Yıl 1985, yer: Taipei, Tayvan.
Ucuz plastik ürünlerin, oyuncakların, taklit tekstil ürünlerinin ve basit montaj sanayisinin merkezi.
Bugün bildiğimiz teknoloji üssü Tayvan’dan eser yok.
Sokaklarda motosiklet gürültüleri yankılanırken, hükümet binalarında ülkenin kaderini değiştirecek toplantılar yapılıyor.
Masanın bir ucunda Tayvan ekonomisinin mimarı olarak bilinen Bakan Li Kwoh Ting, diğer ucunda saçlarına aklar düşmüş, piposuyla bütünleşmiş Morris Chang…
Morris Chang aslında o dönemde kariyerinin sonuna geldiğini düşünen yorgun bir adamdı.
ABD’de Texas Instruments gibi dev bir şirkette 25 yılını harcamış, şirketin zirvesine, CEO koltuğuna oturmasına kesin gözüyle bakılırken şirket politikaları nedeniyle kenara itilmişti.
Her şey burada başladı.
Tayvan hükûmeti ona, kimsenin pek önemsemediği Endüstriyel Araştırma Enstitüsü bünyesinde kurulan yarı iletken sanayisini ayağa kaldırmak için oluşturulan programın liderliğini teklif ettiğinde, çoğu kişi bunu bir emeklilik görevi olarak gördü ve önemsiz buldu.
Chang’ın kafasında, Texas’ın tozlu laboratuvarlarında yıllardır olgunlaştırdığı, o güne kadar kimsenin cesaret edemediği, hatta duyanların kahkaha attığı bir fikir vardı.
O yıllarda yarı iletken endüstrisi Intel, Motorola, Toshiba gibi devlerin tekelindeydi.
Bu şirketler çipi tasarlıyor, milyar dolarlık fabrikalar kuruyor, üretip paketleyip satıyordu.
Çip tasarlayan birinin fabrikasının olmaması, fırını olmayan birinin ekmek satmaya çalışması gibiydi.
Morris Chang, Bakan Li’ye sadece üretim yapan bir şirket kurmayı teklif etti.
Sadece başkalarının tasarladığı çipleri mükemmel bir şekilde üreten bir fabrika…
Tayvan hükûmeti bu fikrin ne kadar riskli olduğunun farkındaydı; ancak kaybedecekleri bir şey yoktu.
Kazanacakları ise koca bir gelecek…
Bakan Li, Chang’e tam yetki verdi.
Ancak çok para lazımdı.
Tayvan hükûmeti sermayenin yarısını karşılamayı teklif etti; fakat teknolojiyi ve uluslararası meşruiyeti sağlamak için Batılı bir ortağa ihtiyaç vardı.
Chang, Amerika ve Japonya’daki devlerin kapısını tek tek çaldı.
Intel reddetti, Motorola ilgilenmedi, Japonlar güldü.
Sonunda Avrupa’dan Hollandalı elektronik devi Philips risk almayı kabul etti.
Philips, TSMC’nin %27,5 hissesi karşılığında nakit para ve teknolojisini masaya koydu.
1987 yılında TSMC resmen kuruldu.
Şirketin ilk yılları bugünkü ihtişamından çok uzaktı.
Intel harikalar yaratırken, TSMC çok basit üretimler yapıyordu.
İlk müşteriler, adı sanı duyulmamış küçük girişimlerdi.
O dönemde sipariş olmadığında küçük girişimlerin siparişlerini alırlar; ancak kendi işleri yoğunlaştığında bu küçük müşterileri anında kapı dışarı ederlerdi.
Chang, müşterilerine:
“Ben sizin rakibiniz değilim. Asla kendi çipimi tasarlayıp size rakip olmayacağım. Benim tek işim, sizin tasarımlarınızı hayata geçirmek.”
diyerek güven verdi.
1980’lerin sonunda TSMC için ilk kırılma anı yaşandı.
Intel’in CEO’su Tayvan’ı ziyaret ediyordu.
