Cumhuriyet'i 103 yıl önce kurma iradesi gösteren halkımızı selamlıyoruz.
Emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurulan Cumhuriyet bugün ne yazık ki yok.
ABD tarafından açıkça ifade edildiği biçimde, bize Cumhuriyet fazla görülüyor.
Yerli işbirlikçileri buna Yeni Osmanlı diyor.
Artık burada bir halk değil, ABD’nin planı için çalışan köleler aranıyor. İtiraz edecek yurttaş değil, Osmanlı’ya tebaa aranıyor.
Yargıyı sopa yapmışlar. Emir kullarının elinde sorgusuz sualsiz halka doğru savuruyorlar. “Köle olacaksınız; size hak, hukuk yok” diyorlar.
Ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyorlar. Kapalı kapılar ardında konuşulanlardan birkaç kişi dışında kimsenin haberi olmuyor. Halk için yapıldığı söylenen, halktan kaçırılıyor. Ülkenin geleceği, canımız, emeğimiz… “Hepsi bu üç beş kişinin pazarlığına bakar”, diyorlar.
Daha lise yıllarından itibaren gençler hem ucuz işgücü hem de emperyalizme canı pazarlanacak kul, köle olarak görülüyor. Milyonlarca genç ve çocuk ya tarikatın eline ya bir çetenin pençesine ya da sermayenin esareti altına alınıyor.
Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı; yani yurttaşlık hakları… Bunlar sadece bir halkın talebi ve hakkı olur. Kulun, kölenin, tebaanın değil.
Biz ülkemizi de yurttaşlığımızı da mücadeleyle kazandık.
Biz, kapalı kapılar arkasında bizi hesaba katmayıp padişahtan ülkeyi satın alacağını düşünenlere halkın neleri değiştireceğini gösterdik.
Şimdi tekrar halk olma zamanı.
Mücadelenin içinde halk olduğumuzu hatırlar, hatırlatırız.
Emekçisiyle, kadınıyla, genciyle Cumhuriyet’i ancak tekrar böyle kazanırız.
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
Halkız!
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
Köle değil halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
https://t.co/ihlgVRvPN5
“Köle Değil, Halkız” diyerek ODTÜ’de Cumhuriyet yürüyüşümüzü gerçekleştirdik.
29 Ekim’de tüm sıra arkadaşlarımızı bizimle beraber cumhuriyet ve sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
🗓️29 Ekim Perşembe
🕔16.00
📍Esat Dörtyol
Köle değil halkız
Cumhuriyet’i kazanacağız.
ABD tarafından açıkça ifade edildiği biçimde, bize Cumhuriyet fazla görülüyor.
Yerli işbirlikçileri buna Yeni Osmanlı diyor.
Artık burada bir halk değil, ABD’nin planı için çalışan köleler aranıyor. İtiraz edecek yurttaş değil, Osmanlı’ya tebaa aranıyor.
Yargıyı sopa yapmışlar. Emir kullarının elinde sorgusuz sualsiz halka doğru savuruyorlar. “Köle olacaksınız; size hak, hukuk yok” diyorlar.
Ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyorlar. Kapalı kapılar ardında konuşulanlardan birkaç kişi dışında kimsenin haberi olmuyor. Halk için yapıldığı söylenen, halktan kaçırılıyor. Ülkenin geleceği, canımız, emeğimiz… “Hepsi bu üç beş kişinin pazarlığına bakar”, diyorlar.
Daha lise yıllarından itibaren gençler hem ucuz işgücü hem de emperyalizme canı pazarlanacak kul, köle olarak görülüyor. Milyonlarca genç ve çocuk ya tarikatın eline ya bir çetenin pençesine ya da sermayenin esareti altına alınıyor.
Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı; yani yurttaşlık hakları… Bunlar sadece bir halkın talebi ve hakkı olur. Kulun, kölenin, tebaanın değil.
Biz ülkemizi de yurttaşlığımızı da mücadeleyle kazandık.
Biz, kapalı kapılar arkasında bizi hesaba katmayıp padişahtan ülkeyi satın alacağını düşünenlere halkın neleri değiştireceğini gösterdik.
Şimdi tekrar halk olma zamanı.
Mücadelenin içinde halk olduğumuzu hatırlar, hatırlatırız.
