Bu makalede çok yaygın kullanılan antidepresanların zan altında kaldıkları vurgulanıyor. Çünkü iyileştirilecek bir hastalığın olup olmadığı net olmadığı için bu ilaçların yararlı olduğu henüz kesin kanıtlanamadı, hatta olumsuz etkileri fazla olabilir.
https://t.co/dcsEhm8awJ
Türkiye’ye Girenler Bütün Umutlarını Geride Bıraksın.
Yeni yazı. Nedenini tam bilmiyorum ama yazması bana farklı gelen ve hissettiren bir yanı vardı bu seferkinin. Okumanız dileğiyle.
RUS YAZAR ANTON ÇEHOV’UN HİKAYESİ;
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: "Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!" Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
YENİ Partinin provokatör milletvekillerinden çakma şarkıcı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, TBMM Genel Kurul Salonu'nda Kürtçe şarkı söylüyordu, Kürt sorununun çözüm sürecinin kritik aşaması olan dünkü oylamada retçi tarafa kaydı, 'hayır' oyu verdi.
Çok ikiyüzlüler çok..
Siyasi çıkar için yapmayacakları yok bu yenicilerin..
@nurhayataltaca@yenipartiyiz (Bu hesap çalıntıdır.)
Vahşiler birbirine düşmüş.
Amerikan uçak gemisi Abraham Lincoln'de uzun süreli görev süresi, yetersiz gıda ve ağır hijyen sorunları nedeniyle patlak veren protestoların kanlı bir çatışmaya dönüştüğü ve yedi askerin hayatını kaybettiği bildirildi.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum.
Lorsqu'on a demandé à l'écrivain russe Anton Tchekhov quelle était la nature des sociétés défaillantes, il a répondu :
"Dans les sociétés défaillantes, il y a mille sots pour chaque esprit éclairé, et mille paroles grossières pour chaque mot conscient. La majorité reste toujours ignorante, et l'homme raisonnable est constamment vaincu. Si vous voyez des sujets futiles dominer les discussions dans une société, et les sots occuper le devant de la scène, alors vous êtes en présence d'une société très défaillante."
Par exemple, les chansons et les paroles vides de sens trouvent des millions de gens pour danser et les répéter, et le chanteur devient célèbre, connu et aimé. Au point que les gens prennent son avis sur les questions de la société et de la vie.
Quant aux écrivains et aux auteurs, personne ne les connaît et personne ne leur accorde de valeur ou de poids. La plupart des gens aiment la futilité et l'anesthésie.
Quelqu'un qui nous anesthésie pour nous éloigner de nos pensées, et quelqu'un qui nous fait rire avec des futilités, est meilleur que quelqu'un qui nous réveille à la réalité et nous fait mal en disant la vérité.
C'est pourquoi la démocratie ne convient pas aux sociétés ignorantes, car c'est la majorité ignorante qui décidera de votre destin.
Umberto Eco:
"Sosyal medya, bir kadeh şaraptan sonra barda çene çalan ve topluma zararı olmayan aptallar ordusuna söz hakkı verdi. Önceden hemen susturulurlardı, şimdi ise bir Nobel ödülü sahibi ile aynı söz hakkına sahipler. Bu aptalların istilasıdır. Sosyal medya, uzmanlıkla cahillik arasındaki görünür hiyerarşiyi ortadan kaldırarak her sözü aynı kamusal düzleme taşımıştır."
Umberto Eco:
"Sosyal medya, bir kadeh şaraptan sonra barda çene çalan ve topluma zararı olmayan aptallar ordusuna söz hakkı verdi. Önceden hemen susturulurlardı, şimdi ise bir Nobel ödülü sahibi ile aynı söz hakkına sahipler. Bu aptalların istilasıdır. Sosyal medya, uzmanlıkla cahillik arasındaki görünür hiyerarşiyi ortadan kaldırarak her sözü aynı kamusal düzleme taşımıştır."