"Bir baba oğluna öğüt verir:
“Üç şeyi, sormadan alma:
- Balı
- Borcu
- Eşi.
Üç şey vardır ki, senden ayrılmadıkça onlardan emin olma:
- Vesvese
- Borç
- Kötü arkadaş.
Üç şey gecikirse faydası kalmaz:
-Düğün yemeği
-Taziye
-Akşam namazı.
Üç kimseden Allah seni korusun:
- Haramzade
- Akrabalık bağlarını koparan
- Yetim malı yiyen.
Üç kişiyle sakın arkadaşlık etme:
- Ahmak
- Himmeti (gayreti) düşük olan
- Mürüvveti (ahlaki asaleti) az olan.
Üç kişiyi dinleme:
-Yalancı
- Söz taşıyan
- Yalancı şahit.
Üç kişiyle dostluk kurma:
- Hasetçi
- Nazar sahibi
- Anne-babasına öfkeli (onlara asi olan).
Üç kişinin görüşünü küçümseme:
- Namazını koruyan
- Cömert ve kerim olan
- Anne-babasından razı olan.
Yetim çocuğa sorma: ‘Baban ya da annen nasıl öldü?’
Anne-babaya sorma: ‘Evladınız nasıl öldü?’
İşsiz bir adama, erkeklerin bulunduğu bir mecliste sorma: ‘Sen neden çalışmıyorsun?’
Fakire sorma: ‘Paraya ihtiyacın var mı?’ Bilakis, sormadan ver. Bu, onun izzetini korumaktır. Çünkü onunla yine karşılaşacaksın.
Misafire sorma: ‘Yemek ya da içecek ister misin?’ Bilakis, ikramını sormadan sun. Çünkü sorarsan, onu mahrum bırakmış olursun.”
@PiyasaTurkiye 1 kg pancarı çiftçiden 2,5TL fiyata alıyorlar, ortalama 7 kg pancardan 1kg şeker çıkar, hammadde maliyeti 17,5TL eder, buna %20 işletme maliyeti ekleyip elde edilen 3,5kg küspeyi de 5,25 TL fiyattan sattığını düşünürsek maliyetleri 15,75 TL olur. %100 üzeri kar ile çalışıyorlar
80’li yılları yaşamış son kuşaklardan biri olarak, bugünlerde o günleri her zamankinden daha fazla özlüyorum. Hatta bana “Bugünkü her şeyini bırakıp sıfırdan başlayacaksın ama o yıllara geri döneceksin” deseler, hiç tereddüt etmeden kabul ederdim. Çünkü o yıllar gerçekten bambaşkaydı.İnsanın kıymeti vardı. İyilik vardı. Gerçek dostluk, gerçek arkadaşlık vardı. Bir somun ekmeği paylaşmanın bile anlamı vardı. Kimse kimseye “Nerelisin, baban ne iş yapar, hangi inançtansın?” diye sormazdı. Sokağa indiğimizde hepimiz kardeştik. Eve girmezdik; akşama kadar oyun oynar, birlikte güler, birlikte ağlardık. Kavga olduğunda tek vücut olurduk. Paramız bittiğinde herkes cebindekini ortaya koyardı. Beraber misket oynar, beraber ağaca çıkar, beraber mahalle kavgalarına giderdik.Fakirim zenginim demek ayıptı. Kimse kimseyi satmazdı.Yokluk vardı ama o yokluğun içinde kıymet bilmeyi öğrenirdik. Bağdat Caddesi’nde İdris Kebap vardı; kardeşimle birlikte babamız bizi oraya götürsün diye gözlerinin içine bakardık. Belki iki haftada bir, belki üç haftada bir gidebilme imkanımız vardı.Gittiğimizde ezogelin çorbasından girer kadayıftan çıkardık.Ekmek, tereyağı, gaz kuyruklarına girerken bile mutluyduk. Çünkü sırada arkadaşlarla karşılaşmak bile sevinç sebebiydi.Okula üç-dört vasıta değiştirerek giderdik ama şikâyet etmezdik. Harçlığımız bittiğinde ne yapacağımızı bilir, başımızın çaresine bakardık. Zorluklara dayanıklıydık. Soğuğa da, yokluğa da, hayata da daha güçlüydük. Aynı zamanda değerleri olan bir nesildik. Ayıp kavramı vardı. Ahlak kavramı vardı. Basit bir hata yaptığımızda utanır, yüzümüz kızarırdı.