Emekçisiyle, kadınıyla, genciyle Cumhuriyet’i ancak tekrar böyle kazanırız.
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
Halkız!
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
Köle değil halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
https://t.co/ihlgVRvPN5
Devrim yoksa Cumhuriyet de yok
👉Cumhuriyet ve devrim arasındaki ilişki ne?
👉Modern cumhuriyetler nasıl kuruldu?
👉AKP Türkiye'si bir cumhuriyet mi?
✍️Ercan Bölükbaşı yazdı...
https://t.co/YueY7BzrWF
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
https://t.co/ihlgVRvPN5
"Köle Değil Halkız, Cumhuriyet’i Kazanacağız" manşetiyle çıkan Devrim Gazetesi'ni İstanbul halkına ulaştırdık. Bütün yurttaşlarımızı, 29 Ekim'de bizimle birlikte yürümeye çağırıyoruz.
🗓 29 Ekim Perşembe
📍 Kadıköy Süreyya Operası
⏰️ 16.00
Sansür ve tutuklamalarla baskı altına alınmaya çalışılan basın emekçileriyle dayanışmak, “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” demek için Kadıköy’deydik.
AKP yargısının basına yönelik baskılarına ve halkın haber alma hakkının gasp edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
İsyan üzerine tezler
👉 Avrupa’yı saran kitle hareketleri bir anomali mi, dönemin normali mi?
👉 Sola yönelen arayışlarla aşırı sağın yükselişi neden aynı anda yaşanıyor?
👉 Halkın öfkesi nasıl politik bir yöne kavuşur?
✍️ Özgür Savaşçıoğlu (@ozgur_savascio) yazdı...
https://t.co/vNP8MVNVdk
Gazeteci İsmail Arı, karşı-devrim iktidarının halkı teslim alma çabalarının ürünü olarak tutuklanmıştır. Yüz binlerce yurttaşın bizzat iktidar unsurlarınca dolandırıldığı fon vurgununu örtbas etmeye çalışan iktidar, çareyi kendi eseri olan haksızlıkları gündemde tutan gazetecilere ve yurttaşlara baskı yapmakta aramaktadır. Görev süresi boyunca AKP iktidarının talepleri doğrultusunda yandaş olmayan basın kuruluşlarını boğmaya çalışan ve kurumu kendi akrabalarıyla dolduran RTÜK eski Başkanı Ebubekir Şahin'in şikayetiyle gözaltına alınan İsmail Arı, bu konularda halkı bilgilendiren haberler yapması ve kendisini ilgilendiren haberlerde cevap hakkını kullanabilmesi için Ebubekir Şahin'le temas kurması suç sayılarak tutuklanmıştır.
AKP yargısı, yandaş olmayan basının tamamını susturmak için gazeteciliğin temel gerekliliklerini suç sayan hukuksuz ve gayrimeşru kararlara imza atmaktadır. Geçtiğimiz günlerde gazeteci Murat Ağırel, muhalefet milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesini ilgilendiren bir kara para aklama iddiasıyla ilgili konunun muhataplarıyla temas kurması ve elindeki belgelerin bir bölümünün doğruluğundan şüphe ettiği için haber yapmaması suç sayılarak tutuklanmıştır. Bugün de İsmail Arı dönemin RTÜK Başkanı'nın kamu kaynaklarını haksız biçimde ailesine sunmasını haber yaptığı için tutuklanmaktadır. "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu, AKP yargısınca halkın haber alma hakkını engellemenin kılıfına dönüştürülmektedir.
Tutuklamaların amacı, iktidarın suçlarını gündemde tutan gazetecileri susturarak gerçeklerin bilinmesini ve konuşulmasını engellemek, bu yolla halkı teslim almaktır. Kanal patronuyla ilgili mali suç iddialarını Halk TV'nin kayyum atanarak susturulmasının bahaneye dönüştüren, fon vurgununu gündemde tutan gazetecileri adli süreçler ve sosyal medya hesaplarını da erişim engelleriyle hedef alan iktidarın niyeti ortadadır. Asıl suç soygun, sömürü ve vurgunculuktur ve AKP iktidarı, tüm bu suçların başlıca faillerindendir.
