Bu ülkede yıllardır aynı manzarayı görüyoruz: Memurlar aldıkları maaşı hak etmiyor, üstüne bir de “grev” adı altında işi bırakıyorlar. Zaten çoğu masa başında günü sayarak, kahvaltısını uzatarak, çay molasında kaybolarak mesai dolduruyor.
Madem memurluk zoruna gidiyor, madem maaşını beğenmiyorsun: Buyur kapı orada! Senin yerine çalışacak on kişi var. Grev değil, görev yapacaksın. Bu milletin vergisiyle maaş alıyorsan, o milletin işini göreceksin. Yoksa çek git, koltuğu boşalt.
Sırf birkaç kişi bağırıyor diye devletin işi aksıyor, vatandaşa eziyet oluyor.Grev bahanesiyle kapı önünde toplanıp pankart sallayanların yerine çalışacak binlerce işsiz genç var.İşini dört elle sarılacak alın teriyle hak edecek torpilsiz çalışacak pırıl pırıl insanlar bekliyorlr
Vatandaşın işini görmek, devletin yükünü hafifletmek yerine adeta yattığı yerden maaş alıyorlar.
Bir de utanmadan “hak” diye grev yapıyorlar. Hangi hak? Çalışmadığın işin mi hakkı var? Eline geçen maaş, zaten senin verdiğin emeği çoktan geçmiş.
Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayet ediliyor: Hz. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz buyurdular:
“Ne mutlu, beni görüp de iman edenlere!” sözünü bir kere söyledi. “Ne mutlu, beni görmeden iman edenlere!” ifadesini ise yedi defa tekrarladı.”
(İbn Hanbel, III, 155)