"Bu kör dünya bu kadar yaşamaya değer değildir arkadaşlar. Bu kör dünya; bu kadar fırıldaklığa, bu kadar dönekliğe, bu kadar hesapçılığa, bu kadar hesaba asla değmeyecek kadar boş bir dünyadır."
#MuhsinYazıcıoğlu
On iki kadın ve çocuğu yaktı; dışarı çıktı, film yıldızı gibi konferanslara katıldı ve düzenli olarak Türk milletine nasihat veriyor. Bunun bize şu pişkinlikle nasihat vermesine vesile olanlar da aynı pişkinlikle bize vatan ve millet nasihatı veriyor. Güzel ülke, özgür ülke.
Kendini Türk varlık nedenine karşı "öteki" olarak konumlandıranların miras kavgasını hepiniz izliyorsunuzdur diye düşünüyorum.. O tartışmada alabileceğiniz tek ibretlik ders, Türkiye'nin gerçek "ötekilerinin" bizler olduğunu gerçeğidir..
Türkiye'nin dört yanında terör örgütü lideri için düzenlenmek istenen eş zamanlı mitingler, Türk milletinin hafızasına terörün zaferini meydan meydan ilan ettiği kara bir gün olarak not düşülecektir.
▪️Şampiyonluk yok
▪️Flama asmayı gerektirecek bir durum yok
▪️Türklere ve Türk devletine nefret, aşağılık kompleksi ve şehit verdiğimiz gün yapılan sevinç gösterileri var
▪️Neyse ki o sırada devletimiz milliyetçi Türklerin tepesine biniyor da yataklarımızda rahat uyuyoruz
Birileri bu kavrama makul gerekçelerle karşı çıktı diye linç çağrıcısı olmuyor. Evet bence de 'Ararat' bilinçli, kasıtlı ve Türk milleti için tehlikeli bir tercihtir. Yörenin tarihsel enerjisi buna şahittir.
İlgilenen olursa diye şunu bırakıyorum: https://t.co/t8N0QHYDaa
O halklardan Müslüman Türk ve Kürtler bu bölgede -evet Ermeni çetecilerce- vahşi katliamlara maruz kaldılar. Yörenin ve ülkenin bugünkü ve gelecekteki "enerjisi" oraya Ağrı demeyi gerektiriyor Tuğba hocam. Meşgul olduğumuz şeyin Türk Edebiyatı olduğu kadar açık bir gerçek bu.
Niyet okumacılardan gına geldi. Velev ki öyle, yörenin tarihsel enerjisini orada var olmuş halkların kendine göre yorumlamasından sana ne? İma gevişçisi, intihal havalecisi, linç çağrıcısı bitmiyor alemin
Sınava geç kalanları, 'bu adam benim babam'la paylaşılan 'story'leri, çiçek böcek gezintilerini, takı törenlerini; kendini elit gösterme salaklığını bırakıp gerçeği anladığınız anki çaresizliğinizi ve kitabınıza gelen eleştirileri hazmedemeyişinizi bıraktıysanız bir şey diyeceğim
Amerikayı Türkler keşfetmiş olsaydı kıtada 10 milyon Türk, 100 milyon da kızılderili olur, kızılderililer kendi dillerini konuşup Türkçe bilmezdi. Onların torunları da "zalim Türkler bizi sömürgeleştirdi" diye masal anlatırlardı
Ebû Hanîfe’nin Kûfe’de ayakkabıcılık yapan bir komşusu vardı. Gündüz boyu çalışır, gece olunca da evine dönerdi. Yanında getirdiği eti pişirir veya balığı ızgara yapardı. Ardından içmeye başlar, içki iyice kafasına vurup tesir edince de yüksek sesle şu beyti söyleyerek şarkı mırıldanırdı:
"Beni zayi ettiler! Oysa çetin bir savaş gününde cepheyi savunacak, sınır boylarındaki gedikleri kapatacak nasıl da yiğit bir genci zayi ettiler!"
Durmaksızın içer ve uykuya dalana kadar bu beyti tekrarlayıp dururdu. Ebû Hanîfe ise bütün geceyi namaz kılarak geçirdiği için onun bu gürültüsünü her gün işitirdi.
Bir süre sonra Ebû Hanîfe gencin sesini duyamaz oldu. Onu soruşturduğunda kendisine: 'Birkaç gece önce asayiş görevlileri onu yakaladı, şu an hapiste' denildi.
Bunun üzerine Ebû Hanîfe ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra katırına bindi ve emirin kapısına gidip huzura çıkmak için izin istedi. Emir: 'Ona izin verin, içeriye binitli olarak gelsin ve halıya basana kadar da binitinden inmesine izin vermeyin' dedi. Denileni yaptılar. Emir, (Ebû Hanîfe içeri girince) meclisinde ona yer açıp yakınlaştırarak hürmet gösterdi ve: 'Hacetiniz nedir?' diye sordu. Ebû Hanîfe: 'Benim ayakkabıcı bir komşum var, birkaç gece önce asayiş görevlileri onu yakalamış. Emirin onu serbest bırakmasını rica ediyorum' dedi. Bunun üzerine emir: 'Pekâlâ, hatta o geceden bugüne kadar yakalanan kim varsa hepsini...' dedi ve hepsinin birden salıverilmesini emretti.
Ebû Hanîfe binitine bindi, ayakkabıcı genç de arkasından yürüyerek onu takip ediyordu. Ebû Hanîfe evine varıp katırından inince gence doğru yöneldi ve şöyle dedi:
'Ey genç, seni zayi ettik mi?'
Genç şöyle cevap verdi: 'Hayır, aksine beni korudunuz ve gözettiniz. Komşuluk hukukunu gözettiğiniz ve hakkımı koruduğunuz için Allah sizden razı olsun ve sizi hayırla mükafatlandırsın.'
Böylece adam tövbe etti ve bir daha eski yaptıklarına asla dönmedi.
Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd
"Kitabokuyan, enteLLektüel, iki üç dil bilen biri dedim. Sen de çok şey istiyosun dedi. Kral dedim. Kendimde olan özelliklerin birkaçını çıkarıpta söylememememe rağmen çok şey istiyosun diyosun. İki üç dil bilen, uzun boylu, yemek yapan VE DİL BİLEN biri"
kızın sesiyle okuyun