KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
Türk Bayrağı İNDİRİLEMEZ.
Eski Türkiye de, Türk Bayrağını indirmek için Kıbrıs sınırında direğe tırmanan haini ŞEREFLİ TÜRK ASKERİ tek kurşunla indirdi.
Terörsüz Türkiye'nizde Türk Bayrağını indiren hainler sadece gözaltına alındı.
Kahrolsun Vatan hainleri.
#Bayrak
Kökü semada (şuur boyutunun derinliklerinde), dalları arzda (beyinin açığa çıkarttıklarının boyutunda) olarak tanımlanan “TUBA AĞACI” METAFORU ile anlatılan ile bir ilgisi olabilir mi acaba aşağıda yazılmış olanların?
EVERY MOMENT IS A SACRED NEW BEGINNING
That is, THE PRESENT MOMENT IS ALL THAT TRULY EXISTS; ONLY THE NOW IS REAL, THE NOW IS ALL YOU HAVE
So pause... and ask yourself: What is this moment inviting you to realize?
HE ASKED: "DON'T YOU HAVE ANY EMPATHY?"
I SAID: "IF ALLAH WILLS IT, IT WILL BE!"
Why is it that when people hear or mention "ALLAH," they imagine a "GOD WHO THINKS AND JUDGES LIKE A HUMAN"?
Why, even though the Qur'an, through the basmala, speaks of the "NAME ALLAH," do Muslims and others imagine the one named "ALLAH" as a "MACRO-SIZED HUMAN," and try to solve their problems based on a GOD shaped by that image?
Let me try to explain…
First, let’s understand what these names refer to:
• ALLAH
• RAHMÂN
• RAHÎM
• RABB
• RABBUL-ÂLAMÎN
• ASMÂUL HUSNÂ
The name "ALLAH" points to the CREATIVE POWER that possesses infinite and limitless potential but is free from being bound by any specific attribute within that potential.
The name "RAHMÂN" refers to the infinite knowledge and attributes — the POTENTIAL that constitutes all created beings — that are either comprehended or not by the created consciousness.
"RAHÎM" is the power that activates and brings into perception all the attributes (asmâul husnâ) arising from the POTENTIAL within the "womb" (a metaphor).
"RABB" is the feature that composes the attributes indicated by all the names into various combinations to form a being. Every entity is created in this way! The name "RABBÎY" is the term used to address or point to the composer of the NAMES (qualities, attributes) composition that forms an entity.
"RABBUL-ÂLAMÎN" refers to the RABB (rubûbiyyah) aspect that governs all created beings, whether perceived or not.
"ASMÂUL HUSNÂ" refers to the names used to define the countless attributes revealed by RAHÎM.
In the Qur'an, all attributes emerging from the quantum brain of the human are indicated through these names.
These attributes are continuously active.
In fact, we can even say that the brain itself consists of the active composition of these names.
The reason why the human being is the most perfect among minerals, plants, animals, and humans is due to the highly developed composition of the attributes indicated by these names.
When we talk about the countless faculties of the human brain, we are actually always referring to the attributes pointed to by these names.
If I have been able to convey what I wanted so far, let's now return to the main subject…
Every brain is the SERVANT OF ITS RABB and fulfills its servitude at every moment, whether aware of it or not.
Thus, it is said: "We created jinn and humans only to serve"
Every human or jinn is in a state of servitude to THEIR RABB.
HOWEVER, among those who appear under the label of human, there are some who, through the grace of their RABB, have appeared among us with the projection of "SERVANT OF ALLAH / ABDULLAH."
What is the difference?
The "ABDULLAH"s (Servants of Allah)
With the dimension of life projected by the phrase "ALLAH IS INDEPENDENT OF THE WORLDS," live among us and invite us to BELIEVE in the one referred to by "THE NAME ALLAH."
The example set for this is MUHAMMAD MUSTAFA (peace be upon him), known as both "ABDULLAH" and "RASÛLULLAH."
On one side, the "ABDULLAH" lives according to all the attributes composed by his RABB, even achieving the perfection of his humanity; and on the other side, he manifests a life freed from the constraints of many attributes through the quality indicated by the name "AL-GHANIY" (The One who is beyond being labeled and limited by the manifestations of His Names, as He is Great (Akbar) and beyond all concepts. The One who is infinitely abundant with His Names.).
