📍 Türkiye obeziteyle mücadelesinde tarihinin en kritik döneminden geçiyor..
Ancak bu mücadelenin en güçlü uzmanları olan diyetisyenin sahadaki görünürlüğü, şu anda sınırlı düzeyde seyrediyor.
Diyetisyenlik mesleği; koruyucu sağlık hizmetlerinin temel taşlarından biri olmasına rağmen, yıllardır azalan alımlar nedeniyle artık ciddiyetle ele alınması gereken bir eşikte duruyor.
📉 2024 KPSS’de diyetisyen alımları önceki dönemlere kıyasla dörtte bire düşürüldü.
📌 Toplam alım: 190 kişi
🎓 Her yıl mezun: ~5000 kişi
🏛️ Kamu istihdam oranı: %3,8
Bu tablo, mesleğimizin geleceği adına kaygı verici.
📅 10 Mayıs 2025’te başlatılan “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” projesi kapsamında bugüne kadar 10 milyon kişi ölçüldü.
Bu grubun %65’i, yani 6.500.000 kişi, normal ağırlık aralığının dışında yer alıyor.
📌 Ve işte çarpıcı olan nokta şu: Bu 10 milyonluk veri, Türkiye’nin 85 milyonluk nüfusunu temsil eden geniş bir örneklem niteliğinde.
Bu nedenle sonuçlar ekstrapolasyon yapılarak ülke geneline uyarlanabilir.
✔️ Ekstrapolasyon yapıldığında tablo şöyle büyüyor:
➡️ 6.5 milyon kişi → 85 milyon nüfusta 55 milyonun üzerinde birey
📊 Yani mevcut veriler, ülke genelinde 55 milyonun üzerinde kişinin normal ağırlık aralığının dışında olabileceğini gösteriyor.
Bu devasa toplumsal yükün karşılanmasının beklendiği SHM sayısı ise sadece 327.
📉 55.250.000 kişi / 327 SHM = ~169.000 kişi
⚠️ Yani bir diyetisyene yaklaşık 170.000 birey düşüyor.
Bu sayı, koruyucu sağlık hizmetlerinin hedefleriyle bağdaşmayan bir gerçekliktir.
Oysa bu tablo başka türlü de olabilir:
➡️ Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli,
➡️ Aile Sağlığı Merkezlerine diyetisyen ataması yapılmalı,
➡️ Toplum üzerindeki yük dengelenmeli, hizmet kalitesi yükseltilmelidir.
📢 Talebimiz nettir:
🔺 DİYETİSYEN istihdamı güçlendirilsin.
Bu yalnızca mesleğin değil;
🌿 toplum sağlığının,
🛡️ koruyucu hizmetlerin,
🎯 ulusal hedeflerin gereğidir.
@drmemisoglu@saglikbakanligi@RTErdogan
Sayın Bakanım @drmemisoglu,
Kilo vermek yalnızca ‘hareket etmek ve mideyi doldurmamak’tan ibaret olsaydı bugün obezite küresel bir sağlık krizi hâline gelmezdi. Obezite biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve çevresel birçok faktörün bir araya geldiği karmaşık bir süreçtir.
Diyetisyenler ve fizyoterapistler olarak bizlerin mesleği basit önerilere indirgenemez. Halkımıza bilimsel bilgi ve profesyonel destek sunarak sürdürülebilir çözümler üretmek için çalışıyoruz. Obeziteyle mücadele ancak uzmanların katkısı ve bilimsel yaklaşımlarla mümkündür.
Bu nedenle, koruyucu sağlığın temel taşları olan diyetisyen ve fizyoterapistlerin istihdamının artırılması hayati önem taşımaktadır. Sizlerden, 2024 yılı puanlamasıyla dört haneli diyetisyen ve dört haneli fizyoterapist atama yapılmasını talep ediyoruz. Toplum sağlığını güçlendirmek ve obeziteyle etkin şekilde mücadele etmek için bu kadro ihtiyacı ertelenemez bir zorunluluktur.
@saglikbakanligi
📍 DİYETİSYENLER TBS’DE
Son yıllarda toplu beslenme yapılan kurumlarda (okullar, yurtlar, hastaneler, bakım merkezleri, askeri birlikler, fabrika yemekhaneleri) art arda yaşanan gıda zehirlenmesi vakaları, Türkiye’de gıda güvenliği konusunun ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu vakalar sadece sağlık açısından değil, aynı zamanda kurumların güvenilirliği ve toplumsal risk yönetimi açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor.
