İlk yağmur damlası düştü
Kuru yapraklarına güzün.
Ardında kış kıyamet,
Dert, hüzün.
Alınyazısı hepsi.... Kısmet....
Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün,
Kim bilir kaç günü kaldı
Ömrümüzün?!.
| Ziya Osman Saba
📷 Kâşgârî Dergâhı civarı,
Eyüp Sultan'dan.
İzmir, Kemeraltı Çarşısı'nın en özel köşelerinden biri olan tarihi Çakaloğlu Hanı ve çeşmesi. Güzellikler meşheri diyebileceğimiz bu çeşme Osmanlı taş işçiliğinin en nadide örneklerinden biri olarak kabul edilir. 1805-1806 tarihli bu çeşmenin ayna taşı üzerinde yükselen ve üç parçadan oluşan devasa levhâ, tezyinatı ve üzerindeki dua metniyle dikkatleri üzerine çeker. Dua metninin altında ve üstünde yer alan, cami etrafında şekillenen şehir/kale tasvirlerine Ege Bölgesi'ndeki tarihi mezar taşlarında ve tasvir sanatında da sıkça rastlanır. Kitabe kuşağının merkezinde "Maşallah" ibaresi; sağında ve solunda koruyucu sembol olarak kullanılan iki adet Mühr-ü Süleyman ile "Sübhanallah" yakarışı yer alır. Bu duaların alt ve üst kutucuklarına ise Kıtmir dahil Ashab-ı Kehf isimleri işlenmiştir. Tüm bu şehir manzaraları ve dua metinlerinin çevresi, Batı etkili Osmanlı barok üslubunu yansıtan vazo içinde çiçekler, asma yaprakları ve yoğun bitkisel bordürlerle bezenmiştir.
📷 Mehtap Altan
Çolakoğlu Hanı ve çeşmesi.
İzmir, Kemeraltı / Hisarönü
#MedeniyetimizinSessizTanıkları
Denmiştir ki:
"Müslüman'ın mal-mülk, mevki ve rütbe ihtirası, onu Hak'tan uzaklaştırır. İhtiraslar başkalarının kapısına yüz sürme alışkanlığı kazandırır. Bu duruma düşen insanlar gerçek secdenin zevkini tadamazlar."
📷 Emin Ağa Namazgâhı kıble taşı, Kabataş / Beyoğlu
"Bir koyun sürüsüne salıverilmiş iki aç kurdun koyunlara verdiği zarar, servet ve mevki düşkünü bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.”
[Hadis-i Şerif]
📷 Bolu / Göynük
#MedeniyetimizinSessizTanıkları#OttomanTombStones
Azerbaycan’da durduk yerde ortaya atılan uyduruk başörtüsü yasağına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da görevinden ayrılmak durumunda/zorunda bırakıldı.
Bu görevden alma hamlesi, sinsi operasyonun devlet mekanizmaları içerisine kadar uzandığını ve kurgunun şimdilik tıkır tıkır işletildiğini açıkça gözler önüne sermektedir. En tabii kardeşlik refleksinin, diplomatik dengeler ve suni kriz senaryoları öne sürülerek cezalandırılması, sahnelenen oyunun vahametini bir kat daha artırmıştır.
Mevcut duruma en çok sevinen de zannediyorum küresel şer şebekesinin veled-i zinası siyonist israil olmuştur. Açıklamalarından öyle anlaşılıyor! Kahrolsun.