ALLAH brings us GUIDANCE through HIS SERVANTS whom HE has identified as "ABDULLAH."
MAY ALLAH GUIDE US!
DEDİ Kİ, SENDE HİÇ Mİ EMPATİ YOK?
DEDİM Kİ, ALLAH İSTERSE OLUR !
İnsanlar, “ALLAH” dendiğinde veya derken, niçin
“İNSAN GİBİ DÜŞÜNEN, DEĞERLENDİREN BİR TANRI” tahayyül ediyorlar?
Kurân, besmele, “İSMİ ALLAH” dediği halde, niçin müslümanlar veya diğerleri “İSMİ ALLAH”olanı, “İNSANIN MACRO BOYUTLUSU” olarak tahayyül edip, dünyalarında ona göre bir TANRI ile sorunlarını çözmeye çalışıyorlar?
Anlatmaya çalışayım…
Önce şu isimlerin neye işaret ettiğini anlayalım…
ALLAH
RAHMAN
RAHİYM
RABB
RABBULÂLEMİYN
ESMÂÜL HÜSNA
“ALLAH” ismi, sonsuz sınırsız potansiyele sahip FAKAT O POTANSİYELDEKİ HİÇ BİR ÖZELLİKLE DE KAYITLANMAKTAN BERİ OLAN YARATICI KUDRETE işaret eder.
RAHMAN ismi, yaratılmış şuurun, varlığını oluşturan özellikler kadarıyla kapsayabildiği veya kapsamadığı, sonsuz ilme ve özelliklere, yani tüm yaratılmışları oluşturan POTANSİYELE işaret eder.
RAHİYM, RAHMİNDEKİ (metafordur) POTANSİYELDEN KAYNAKLANAN (esmaül hüsna) tüm özellikleri aktive edip algılanır alana indirgeyen kudrettir.
RABB, bir birimi oluşturan, tüm isimlerle işaret edilen özellikleri, çeşitli kompozisyonlar halinde kompoze etme özelliğidir. Her varlık öylece oluşur! “RABBİY” ismi, varlığını oluşturan bu esma kompozisyonunun kompozitörüne hitap veya işaret sözcüğüdür.
RABBÜL ÂLEMİYN, tüm algılanan veya algılanamayan yaratılmışlarda tasarruf eden RAB (rububiyet) boyutuna işaret eder.
ESMAÜL HÜSNA, RAHİYMİN AÇIĞA ÇIKARDIĞI SAYISIZ ÖZELLİKLERİN TANIMLANMASI İÇİN KULLANILAN İSİMLERE İŞARET EDER. İNSANIN KUANTUM BEYNİNDE AÇIĞA ÇIKAN TÜM ÖZELLİKLERE KURÂNDA BU İSİMLERLE İŞARET EDİLİR.
BUNLAR HER AN AKTİVE HALDEDİR. HATTA BEYİN, BU AKTİVE İSİMLER KOMPOZİSYONUNDAN İBARETTİR DAHİ DİYEBİLİRİZ.
Maden,nebat, hayvan, insan sıralamasında, insanın en mükemmel olmasının nedeni, bu isimlerle işaret edilen özelliklerin çok gelişmiş kompozisyonudur. İnsan beynindeki sayısız özelliklerden söz ederken, gerçekte, hep bu isimlerin işaret ettiği özelliklerden bahsetmekteyiz.
Eğer buraya kadar olan bölümde, anlatmak istediklerimi açıklayabildiysem, şimdi gelelim baştaki konumuza..
Her beyin, RABBİNİN KULUDUR VE HER AN KULLUĞUNU YERİNE GETİRMEKTEDİR; farkında olsa da olmasa da… Bu yüzden “cinleri ve insanları kulluk etmeleri için yarattık” denmiştir.
Her insan veya cin türü, RABBİNE KULLUK HALİNDEDİR!
NE VAR Kİ, BAZI İNSAN adı altında açığa çıkmışlar da, RABLERİNİN LUTFUYLA “ALLAH KULU/ABDULLAH” projeksiyonuyla aramızda yer almıştır.
Farkları?
