Türk insanı, Karadeniz dağlarında ve Anadolu taşrasında ezelden beri bir "of" bile demeden memleket için ekip biçiyor ve alın teri döküyor
“Devlet bize bakmıyor” diyen tiplerde ya 1000 voltluk elektrik panosundan kaçak elektrik çekiyor ya da 12 milyon 400 bin kök kenevir ekiyor.
Bu ayakkabıların sahibini geri getirecek hiçbir yasa yok.
Ama bugün atılacak doğru adımlar, başka çocukların evlerine sağ salim dönebilmesini sağlar.
Herkes taga yazsın!
#Minguzziyasasıhemenşimdi
Tarihimizde şöyle tek bir fotoğraf yok. Alçak, haysiyetsiz, vandal Rum’ların tek bir çocuğuna şunu yapmadık. Savaşta bile kendimize hakim olduk.
Türklük yücedir.
SADECE YARALI (13.07.2026)
Gazi Ahmet Ali Özduman,
Benim 15 yıllık arkadaşım. Geçen gün Güven Park’ta, erbaş/er şehit aileleri ve gazilerin hak arayışında birlikteydik. Sohbet ederken birden irkildi. Insanın canını yakan sineklerden biri bacağına yapışmıştı. Sonra gülmeye başladı “ulan protez bacak ne iyiymiş, en azından sinekler ısırmıyor” dedi.
Havadan sudan biraz sohbet ederken benim sol bacağımdaki derin ameliyat izine ve sağ bacağımdaki kararmış mermi deliğine bakakaldı. “Senin ne nasıl gazi olduğunu anlattığını duydum, ne de kimseye sorduğunu. Sahi sen nasıl gazi oldun?” dedi.
“Beni suya yatırdılar, hava kabarcıkları çıkınca gazisin deyip emekli ettiler” dedim.
Gülmeye başladı. “Tamam çok inandırıcı, ben şahsen inandım” dedi.
Biraz sonra eşi geldi, biraz sohbetin ardından Ahmet Ali’ye ağrı kesici alması gerektiğini söyleyip yanımızdan ayrıldı.
Eşi gittikten sonra Ahmet Ali bana dönüp “hayatıma anlam katan sadece o var. Her gece yaralarıma bakım yapar, ilaçlarımı takip eder. Ondan başka her şey yalan geliyor. Niye arkadaşlarımla birlikte şehit olmadım diye her hayıflandığımda kaderimle onunla evlenmek olduğu için hayatta kaldığımı düşünüyorum. Onun haricinde çok üzülüyorum abi, hep üzülüyorum. Uğrunda savaştığımız vatana yük mü geldik diye üzülüyorum. Insanca yaşamak istiyoruz diye hain mi olduk diye üzülüyorum. Eli kanlı teröristlerle pazarlık yapılırken, meclise 500 metre mesafede hak arayan bizleri görmezden gelen siyasilere üzülüyorum. 21 yaşındaydım, genceciktim, bir mayın tüm hayallerimi aldı. 25 yıldır gördüklerime üzülüyorum” dedi.
Gazi Ahmet Ali’nin sessiz çığlığını duyan cesur yürekler yok mu....
-Em. Yb. Şafak Mert-
Köpeği tarafından parçalanıyordu!
Kısırlaştırma, rehabilite, aşı saldırganlığı önlemiyor! Bilimsel yayınlar bunu söylüyor.
#SabrımızKalmadıDursunÖzbek Andy Burnham Aleyna Tilki
Osmanlı döneminde orduda görevli hekimler, savaş meydanında ağır yaralanan ve tıbben tedavisi mümkün görünmeyen askerlere müdahale ederken yanlarında küçük ahşap fıçılar taşırlardı. Tıbbın çaresiz kaldığı o son anlarda, askerin şehâdet mertebesine ulaşmadan önce dünyadaki son dakikalarını huzurla geçirmesi ve ağzının tatlanması için Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) adı verilen fıçılardan zemzemle hazırlanmış özel bir şerbet içirirlerdi. Bu şerbeti tadan askerler, artık yolculuğun sonuna geldiklerini ve şehid olacaklarını anlarlardı. Günümüzde hâlâ Allah yolunda, vatan uğrunda fedakârca can vermeyi ifade eden "Şehâdet Şerbeti İçmek" deyimi, medeniyetimizin bu zarif ve inisiyatif dolu askerî tıp geleneğinden gelmektedir. Fotoğrafta görülen Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) Edirne Hıdırlık Tabya Balkan Tarihi Müzesi'nde sergilenmektedir. Cümle geçmişlerimize rahmet niyâzıyla..
ÇETİNER
Haber kısa:
"Karaman'da 45 çocuğa istismar olayında hakkında soruşturma açılan Asım Sultanoğlu’nun Şanlıurfa’ya il milli eğitim müdürü olarak atanmasına tepki gösteren Emine Gizem Çetiner, yaklaşık üç yıldır Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde sürdürdüğü eylemini Sultanoğlu’nun görevden alınmasıyla sonlandırdı."
Zamanımızda kahraman mı arıyorsunuz...
İşte kahraman: Emine Gizem Çetiner...
Melih Aşık