Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız!
Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum.
Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi, ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum.
Biz biriz ve birlikteyiz.
CHP'de 2015 tasfiyeleri ve MİT'in rolü
21 Mayıs 2026 Cuma gününden beri Türkiye halkı ve CHP seçmeni "şok" halinde. Bir eski genel başkan, Saray tarafından CHP'nin başına "kayyum" olarak atandı. Bu yüzden, bir kaç gündür meydanlarda "Hain Kemal" sloganları atılıyor. Bu tarihte görülmüş bir şey değil.
24 Mayıs pazar günü ise, CHP genel merkez binasının kapıları kırıldı ve gaz bombaları eşliğinde binaya giren polisler, binayı işgal etti. Bu, "Cumhuriyet'in tasfiyesi"ni gösteren ironik bir mesajdı.
Cumhuriyeti, CHP'nin bir "eski genel başkanı"nın eliyle yıktılar. Bunu da not ediyoruz. Ama Türkiye halkının bilmesi gereken başka "notlar" var.
Bu kısa yazıda sizi 2015 ve 2018 seçimlerine götüreceğim. Bugünlere nasıl geldiğimizin ipuçları o seçimlerde saklıdır.
İki olay anlatacağım. CHP eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun "istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini" gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir.
2011 sonrası AKP -ve özellikle MİT- belli "hassas konular"ın tartışılmasından rahatsız olmuştur. Suriye bu meselelerin başında gelir.
Refik Eryılmaz, Hatay milletvekili olarak cihatçı yamyamların Suriye'de yaptıkları katliamları güçlü bir şekilde teşhir eden bölge milletvekiliydi. Türkiye-Suriye sınırına kadar giderek cinayetleri belgeliyor, cihatçıların Hatay'da tedavi edilmesini teşhir ediyor, Şam'a giderek Türk gazeteciyi bizzat Beşar Esad'dan teslim alıyor, tek bir gün boş durmuyordu.
Refik öylesine etkiliydi ki, TBMM grubu ile "Suriye konusu" ile ilgili Amerika'ya davet edildi. Gitti ABD'de, cihatçılara desteğin Ortadoğu'daki muhtemel sonuçlarını bugünün faillerine, yani Amerikalılara da anlattı.
O yoğun haftalarda, Kılıçdaroğlu bir gün Refik'i makamına çağırdı ve "uyardı." "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dedi. Refik'e sormuştum: "Sen Kemal beye ne cevap verdin?" Refik sessiz kalmış, sanırım bir parça endişelenmiş. Normal, herkes korkabilir. Hele ki karşında devletin istihbarat örgütü varsa.
Ama burada en önemli nokta, MİT'in CHP gibi bir partinin genel başkanını "uyarması", genel başkan olacak zatın -MİT'e "hangi hadle benim milletvekilimi izlersiniz" demek yerine- kendi milletvekiline adeta gözdağı vermesiydi.
-Refik kadar olmasa da- 2011 sonrası Suriye meselesiyle ilgilenen milletvekillerinden biriydim. Cezaevleri, Çarkın'ın itiraf ettiği faili meçhul cinayetler, toprak altındaki kimliksiz ölüler, TBMM'de cemevi, Dersim '38 meselesi. Bunlar çalışma alanlarımdı.
Hiç kimse bu görevleri bana vermemişti. Yerimde otursaydım, el kaldırıp indirseydim, CHP de, Kılıçdaroğlu da çok memnun olurdu. Yapmadım. Elbette bunun bir "bedeli" olacaktı. Biliyordum.
Genel başkana yakın bir arkadaş bir gün bana, "üstü çizilen milletvekilleri listesi"nden bahsetti. Bazı milletvekillerinin "CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği"ne "devlet" tarafından karar verilmişti (Bu "devlet"in, "hangi devlet" olduğunu tahmin edersiniz).
