Esenyurt'taki olayın videosunu izledim. Kanım çekildi. Allah belanı versin Kılıçdaroğlu. 28 Mayıs itibariyle bu ülkede yaşanan en ufak olumsuzluğun bile sebebi sensin. Senin hırsın, gözü dönmüşlüğün!
Süleymancılar tasfiye edilmiyor!
FETÖ'ye yapılan gibi tasfiye operasyonu yok. Operasyon cemaatin lideri Alihan Kuriş'in suç örgütü ve cemaatteki ayakları ile sınırlı.
Yani cemaat varlığını sürdürecek.
Yeni lideri de, eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun olacak...
12 Ağustos 1930'da Serbet Cumhuriyet Fırkası (ScF) kuruldu.
12 Ağustos 1930 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesinin manşetinde, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün, ScF Genel Başkanı Fethi (Okyar) Bey'e verdiği cevap yer almıştı.
Atatürk şöyle demişti:
"Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, laik cumhuriyet esasında beraberiz. zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur.” (Atatürk, 10 Ağustos 1930)
Atatürk'ün, -kendi ifadesiyle- siyasi
hayatta aradığı temel LAİK CUMHURİYET'tir.
Bu gerçeğin, önce "Biz Atatürkçüyüz, Atatürk'ün izindeyiz! Biz Cumhuriyetçiyiz!" diyen siyasilerin kulağına küpe olması gerekir.
Kabul edilen 7595 sayılı Kanun'da (Çerçeve Kanun), daha önce ifade etmeyi unuttuğum bir sorun daha var.
Bunu da, en azından tarihsel olarak, kaydetmek isterim:
Anayasa'nın 169'uncu maddesine göre "orman suçları" af yasağına tabidir.
PKK/KCK adına ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenmiş suçlar yönünden de af getirildiği için Kanun, bu yönden de Anayasa'ya aykırıdır.
“Al eliminar los archivos en papel y reemplazarlos por archivos digitales, pueden borrar la historia. Un día encontrarás el mensaje ‘la página no existe’, y al día siguiente verás que niegan que haya sucedido.”
Julian Assange.
Çerçeve yasa hakkında muhalif çevrelerde çok farklı analizler yapıldı. Bunlar arasında sık tekrarlanan ve oldukça temelsiz bulduğum birkaç tezden bahsetmek istiyorum. Bu argümanlar yasayı desteklemek, Özel'in pozisyonunu savunmak ve siyasi partilerin tercihlerine idealist gerekçeler bulmak için kullanılıyor. Ama sonuçta, öyle ya da böyle, iktidarın planını kabul ettirme işlevi görüyorlar.
1. "Çerçeve yasa çok sorunlu ama hayır dersek iktidar propagandası yüzünden Kürtler bize oy vermez."
HAYIR. Doğru aday ve kampanyayla, özellikle büyükşehirlerde Kürt seçmenin desteğini muhalefet alabilir. Ayrıca süreci yürüten Kürt aktörlerin, siz evet deseniz bile, seçim zamanı sizi desteklemesinin hiçbir garantisi yok. Kazanımlarını korumak için iktidara giderek daha bağımlı hale geliyorlar.
Daha önemlisi, muhalefet iktidar propagandasından korkarak oy kullanırsa yarın başka konularda da aynı baskıyla iktidarın çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalır. Yeni Parti başarılı olacaksa, iktidar propagandası aşılmasını öğrenmeli.
2. "Yasa sorunlu ama destek verip süreci barış ve demokratikleşme yönünde itelim."
HAYIR. Türkiye'deki otoriterleşmeyi yaratan aktörlerle bu yasayı gündeme getirenler aynı. Otoriterleşme, iktidar elitlerinden bağımsız olarak ,gelişen bir doğa olayı değil. Dolayısıyla iktidar değişmeden, iktidarın hazırladığı bu yasanın kendi başına demokratikleşme getirmesini beklemek gerçekçi değil.
Aynı argüman komisyona katılım için de söylenmişti. CHP komisyona girdi ama geçen bir yılda demokratikleşme olmadı; aksine çok daha ağır baskılarla karşılaştı.
3. "İki yıldır devam eden süreç bir devlet projesidir. Özel ve İmamoğlu da destek vermek zorunda; yoksa iktidara gelemezler."
HAYIR. Artık iktidardaki elitlerden özerk hareket eden bir devlet aygıtı yok. Olsaydı yargı ve bürokrasi muhalefeti bu ölçüde sistematik baskı altında tutamazdı.
Süreci yürüten aktörler zaten iktidar değişmesin diye bu hamleleri yapıyor ve muhalefetin iktidara gelmesini engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla onlarla kurulacak bir uzlaşının muhalefetin önünü açacağını düşünmek gerçekçi değil.
4. "Yasaya hayır demek sağcılıktır, Kürt düşmanlığıdır."