“ABDULLAH”lar,
“ALLAH ÂLEMLERDEN GANİYDİR” cümlesiyle işaret edilen, bir yaşam boyutu, bir projeksiyon farkıyla, aramızda yer alıp, bizi “ALLAH İSMİYLE” işaret edilene İMAN ETMEYE davet ederler.
Bu konuda gösterilen örnek de “ABDULLAH” ve “RESULULLAH” diye bildirilmiş olan MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâmdır.
“ABDULLAH” bir yanıyla RABBİNİN kompoze ettiği tüm isimlerin işaretiyle yaşamını sürdürürken, hatta beşeriyetinin kemâlatını dahi yaşarken; diğer yandan da, isimler kompozisyonundaki “EL GANİY” ismiyle işaret edilen özellik yönünden, pek çok isimlerin özelliklerinin kaydından beri yaşamı açığa çıkartırlar!
ALLAH, “ABDULLAH” OLARAK TANIMLADIĞI KULLARI İLE HİDAYETİ ULAŞTIRIR BİZLERE…
ALLAH HİDAYET ETSİN BİZE !
27.4.25
#Bayram Dediğin bayram Ramazan Bayramı, #şekerbayramı değil. Ramazanı değerlendirenlerin, "yoksul"u sevindirenlerin, bayramı kutlu olsun.
#Allah bizleri, birbirimizle uğraşmaktan kurtarıp, kendi geleceğimizi en güzel şekilde hazırlamayı kolaylaştırsın!
@AhmedHulusi
Bayram dediğin…
İşte bu bilince ermenin bayramı olsun Bayramınız. 👇
#Bayram Dediğin bayram #Ramazan Bayramı, #şekerbayramı değil.
Ramazanı değerlendirenlerin, "yoksul"u sevindirenlerin, bayramı kutlu olsun.
https://t.co/eoMnCaqpNi
Ahmed Hulûsi
@AhmedHulusi@CPasaHasan
DUAM NİYE KABUL OLMUYOR, DİYORSUN YA; ANLATAYIM !
DOĞRU ADRESE YOLLAMIYORSUN DUANI ! O yüzden de duana icabet olmuyor! Ediyorum ediyorum cevap gelmiyor, demeye devam ediyorsun.
Mesajını evrene yolluyorsun!
Evrenin dibi bucağı yok! Başı sonu yok!
Yanlış adrese yöneliyorsun!
Doğru adrese işaret ediyor Kurân. Ne diyor?
“BİZ ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ !”
“BİZ” diyor.. kim bu biz? Esma hüsna..
Konu Allah isimleriyle işaret edilen özellikler ise, buralarda çoğul olan BİZ SIFATI KULLANILIR.. YANİ, BEYİNE TALİM EDİLMİŞ OLAN TÜM İSİMLERİN ÖZELLİKLERİYLE ANLAMINA GELİR “BİZ” işareti.
ŞAHDAMARI nereye ulaşır beyine!
BİZ BEYNİNİN BOYUTSAL DERİNLİĞİNDE TÜM ESMA ÖZELLİKLERİMİZLE VARIZ, DEMEKTİR BU ÂYETİN ANLAMI!
Daha önce de açıkladığımız üzere kuantum beyninin hakikati, tüm isimlerle işaret edilen özelliklerin tamamıdır! Yani, RABBİNDİR !
Demek ki adresi neresi olmalıymış DUANIN; elbette ki GERÇEK BEYNİN/RABBİN !
Oysa sen duanı ÖTENDEKİ BİR VARLIĞI HAYAL EDEREK ONA YOLLUYORSUN! Yanlış adrese!
ÖNCE “B” sırrınca, ben sandığın varlığının sadece bir zan, vehim olduğunu; gerçek varlığının RABBİNE AİT OLDUĞUNU FARK ET; sonra da DUANI, İÇSELLİĞİNDEKİ, KUANTUM BEYNİNDEKİ RABBİNE YAPMAYI DENE !
Rükûnda, secdende hep beyninin hakikati olan RABBİNE yönelerek tesbihini, duanı yapmaya başla.
