç çok büyük.
Deliller çok net.
Ama algoritmalar gerçeği büyütmüyor. Gerçeği üretilmiş yalanlar içinde boğuyor. Okumuş yazmış insanların bile kafasını çorbaya çevirerek, hakikati “her şey belirsizmiş” hissinin içine gömüyorlar.
Bunun adı “yeni nesil sansür!”
Yasakla değil, gürültüyle çalışıyor.
Sapla saman karışırsa, suçlular kazanır. O nedenle okuduğunuz her şeyi birkaç kaynaktan kontrol edin. Paylaşmadan önce check edin.
Japonya’da 7.2 büyüklüğündeki #deprem anına bakın. 1 tane tuğla bile yere düşmüyor. Ülkede tek bir can ve mal kaybı yok. Bizde olsa; GSM sistemi çöker, belki 1 şehir haritadan silinirdi. Şimdi anladınız mı coğrafyanın neden kader olmadığını? Helal olsun Japonya! 👏🏻❤️
@SireneOznur 99 depremi ve üstüne onca can kayipli depremler sonrası bu mudur depremden korunma seklimiz bunu siz kendi yetilerinize uygun bulabiliyorsunuz size de pes
Hukukun var olduğu, herkesin insanca yaşayabildiği,ekonomik sorunların olmadığı, düşüncelerin özgürce söylenip, savunulabildiği, şöyle içten gülüp kahkalar attığımız, yeni bayramlar dilerim …
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarım��zın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız söz�� verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Cumartesi gecesi, milyonlarca insan oturmuş, adliyeden çıkacak kararı bekliyoruz…
Saat ilerliyor ama kimsenin gözünde uyku yok…
Telefon ekranlarına kilitlenmişiz, bir haber gelecek mi, adalet yerini bulacak mı diye…
Kimimiz sosyal medyada tepki gösteriyor, kimimiz sessizce içinden dualar ediyor, kimimiz hala meydanlarda…
Ama hepimiz tek bir şey istiyoruz:
Hakkaniyetli bir karar…
Bu kadar insan aynı anda tek bir şeyi bekliyorsa, orada sadece bir dava değil, bir toplumun vicdanı da yargılanıyordur...
Kadınların eğitim alması, çalışma hayatına katılması, seçme ve seçilme hakkına sahip olması, hukuk karşısında eşit bireyler olarak yer alması… Tüm bunlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri sayesinde mümkün oldu.
O, sadece bir lider değil, aynı zamanda kadınları toplumun güçlü bireyleri olarak gören bir devrimciydi. 1926’da Medeni Kanun’la kadınlara eşit haklar tanındı, 1930’da siyasal hakların kapıları aralandı ve 1934’te seçme ve seçilme hakkıyla kadınlar ülke yönetiminde söz sahibi oldu.
Bugün eğer kadınlar özgürce okuyabiliyor, çalışabiliyor, kendi hayatlarına yön verebiliyorsa, bu Atatürk’ün cesareti ve ileri görüşlülüğü sayesindedir.
Minnetle, şükranla ve sonsuz saygıyla anıyorum. #Atatürk #KadınDevrimi #Minnetle #KadınınGücü #Kadınlargünü