Atalar demiş ya ''Düşen bıçak tutulmaz''. Çok basit, çok bildikmiş gibi geliyor ama aldığın yaraların iyileşmesi çok zaman alıyor. #ALFAS düştükçe toplayayım derken, o daha da düştü. Fiyatı hızla düşen bir finansal varlığı (hisse senedi, kripto para vb.) "dip noktadan yakalamak" amacıyla, düşüş trendi bitmeden satın almanın çok riskli olduğunu yaşayarak öğrendim. iki yılımı alan bir kayıp, stres.Şimdi trade falan filan durumu kurtarmaya bakacağız artık. Bu mecrada kırdığım üzdüğüm kim varsa hakkını helal etsin. Bilmediğim bir süreye kadar, kalın sağlıcakla🌸🌸🌸🌸
📰 *Milas Çomakdağ'da Kültür ve Turizm Festivali Coşkusu*
Benzersiz mimarisi ve bozulmamış dokusuyla dikkat çeken Çomakdağ Mahallesi, 6 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 12.00'de kapılarını tarihi bir coşkuya açıyor.
🔗 https://t.co/mFwHEMGPtr
Türk Kültüründeki Karşılığına gelirsek;
Dolak, yapı ve çalınış tekniği olarak bizim Karadeniz veya Anadolu kültüründeki koltuk davuluna ya da Azerbaycan kültüründeki nağara (nakkare) enstrümanına çok benzer. Dizlerin üzerine yatay olarak konularak veya bir iple boyna asılarak iki elle birden, parmaklar ve avuç içi kullanılarak çok hızlı bir ritimle çalınır.
Emir Hüsrev Dehlevi (1253–1325), sadece Halaç Hanedanlığı döneminin değil, tüm İslam ve dünya tarihinin gelmiş geçmiş en dahi, en çok yönlü sanatçılarından biridir.Hindistan kültür tarihinde bıraktığı derin izler nedeniyle kendisine "Tuti-i Hind" (Hindistan’ın Bülbülü) unvanı verilmiştir. Şair, tarihçi, müzisyen, devlet adamı ve mutasavvıf (sufi) kimliklerinin tamamını tek bir bünyede toplamıştır. Babası Emir Seyfeddin Mahmud, Cengiz Han’ın Orta Asya istilasından kaçarak Hindistan’a (Delhi Sultanlığı'na) sığınan Laçin (Lachin) Türk boyuna mensup asil bir komutandı.
Emir Hüsrev Devlevi, askeri ve edebi dehası sayesinde Delhi Sultanlığı'nda tam 7 farklı sultanın (kölemenler, Halaçlar ve Tuğluklar dahil) sarayında baş şair, komutan ve devlet danışmanı olarak görev yaptı. Sultan Alaeddin Halaç’ın en yakın sırdaşıydı. Onunla birlikte seferlere (Chittor ve Siri kuşatmaları dahil) bizzat katıldı ve bu savaşları günü gününe kaydederek tarihe ışık tuttu. Dünya müzik tarihi için Hüsrev, bir dönüm noktasıdır. Bugün Hint müziği denince akla gelen en ikonik enstrümanları o icat etmiştir:
Sitar: Klasik Hint çalgısı olan "Veena" ile Orta Asya Türk-İran çalgısı olan "Tanbur"u birleştirerek bugün tüm dünyanın bildiği telli çalgı Sitar'ı icat etti.
Tabla: Türklerin geleneksel çift taraflı davulunu (Dolak-koltuk davulu) ortadan ikiye bölerek bugün Hint/Pakistan müziğinin kalbi olan ikili vurmalı çalgı Tabla'yı üretti.
Kavvali:-Türkistan kavalını değiştirip geliştirdi. Hindistan'da Kavvali-Qawwali olarak yaygınlaştı. Sufi müziğinin dünyaca ünlü, coşkulu ve ritmik tarzı olan Kavvali türünün temellerini o attı ve ilk Kavvali bestelerini bizzat yaptı.
Hindistan ve Pakistan’daki müzik otoriteleri, profesyonel klasik müzisyenler ve tarihçiler, Emir Hüsrev Dehlevi'nin kökenini çok iyi bilirler ve bunu asla gizlemezler: Hint klasik müziği üzerine yazılan akademik kitaplarda, Emir Hüsrev’in Orta Asya’daki Türk müzik geleneğini ve makamlarını getirip Hint müziğiyle sentezlediğini açıkça saygıyla anlatılar..