Chang, eski dostu ve rakibi olan Grove’u TSMC fabrikasını gezmeye ikna etti.
Intel o dönemde üretimde kalite sorunları yaşıyordu.
Chang, Intel’in bazı eski nesil çiplerini de üretmeye talip oldu.
Grove şüpheciydi ama denemeyi kabul etti.
Intel mühendisleri adeta TSMC fabrikasına baskın düzenledi.
Fabrikayı didik didik edip yüzlerce sorun buldular.
İlk bakışta bu bir felaket gibi görünüyordu; ancak Chang bunu bedava danışmanlık hizmeti olarak gördü.
Gece gündüz çalışarak listedeki sorunları haftalar içinde çözdüler.
Bu hız ve disiplin, o zamanlar dünyanın en büyük çip üreticilerinden biri olan Intel’in tedarikçisi olmasının önünü açtı.
1990’lı yıllarda bilgisayar devrimi patlamak üzereydi.
Bu devrim, fabrikası olmayan ama harika fikirleri olan NVIDIA, Qualcomm, Broadcom gibi şirketlerin doğuşuna gebeydi.
Bu şirketlerin fabrika kuracak milyar dolarları yoktu; ama harika fikirleri vardı.
Bu fikirleri gerçeğe dönüştürecek tek yer ise Chang’ın TSMC’siydi.
Eğer TSMC olmasaydı, bugün NVIDIA ve Qualcomm muhtemelen var olmazdı.
Artık fikri olan ama milyar dolarları olmayan herkes çip üretebilirdi.
Chang bunu başardı.
1990’ların ortasında Tayvan Boğazı ısınıyordu.
Çin, Tayvan’ın yükselişini durdurmak için boğazda füze denemeleri yaptı.
Yatırımcılar tedirgindi.
Bu noktada TSMC’nin varlığı resmen bir kalkan görevi gördü.
Dünya, Tayvan’daki fabrikaların durmasının elektronik endüstrisini felç edeceğini anladı.
Chang, farkında olmadan Tayvan için bir kalkan inşa etmişti.
Yıl 2009.
Dünya kan ağlıyor, 2008 krizi teknoloji devlerini vurmuş.
TSMC hisseleri çakılıyor, fabrikanın üretim bantları yavaşlıyor.
Finans direktörleri kriz nedeniyle kemer sıkma politikaları öneriyor; harcamaları kısarak fırtınanın dinmesini beklemeyi tavsiye ediyorlardı.
Chang ise rakipleri frene basarken gaza basmayı tercih etti.
Fabrikanın Ar-Ge ve yatırımlarını rekor seviyeye çıkardı.
Herkes Chang’e, “Talep yokken kime satacaksın?” diye soruyordu.
Chang ise, “Fırtına dindiğinde hazır olan tek kişi biz olacağız.” dedi.
Chang haklı çıktı.
2010’lu yılların başında akıllı telefon devrimi patladığında, bu çipleri üretebilecek kapasiteye sahip tek firma TSMC’ydi.
Ancak TSMC’yi çok büyük bir savaş daha bekliyordu.
Tarihler 2010–2011.
Steve Jobs hâlâ hayattaydı.
Apple dünyayı ele geçiriyordu.
Ancak o dönemde Apple, mahkemelerde sürekli taklit suçlamasıyla karşı karşıya olduğu Samsung’a, iPhone’ların kalbi olan çipleri ürettiriyordu.
Bu, Apple için stratejik bir kabustu.
Apple, Samsung’a olan bu bağımlılıktan kurtulmak zorundaydı.
Dünyada Apple’ın devasa hacmini ve kalite standartlarını karşılayabilecek sadece iki firma vardı: Intel ve TSMC.
İddialara göre Apple, o dönemde ilk olarak Intel’in kapısını çaldı.
Apple’ın teklifini yeterince cazip bulmayan Intel yönetimi, iPhone işlemcilerini üretmeyi reddetti.
Geriye tek bir seçenek kalıyordu: TSMC.