“ARZ” diye isimlendirilmiş bedeninin tüm hücreleri, organları dualarını “SEM” olarak isimlendirilmiş beynine iletiyor ve ondan cevap alıyor…
DUANI UZAYA YAPARSAN, HAYALİNDE TASAVVUR EDİP YARATTIĞIN TANRINA YOLLARSAN, DUYGUSUZ UZAYDA KAYBOLUP GİDER!
UZAY NEDİR BİLİR MİSİN? Aşağıdaki linkten okuyabilirsin UZAYIN NE OLDUĞUNU, bugüne kadar hiç duymadığın bir tarzda.
Dolayısıyla önce İNAN VE GÜVEN BEYNİNİN HAKİKATİ OLAN RABBİNE VE SANA CEVAP VERECEĞİNE… Sonra da DUANI YAP!
Ezberlediğin kelimelerle değil; içinden geldiği gibi! Tüm samimiyetinle! Yana yakıla!
Bak gör bakalım, duana cevap geliyor muymuş, gelmiyor muymuş.
Unutma ki, âdet olmuş diye yapılan ne dua kabul olur, ne de diğer ibadetler!
Bakın dua olayını çok yıllar önce DUA VE ZİKİR isimli kitabımızda nasıl anlattık�� Aşağıda okuyun…
“KEVSER HAVUZU” metaforuyla anlatılan ve beyninizin HAKİKATİ olan tüm Allah özelliklerini fark edip, gereğini yaşayamazsanız, geleceğinizin cennet olması bir hayli düşük ihtimal olacaktır.
“DÜNYA MÜMİNİN CEHENNEMİDİR” işareti, beden boyutunda beşeriyet şartları içinde ömür sürenin, içinde bulunduğu şartları anlatır…
İçe, hakikatine yönel ki, cehenneminin ateşi sönsün, gerçekliğini, “ALLAH’A FİRAR EDİN” âyeti vurgular! Allah’a kurbu, olanı, hakkel yakîni yaşayanı dünya ateşi yakmaz!
Allahım, RABBİNİN SONSUZ GENİŞLİĞİNDE YAŞAYANLARDAN OLMAYI BAHŞET BİZE!
17.3.2025
https://t.co/u3mBEZZ1Qj
https://t.co/pAHOhkG7nZ
HANGİ BOYUTTA NASIL YAŞANMAKTA; KADER BUNUN NERESİNDE?
Bu sorunun cevabına ulaşmak için, önce “BEYİN” adıyla tanımladığımız yapıda, “GÖRÜYORUM” dediğimiz dünyamızın nasıl oluştuğunu hatırlamamız gerekir.
Beyine, varolduğu andan itibaren, gerek bedenin tüm hücre ve organlarından gerekse de çevresinden bilgi/enformasyon dalgaları ulaşır. Böylece de beyin bir bilgi kompozisyonu hâlini alır.
Genetikten intikal eden bilgiler de vardır ki, bunlar Canlılık, bilinç, irade, kudret, algılama, değerlendirme (7 zâti sıfat) gibi özellikleri ihtiva eder; ve beyine ulaşmış tüm özellikler bunlarla işleme girer.
BAKIN DİKKATİNİZDEN KAÇMASIN !
Tüm bu işlemler hep dalgaboyu bilgi/enformasyon boyutunda cereyan eder! Çalışmakta olan, program yaratan bilgi kompozisyonları sonucu da zihinde görüntülü sesli duygulu bir dünya oluşur! Gerçekte bu dünya yalnızca bir hayaldir! Ama öyle bir hayal ki, sanki tek gerçek oymuş ve hiç bitmeyecekmiş gibi algılanan bir dünya!
Dalgaboyu/frekans boyutundaki bu bilgi kompozisyonları, an içinde, bir form/anlam oluşturur; o konu orada biter; 8 saniye sonra (İNZAL OLUR) yeryüzüne ulaşır/farkındalık alanında açığa çıkar; böylece de, bizden şöyle düşünüyorum veya hissediyorum gibi tanımlamalar açığa çıkar!
Yani, olup biten her şey, “BEN” olmaksızın, bilgi/enformasyon kompozisyonu data merkezinde (bilgi tabanına) olup biter, YAZILIR, ve “BEN” bu YAZGIYI yaşarım! Yaşamama gibi bir olanak da söz konusu değildir, anlattığımı kavradıysanız!