Sitar ve Tabla gibi enstrümanların kökenindeki Türk-Orta Asya (tanbur ve dolak) izleri müzikologlar tarafından her zaman teslim edilir. Hüsrev'in Türkçe ve Farsça kelimelerle yoğurarak temelini attığı o eski dil (Hindavî), yüzyıllar içinde gelişerek bugün Pakistan'ın resmi dili, Hindistan'ın ise en büyük dillerinden biri olan Urducaya dönüşmüştür. Bugün bu şarkılar tamamen Urduca/Hintçe tınladığı için, halk arka plandaki o bin yıllık eski Türk ve Orta Asya ruhunu doğal olarak işitemez.
@AnarchoIslamism Yolları açık olsun . Ayaklarına taş değmesin.
Halepteki evlerin çatısına elektrik için güneş panellerini çin yapmış. Oralarda başka ihaleler de kovalıyor galiba. Para kazanmaya bula bula Suriye' yi mi bulmuş.
@volkan_giritli Türkiyedeki Suriyelilir başta olmak üzere bazı Araplar ve bir kısım Türkistan coğrafyasındaki Arap-fars dil egemenliğindeki ülkelerden böyle mesajlar yayınlanıyor. CHP operasyonu bayrama denk gelince iyi bayramlar mesajı az yayınlandı. Derken sonuç bu
📍Güney Kıbrıs’ta AKEL’in önde gelen isimlerinden biri olan yazar Christos Tombazos, sosyal medya hesabında paylaştığı bir yazıda çarpıcı yorumlar yaptı.
Tombazos, ‘’EOKA’nın özellikle Kıbrıs Türkü çocukları, kadınları ve yaşlıları katlettiğini ve bu tarihi gerçeklerin ülkede sansürlendiğini’’ söyledi.
Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde masum onlarca Kıbrıs Türkü’nün katledildiğini belirten Tombazos, ‘’Bu köylerde 125 Kıbrıs Türkü, kadın, çocuk ve yaşlılar katledildi, toplu mezarlara gömüldü. Yetmedi, Taşkent’te de 83 silahsız Kıbrıs Türkü infaz edildi’’ dedi.
‘’Bunlar ülkemizin kara sayfalarıdır’’ diyen Rum yazar şöyle devam etti:
EOKA canavarları silahsız sivilleri, kadınları, çocukları ve yaşlıları toplu halde katletti. Ne zaman?
Solcular ve demokratlar vatanı ellerinden geldiğince savunurken. Kendi babalarımız cephedeyken, EOKA’nın ‘yiğitleri’ silahsız sivilleri boğazlıyordu.
Özellikle çocukları, kadınları ve yaşlıları. Türk köylerinin evlerini ve mallarını yağmalıyorlardı.
‘’Hindistan, Türkiye'ye karşı Rumları silahlandırıyor’’
Başklık Hindistan medyasından.. Haberlere göre
Hindistan Başbakanı @narendramodi ile Rum lider @Christodulides arasında imzalanan askeri anlaşmalar Türkiye’ye karşı yapıldı.
Hindistan medyası, ‘’Hindistan ile Rumlar arasındaki savunma işbirliğinin güçlenmesi, Cumhurbaşkanı @RTErdogan'ın Türkiye’sine karşı stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor’’ ifadelerini kullandı.
Buna göre Rumlar, BrahMos süpersonik füzeleri ve insansız hava araçları gibi Hint silah sistemlerine ilgi duyuyor. Yeni Delhi-güney Lefkoşa stratejik yakınlaşması, ‘’Güney Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir jeopolitik rekabetin parçası’’ olarak sunuluyor.
Haberlerde Hindistan, ‘’Rumlar üzerinden Doğu Akdeniz bölgesinde artık daha aktif bir stratejik varlık göstermeyi amaçlıyor’’ denildi.