Apple kararını verdi; ancak riski dağıtmak için bazı işlemcileri Samsung’a, bazılarını TSMC’ye ürettiriyordu.
Bir süre sonra kullanıcılar aynı modelde performans farkı olduğunu dile getirince, Apple Samsung ile yollarını tamamen ayırdı.
Bu, TSMC için milyarlarca dolar demekti.
Kazandığı parayı Ar-Ge’ye harcadı.
Chang, 2018 yılında, 88 yaşında, dünyanın en stratejik varlıklarından birini miras bırakarak emekli oldu.
⸻
2020
Wuhan’dan yayılan virüs sokakları boşalttı, fabrikaları yavaşlattı, uçakları hangara çekti.
Ford, GM, Volkswagen gibi şirketler, TSMC ve diğer dökümhanelere verdikleri çip siparişlerini iptal ettiler.
Bu, modern endüstri tarihinin en pahalı hatalarından biri oldu.
Çünkü hayat durmamıştı.
Ofisler evlere, sinemalar Netflix’e, okullar tabletlere taşındı.
İnsanlar evlerine hapsolunca tarihin en büyük elektronik tüketim çılgınlığı başladı.
Laptop, oyun konsolu ve kulaklık satışları patladı.
TSMC’nin telefonları susmuyordu.
Apple, AMD, Qualcomm, NVIDIA gibi şirketler TSMC’nin kapısına dayanmış, “Daha fazla kapasite, hemen şimdi!” diye bağırıyordu.
TSMC tam kapasite çalışmaya başladı.
2020’lerin sonunda otomotiv devleri, “Yanılmışız, siparişleri geri getirin.” dediğinde, TSMC’nin cevabı netti:
“Sıranızı kaybettiniz, 52 hafta beklemeniz gerekiyor.”
Küresel otomotiv endüstrisi, çip krizi yüzünden 2021 yılında 210 milyar dolar gelir kaybetti.
Dünya o an acı bir gerçeği fark etti:
TSMC öksürürse, dünya zatürre oluyordu.
⸻
Yıl 2020, 15 Mayıs – Yer: Washington
Dönemin ABD Başkanı Trump, Çinli teknoloji devi Huawei’ye karşı yürütülen savaşı bir üst seviyeye taşıdı.
Huawei, o dönemde Apple’ı geçip dünyanın en büyük akıllı telefon üreticisi olma yolundaydı.
Ve en önemlisi, TSMC’nin Apple’dan sonraki en büyük ikinci müşterisiydi.
Huawei’nin gelirlerdeki payı yaklaşık %14’tü.
ABD Ticaret Bakanlığı kuralları değiştirdi.
Kural çok net ve acımasızdı:
Üretiminde ABD teknolojisi veya yazılımı kullanan hiçbir şirket, Huawei’ye çip satamazdı.
TSMC Tayvanlı bir şirketti; ancak fabrikalarındaki makineler ve yazılımlar Amerikan menşeliydi.
TSMC ya en büyük müşterisini kaybedecek ya da Amerikan teknolojisine erişimini kaybederek üretim yapamaz hâle gelecekti.
TSMC, Huawei’ye çip akışını kesti.
Bu hamle, Huawei’nin akıllı telefon pazarındaki liderliğini bitirdi.
⸻
2021
TSMC’nin bu sadakati memnuniyetle karşılansa da korku bitmemişti.
Beyaz Saray’daki raporlarda tek bir cümle yankılanıyordu:
“Tek sepette çok fazla yumurta var.”
Dünyanın en gelişmiş çiplerinin %90’ından fazlası, Çin’in “Burası benim toprağım, gerekirse alırım.” dediği Tayvan’da üretiliyordu.
Bir işgal, bir deprem ya da bir abluka…
Küresel ekonomi çöker, Amerikan ordusu kör kalırdı.
Bu yüzden ABD, TSMC’ye fabrikalarını ABD’ye taşıması için baskı yaptı.
Geçmişte Chang, bunun kötü bir fikir olduğunu defalarca söylemişti.
Amerika’da maliyetler yüksekti.
