Sosyal medyada ve siyaset kulislerinde günlerdir dönen o sığ "Kemal Kılıçdaroğlu’nu AK Parti geri getiriyor, bu saray yapımı bir kurgu" ezberini artık bir kenara bırakın. Siyaseti ve yargı eksenli gelişmeleri biraz derinlemesine okuyan herkes bilir ki, mesele görünenden çok daha farklı bir siyasi format hamlesidir.
Gelin madalyonun diğer yüzüne, asıl gerçeklere bakalım:
1. Kılıçdaroğlu’nun Çıkışı Bir Kurgu Değil, Parti İçi Dinamiklerin ve Hukuki Süreçlerin Sonucudur
Kemal Bey’in yeniden bir alternatif olarak konuşulması birilerinin ricasıyla değil; kurultay süreçlerine dair kamuoyuna yansıyan hukuki itirazlar, delege iradesine yönelik tartışmalar ve yargı hamlelerinin muhalefet blokunda oluşturduğu liderlik boşluğunun doğal bir sonucudur. Parti içi muhalefetin ses yükselttiği bu süreç, Kemal Bey’i kurumsal aklın mecburi bir denge unsuru olarak yeniden öne çıkarıyor.
2. Yereldeki İdari Görüntü Tabanda Güven Kaybı Yaratıyordu
CHP’nin mevcut yönetimi altındaki dağınık görüntü, son dönemde seçmen nezdinde ciddi bir bagaj oluşturmaya başlamıştı. Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargı süreçleri ve spekülasyonlar, Uşak ve Bursa gibi kritik belediyelerde patlak veren idari krizler, akraba kayırmacılığı (nepotizm) tartışmaları, kamuoyunda tepki çeken bazı iletişim kazaları ve bazı yerel yönetimlerden yükselen akçeli iş iddiaları partinin kurumsal ciddiyetine gölge düşürüyordu. Öyle ki, yereldeki bu koordinasyonsuzluğu ve yönetim zafiyetlerini gerekçe göstererek CHP’den AK Parti’ye geçen belediyelerin varlığı, tabandaki "Nereye gidiyoruz?" endişesini körüklüyordu. Bu tabloyla gidilecek bir genel seçimde başarı yüzdesi zaten sorgulanır hale gelmişti.
3. Bu Dönüş Hamlesi Sanılanın Aksine İktidarın Konfor Alanını Bozacaktır
İktidar bloku, Kılıçdaroğlu’nun dönüş ihtimalini "eski defterleri açabileceğimiz kolay bir süreç" gibi algılayabilir ama evdeki hesap çarşıya uymayacak. Kemal Bey bu sefer sadece bir aktör olarak değil; partiyi bu idari krizlerden, liyakat tartışmalarından ve yıpratıcı görüntülerden arındıracak sert bir "düzen kurucu" olarak pozisyon alıyor.
Olası bir yönetim değişikliğinde, adı bu iddialara ve kurumsal ciddiyete yakışmayan süreçlere karışan kadrolar muhtemelen tamamen tasfiye edilecektir. Kurulacak bu yeni düzende geçmiş dönemin krizleri geride bırakılacağı için, iktidarın muhalefetteki zafiyetler üzerinden yürüteceği tüm eleştiri malzemesi bir gecede boşa çıkacaktır. İktidar karşısında iç çekişmelerle boğulan dağınık bir yapı beklerken, içerideki klikleri tasfiye etmiş, temizlenmiş ve bambaşka bir disiplinle hareket eden kurumsal bir düzen bulacaktır.
Kısacası; Kılıçdaroğlu’nun attığı adımlar muhalefete format atma ve partiyi idari yıpranmalardan arındırma hamlesidir. Bu iş iktidarın elini rahatlatmaz, aksine tüm ezberlerini bozar!
Arkadaşlar bayram için memlekete geldim, kornam bozulmuş, ikili korna taktırdım işçilik için de toplam 650 lira para ödedim. İstanbul da bu paralara Usta selam bile vermez.