Hatay’da Gezdirilen Dron Neyi Gösteriyor?
Anlatılanlardan, okuduklarımdan, izlediklerimden anladığım; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, Hatay’ın “küllerinden doğduğunu” müjdeleyen bir kısa video paylaşmış. “Yeniden Doğuş” temalı video, bir kentin küllerinden yükselişini simgelemek istiyor. Atatürk Caddesi’nin ışıkları, yenilenen binalar, pırıl pırıl kaldırımlar… Görüntü ilk bakışta umut verici.
Fakat bu parlak sahnenin ardında, hâlâ bitmeyen bir yaşam mücadelesinin sessiz çığlığı duyuluyor.
Hataylılar, videoda gösterilen caddenin ötesinde başka bir hayat yaşıyor. Tozun, gürültünün, eksik altyapının içinde… Hâlâ konteynerlerde yaşamını sürdüren binlerce aile, çocuklar şantiyelerin arasından geçerek okula gidiyor. Hava kirli, yollar dar, trafik sıkışık. TOKİ inşaatları yıllardır “tamamlanmak üzere” ama hâlâ birçoğu teslim edilmedi. Hatay’da hayat, süslenmiş bir sahne değil; hâlâ tam ortasında durulan bir enkazdan ibaret.
Hani “2025’te herkes evinde olacaktı”? Hani IBAN’larla toplanan yardımlar? Hani “yaralar sarılacaktı”? Hatay’ın sokakları karanlıkta, ama yalnızca drone’un gösterdiği sokak projektörlerin altında parlıyor.
Sayın Bakan’ın paylaştığı video, bir başarı hikâyesi olarak sunuluyor. Oysa başarı, bir kentin bir caddesini değil, tüm insanlarını ayağa kaldırabilmektir. Hatay’ın yeniden doğuşu; ışıklarla değil, sözlerin tutulmasıyla, projelerin tamamlanmasıyla, insanların güvenli evlerine dönebilmesiyle mümkün olur. Makyajlı görüntülerle değil.
Hataylılar, parıltılı görüntülere değil, yaşanabilir bir Hatay’a inanmak istiyor. Gerçekleri göstermekten korkmadan, tüm şeffaflığıyla yürütülen bir yeniden inşa süreci, bu kente verilebilecek en büyük değerdir.
Önerim, drone’u biraz daha yükseğe kaldırın. O zaman “parıltılı” süslenmiş bir sokağı değil, Hatay’ın unutulmuş arka sokaklarını da görürüz. Hatay’ın yeniden doğuşu, ancak gerçeği tüm çıplaklığıyla görmekten geçer.
Hatay, bir sokaklık sahneye sığmaz!
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
Bir kaç saat önce bir Anadolu kasabasının lise bahçesinde şu diyaloğa şahit oldum. Görevli kişi içeriye yönelen iki kişiye nasıl yardım edebileceğini sorunca
“Diploma gibi bir şey lazım” cevabıyla merdivenler çıkıldı. Sohbetimden anlaşılan bir çeşit diploma kampanyası var.
Siz üç günde lise diploması alan gördünüz mü?
Rusya’da üç günde diploma aldığını iddia eden iki öğrenci Tütkiye’de sahte transkriptle eczacılık ve tıp okuyor.
En az 39 öğrenci ya bu ülkeye gitmeden ya da birkaç gün kalıp Türkiye’de yurt dışı öğrenci kontenjanından yararlanmış.
6 yıl önce bugün, ağır yaralıyken evinin önüne bırakıldı. Konuşamıyordu. Ona ne olduğunu anlatamadı. Son kez babasının elini sıktı ve 11 yaşında hayata veda etti.
Sizden ricam, bugün, bir kez daha #RabiaNazaNeOldu diye soralım.
Çünkü Rabia Naz'a ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz.
Onu unutmadığımızı ve bu ölümün aydınlatılmasını istemekten vazgeçmeyeceğimizi gösterelim.
Polis ve savcı işini yapmadı. Önce intihar süsü verildi, sonra soruşturma dosyası kapatıldı. Kimse yargılanmadı.
Babası bir dedektif gibi çalışarak intihar olmadığını kanıtladı ama failleri araştırmak yerine düzmece bir belgeyle ve alelacele bir mahkemeyle babasını akıl hastanesine yatırmaya çalıştılar.
Dosyayı örtbas eden güç her aşamada tüm aydınlatma çabalarını bastırmayı başardı.
Bugün 6 yıl oldu. Rabia Naz hâlâ adalet arıyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturmaya esas olmak üzere Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, CİMER’e yapılan bir şikayet doğrultusunda aşağıdaki gönderi hakkında “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçundan ötürü ifadesi alınmak üzere partimizin sosyal medya sorumlularının açık kimlik bilgilerini talep etti.
Eğer afişte yer alan sözler hakaret suçunu oluşturuyorsa, bu ifadeler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a aittir. Biz de soruyoruz, TİP'in sosyal medya hesaplarını kim kullanıyor?
Somalı ailelerin sözleri başım üzerinedir.
Bu seslerin, bu sözlerin benim için anlamı büyük, çok büyük.
Birlikte direndik, hep birlikte kazanacağız.
Söz.
⚠ Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş'ın “Muharrem İnce çekilirse, ben de çekilirim” şeklinde bir beyanatı bulunmuyor. ⚠
Erkan Baş'ın sözleri çarpıtılarak paylaşılıyor. Erkan Baş katıldığı yayında Muharrem İnce'nin kendisi hakkında söylediği sözlerden sonra şu ifadeleri kullanmış: "Benim çekilmem Muharrem Bey'in işine yaramıyor ki... Çok istiyorsa buyursun gelsinler, kendisi çekiliyorsa bende çekilirim bir problem yok bizim açımızdan. Ama bizim çekilmemiz onların bir şey kazanması anlamına gelmiyor. Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi için koşulu Erkan Baş'ın milletvekili adayı olmaması ise buyursun, hemen çekilsin. Yeter ki bu ülkeyi bir an önce karanlık sürece son verecek bir yere taşıyalım, mesele bu değil."
@aydns00505763 @tipgenelmerkez Barışın konuşmasını bir kez daha dinledim. Devrimden bahsetmiyor, aksine sizin söylediğiniz gibi “çağdaş gerçeklerden” günümüzde yaşadığımız bazı gerçeklerden bahsediyor. Nazımdan ilham alınır hem de çokça. Akrep gibisiniz Semih kardeşim.
Yurt dışında seçmeni sandığa taşımak için ücretsiz araç kaldıracak tüm kurumlara çağrımızdır,
Şehir/tarih/iletişim bilgilerini iletmeniz durumunda internet sayfamızdan hepsini duyurmak isteriz.
Bize direkt mesaj yada [email protected] üzerinden mail atarak ulaşabilirsiniz!
Yurt dışı kayıtlı seçmenler için hızlı sorulara hızlı cevaplar!
📌Yurt dışında kimler oy kullanabilir?
📌Seçmen listesi nasıl kontrol edilir?
📌Yurt dışı oyları kimler tarafından, nasıl, nerede sayılıyor?
#BiDünyaOy#ÖzlediğimizTürkiye#Seçim2023