YETKİLİLER UYURKEN BİR CAN DAHA KAYBETTİK
Güvenli okul istiyoruz; hemen şimdi!
Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Manisa ve şimdi İstanbul. Acının adresi değişiyor, acı senaryo değişmiyor. Bu kez İstanbul Başakşehir’deki bir devlet okulunda bir öğrenci 8 öğrenciyi b��çakladı; yaralanan öğrencilerden biri hayatını kaybetti. Yetkililere soruyoruz:
Açıklama yapmak dışında ne yapacaksınız? Güvenli okul ve şiddet karşıtı politikalar için daha ne bekliyorsunuz?
GELECEK İÇİN ANKARA'DA OMUZ OMUZAYDIK!
MYK üyelerimiz, bağlı sendikalarımızın genel başkanları ile yöneticileri ve tüm üyelerimizle birlikte Kamu-İş Konfederasyonumuzun 2 günlük iş bırakma kararını büyük bir eylemle başlattık. Eğitim-İş sendikamızın çağrısı üzerine Ankara Kurtuluş Parkı'nda gerçekleşen görkemli eylemde kamu emekçisinin kararlılığını bir kez daha hep birlikte vurguladık. Güvenli okul ve onurlu bir gelecek mücadelemizi hep birlikte, en gür sesimizle haykırdık!
Ülkenin dört bir yanından gelen eğitim emekçileri ve yurttaşlar ile yalnızca bir soruna dikkat çekmek için değil, geleceği savunmak için bir araya geldik. Çünkü mesele sadece bugünün değil, çocukların yarınının da korunmasıdır. Bu buluşma, korkuya karşı cesaretin; yalnızlığa karşı dayanışmanın ifadesidir.
Eğitim emekçileri Kolej Meydanı'nda otobüsler ve polis barikatlarıyla engellenmesine rağmen geri adım atmadı. Çünkü bu ses, yalnızca bir bizim değil, güvenli ve adil bir yaşam isteyen herkesin sesidir.
Eğitim-İş Sendikamızın Genel Başkanı Kadem Özbay, yaptığı açıklamalarda, eğitim alanlarının güvenli olması gerektiği, hiçbir çocuğun ve eğitim emekçisinin şiddetle yüz yüze bırakılmasının kabul edilemeyeceği açıkça ortaya koydu. Bu duruş, sadece bir tepki değil; aynı zamanda bir hak talebidir. Onurlu bir yaşam, güvenli okullar ve eşit bir gelecek talebi.
Dün susmayacağımızı, unutmayacağımızı ve yaşananların üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğimizi net bir şekilde ortaya koyduk.
Bu ülkenin çocukları korkuyla değil, güvenle büyümeyi hak ediyor. Eğitim alanları baskının değil, özgürlüğün ve gelişimin mekânı olmalıdır. Bu nedenle bu eylem, sadece bugüne ait bir itiraz değil; daha özgür, daha eşit ve daha insanca bir yaşamın inşası için atılmış güçlü bir adımdır. Ve bu adım, engeller ne olursa olsun durmayacaktır.
Bugün okulları ve eğitim sistemini kuşatan yapısal sorunlar; öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamına erişimini ciddi biçimde engellemektedir. Unutulmamalıdır ki, güvenli ve sağlıklı eğitim ortamı tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin en temel kamusal hakkıdır.
Eğitim kurumlarının sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, yalnızca fiziksel koşulların iyileştirilmesiyle sınırlı değildir. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim”; sağlık hizmetleriyle, psikososyal destek mekanizmalarıyla ve eğitim sistemine entegre edilmiş sosyal hizmet ağıyla birlikte örülmesi gereken, devletin en temel kamusal sorumluluğudur.
Tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin hakkı olan güvenli ve sağlıklı eğitim ortamına erişebilmesi için acil taleplerimiz:
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir.
Eğitim-İş olarak; eğitim hakkının kamusal, eşit ve güvenli koşullarda sağlanması için tüm üyelerimizi, eğitim emekçilerini ve velileri bu haklı mücadeleyi büyütmeye çağırıyor; “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” için başlattığımız imza kampanyasına destek olmaya davet ediyoruz.
İmza Kampanyamıza Katılmak İçin Tıklayınız:
https://t.co/4nSVZN7gBl
YETER ARTIK, LANET OLSUN!
Şanlıurfa Siverek’te bir lisede yaşanan silahlı saldırıda çok sayıda öğretmen ve öğrencinin yaralandığı, ağır yaralıların olduğu bilgisi geliyor. Failin de yaşamına son verdiği belirtiliyor.
Öğretmenin değersizleştirildiği, okulların kaderine terk edildiği bu düzenin sonucu bu!
Kapısında güvenlik, yanında korumalarla gezenler; okulları güvenliksiz bırakmaya, tedbir almamaya devam ediyor.
Bu tablo; sorumluların sorumsuzluğudur.