"Çin Gezisi"nden dönen Kemal Kılıçdaroğlu istifamı istedi, "partiye zarar vermemek için istifa ediyorum" tek cümlesiyle, mavi kalemle imzaladım, kendisine verdim dilekçeyi. Bir kaç gün sonra danışmanı TBMM'de odama geldi, "patron dilekçeyi işleme koymayacak, istifaya zorladılar derler" dedi. Sonra seçimlere bir yıl kala, resmen disipline verdiler ("Beykoz Konakları" eleştirilerim), yine güçleri yetmedi, yine atamadılar.
2015'in öncesinde, Kemal beye yakın isimler -hararetle ve memnuniyetle- yine bir "MİT listesi"nden bahsediyorlardı. "Milletvekili olmayacaklar" listesi.
Tahmin ettiğiniz gibi, Refik de, ben de listede başlardaydık -Ne tuhaf bu "sayfa"lardan hep onur duymuşumdur-. Refik yeniden milletvekili olmak istedi, yapmadılar -Sonra belediye başkanı oldu ama-.
Ben zaten en az altı ay evvelden, "aday olmayacağım" diye açıklama yapmıştım. Meşum "liste"den değil ama, CHP'lilerden her gün "dayak yemek"ten bıkmıştım, bir gün bir milletvekili (Şu an Erdoğan'ın gadrini tadan Tanju Özcan onların başında gelir), ertesi gün Balıkesir'de bir ilçe (mesela Sındırgı) belediye başkanı -basın önünde- hakaret ediyordu, cevap veremiyordum. İnsan bir kavgaya girerse, "arkadaşı" ile kavga edemez ki -Sonra "arkadaşlar"la da kavga edilebileceğini öğrendim ama-.
Listeye alınmamız "yeni" değildir ve sebepleri de uzundur: Kısaca -ben ve Refik'ten kaynaklanmayan en az beş yüz yıllık geçmişi- ve dört yıllık aktif meclis faaliyetlerine dayanır.
Hep "devletlü" olan Kılıçdaroğlu, 2015'te biz "ufak lokmaları" yedikten sonra, 2018 seçimlerinde bu defa "partinin sol kanadı"nı kırıp attı. "Altılı Masa", Meral hanım ve arkasındaki -derindeki güçler-, CHP'de "solcu" istemiyordu. -Bugünlerde adı sıkça basında yer alan Veli Ağbaba'yla konuşmuştum, bizzat o bana söylemişti: "Bu, CHP sol kanadın tasfiyesidir!"-
Kılıçdaroğlu'nun "kayyum" olarak CHP'ye atanması ve "CHP'nin işgali" sonrası, tarihte kalmış bu "sayfalar"ın herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşündüm.
(Hüseyin Aygün, 25 Mayıs 2026)
Sana yemin olsun.
Bugüne kadar ne mücadele verdiysem, daha fazlasını senin için yapacağım.
Öyle Twitter’da falan değil sokaksa sokak, meydansa meydan !
@eczozgurozel
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
🔴Gülistan Doku’nun ölümünün araştırılması talebini AKP ve MHP reddetmişti
📌23 Şubat 2022’de Halkların Demokratik Partisi, TBMM Genel Kurulu’na araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.
📌CHP ve İYİP de bu öneriyi desteklediklerini açıkladı.
📌AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar HDP’yi “provokasyon” yapmakla suçladı. “Genç bir kızımızın kaybını istismar ediyorsunuz” dedi.
📌CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gülaçar’a tepki gösterdi.
📌Muhalefette yer alan üç partinin teklifi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Annem Hacı Sabahat, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarımda ördüğü kazağın yenisini, ablamla iş birliği içinde yeniden örmüş. 😊
Diyarbakır'dan herkese selamlar ve sevgiler.
“Kurban rolü konforludur. Sorumluluk almak yok, kendi sınırlarını bilmek, kendine bakmak yok. Parmak sürekli karşıyı göstererek kendini kusursuz görmek gelişimin önündeki en büyük engeldir…”
Bir tane mezarın yok ki, on milyonların kalbine gömüleceksin. Hangi birini ziyaret edem, hangisine yüzüm sürem gardaş.
Git, yolun açık olsun abe can, her daim kıymetlimizsin. Ama gülüş değil ki, bıyık değil ki sana yakışsın; ölüm sana yakışmadı, olmadı gardaş.