@cuneytozdemir Gazeteci (!) bakış açısına bakın hele .. Yazık ki “iktidar muhalefeti dizayn ediyor, seçim öncesi iktidar, karşısında istediği insanlarla seçime gitmek için demokrasiyi katlediyor “ diyemiyorsunuz.
📍Bırakın şimdi butlan, şutlan, Kılıçdaroğlu’nu. Sabahattin Önkibar’ın bu konuşması neden yeterince gündem olmadı? Halbuki yeri göğü inletmesi gerekirdi. Dikkatle dinleyin:
“— Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
— İddianame İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
— Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
— Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim!
— Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
— Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi!
— Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
— Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
— Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
— AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
— Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
— Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
— Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar!”
İBB DAVASI TEMELİNDEN ÇÖKMÜŞTÜR!
@KaanSekbann KK’yı istemiyoruz evet de, öfkemizi doğru insanlara yöneltmeliyiz. Cambaza bak oyunu kuruldu. Hep beraber KK’nu linçliyoruz. Muhalefeti kim dizayn etmeye çalışıyor, seçtiklerimizi kim hapsediyorsa esas onları istemiyoruz diye sesimizi yükseltmeliyiz.
Bu iki kişinin yönettiği ülkede günde 3 kadın, 6 işçi öldürülüyor.
Ülkenin yarısı açlık sınırı altındaki asgari ücretle, kalan yarısı az üzerinde hayal bile kuramadan, hayatta kalmak için çalışıyor.
Şehirlerinin %80’i-90’i maden şirketlerine peşkeş çekiliyor. Ormanları yanıyor, dereleri kuruyor, denetlenmeyen yurtlarında, otellerinde insanlar yanarak ölüyor.
Sağlık parayla, eğitim parayla, adalet bile parayla!
Bu iki kişinin yönettiği ülkede çocuklar yarı aç gittikleri, geçtim güvenliği görevliyi tuvaletlerinde bir sabun olmayan okullarda, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, insanlıktan çıkmış, çıkartılmış başka çocuklar tarafından bir gün değil iki gün üst üste katlediliyor.
Ama bu iki kişi çıkıp acının siyaseti olmaz diyor.
Acının siyaseti olmaz mı?
Peki.
Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen siyasetçilerin yaşattığı acılar oluyor ama, hem de çok büyük oluyor.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Justo hoy, Netanyahu lanza su ataque más duro contra el Líbano desde que empezó la ofensiva.
Su desprecio por la vida y el derecho internacional es intolerable.
Toca hablar claro:
- Líbano debe formar parte del alto al fuego.
- La comunidad internacional debe condenar esta nueva violación del derecho internacional.
- La Unión Europea debe suspender su Acuerdo de Asociación con Israel.
- Y no debe haber impunidad ante estos actos criminales.
22 Arap ülkesi var. Tarih boyunca Türkler Arap egemenliği altında yaşamadılar ancak Arap coğrafyası yüzlerce yıl Türk devletlerinin egemenliği altında yaşadı.
Esasen İslam dünyasının egemenliği 1054’de Abbasi Halife’sinin Tuğrul Bey’e 7 iklimi temsilen 7 yakalı kaftan giydirmesi ve Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı ilan etmesi ile Türklere geçti. Çünkü Araplarda farkında idi ki, eğer Türk orduları İslam ülkelerini önce Bizans sonra Haçlı seferlerine karşı korumasaydı, bu coğrafyalar hıristiyanların işgaline girecekti.
Türklerin Arap dünyasında egemenliği 1918’’e değin sürdü. Bu yüzyıllar süren egemenliğe rağmen 22 Arap ülkesinden birisinde bile kimsenin aklına milli marşlarını Türkçe okumak gelmez.
Hal böyle iken ülkemizde milli bilince sahip olmayan Arapperest bir azınlık Türk İstiklal Marşını Arapça okumak gibi bir zavallılığı temsil ediyor. Bu zavallılar bilmelidir ki, bir Türk iyi bir Türk olmadan iyi bir Müslüman olamaz.
Türk Milleti’nin İslam dinini kitleler halinde kabul etmesini sağlayan Hoca Ahmet Yesevi “Türklük kaderim, İslamiyet tercihim” diyerek devam ediyor:
“Sevmiyorlar bilginler, sizin Türkçe dilini,
Bilenlerden işitsen, açar gönül ilini,
Ayet, hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar,
anlamına erenler, başı eğip uyarlar,
Miskin Hoca Ahmet, yedi atana rahmet,
Fars dilini bilir de, sevip söyler Türkçe'yi."
