“Hayat herhalde bir katakulli değildi.Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.”
Bugün çok anlamlı bi cümle okudum diyor ki;
“Bir insanın gelişebilme derecesi, kendisiyle ilgili gerçekleri kaçmadan kabul edebilme derecesiyle doğru orantılıdır.”
“Tanıdığım en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi, kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş insanlardır. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar..”
• elisabeth kübler
In Japanese, "tsundoku" means collecting books and letting them pile up, not for neglect, but for the joy of knowing they're there, full of untold stories.
Tuz, günümüzde yollara dökülecek kadar bol olsa da eskiden çok kıymetliydi.
O kadar kıymetliydi ki bir zamanlar işçilere ücretler tuzla ödenirdi. İngilizcedeki salary “maaş” sözcüğü, salt “tuz” kelimesinden geliyor.
Dikkatinizi çektiyse biz de pahalı şeylere “tuzlu” diyoruz.