Ve en önemlisi, Amerikalı mühendisler gece yarısı fabrikada bir sorun çıktığında, pijamalarıyla fabrikaya koşan Tayvanlı meslektaşları gibi çalışmıyordu.
Bir tarafta askerî disiplin, diğer tarafta rahatlık…
Ancak buna rağmen TSMC, ABD’de bir fabrika kurdu.
⸻
Yıl 2023 – Yer: Kaliforniya
Kripto paralar çökmüş, metaverse heyecanı sönmüş, teknoloji dünyası yeni bir hikâye arıyordu.
ChatGPT piyasaya sürüldü.
Google, Microsoft, Amazon, Meta yarışa girdi; ancak bu savaşın bir kazananı vardı:
Deri ceketiyle tanıdığımız NVIDIA CEO’su Jensen Huang.
Herkes Jensen Huang’ı konuşurken, o her röportajında şunu ekliyordu:
“Biz harika mimarlarız ama binamızı inşa eden tek bir usta var: TSMC.”
Dünya NVIDIA çipi istiyordu, NVIDIA ise TSMC kapasitesi…
2023 yılında TSMC, özel üretim bantlarını iki katına çıkarmak için acil durum ilan etti.
Yapay zekânın hızını belirleyen şey kodlar değil, Tayvan’daki fabrikanın kapasitesiydi.
⸻
Yıl 2025
1985’te imkânsız denilen, hükûmetin kurdurduğu o küçük şirket bugün dünyanın en değerli şirketlerinden biri.
Hem kendi ülkesi için bir kalkan görevi görüyor hem de dünyanın kaderine yön veriyor.
Üstelik bunların hepsi, Konya büyüklüğünde bir ada ülkesinde yapılıyor…
Nereden baksanız, müthiş bir olay.
Yazı, Arman Acar Youtube kanalından esinlenerek yazılmıştır.
Böylesine bir konuyu derinlemesine araştırıp harika bir şekilde anlattığı için kendisine teşekkür ederim.
@rmncr
AŞI OLANLARIN DİKKATİNE. ŞOOOOK! Pfizer & BionTech'e Türkiye'de dava açıldı. Davanın bir kısmı sonuçlandı. Pfizer & BionTech aşılarının ruhsatsız olduğu, ruhsat verilmediği, ruhsat başvurusu olmadığı, onay verilmediği mahkeme kararıyla tescillendi. Sağlık Bakanlığı'nın ise aşıları (zehirli sıvıları) firmadan tedarik etmediğini kayıtlara geçti. Bu belge ipe götürmesi lazımdı!! Çok söyledik ama 'bilim' diyenler asıl bilimi dinlemediler. Ee bize hakaret edenler propagandaya, siyasilerin bilimine, doktor geçinenlerin, ekran yalancılarının bilimine inanarak sürecin kurbanı oldu. Asıl bilim bizim elimizdeki belgelerdi. Sırada ise iklim oyunlarında aldatıldıklarını göreceğiz. Bu gen terapisi sıvıları size dayatanlar, bundan ötürü onam belgesi imzalattı. #SONDAKİKA
TAGIMIZ
👇
#EmekliOnuruylaYaşamakistiyor
Yıllarca çalışıp prim ödeyen emekliler açlık sınırının altında maaşlarla debeleniyorlar. Bu kader değil; açık bir tercihtir.
Emekliler sadaka ya da lütuf değil, onurlu bir yaşam istiyor.
Derdimiz Geçim Gelsin Seçim
35.000 TL SEYYANEN ZAM
ŞART OĞLU ŞART OLDU
S.E.S V.E.R E.M.E.K.L.İ 🫵
Ses ver'ki emekli bütçe görüşmesinde
tüm kök maaşlara 35 Bin Seyyanen gelsin
SEN SES VERMEZSEN
Gelmez Seyyanen
Yaz 👇👇👇👇👇👇👇
✨35.000 S.E.Y.Y.A.N.E.N Ş.A.R.T✨
#ZamKendilerineSabırBize