SİSTEM, İŞLEYİŞ, MEKANİZMA O KADAR MUHTEŞEMDİR Kİ, akılla takibi neredeyse imkansızdır! Tek şans GÖZLEMLENME PENCERESİNİN AÇILARAK GÖZLEMCİ OLMA HALİNİN OLUŞMASIDIR!
Bir bilgi işlem sistemi düşünün ki, bize göre, 40-50 yıl önceki bilgiyi yaşadığımız an içindekiyle birleştirip çok farklı bir dünyaya sokmakta insanı!
Şimdi şunu da hatırlayalım…
Ben, sözcüğü ile işaret edilen bir obje var. Bunu ancak ortaya çıkan sıfatları ile tesbit edebiliriz. Sıfatları olmadığı anda TANIMSIZDIR ZAT! Dolayısıyla “ben” diye işaret edilen her şey sıfatları kadarıyla tanınır. Bu sıfatlar tüm canlılarda ortak alandır. O sıfatlar onları hayata getirir ve tutundurur. YANİ, TÜM CANLILARIN ZATI VE SIFATLARI AYNIDIR VE TEK’TİR! Yani basit dille söyleyelim hammadde TEK’TİR!
Gelelim farklılıkların oluşum alanına.. işte bu alan yukarıda anlattığımız genetik+çevresel bilgi girdileriyle oluşan alandır. Ana-babamdan, atalarımdan, kabilemden, okullarımdan böyle gördümlerle oluşan, maymunlarda olduğu gibi düşünmeden taklitlerle devam eden bireysellikler alanına…
Bu alan çok farklı özellikler oluşturan bilgi kompozisyonları alanıdır. Dâhi den deliye, âlimden câhile, zâlimden merhametliye tüm oluşumları meydana getiren alandır. Bu alandaki, çeşitli isimlerle tanımladığımız açığa çıkışlar hep bilgi tabanına giren bilgiler sonucudur. NE GİRDİYSE OSUN!
İşte bu alanda açığa çıkanlar girdilere göre olduğu içindir ki, kişi kendini bu alandakinden ibaret sandığı içindir ki, UYARICILARA/RESÛLLERE gerek vardır!
Kendini beden ve edindiği bilgilere dayanan kişilik sananlara, hakikatlarının ne olduğunu fark ettirecek, HAKİKATIN DİLİ olanların seslenişi gerekmektedir. Ki böylece doğru bilgi veritabanlarına girsin ve bilgi kompozisyonunda yer alarak farklı yönde bakış açısı oluştursun.
Resûllerdeki bu hakikat bilgisi nereden açığa çıkar?
Her beyinde olan, ZATÎ ilim sıfatının bilgisi, eğer bir beyinde, bu konudaki bir bilgi ile tetiklenirse; bilgi kompozisyonunda gelen yeni bir bilgi ile, bu olasılığın kabulü açılırsa, o bilgiye yönelim oluşursa, o takdirde açığa çıkar ve artık ZÂTİ İLİM PENCERESİNDEN VARLIĞI SEYREDEN GÖZLEMCİ olarak yaşamı devam eder. Halk dilinde ona velî derler.
HER ŞEYİN OLUP BİTMİŞ OLDUĞU ZAMANSIZLIK, AN BOYUTUNUN ,YAŞAMAKTA OLDUĞUMUZ SÜRECE ETKİSİNİ, YAZILMIŞ KADERİN NE OLDUĞU KONUSUNU DA bize açıldığı kadarıyla inşaallah gelecekte yazarız.
Sağlık ve afiyet dilerim efendim.
6 şubat 2025
IN WHAT DIMENSION AND HOW IS LIFE EXPERIENCED? WHERE DOES DESTINY FIT INTO THIS?
To find the answer to this question, we must first recall how the world we say “I SEE” is formed in the structure we define as the "BRAIN."
From the moment it exists, the brain receives information and waves of data from both the body’s cells and organs and from its surroundings. As a result, the brain becomes a composition of information.
There is also inherited genetic information, which includes qualities such as life, knowledge, consciousness, will, power, perception, evaluation (the seven essential attributes). All the information received by the brain is processed within these attributes.
PAY ATTENTION!
