Sizin hiç babanız öldü mü? Benim öldü, kaç yıl oldu sayamadım. Rehberimde hala “babam” diye kayıtlı olmanın çaresizliğini Allah kimseye yaşatmasın isterim.
Bugün güne puanım 10 üzerinden 1. Hatırı sayılır hikayelerimin bataklığına girmiş, sonra oradan sıyrılmış gibi tuhaf uyandım. Gerçi artık o hikayelerin de bir hatırı kalmadı ama ben yine de gördüm.
Şu yazımı aklımdaki rakam kadar gören olursa; “söz artık hep burada kalacağım” şimdi diyeceksiniz ki; “ne yazdın da ne görelim”… Siz durun bu daha başlangıç!
O kadar ufak dileklerim var ki aslında; ama gerçekleşmez ise gözlerim açık giderim, biliyorum. Tam az önce ikinci dileğimin sahibine ilettim, umarım dikkate almıştır. Çünkü “ölüm var ölüm “
Yazdıklarımı birileri okuyor mu? Hiç bilmedim…Gerek var mı onu da bilmiyorum. Ama söyleyeceklerim şu kadar “ Tanrım kötü kullarını sen affetsen ben affetmem!”
“Ayrılık onur değil ki benim için üzülme”
Ayrılık bana göre; acizlik ya da çocukluk… Bugün tanıştığım gençlere neler anlattım ne nasihatlarda bulundum. Burada bunları anlatacak değilim. Ama “sevdiğinizi yarım, sensiz bırakmayın” diyebilirim sadece.
Dün annem çok garip bir soru sordu, fena hazırlıksız yakalandım. Yalan değil, ama eksik cevap verdiğim için üzgünüm. Şunu da biliyorum ki; şimdi sorsa yine o eksiği tamamlayamam.
Ağlama dürtümü kaybettiğimi sandığım bir kaç yılın ardından bugün “öyle değilmiş meğer” diyebildim. Gündüzleri sessizce çaktırmadan ağlayabilme huyum bakiymiş, unutmuşum… Geceleri, hani o kendiniz ile baş başa kaldığınız o an var ya orası dipsiz bir kuyu…
Durumun kötüdür, yıllarca hayatta kalma mücadelesi vermişsindir. Küçücük bir vitrinin vardır, vitrinde ise annen, baban, ablan, kızın ve bir yeğeninin düğün fotoğrafı. O sensindir, sevinilmesi gereken bir durum bu belki bu seni her şeyden çok üzer.