Yazıklar olsun!
Tüm sendikalara çağrımızdır:
Ortak söz, ortak mücadele!
Tüm halkımıza çağrımızdır:
Öğretmenine, okuluna sahip çık!
Halil Konakçı denilen zatın son dönemde yaptığı açıklamalar, Cumhuriyetin temel değerlerine ve toplumsal barışa yönelmiş sistematik bir saldırı niteliği taşımaktadır.
Cumhuriyete ve Atatürk’e hakaret eden, laiklik karşıtı söylemlerle toplumu ayrıştırmaya çalışan; kadınların giyimine, karma eğitime ve gençlerin yaşam biçimine müdahale etmeyi kendinde hak gören; sanatçı Volkan Konak için kullanılan “sahnede geberdi” gibi insanlık dışı ve saygısız ifadeleri meşrulaştıran; doğal afetleri “toplumsal günahlar” ile ilişkilendirerek büyük acılar üzerinden toplumu suçlayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu ülkenin ortak değerlerine yönelik böylesi pervasız ifadeler kullanan hadsiz, küstah ve utanmaz bir zihniyetin kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu şahsın öğretmenleri “atın, sürün, şut” sözleriyle hedef göstermesi; sendikal haklarını kullanan kamu emekçilerini görevden alma çağrısında bulunması açık bir hukuk ihlaline davettir. Hiç kimse anayasal haklarını kullanan öğretmenleri tehdit edemez, sürgünle ya da görevden alma çağrılarıyla baskı altına almaya kalkışamaz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/zkQsIDK5fV
CUMHUR��YETİN OMURGASI OLAN LAİKLİĞİ HER ZAMAN SAVUNACAĞIZ!
Bugün, bu toprakların insanlarının özgürlük, bağımsızlık ve iradeyle buluşmasının günüdür.
89 yıl önce bugün, yani 5 Şubat 1937’de Anayasamıza laiklik maddesi eklenmiş, Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olarak tanımlanmıştır. Böylece o güne dek dini duyguları istismar edilerek sömürülen ulusumuz, laiklik sayesinde tebaa olmaktan millet olmaya geçmiş, dünya medeniyetindeki yerini almıştır.
“Hasta adam” dedikleri, yıkılmakta olan Osmanlı’nın başına akbabalar gibi üşüşen emperyalist devletler, laikliğin Avrupa’dan başka bir iklimde kök salacağına ihtimal vermezken, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde laik bir Cumhuriyet kurulması tüm dünyaya ders, mazlum haklara ilham olmuştur.
Laiklik, Atatürk’ün “Benim en büyük eserim” dediği Cumhuriyet’in bel kemiğidir. Son 20 yılda Cumhuriyet’ten intikam alırcasına pervasızlaşan yobazların “laiklik dinsizliktir” propagandasının aksine, laiklik bir devletin inancı, fikri ne olursa olsun tüm yurttaşlarına eşit hizmet vermesidir. İnsanlık tarihi açısından altın bir kazanım olan laiklik, çağdaş dünyanın olmazsa olmazıdır. Laikliğin bu boyutunu yine Atatürk, “Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir” sözleriyle vurgulamıştır.
Cumhuriyetimiz için, bizler için, ülkemizin geleceği için bu kadar hayati öneme sahip laikliğin bugün sistematik bir saldırı altında olması ise 5 Şubat vesilesiyle bir kez daha fark edilmelidir.
Bugün geldiğimiz noktada;
Halifenin, her şeyi yapma kudretine sahip kılındığı, hikmetinden sual olunmadığı halifelik sistemi kaldırılarak yerine inşa edilen demokrasi, bugün çok ağır yaralar almış durumdadır. Bugün ülkemiz, yine tek bir kişinin ne isterse yapabileceği bir ülke haline getirilmiştir.
Tıpkı halifelik döneminde olduğu gibi, yöneticiler tarafından yalanlara dini kılıflar bulunmakta, usulsüzlüklere itiraz eden yurttaşlar hemen dinsizlikle suçlanmaktadır. Ne yazık ki Halifelik döneminde olduğu gibi, bugün devletin laik ve tarafsız olmakla yükümlü olan kurumları, dini açıklamalar yapmakta, her biri adeta fetvalar yayınlamaktadır.
Diyanet başkanı Osmanlı’daki Şeyhülislam gibi davranıp kendi alanı dışındaki alanlarda da toplumsal yaşam müdahale niteliğinde açıklamalar yapmaktadır.
Cumhuriyet ile birlikte hayata geçirilen eğitim birliği bozulmaya çalışılmakta, karma eğitim hedef alınmaktadır.
Genç Cumhuriyet döneminde kapatılan tekke ve zaviyelerin devamı niteliğinde olan ve 1980 faşist darbesiyle hortlatılan tarikatların bugün dernek/vakıf maskesiyle eğitim başta olmak üzere birçok kamusal ve toplumsal alanda alenen cirit atmaktadır.