All these processes occur in the dimension of wavelength/information! The result of these actively working information compositions, which create programs, is a world formed in the mind—complete with images, sounds, and emotions! In reality, this world is merely an illusion! Yet, it is such an illusion that it is perceived as the only reality, as if it will never end!
These compositions of information in the wavelength/frequency dimension create a form/meaning in the moment. That topic is concluded there. Eight seconds later (it DESCENDS) and manifests in the field of awareness (descends to Earth). Then we say things like, this is what ‘I’ think, or this is what ‘I’ have decided!
In other words, everything that happens takes place in the data center (information base) of the information/information composition, without a “SELF.” It is WRITTEN, and the “SELF” experiences this DESTINY! There is no option of not living it—if you have understood what I am explaining!
THE SYSTEM, PROCESS, AND MECHANISM ARE SO MAGNIFICENT that it is almost impossible to track with intellect! The only chance is to OPEN THE WINDOW OF OBSERVATION AND BECOME AN OBSERVER!
Imagine an information-processing system that, from our perspective, combines data from 40-50 years ago with the present moment and immerses a person in an entirely different world!
Now, let’s also remember this...
There is an entity referred to as "I." We can only determine it by its manifested attributes. When those attributes do not exist, the ESSENCE is UNDEFINED!
Therefore, everything pointed to as “I” is only known to the extent of its attributes. These attributes are common to all living beings. They bring them into life and sustain them.
IN OTHER WORDS, THE ESSENCE AND ATTRIBUTES OF ALL LIVING BEINGS ARE ONE AND THE SAME! Simply put, the raw material is ONE!
Now, let’s move on to the field where differences emerge…
This field is formed through the genetic + environmental data inputs we mentioned earlier. It is shaped by influences from parents, ancestors, society, schools—by what we have seen and unconsciously imitated, just as monkeys do.
This is the field where unique information compositions arise, forming everything from geniuses to madmen, scholars to the ignorant, oppressors to the merciful. The various manifestations we define with different names are all the results of the data that has entered the information base.
YOU ARE WHATEVER HAS COME IN!
Because what emerges in this field is based on inputs, and because people believe they are limited to what is in this field, there is a need for WARNINGS/RASOULS!
For those who think they are nothing more than their body and personality shaped by acquired knowledge, the call of those who speak the LANGUAGE OF TRUTH is necessary to make them realize their true essence. In this way, correct information enters the database, becomes part of the information composition, and forms a new perspective.
Where does this knowledge of truth manifest in Rasouls?
Sanki Resûl gelmemiş;
Sanki İNSAN'a hakîkatını hatırlatan KUR'ÂN inzâl olmamış;
Sanki KURÂN'ın anlatmak istediği hakîkatın/İNSAN'ın/BEYİN'in somut gerçek olarak (hayal malzemesi, ezber, kutsal metaforların hakîkatını açarak) anlatıldığı ALTINÇAĞ gelmemiş;
Sanki "BEŞER İNSANSI-HALÎFE İNSAN" farkı en sade/belîğ bir şekilde anlatılmamış;
Sanki deccâliyet ve şeytaniyetin en büyük kozu "tanrı" kavramının geçersizliği ve ALLÂH İSMİYLE İŞÂRET EDİLENİN BİR TANRI (öte bir zat; süper kişi) olmadığı EKBERİYETLE açıklanmamış...
Gibi davranıp yaşamamız, BEŞER olarak kalmamız, makul ve mazûr olabilir mi..!
ALTINÇAĞ, "serengeti" güdüleriyle yaşayan "beşer"e nisbetle bir kavram değil; HAKÎKATIN DİLLENİŞİNİN, ALLÂH İSMİYLE İŞÂRET EDİLENİN VE HALÎFE İNSAN'IN TANITILIŞININ ALTINÇAĞI, demektir!
Konunun ehline göre bugüne kadar yeryüzünde 136-140 milyar BEŞER geçmiş!
Hadîs-i Şerîflere göre 124 bin Nebî, 313 Resûl olmuş, SonNebî'den önce!
"Allâhım, hakikatımdaki izzet ve kudretine sığınırım beşeriyetimin şerrinden"
ALLAHIM, AŞKINLA HALİS FERD KIL BİZİ!