Öğretmen ve doktor toplumun en kıymetli insanları arasındaydı. Büyük saygı görürlerdi. Dedem operatördü; bir ameliyattan çıktığında kapıda insanlar teşekkür etmek için sıraya girerdi. Bugün dönüp geldiğimiz noktaya bakıyorum da insanın içi acıyor. Doktorunu darp eden, öğretmenine el kaldıran bir topluma nasıl dönüştük? Ne zaman bu kadar savrulduk? Bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Ben 1987’den beri borsayı takip etmeye çalışıyorum. İlk savaş tecrübemi İran-Irak Savaşı ile yaşadım. Savaşın ilk patladığı günlerde borsa endeksi 5.500 seviyelerine kadar yükselerek rekor kırmıştı. Herkes birbirine bakıyordu: “Savaş iyi bir şey mi ki piyasa yükseliyor?” diye. Sonra ne oldu? Sert bir tornistan. Endeks 2.000’li seviyelere kadar geriledi; hem de taban taban.Bugün savaş, panik, petrol şoku görünce telaşa kapılanlara şunu sormak istiyorum: O günleri yaşayanlar, güçlü satış problemi olmayan, niş ürün üreten kaliteli sanayi şirketlerine uzun vadeli yatırım yapanların bugün hangi noktada olduklarını gerçekten biliyor mu? Sadece fiyat artışlarını değil, yıllar boyunca elde ettikleri temettüleri duysanız şaşırırsınız. Bırakın hisse değerini, yalnızca temettüleriyle bile yatırımcısını nasıl ihya ettiğini görseniz, bugün ağlayıp sızlamak yerine aynı anlayışla birikim yapmaya devam ederdiniz.
Bu ülkede yıllarca temettü gelirleriyle belirli sektörlerde birikim yapıp, sonra yine aynı yöntemle servetini büyüten, vergi rekortmeni olan yatırımcılar çıktı. Bunu ne çabuk unuttuk?Bu yüzden kim temettü yatırımcılığı yalandır derse anında takibi bırakın çünkü niyetinin başka olduğu kesindir.
Bugün yine coğrafyanın bize yüklediği ağır faturalarla karşı karşıyayız. Çok yakın çevremizde iki savaşın arasında kaldık. Tam biraz nefes alacağız, tam toparlanacağız, tam 2027’ye doğru daha güçlü bakacağız derken önümüze yine bir engel çıktı. Hayatta her şey olabilir. Ama geçmişte de savaşlar oldu, bitti; sonra yenileri başladı, onlar da bitti. Dünya böyle bir yer. Ancak maalesef ki hayat devam ediyor.Bizim yapmamız gereken, bu süreçlerde ucuzlayan ama beğendiğimiz kaliteli şirketleri uzun vadeli biriktirmeye devam etmektir.Unutmayın: İşler düzeldiğinde bu fiyatları bir daha bulamıyorsunuz. O gün geldiğinde temettü almak için elinizde 10 birim hisse mi olsun istersiniz, 100 birim hisse mi? İhtiyacınız olmayan, tasarruf edebildiğiniz her birikimi; çocuklarınıza, torunlarınıza ışık olabilecek şekilde kaliteli şirket hisselerinde değerlendirin. Sepet yapın, sabırla biriktirin. Ama hayatı da tamamen ıskalamayın. Küçük oğlum gibi elinize her geçen harçlıkla hisse biriktirirseniz bazı zevklerden de mahrum kalabilirsiniz. Bu satırlara gelene kadar eminim okuyan herkes arkadaş kısa keste sarışından bahset demeye başlamıştır.
Temel dinamikler maalesef düzelmiyor; aksine daha da bozuluyor. ABD’nin borcu 39-40 trilyon dolar sınırına dayandı. Kabaca %5 faizle bunun yıllık maliyeti 1,5-2 trilyon dolar seviyesinde. Trump büyük vaatlerle geldi ama politikada neredeyse 180 derece tersine dönen adımlar atıyor. Artık sadece doğu bloğu değil, kendi müttefikleri bile mesafe koymaya çalışıyor. Güvenilirliğini kaybettikçe devlet ciddiyeti ve itibarı da aşınıyor.İçerde de kazan kaynamaya başladı.Gösteriler yayılmaya devam ediyor.