Laik devlet ilkesi nedeniyle bağımsız olması gereken devlet kurumlarına tarikat referanslarıyla atamalar yapılmaktadır.
Fakat biz Cumhuriyet sevdalılarının bu tabloya bakarak karamsar olma lüksü yoktur. Bu tablo, kuşkusuz bizim azmimizi, kararlılığımızı ve farkındalığımızı perçinlemektedir.
5 Şubat Laikliğin Kabulü’nü bağımsızlığımızın taçlanması olarak kabul ediyor, laikliğin sonuna kadar savunucusu olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.
Laiklik demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Laiklik eşit yurttaşlıktır. Laiklik inanç ve fikir özgürlüğüdür. Laiklik Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonudur. Laiklik, atamıza koruyacağımıza dair söz verdiğimiz emanettir!
Birleşik Kamu-İş olarak her zaman sahip çıkacağız!
Birleşik Kamu-iş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, demokrasinin ve özgürlüğümüzün güvencesi olan “Laiklik” ilkesinin anayasamıza girişinin 89. yıl dönümü.
Laiklik; yalnızca sözlük tanımıyla din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil; aydınlığın karanlıktan, emeğin sömürüden, bilimin gericilikten kurtulmasıdır. “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller ancak laik bir eğitim sistemiyle yetişebilir.
Eğitim-İş olarak; Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, aklın ve bilimin ışığında verdiğimiz laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelemizle; Cumhuriyet kazanımlarını, Atatürk ilke ve devrimlerini, çocuklarımızın aydınlık yarınlarını savunmaya devam edeceğiz.
#MustafaKemalAtatürk #Türkiye
BAYRAĞIMIZA YÖNELİK ALÇAK SALDIRIYI KINIYORUZ!
Nusaybin sınır kapısında, şanlı bayrağımıza yapılan saldırı; Cumhuriyet değerlerini ve ulusal bağımsızlığımızı hedef almaktadır.
Bayrağımız; emperyalizme karşı verilmiş onurlu bir mücadelenin ve tam bağımsızlığımızın sembolüdür. Bu nedenle yapılan saldırı, basit bir provokasyonun ötesinde, doğrudan ulusumuzun onurunu ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini hedef alan alçak bir saldırıdır.
Bu provokasyonu gerçekleştirenleri ve arkasındaki karanlık odakları şiddetle kınıyoruz. Sınırlarımızın güvenliği ve bayrağımızın dalgalanması, egemenliğimizin vazgeçilmez bir unsurudur.
Bilinmelidir ki ulusumuz; bağımsızlık sembollerimize yönelik hiçbir saldırıyı sineye çekmeyecek, Cumhuriyetin değerlerini koruma kararlılığından asla taviz vermeyecektir. Bizler; sınıflarda çocuklarımıza vatan sevgisini, bayrak saygısını ve Cumhuriyet bilincini aşılayan eğitim emekçileri olarak, bu çirkin saldırı karşısında sessiz kalmayacağız.
"Tam Bağımsız Türkiye" idealini ve Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerini rehber edinen Eğitim-İş olarak duruşumuz nettir:
Hiçbir saldırı, ulusal bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımızın yurdun dört bir yanında özgürce dalgalanmasını engellemeyecektir.
Eğitim-İş olarak, bu saldırıyı lanetliyoruz, bayrağımıza ve bağımsızlığımıza yönelen her türlü tehdidin karşısında tüm örgütlü gücümüzle durmaya devam edeceğiz.
Eğitim-İş olarak; tam bağımsızlığı, egemenliği ve Cumhuriyet değerlerini savunmak; bizim için bir tercih değil, tarihsel ve sendikal bir sorumluluktur.
#EgitimisSusmayacak
Cumhuriyeti, emeği ve laikliği savunan bir sendikayı susturmak isteyenler bilsin:
Bu mücadele sansürle durmaz.
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş; dün olduğu gibi bugün de baskılara boyun eğmeyecek; gerçeği söylemekten, eğitim emekçilerinin haklarını savunmaktan, Cumhuriyetin kazanımlarının, Atatürk ilke ve devrimlerinin sesi olmaktan asla vazgeçmeyecektir.
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş; emekten, aydınlanmadan ve Cumhuriyetten yana mücadelesiyle, laik ve bilimsel eğitimi savunan çizgisiyle Türkiye’nin en büyük sendikasıdır.
Sendikal mücadele susturulamaz.
Eğitim emekçilerinin sesi engellenemez.
#EgitimisSusmayacak
Cumhuriyetten ve emekten yana Türkiye’nin en büyük sendikası olan Eğitim-İş’in resmi X hesabını hukuksuz bir şekilde kapatmak ile sendikal mücadelemizi susturamazsınız.
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
#EgitimisSusmayacak