@azpresident #azerbaijan #OktaySaral
Başörtüsü yasağını eleştiren 31 vatandaşımızın istenmeyen adam ilan edilerek Azerbaycan’a girişlerinin yasaklanması; bu durumun anlık bir tepkiden ya da rutin bir işlemden ziyade, belirli bir merkezden idare edilen ve derin amaçlar barındıran sistemli bir organizasyonun parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ortada tesadüflerle açıklanamayacak kadar ince işlenmiş bir kurgunun varlığı sezilmekte; kamuoyu algısını yönlendirmek ve iki ülke arasındaki ilişkileri belirli sınırlar içinde tutmak adına yazılan senaryo adım adım sahneye konulmaktadır. Gelişmelerin pürüzsüzce ilerlemesi ve tam da hedeflenen doğrultuda sonuçlar üretmesi, sürecin toplumsal refleksleri iyi hesaplamış bir mühendislik faaliyetiyle yürütüldüğünü gösterirken; geldiğimiz noktada köklü kardeşlik ve dostluk bağlarının sorgulanır hale gelmesi de bu sinsi kurgunun hedefine adım adım ilerlediğinin en somut ispatıdır.
Yuzyıllar içinde ortak değerlerle inşa edilen "tek millet, iki devlet" anlayışının sivil tabanda zedelenmeye çalışılması ve haklı bir sivil tepkinin adeta bir akıl tutulmasıyla bu derece radikal bir diplomatik yaptırıma dönüştürülmesi, asıl amacın iki kadim dostun arasına mesafe koymak olduğunu net bir şekilde doğrulamaktadır. Muhtemeldir ki bir sonraki aşamada, devletler nezdinde, kurumlar arasında da fitne çıkarmaya yönelik suni gündemler oluşturularak yeni hamleler denenecektir. Ancak her ne plan yapılırsa yapılsın yönetimler ve insanlar gelip geçici; soy ve din birliği bulunan iki toplum arasındaki kardeşlik ise kıyamete kadar bakidir. Hakikatin en yalın ifadesiyle bir Boşnak atasözünde denildiği gibi; "İnsan plan yapar, Allahû Teâlâ karar verir." Şüphesiz ki insan marifetiyle kurulan yapay tuzaklar ve fitne kurguları, ilahi iradenin, tecellinin ve halkların köklü bağlarının karşısında er ya da geç boşa çıkmaya mahkumdur.
Ey Hakîm-i Hâk ve Kadîr-i mutlak olan Cenâb-ı Mevlâmız! Küresel şer şebekesinin ülkemiz ve İslam ülkelerine yönelik planlarını boşa çıkar, tuzaklarını başlarına geçir. "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır." Amin...
@azpresident #azerbaijan #azerbaycan
❝Bugün Misâfirimizsiniz, Yarın Enezlisiniz❞
🔹 396. Sayı / Tarih-Kültür-Sanat
🔹 Yazar: Nidayi Sevim
❝1363 yılının ilkbaharında, Sultan Murad Hüdâvendigâr Döneminde, Demirtaş Paşa komutasındaki Türk ordularının Kırklareli’ni Bizanslılardan almaları sırasında şehit düşen “Kırk Akıncı” adına yaptırılmıştır. Giriş kapısı üzerinde şöyle yazıyordu: “Kırk kimse ki şehit oldu bu yerde, bu nâm ile anıldı bu belde”❞
Tıkla-Oku⤵️
https://t.co/SUQBAJTVu1
#yenidünyadergisi
#yenidünyadergisi33yaşında
#türkiyeninbilgibirikimi
Nidayi Sevim Hocam Kültür - Sanat - Tarih dünyamıza yeni bir eser ile bize köklerimizi tekrardan hatırlatıyor..
Köklerin izinde eseri dimağımızda hala tazeliğini korurken böyle bir eser bize neyi kaybettiğimizi tekrardan hatırlatacak...
@nidayisevim
https://t.co/GQp6LnRpNw
İstanbul'un fethiyle birlikte izine rastladığımız kalenderhâneleri sonraki yüzyıllarda şehrin farklı bölgelerine dağılmış vaziyette görüyoruz. "Eyüp Sultan'da Bir Kalenderhâne: La’lî-Zâde Abdülbâkī Efendi Tekkesi." başlıklı yazımıza aşağıdaki bağlantıdan da ulaşılabilir:⤵️
https://t.co/8PkLujetZ2