Halkı yoksulluğa mahkum eden AKP iktidarının günah keçisi arayışı nafiledir. Baskılar ve transferler AKP'yi kurtarmayacak. Halkımız teslim olmayacak, yağma ve vurgunculuğun hesabını asıl muhatabı olan AKP'den soracaktır.
Öngörülemez bir dünyada mı yaşıyoruz?
👉 Öngörülebilirliğin azalması, öngörüden vazgeçmeyi mi gerektiriyor?
👉 Öngörü ile örgütlülük arasındaki bağı nasıl kurmalı?
👉 Halkı yeniden bir özne olarak kurmak neden acil bir görev?
✍️ Cem İnan yazdı...
https://t.co/lhOkXcKBIV
Mekke İttifakı'na Hayır
Karşı-devrim iktidarının Yeni Osmanlıcı stratejisinin parçası olarak gündeme gelen Mekke İttifakı Anlaşması meclise geldi. İktidar tarafından bir süredir fiilen yürürlükteymiş gibi tartıştırılan ve tam metni daha meclis kayıtlarına girmeden basına sızdırılan anlaşma; içeriği, zamanlaması ve bölgesel yansımalarıyla ABD emperyalizminin Batı Asya’ya yönelik beklentilerini karşılayacak biçimde tasarlanmıştır. Güncellenmiş Monroe Doktrini kapsamında bölgemizde kontrollü çekilme sürecine giren ABD’nin bölgedeki hedeflerinin işbirlikçi hükümetlerce üstlenilmesine yönelik zeminlerden bir yenisi olan Mekke İttifakı, aynı zamanda geleceği tartışmalı hale gelmiş gerici Körfez yönetimlerini de tahkim etmektedir.
“ABD’siz güvenlik mimarisi” oluşturduğu ve “İsrail’i ürküttüğü” iddia edilerek meşrulaştırılmaya çalışılan Mekke İttifakı’nın anlamı, konunun muhataplarının beyanları ve anlaşmanın sahada hangi güçlere karşı kullanılacağına bakılarak anlaşılmalıdır. Emperyalist haydut Trump’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan için yaptığı “Ben ne istersem yapar” beyanı bu açıdan tartışmaya yer bırakmamaktadır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik emperyalist saldırganlığının ters teptiği, Suudi gericiliğinin ise Yemen’in haklı direnişi karşısında köşeye sıkıştığı bir dönemde gündeme gelen ittifak; emperyalistlere kök söktüren İran ve Yemen’i kuşatma hedefinin ürünüdür.
Anlaşmanın öngördüğü ortak savunma taahhüdünün kapsamı fazla geniştir ve gerek İran’ın meşru müdafaa kapsamında Körfez ülkelerindeki ABD üslerine misillemelerini gerekse Yemen’de olduğu gibi Suudi Arabistan ya da bir başka imzacı ülkenin açıkça işgalci ve saldırgan taraf olduğu gerilimlerde alacağı darbeleri içerecek şekilde yorumlanması mümkündür. Suudi Arabistan’ın “Yemen’e karşı askeri destek” talebinin Trump tarafından geri çevrildiği güncel durumda Mekke İttifakı, ABD’den gelmeyen desteğin ABD adına bölgedeki işbirlikçilerince sağlanmasının aracı olarak anlam kazanmaktadır.
Anlaşmanın zamanlaması ve ayrıntıları, ülkemizi farklı bölge ülkelerinin iç siyasetlerinde de gerici güçlerin hamisi olacak şekilde taraf haline getirecek niteliktedir. Kurulması öngörülen mekanizmanın sekretaryası Suudi Arabistan’da bulunacaktır. Yemen’de hezimete uğradığı ve Yemen’in meşru müdafaa misillemeleri karşısında ülkenin stratejik noktalarını koruyamadığı için ülkesindeki fiili iktidarı tartışmalı hale gelen veliaht prens Muhammed bin Selman gerek anlaşmanın sağlayacağı umulan prestij gerekse anlaşma kapsamında ülkesine konuşlanacak Türkiye ve Pakistan askeri birlikleriyle iktidarda tutulmaya çalışılmaktadır. Ülke içinde yasal ve anayasal çerçeveyi tanımayan ve kritik süreçlerde meclisi baypas ederek notere indirgeyen iktidar, bölgede de petrol zenginliği dışında meşruiyet kaynağı olmayan gerici hanedanlara kalkan olmaktadır. Ülkemiz, ABD emperyalizminin takdiri ve Suudi gericiliğinin parası uğruna bölgede sonu olmayan gerilimlerin içine sürüklenmekte ve açıkça tarihin yanlış tarafında konumlandırılmaktadır.