Özetle, İstiklal Marşını Arapça okuyanlar bağımsızlığın anlamını kavrayamayan mankurtlardır. @zaferpartisi
@Suat_Ozcagdas 36 gündür temel derslerde eğitim alamayan öğrencilerle ve onların aileleri ile de görüştünüz mü? Sonuçta bizlerin de vekilisiniz ya! Okul yönetimi, öğretmenler ve MAECI arasında köprü olup çözüm üretin. Grev sözcülüğü çocukların eğitimine zarar vermekten başka bir işe yaramaz.
BREAKING
Spain’s MEP Irene Montero:
“No woman has ever been freed by American bombs or illegal aggression.
Not in Syria. Not in Iraq. Not in Lebanon. Not in Afghanistan.
And it will not happen in Iran either.
They hide behind women’s rights to justify their colonial wars.”
Özel sağlık hizmeti ve dolayısıyla muayenehane hizmeti de kamu hizmetidir. Yıllık yüksek harç bedelleri ile bu hizmeti vermemiz zorlaşmaktadır, yıllık harç uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz. Hekimlerin serbest hekimliği tercih etmesini engellemek istiyorsanız kamu hastanelerinin şartlarını iyileştirmeniz gerekiyor.
#HekimBağımsızlığınaDokunma
#EliniHekiminCebindenÇek
#KotaHastayaEngel
@drmemisoglu@saglikbakanligi@ttborgtr
Anayasa Mahkemesi önündeyiz. Bugün, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık taşıyan, vergide adalet ilkesini zedeleyen ve özel hekimliği adeta yapılamaz hale getirecek mali yükümlülükler koyan HARÇ KANUNU, kamuoyundaki söylemi ile HARAÇ KANUNU’nun iptali ve yürütmenin durdurulması için başvurumuzu yaptık.
Hekim, diş hekimi ve veteriner hekimlere, ödedikleri yüksek vergilere ek olarak harç uygulaması başlatıldı. Yaklaşık 9 bin hekim, 15 bin diş hekimi, 10 bin veteriner hekim muayenehanesinden yaklaşık 10-50 bin arası harç alınacak.
Özel hekimlikte zaten yüklü vergilerin yanında, kiralar, personel maaşları, tıbbi atık, iş güvenliği, yazılım programları gibi çok sayıda ödemeye ek olarak, bir de böyle bir uygulamanın anlaşılması mümkün değildir.
Emlakçılar, otogaleriler gibi çok sayıda farklı meslek grubu için aynı anda başlatılan bu uygulama asla kabul edilemez. Başvurumuzun takipçisi olacağız.
@herkesicinCHP
İstanbul ile İzmir’de halkın depremde güvenli olan 12-30 milyon TL bedelli konutlara ulaşması artık olası değildir. Acımasız sermaye, halkın deprem güvenliğini elinden almıştır.
🔸’Küba ambargolara karşı günlük mesai saatlerini kısalttı. Üniversiteler ve okullar kapalı’
🔸’Küba’nın dünyayla bağının kesilmesi Serebral Palsi gibi hastalıklarla mücadele eden çocukların sağlığını da etkiliyor’
🔸’ABD, on binlerce Kübalı çocuğun yürüme hürriyetini kaybettiriyor’
🎙️ Gazeteci Çağlar Tekin, ABD’nin Küba’ya dönük yaptırımlarını Radyo Sputnik’te Ceyda Karan’la (@ceydak) Eksen’de değerlendirdi
AKP’li bakan yardımcılığından “aşırı tarafsız ve bağımsız” başsavcı olarak atanıp, halkın seçtiği kim varsa tutuklatıp , sonra da AKP’li bakan olarak yargının başına geçmeye kalkarsan böyle AKPli korumalarla ve zaten rejim korumalığından gayrı hiçbir işe yaramayanlarla anca çıkarsın kürsüye.
AYM Kararlarını yani Anayasa’yı uygulamayan, uygulatmayan Akın Gürlek az evvel “Anayasa'ya uygun hizmet edeceğine”, “hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına” namusu ve şerefi üzerine and içmeye çalıştı.
Cumhuriyet tarihinin en utanç verici yeminini kan ter içinde yaptırmaya çalışmak da cümlesine çok yakıştı.
Usulden de esastan da geçersizdir bu yemin.