Bu zamanlarda yoksulluk (özgür) bir tercih olarak sunuluyor bizlere ve böylece nesnel bir toplumsal zorluk psikolojikleştiriliyor.
(Fakirsen senin suçun, senin yanlışlarından dolayı... deniliyor.)
Artık günlük yaşamımızı belirleyen şey basit değil; zor ve karmaşık olanlar. Bizden ayrı üretilen alanlarda taraf olanların tebliğ ve ikna çabalarına maruzuz. O alanlar hep varmış ve makulmüş gibi dışında kalmakla bi’akl olmak eşdeğer. Bu kabul edilemez.
Adaleti ve barışı yeryüzüne hakim kılmak adına yola çıkan tüm aktörler kaybetmiştir. Mesajın özünü zedeleyen ne varsa, ahirette cennet beklentisini de katarak ranta, talana ve haksızlığa bulaştılar. Açlıktan karnına taş bağlayan Peygamberin adaletinden burjuva muhafazakarlığına.
Önce suçlayarak potansiyel suçlu yaratan zihin,bir süre sonra temize çıkaracak savunma mekanizmaları geliştirir.
Kişisel yargı,zihinsel sürece tabidir. Bu sebeple zihinsel dünyamızda insanlar ya tutsaktır ya da özgür.En anlaşılabilir kusurumuz,belki de budur.
'Afgan' mülteciler
ibrahim
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim
Asaf halet Çelebi
"Her saf, kendisini ötekine karşı çıkarak konumlandırdıǧından, bizatihi kendi kendisine oluşturduǧu edim dahilinde kendi kendisine dayattığı sınırları fark edemez."
Pierre Bourdieu