HAYIR. Yasayı zaten sağcı bir iktidar hazırladı. Hukuken ve siyaseten ne kadar sorunlu olduğunu söyleyen çok sayıda solcu hukukçu, akademisyen ve gazeteci var. Kürt seçmende de sürece ilişkin iddia edildiği ölçüde büyük bir heyecan görünmüyor.
Nitekim aylardır sürecin çok popüler olduğunu gösteren anketler paylaşan bazı araştırmacılar, referandum önerisine ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı.
5. "Kendisi evet deyip partisini serbest bırakan Özgür Özel büyük bir stratejik hamle yaptı. Şimdi iki tarafın da desteğini alacak."
HAYIR. İki tarafın da desteğini kaybetmesi daha olası. Böylesine önemli bir konuda günlerce net bir pozisyon alınamamasının ardından Özel'in evet, grubun çoğunluğunun ise hayır demesi iki başlı bir görüntü yarattı. "Tabanın sesini dinleyin" denilen milletvekilleri hayır diyorsa, doğal olarak, siz kimin sesini dinliyorsunuz sorusu ortaya çıkıyor.
Üstelik Özel'in evet oyu iktidar medyasında neredeyse gündem bile olmadı. Parti, anayasaya aykırı bulduğu için komisyonda önerge verdiği ve görüş aldığı hukukçuların ciddi biçimde eleştirdiği bir yasaya Meclis'te destek vermiş oldu.
Ortaya 2016 dokunulmazlık krizinden çok farklı olmayan bir tablo çıktı. Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi, Özel'in taban desteği ve siyasi meşruiyeti darbe aldı. Bundan sonra bu yasa kapsamında yaşanacak her olumsuzluk da dönüp kendisine yönelik bir eleştiriye dönüşecek.
“Kürt seçmen”, “Türk seçmen”, “Alevi seçmen”, “Sünni seçmen” gibi ifadeleri sabit siyasal kategorilermiş gibi kullanan özcü söylemler, modern yurttaşlık düşüncesinin ve (beğenmedikleri) ulus-devlet kabullerinin dahi gerisinde bir yerde duruyor.
Kabileler hâlinde mi yaşıyoruz?
İnsanların bireysel dertleri, sınıfsal çıkarları, ekonomik kaygıları, özgürlük talepleri, birbirinden farklı hayat tasavvurları yok mu?
UltrAslan tribün lideri Muzaffer Şirin adliyeye sevk edildi.
Emniyetteki ifade işlemleri tamamlanan Muzaffer Şirin, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi.
Aynı soruşturma kapsamında işlem gören Sebahattin Şirin ise sağlık kontrolüne getirildiği sırada “Sayın Öcalan’a özgürlük” diye bağırdı.
Muzaffer Şirin’in evinde yapışan aramada 65 Milyon Türk Lirası değerinde döviz ve altın çıkmıştı.
Şirin’in MASAK raporunda da 12,5 Milyon Türk Lirası para hareketi tespit edilmiş.
26 yaşındaki İbrahim Şamil Şirin’in banka hesaplarında 38,4 milyon TL, babası Muzaffer Şirin’in hesaplarında 12,5 milyon TL işlem hacmi tespit edildi.
Toplam: Yaklaşık 51 milyon TL.
Rapora göre İbrahim Şamil Şirin’in son kayıtlı işi bir medya kuruluşunda şoförlük. Buradaki aylık ortalama geliri 39 bin 358 TL, toplam kayıtlı geliri ise 275 bin 509 TL.
Buna karşılık adına Çatalca’da 5 bin metrekarelik tarla ve Güngören’de bir mesken kayıtlı.
Elektronik para kuruluşlarından hesaplarına 2,5 milyon TL’yi aşan para girişi bulunuyor.
Baba-oğul arasındaki transfer hacmi ise 1,5 milyon TL.
Ve rapordaki bir başka dikkat çekici veri:
İbrahim Şamil Şirin’in 1.282 farklı kişiyle toplam 12,3 milyon TL’lik para hareketi bulunuyor.
Bunlar MASAK’ın tespitleri.
Bir yandan da yeni anayasa sürecine hangi taktikle girerlerse geniş blok yaratırlar, onu test ettiler.
Şimdi kimi kısmi tavizler verip üretilen rızayı diri tutmaya çalışacaklar.
Gündemi ve ittifakları belirleyen değil belirlenen muhalefetler varken daha çok seyrederiz bu filmi.
Olan biteni ABD'nin Batı Asya'ya yönelik planları dışında okumak mümkün değil...
Trump yeni bir plan dayatıyor.
Barrack'ın ağzından bu planı defalarca duyurdular...
Özetle;
1-Ulus Devlet, Millet ve Cumhuriyetlerin tasfiyesi,
2- ABD karşıtı güçlerin zayıflatılması,
3- Bölgenin İsrail'in çıkarlarına ve genişlemesine uygun bir hale getirilmesi,
4- İran'ın parçalanması,
5- Rusya'nın bölgedeki etkisinin zayıflatılması,
6- Çin'in bölgede artan etkisinin sınırlandırılması,
7- Bölgede ABD'nin çıkarlarıyla çatışmayan yönetimlerin devamlılığının sağlanması,
8- Ve bu suretle Batı Asya'da çok kutupluluk eğilimine set çekilmesi...