Bu noktada DİYETİSYEN istihdamının artırılması, sadece beslenme hizmetinin güçlendirilmesi değil, besin güvenliği zincirinin sağlamlaştırılması anlamına gelir. Çünkü toplu beslenme hizmetlerinde diyetisyenler kurum mutfaklarında besin alımından depolamaya, hazırlamadan pişirmeye, servis ve dağıtıma kadar tüm sürecin içinde yer alarak besin güvenliği zincirinin bütünlüğünü sağlar. Hijyen ve sanitasyon uygulamalarının doğru yürütülmesinde, üretim aşamalarının standardizasyonunda ve kurumlara uygun beslenme hizmetinin sürekliliğinde etkin rol üstlenir. Böylece besin güvenliğini etkileyen süreçler tesadüfe bırakılmadan, bilimsel bir çerçevede yönetilir.
Diyetisyenin bulunmadığı kurumlarda; menü yönetimi, gıda hazırlama süreçlerinin standardizasyonu ve beslenme hizmetinin planlanması çoğu zaman konu uzmanlığı olmayan personelin inisiyatifine kalır. Bu boşluk, gıda kaynaklı risklerin artmasına neden olur.
Dolayısıyla toplum sağlığının korunması için:
• Her toplu beslenme kurumunda diyetisyen varlığı güçlendirilmeli,
• Kamu kurumlarındaki diyetisyen açığı belirgin biçimde kapatılmalı,
• Beslenme hizmeti, yalnızca operasyonel değil, uzmanlık gerektiren bir alan olarak ele alınmalıdır.
Toplum sağlığı, güçlü bir gıda güvenliği sistemiyle korunur. Bu sistemde ise bilimsel bakış açısıyla çalışan diyetisyenler kritik rol alır.
@GSB_KYGM@gencliksporbak@OA_BAK@saglikbakanligi@drmemisoglu@tcailesosyal@mebpgm
Kürt Bedo (beslenme diyetetik), öldü.
Freud Fethi (Fizyoterapi), öldü.
Üstün Kısa (psikoloji) , öldü.
Cerrahpaşalı Halit (diş hek.), öldü.
SÜLEYMAN ÇAKIR (eczacılık), öldü.!!!
Bir tek tıp Polat Alemdar olarak ayakta..
@saglikbakanligi@drmemisoglu Bir alım ikiye bölündü aslında tek alım yapıldı. 2024 puanıyla bir alımın yapılması da şart şu durumda lütfen sesimiz olun lütfen diyetisyenler özellikle sayıları çok kötü verilmekte obezite bu kadar gündemdeyken @AhmetErgenFB@saglikbakanligi@drmemisoglu
@saglikbakanligi@drmemisoglu Sorulacak soru net ve acık yeni yıldan sonra 2026 da Bir atama dönemi daha olmalıdır. Yapılması bir gerekliliktir. Şarttır.
@saglikbakanligi@drmemisoglu diyetisyenler başta olmak üzere lisansiyerlerin yok sayıldığı yetersiz bi alım oldu 2024 puanı ile bir yıl daha geçerli bu puanla bir alım daha talep etmekteyiz
@saglikbakanligi@drmemisoglu Diyetisyenler için verdiğiniz yetersiz kadro yüzünden yine 91 puanlarla insanlar atanamayacak. 2026 kpssye kadar alım olmazsa biz tekrar sınava mı hazırlanalım? Bu insanların daha ne almasını bekliyorsunuz. @saglikbakanligi@drmemisoglu@RTErdogan
Bize reva görülen sayılara hazır değiliz sayın bakanım 85+ puanlarla binlerce sağlık çalışanı atanamayacağını bilerek kılavuza bakacak biz emeğimizin karşılığını görmek istiyoruz
@drmemisoglu Bizim 2024 kpss puanlarımız emeklerimiz boşa gitti bize reva görülen 74 diyetisyen kontenjanı yüzünden birçok derece yapan meslektaşım gibi artık umudum kalmadı hakkım helal değil sadece seçim senelerinde atama yapmanız haksızlık