Savaşın uzaması senaryosunda petrol şoku,navlun,gıda ve tüketim malları üzerinden ekonomiye yayılacağı kesin.CPI verileri yatırımcıları korkutmaya başlayacak. Teknoloji hisseleri,çarpanların daralmasıyla gerçek anlamda darbe almaya başlar.Teknoloji değerlemeleri düşer,enerji fiyatları yüksek Tüfe verilerine yol açar, FED'in faiz indirimi beklentisi de rafa kalkar.Powell faiz indirimi umutlarını tamamen ortadan kaldırdığında piyasa sert bir tepki verecek.Arz yönlü yaşanacak bu enflasyon FED in de elini kolunu bağlayacaktır.FED in elinde değersiz akademik ünvanlara sahip ekonomistler ve sıfırları tuşlayarak yarattığı para dışında bir silah maalesef yok. FED bu sorunu para politikasıyla çözemez.Dolaysıyla düşen faizlere göre fiyatlanmış teknokloji değerlemeleri,faizlerin mevcut seviyelerde kalacağı varsayımıyla yeniden fiyatlanacak.Yaz aylarına girerken bu durumdan kolay bir çıkış yolu olmadığı gerekçesiyle oldukça zor bir dönem geçecektir.Özellikle Temmuz-Ağustos aylarında açıklanacak bilançolarda sahada bugün yaşadığımız hasarın verilere yansıdığını göreceğiz.Şirket karları azalacak,işsizlik artacak.Artan enerji maliyetleri karşısında ayakta kalmaya çalışan şirketler maliyet kısmaya yöneldikçe,yapay zekanın iş gücünü ikame etme süreci de arka planda hızlanacak. Kasım'daki ara seçimler yaklaşırken siyasetçiler paniğe kapılmaya başlayacak.Bu süreç yaşanırken artan maliyetler ve iş güvencesi endişeleri nedeniyle öfke ve tansiyon yükselecek ve hissselerde anlamlı iskontoların yaşanacağı bir döneme gireceğiz.FED sonunda geri adım atacak,siyasetçiler mali teşvikleri devreye sokacak kamu borcuna birkaç trliyon $ ın üzerinde ek yük binecek.Ara seçimin baskısıyla FED yaz sonu sonbahar başı bu sefer faiz indirimine gitmek zorunda kalacak.Teknoloji şirketleri arasında bu sürece dayanamayarak önce işçi çıkaran sonra iflas eden şirketler olacak.Ayakta kalan şirketler ise çok daha güçlü bir şekilde yaz sonrası yaşanacak yükselişlerden nasibini alacak.Sonuç olarak pandemi döneminde yaşadığımız fırsatların yaşanabileceği bir döneme daha girmiş bulunuyoruz.Bu olasılık savaşın uzaması durumunda geçerli olacaktır.Savaş beklenenden kısa sürede sona ererse geçici bir bahar havası tabiki yaşayacağız sonrasını değerlendiririz.
Sarışına gelecek olursak 5600$ seviyelerine kadar yükselen inanılmaz bir üçüncü dalga çıkışı yaşadık. Hemde çok kısa zamanda sert bir çıkış oldu.Dalga tepesini bu seviyede oluşturduk ve düzeltme dalgalarına başladık.Aşağıdaki grafikte düzletme ile ilgili detayları görebilirsiniz.Bu arada Altın, zenginleşme aracı değildir; korunma aracıdır. Bazen limanda durmanız gerekir, çünkü fırtına açıktadır. Tarihte rezerv para özelliğini kaybeden ülkeleri inceleyin; neden kaybettiklerine bakın. Çok şey göreceksiniz.Hiçbir yatırım aracı, kaliteli bir şirket hissesinin yerini tutamaz. Ama bu şirketlere düzenli yatırım yaparken de dünyanın gerçeklerini göz ardı edemeyiz.Bugüne kadar hiç altın biriktirme ihtiyacı hissetmedim gözüm ve gönlüm hep esas faliyet karı anlamlı,büyüme potansiyeli yüksek şirket hisselerinde oldu.İyiki de böyle oldu diyorum.Ancak ülkemizde maalesef finansal okur yazarlığın eksikliğinden yıllardır hep döviz ve altına ilgi ve rağbet oldu.Yıllardır yaşanan krizler ve bir türlü ekonominin stabil gitmemesi hep bir engel çıkması yüzünden yatırımcıların daha güvenli limanda kalmak istemeleri borsa yatırım aracını hep kumar olarak görmelerini sağladı.2001 krizi de bence borsaya yatırım yapanlar için bardağı taşıran son damla oldu.Bu konulara dalarsak inanın çıkamayız sarışına da vakit kalmaz.
