Bugün Ronaldo'nun 50'nci doğum günü.
Ronaldo’yu hiç canlı izlememiş bir neslin, onu izleyenler tarafından neden en tepeye konulduğunu anlaması kolay değil.
Çünkü bugün futbolu tüketme biçimi tamamen farklı. Her maç elimizin altında, her pozisyon saniyeler içinde tekrar izlenebiliyor. Bir oyuncunun en iyi anlarını birkaç dakikalık videoda görmek mümkün.
90’larda ise futbol böyle değildi.
Maçlar daha azdı. Yayınlar daha sınırlıydı. İnternet yoktu. Youtube yoktu. Sosyal medya yoktu. Bir futbolcuyu gerçekten tanımak için onun maçını beklemek, 90 dakika boyunca seyretmek gerekiyordu.
Ve sonra Ronaldo çıktı.
O dönemde onun yaptığı şeyleri aynı hız, güç, teknik ve top hakimiyetini bir arada sunarak yapan başka bir oyuncu yoktu.
Savunmacıyı karşısına alıyor, hızlanıyor, çalımı atıyor ve birkaç saniye içinde pozisyonu gole çeviriyordu. Üstelik bunu yalnızca hızlı olduğu için değil, top ayağındayken de aynı hızda kalabildiği için yapıyordu. Vieri der ki: "Ronaldo, topla ayağındayken savunmacının topsuz koştuğundan daha hızlı koşuyordu."
Bugün bir futbolcunun hızını, driblingini veya bitiriciliğini ayrı ayrı görmeye alışığız.
Ronaldo ise bunların hepsini tek bir oyuncuda birleştirmişti.
Bu yüzden onu izleyen kuşak için Ronaldo sadece çok iyi bir forvet değildi.
O, futbolun nasıl oynanabileceğine dair algıyı değiştiren bir oyuncuydu.
Ve belki de "Fenomen" lakabının asıl sebebi buydu.
Çünkü onu televizyonda ilk kez izleyen bir çocuk için Ronaldo’nun yaptığı şeyler normal futbol değildi.
Bugün Ronaldo’nun videolarını izleyip "Gerçekten bu kadar iyi miydi?" diye soranlara verilecek cevap basit:
Evet.
Hatta mesele, videolarda gördüklerinizden bile daha büyüktü.
Çünkü biz onun en iyi anlarını değil, o anları ilk kez gördüğümüzde hissettiklerimizi hatırlıyoruz.
İyi ki doğdun Fenomen!
Bu fotoğrafta gördüğünüz kişinin ismi Işıl. Kendisi 18 Mayıs Pazar günü vefat etti. Şimdi Işıl’ın başına gelenleri sizlere anlatıyorum. Bu yaptığım paylaşım, vefat etmiş evladı için bir babanın yardım çığlığıdır.
Herkese merhaba,
Bildiğiniz üzere 18 Mayıs pazar günü prensesim, kızım Işıl'ımı kaybettim.
Olay; Pendik sahil yolunda, Işıl karşıdan karşıya geçmek istediği anda meydana geldi maalesef. Ertesi gün Işıl'ımı amcasının yanına sakladık
Koğuş arkadaşım olan Emre daha fazla hayatından uzak kalmasın, hak ettiği özgürlüğe en yakın zamanda kavuşsun. Ait olduğumuz yer olan tribünlerde yine birlikte şampiyon Galatasaray diye haykıralım.
Bu tweeti görenlerden tek isteğim #EmreyeÖzgürlük için siz de sessiz kalmayın. İçeride tek bir arkadaşımız kalmasın. Tüm #GençleriSerbestBırakın.