Bir başka deyişle, Batı Asya'ya dayatılan Yeni Orta Çağ'dır...
Türkiye'de Ulus Devlet, Millet ve Cumhuriyet'e karşı atılan her adım, öz itibariyle Amerika'nın söz konusu planına hizmet eder...
Kadına iftiracı demişler. Kanıt at demişler. Kendi cocugunun istismar edildiği videoyu halka servis et diyolar yani.
Şahsen bu kadın yalan söylüyosa ve ben buna inanırsam dümdüz yalan söyleyen birine inanan bi salak olurum, sorun yok. Ama doğru söylüyorsa kendi evladını istismar eden bi babayı savunan bi şerefsiz olurum.
Bir kadın / çocuk yardım istiyorsa ona inanmak ilk tercihimdir. Salak olmayı şerefsiz olmaya tercih ederim
Açık oylama yapma cesareti bile gösterilemedi.
Elektronik oylama yapıldığı için kimin ne oy verdiği görülemedi, fotoğraflanamadı.
592 üyeli mecliste oy kullanan vekil sayısı 297 ve
yasayı imzalayarak Meclis Başkanlığına sunan 367 vekilin 70’i oy kullanmadı.
28 hayır oyuna karşılık 269 evet oyu ile yasanın maddelerine geçilmesi kabul edildi.
Sadece 28 vekil HAYIR dedi!
Ya Türk Milleti?
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Tuncer Bakırhan, çerçeve yasa için, "Bu bir temeldir. Temel tek başına ev değildir. Katları örmek ve en son çatıyı çakmak gerekecektir. O çatı, demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletidir." dedi..
"Çatı ve demokratik" diye ambalajladığı iktidarla inşasına giriştikleri yeni rejimi!
📌Sezen Aksu ve Tarkan’a 'çerçeve yasa' çağrısı
AKP İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları, yarın görüşmelerine başlanması beklenen "çerçeve yasa" öncesi sanatçılara çağrıda bulundu.
Arzen, "Hadi Sezen Aksu, hadi gülümse… Hadi Yılmaz Erdoğan, Kıraç, Tarkan; bu ülkenin bütün sanatçıları hadi, gün bugün; alın elinize sazı, vurun teline Ahmet Kaya gibi bam bam diye" dedi.
https://t.co/SoRVxKMzCW
Evet derlerse kazanacakları seçmenle, hayır dediklerinde kaybedecekleri seçmeni teraziye koysunlar eğer dertleri buysa. Dem parti de gitsin Akp'yle alışverişine devam etsin.
Yeni Parti, yarın TBMM’de görüşülecek yasaya evet oyu verir:
1- Evet demezse, -uzun süre fiili müttefiki olan- DEM parti ve Kürt seçmenden tepki alır,
2- Komisyon’da yer alıp, yasaya hayır demek tutarsızlıkla suçlamasıyla karşılanır,
3- Usul ve yöntem ve ortaya çıkan yasa metni yetersiz de olsa, silahların susması -zayıf ihtimal de olsa- PKK’nin tasfiyesi ve barış için -küçük de olsa bir adım olan- yasaya hayır diyemez,
4- Saray, AKP, MHP, hatta CHP’den gelecek “çözüm istemiyorlar” propagandasına direnemez.
Gökhan Günaydın'dan dikkat çeken 'çerçeve yasa' çıkışı
Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın:
📌"Milletvekillerimiz sorumluluklarıyla davranacaklar herkes tabanına göre bakacak Herkes kendi tabanına bakacak."
https://t.co/nyY9ce3NnE
"Aptal mısınız kardeşim?" vatandaşın ruh halini açıklamak için güzel bir özet.
Müesses nizam siyasetini ismen eleştirmek kolay ama onun neye karşılık geldiğini de anlamak gerekiyor. İnsanlar, siyaseti halkın anlamayacağı bir şey olarak sunan, "Siz anlamazsınız, biz bu toplantı salonlarında çok derin konular konuşuyoruz; toplantımızın sonucunu bekleyin." mesajı veren tavırdan usandı. Siyasetin bütün şeffaflığıyla yapılmasını istiyor, öteki türlü kazık yemeye devam edeceğini düşünüyor. Diplomatik değil, delikanlı bir siyaset istiyor.
Yeni Parti yasaya karşı olan tavrını açıklamaya çalışıyor çalışmasına ama belli ki yetmiyor. İnsanlar, kendilerine söylenmeyen bir şeylerin olduğunu hissediyor. Bu da müesses nizam siyaseti alerjisini tetikliyor.
Yeni Parti'nin üzerinde sörf yapabileceği çok büyük bir dalga var. Ancak o dalganın doğasını daha iyi anlamak gerekiyor yol yakınken.