Bölgemizde emperyalizmi ve gericiliği tahkim etmek için gündeme getirilen Mekke İttifakı Anlaşması reddedilmelidir. Türkiye, Amerikan ekseninden kurtulmalıdır.
Ülkemizin ABD çıkarları doğrultusunda yönetilmesini reddediyoruz. Köle değil halkız. Emperyalizme ve gericiliğe karşı ayağa kalkacak, ABD’nin ülkemiz üzerindeki tahakkümünü kıracak, bölgenin onurlu halklarıyla birlikte emperyalizme ve Siyonizme karşı kavganın parçası olacağız.
https://t.co/xddncuoJsc
Fransa sana söylüyorum Türkiye sen anla
👉 Fransa'daki eylemlere ilişkin değerlendirmelerin konusu yalnızca Fransa mı?
👉 Halkın düzene bekçilik etme görevi var mı?
👉 Halk hareketine yaklaşırken doğru soruları nasıl sorarız?
✍️ Ercan Bölükbaşı ( @ercan_bolukbasi ) yazdı...
https://t.co/fWwrkDBuhk
Veriler “sokak Le Pen’e yarıyor” iddiasını desteklemiyor
Fransa’da aşırı sağ anketlerde yüzde 33 civarında. Bu oran, liselerde yükselen eylemlerin başladığı eylül ayından beri değişmedi. Veriler, Le Pen'in oy oranının lise eylemlerine bir tepki olmadığını, 2002'den beri süren bir yükselişin devamı olduğunu gösteriyor. Bu yükselişin durdurulamamasının temel nedeni ise Macron tarzı siyasetin uzun süre Le Pen’in tek alternatifi olarak kalması.
https://t.co/qQyI1dj5kQ
“Üst kata çıkın”: İstanbul'dan dünyaya barınma krizinin sınıfsal yüzü
İstanbul'daki yaşanan şiddetli yağışların ardından bodrum katlarda yaşayanlara yapılan “üst katlara çıkın” çağrısı, bu tip konutlarda yaşayan emekçilerin nasıl ölüm riskiyle baş başa bırakıldığını yeniden gündeme taşıdı. Kamunun denetim sorumluluğu tartışılırken, dünyanın farklı kentlerinde yaşanan benzer olaylar, nitelikli barınmanın koşullarına ulaşmanın doğrudan sınıfsal bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.
https://t.co/M3JDpssiKo
"Köle Değil Halkız, Cumhuriyet'i Kazanacağız" manşetiyle çıkan Devrim Gazetesi'nin yeni sayısı ile bildirimizi Kurtuluş ve Bakırköy halkına ulaştırdık.
Bütün yurttaşlarımızı, 29 Ekim’de Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız diyerek bizimle yürümeye çağırıyoruz.
"Köle değil halkız, Cumhuriyet'i kazanacağız"
Devrim Gazetesi'nin yeni sayısı çıktı.
Gazetemize Devrim Partisi il örgütlerinden ulaşabilir, görüş ve taleplerinizi [email protected] adresi üzerinden iletebilirsiniz.
"Bize Devrim Gerek"
Türkiye ekonomisi fasit dairede
👉 Ekonomideki son düzenleme adımları neye işaret ediyor?
👉 Siyasi takvim ve seçim ekonomisi tartışmaları nasıl şekilleniyor?
👉 Ekonomi nasıl kısır döngüye hapsediliyor?
✍️ Serkan Üstün (@serkanstn_) yazdı...
https://t.co/1OKjeGwvm6
Devrim Partisi, 29 Ekim’de üç ilde Cumhuriyet için yürüyecek
Devrim Partisi'nin 29 Ekim'de “Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız” sloganıyla düzenleyeceği yürüyüşlerin programları belli oldu.
https://t.co/uNnBlxI9TU