2026-2031 Hindistan-Rum Savunma İşbirliği Yol Haritası’nın şu unsurları içerdiği belirtildi:
▪️Askeri işbirliğinin güçlendirilmesi
▪️Ortak askeri tatbikatlar
▪️Deniz güvenliği
▪️Savaş gemisi liman ziyaretleri
⚠️ Parasıyla insan vurmaya gelmişler! • Yetişkinler 80.000 mark• Güzel kadınlar 95.000 mark• Hamileler 110.000 mark!👉🏻 Bosna’yı ‘savaş turizmine’ açan Sırp milislerle ilgili kan donduran detaylar gün yüzüne çıktı:Saraybosna kuşatması sırasında dünyanın dört bir yanından gelen zenginlerin, savunmasız sivilleri öldürmek için para ödedikleri iddiası yeni bir kitapla yeniden dünya gündemine oturdu.Hırvat gazeteci Domagoj Margetic'in kaleme aldığı Öde ve Ateş Et adlı kitap, Saraybosna'da 1992-1995 yılları arasında yaşanan bu insan avındaki vahşeti gözler önüne serdi.Kitapta yer alan iddiaya göre hafta sonları Rusya, Kanada, ABD, Almanya, İspanya ve İtalya başta olmak üzere farklı ülkelerden Saraybosna'ya giden zenginler, sivilleri vurabilmek için Sırp milislere yüksek miktarlarda ödeme yaptı.Öldürülen bir istihbarat subayından alınan belgelere dayanan iddialara göre Sırp milisler, zenginler için ‘fiyat listesi’ oluşturmuştu.Times gazetesinin aktardığına göre;• Yetişkinler için 80.000 mark,• Güzel kadınlar için 95.000 mark• Hamile kadınlar için 110 bin mark ödeme alınıyordu.Aynı şekilde çocuklar için de yüksek fiyatların belirlendiği aktarıldı.İstihbarat subayının notlarında yabancıların “en güzel kadınları vurmak için birbiriyle yarıştığının” yazdığı da aktarıldı.Bazı milislerin ifadelerine göre insan safarisine katılanlar arasında Avrupa'daki bir kraliyet ailesinin mensubu da bulunuyor.Kitapta söz konusu kişinin helikopterle geldiği, Saraybosna yakınlarındaki Vogosca'da kaldığı ve “çocukları vurmak istediği” öne sürüldü. (Nefes - Mehmet Efe Altay)
Karahanlı Aydınlanmasının
Anadoludaki Kandilleri
Hoca Ahmet Yesevi, Karahanlılar döneminde başlattığı dini ve edebi aydınlanmayı halk tabanına yayarak Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında temel bir rol oynamıştır. Bu süreç, kendisinin bizzat yetiştirdiği ve "Horasan Erenleri" olarak bilinen dervişlerin faaliyetleri aracılığıyla şu kanallardan gerçekleşmiştir:
1. Horasan Erenleri ve Alperenlik Geleneği
Ahmet Yesevi’nin dergâhında yetişen dervişler, sadece dini liderler değil; aynı zamanda coğrafyayı dönüştüren sosyal ve ekonomik aktörlerdi.
Askeri ve Manevi Savunma: Karahanlı askeri disiplini ile Yesevi tasavvufunu birleştiren bu isimler, hem derviş (eren) hem de savaşçı (alp) kimliğiyle "Alperen" unvanını almışlardır.
Fetihleri Kolaylaştırma: Anadolu’nun fethi sırasında sınır boylarındaki "uç bölgelerine" yerleşen bu erenler, bölge halkına güven vererek fetihlerin kalıcı olmasını ve kültürel kabulünü sağlamışlardır.
2. Dil Birliği ve Türkçenin Korunması
Karahanlı Devleti'nin resmi ve edebi dilde Türkçeyi koruma politikası, Ahmet Yesevi’nin eserlerinde zirve noktasına ulaşmıştır.
Yalın Türkçe Kullanımı: İslamiyet'i yaymak için Arapça veya Farsça yerine Hakaniye Türkçesi ile kaleme aldığı Divân-ı Hikmet, dini bilginin halka kendi dilleriyle ulaşmasını sağlamıştır.
Anadolu Türkçesinin Oluşumu: Horasan’dan Anadolu’ya göç eden Yesevi takipçileri, tıpkı ataları gibi saf Türkçe konuşmaya devam etmişlerdir. Bu dervişlerin şiir ve nefesleri, Karahanlı Türkçesinin evrilerek Anadolu Türkçesi haline gelmesine zemin hazırlamıştır.
3. Anadolu Aydınlanmasının Mimarları
Ahmet Yesevi'nin Orta Asya'da yaktığı tasavvuf meşalesi, Anadolu'nun manevi inşasını gerçekleştiren isimleri doğrudan etkilemiştir.
Kültürel Süreklilik: Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Ahi Evran, Mevlana ve Tapduk Emre gibi Anadolu’nun manevi mimarları, Ahmet Yesevi’nin kurduğu dervişlik geleneğinin Anadolu’daki uzantılarıdır.
İdari Omurga: Bu irfan geleneği, daha sonra kurulacak olan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve eğitim felsefesini inşa eden idari ve ilmi omurgayı oluşturmuştur.