Değerli dostlar bakın biz temel olarak olasılıklarımızı ve beklentilerimizi oluşturduktan sonra işin teknik yani maliyet unsurunu azaltacağımız kısmına geçiyoruz. Bir nevi yemek pişiriyoruz.Sarışının teknik kısmını iki olasılıkla takip edeceğim.Elliottun bana öğrettiği kurallara göre biz çok verimli bir üçüncü dalga çıkışını sonlandırdık ya da son bir beşinci dalga ile bitireceğiz. Bunu zaten grafikte net görebiliyoruz.Üçüncü dalganın karakteristik özellikleri grafiğin üzerine yansımış mı? Evet yansımış.Üçüncü dalgalardan sonra hangi dalga seviyesi aktive olur ? Dördüncü dalga.Nasıl gelişir ? üç dalgalık bir realizasyon şeklinde.İki olasılığımız var önümüzde diye düşünüyorum.Birincisi olumlu olan biz WXY ile dödüncü dalgayı hem tüm çıkışın %38.2 si hemde 200 günlük hareketli ortalama seviyesinin geçtiği 4100 desteğinde bitirdik ve beşinci son yükseliş dalgasına başladık.Bu bölgeden 5600-6000 bölgesine doğru düşe kalka gideceğiz çünkü beşinci dalgalar bu karaktere sahip.İkinci olasılığımız ise dördüncü dalga daha sona ermedi önümüzdeki günlerde 4300$ öok ama çok önemli bir destek seviyemiz bu seviye aşağı kırılırsa 3900-4000 bölgesinde bir dip oluşumu daha yapıp buradan beşinci dalga yükselişine başlayacağız.Temel belli teknik seviyeleri de belirledik artık kendi risk anlayışımıza göre ve kendi sistemimize göre pozisyonlanmanın maliyetini düşürmeye çalışacak aksiyonları alacağız.Dalga kanallarını çizeceğiz,örneğin beşinci dalga başladıysa beşin birinci dalgasının kanalını oluşturup kanal dirençlerinde satıcı diplerinde alıcı olacağız.Yaşadığımız geri çekilme dalgasının fibo dirençlerinde pozisyon azaltacağız hızlı geri çekilmelerde çapariye tekrar dolacağız yani herkes kendi risk anlayışına göre sistemini oluşturacak ve trade edecek.Ya da hiçbir şey yapmadan beşinci dalgayı izleyip sonlarına doğru pozisyonlanmadan çıkacak gibi yüzlerce binlerce yatırım stratejisi bulunmakta.Siz kendinize uygun olanı seçmeli ve uygulamalısınız.Burada en önemli teşhis bir temel analiz iki fiyatların hükmettiği teknik analiz ile maliyet düşürmek.Her yatırım aracında bu anayasayı uygularsanız ve kendi riskinize göre sisteminizi oluşturursanız güneşli günleri çok fazla tadarsınız. Ancak tekrar ve tekrar vurgulamakta yarar görüyorum hiçbir yatırım aracı doğru yönetilen bir şirket hissesinden daha fazla getiri sağlayamaz.Nokta.Saygı ve sevgilerimle.
AMME HiZMETİNE DEVAMMM
🧵 Tek EMA Sistemi ile Profesyonel Trade Rehberi
1/ Finansal piyasalarda "sihir" yoktur, sadece "ortalama maliyetler" vardır. EMA (Üstel Hareketli Ortalama), akıllı paranın zamanla nereye girdiğini gösteren en sadık dostunuzdur.
Hangi zaman diliminde hangi EMA'yı kullanmalısın? İşte altın liste: 👇
EMA 9: Gün içi (Scalp) trader'lar için.
EMA 21: Swing (Birkaç günlük) trader'lar için.
EMA 50: Trend takipçileri için.
EMA 200: Yatırımcılar ve büyük trendler için.
Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Leyle-i Kadr’e ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bu mübarek gecenin; milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur, rahmet ve bereket getirmesini diliyorum.
Kadir Gecemiz mübarek olsun.
🌙