Onun düşüncesi adeta bir parçasıymış gibi her an engin bir bütünleşmişlikte Derin'le birlikte yaşıyordu. O, zamanda bir an ya da anlar değildi sanki, zamanın kendisiydi. Hiç görünmeyen ama her yeri kaplayan derin bir varlık gibi.
Görsel: dreammcollage
"Artık hiçbir şey istememek. Bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek. Kalabalıkların, sokakların seni sürüklemesine seyirci kalmak. Su oluklarını, parmaklıkları, kıyılar boyunca akan suyu izlemek. Arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak..."
Kleopatra dokuz dil konuşuyor, İskenderiye Kütüphanesi'nde astronomi, tıp ve felsefe okuyor ve Mısır'ı savaş, kıtlık ve Roma istilası boyunca yirmi yıl boyunca yönetiyordu. Roma ise tüm bunları tek bir kalıba indirgedi:
"Baştan çıkarıcı."
"İnsan nelere alışmaz ki... Zaten hayat dediğimiz bu kapalı dairenin asıl mucizesi, bu alışmak değil miydi? En sevdiğimiz mahlukları bile kaybetmeye alışmıyor muyuz? Günlerce aylarca, senelerce görmemeye, mutlak, kat'i bir gurbet içinde yaşamaya alışmıyor muyuz?"
Tanpınar
Bilen bilir tam 2 yıldır baş ucumda bu kitap. Sonunda bitirdim.
Fikirler Tarihi'ni "ruh yoktur" diye bitirip beni depresyona sürükleyen Peter Watson, Hiçlik Cağı ile beni gene oradan oraya savurdu. Vardığı sonuç mu? Bütün ve yekpare bir anlam yoktur. Küçük anlamlı anlar vardır. Anlam arayan için de bunda nice anlamlar vardır.