Tanrılar da hiçbir şeye inanmıyormuş ya… Bomboş ellerle kaldım dımdızlak. Tek yol kendine dönüp şimdini keyifle değerlendirmekmiş; tüm sır bu.
iyi cumalar
❤️♾️❤️
LoveOfKader
Aşk şarabı (beşeri şarap sananlar/okuyamayanlar) öyle bir metafor ki; kimileri bu beşeriyette kendini kaybetti, kimileri ‘The Secret’ ile aşkı bir tuttu, nefsini tanrı edindi...
OKUYANLAR (gerçek aşk şarabı) ise, ‘Allah kulu’ olarak tüm metaforlardan arındı ve nihayetinde İNSAN oldu.
❤️♾️❤️
@kaderhay_
“OKUYUN” ki yanmayasınız,
Beşeriyet dünyasına ait ne varsa, SÜNNETULLAH dünyasında hiç bir anlam ve değer taşımaz!
Tüm yaşadıkların, beşeriyet dünyanın getirisi sonucudur!
Bazı konular herkes için yazılır.
Bazı konular daha derinlikli anlamak isteyenler için yazılır.
Bazı konular da vardır ki, bugünden yazılması için yazılır, yarınkiler için!
Anlayışı sınırlı olanlar, sınırlarını aşanlarını inkâr ederler.
Anlayışı geniş olanlar sınırlarını her gelen bilgiyle genişleterek geleceğe doğru yürürler!
Anlayışta sınırsızlığa ermiş olanlar da, sınırsızlık içinde, “AN”da yaşadıklarıyla kayıtlanmadan, sınırlanmadan, sürekli yenilenerek yaşama devam ederler.
Düşünmeden yaşayanlar!
Gördükleri duydukları kadar düşünenler…
Düşündüklerinin getirisiyle seyrederek yaşayanlar…
Düşünceyi TERKETMİŞ olarak “AN”da seyredenler; “ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR” metaforunu çözmüş olanlar!
Selâm olsun “FERD”lere!
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
“Ben Böyleyim" Yanılgısı
İnsanlar, biyolojik bir otomasyonla çalışan bedenlerini ve astrologların taktığı etiketleri kendi özleri sanıyorlar. Takım yıldızlarından ibaret burçları "kaderleri" zannedip bu yanılsamaya hapsoluyorlar.
Oysa beden, komut almadığı sürece sadece atıl bir makinedir; ona hayat veren ve onu yöneten, bizzat senin verdiğin komutlardır.
Çoğunluk, "Ben böyleyim, ne yapayım?" diyerek bir teslimiyet otomasyonuna sığınıyor. Oysa kuantum bilinci, insanın sınırlarını aşabileceğini ve kendi gerçekliğini inşa edebileceğini kanıtlıyor.
Yaşamın, seçimlerinden doğan bir otomasyondur. "Ben böyleyim" diyerek kendi kendini kilitlediğin o döngüden çıkmak yerine "kader" diyerek sorumluluğu dışarıya atmak, aslında sadece kendi inşa ettiğin hapishanede yaşamaya razı olmaktır.
Doğum anında üzerimizde etkili olan takımyıldızlar, sahip olduğumuz bedenin ve genetik mirasın "fabrika ayarlarını" belirler. Yani, doğduğunuz anın kozmik haritası, size sadece hangi binekle veya makineyle yola çıkacağınızı tayin eder. Eğer Yengeç düzeninde doğduysanız, o özelliklere sahip bir makineyle donatılmışsınızdır ve bu beden kendi doğası gereği belirli eğilimler gösterir.
Ancak asıl yanılgı şurada başlıyor: İnsan, bu makineyi kendisi zannediyor. "Ben böyleyim" demek, o makinenin sınırlarını kendi özün sanıp içine hapsolmaktır.
Oysa uyanmış her zihin gerçeği tek bir noktada birleştirir: Sen, o makine değilsin. Sen, o makineyi kullanan ve tüm alemlerde var olan tüm güçlerle bezenmiş bir kaynaksın. Makinenin sınırları, senin potansiyelinin sınırları değildir.
Astrologların size sen “Aslansın veya yengecsin gibi burç takıştırmaları yaptığında fark edinki, sen o takım yıldızlar falan degilsin, sen o burçlardan etki alan o makinayı kullanan tek kaynak güçsün.
Kendine sadece şunu söyleyebilirsin: Ben yengeç makinesini kullanıyorum, sen ise başka bir burcun etkisindeki makineyi.
Ama asla “Ben aslanım”veya “Ben yengecim” deme. Çünkü sen o makine değilsin.
iyi pazarlar
❤️♾️❤️
@LifeofKader
Günümüzde “saadet” ile “mutluluk” kavramları birbirine karıştırılmış; değerleri yitirilmiş, anlamları aşınmıştır. İnsanların ekseriyeti geçici bir anın mutluluğu peşinde hayatlarını harcarken, saadetin vadettiği o sonsuz huzuru ve sükûneti göz ardı etmektedir.
Mutluluk, beşerî arzuların tatmininden ibaret bir haz; saadet ise bu sınırların ötesinde, ruhun ulaştığı mutlak dinginliktir.
Bazen beşerî yanımız mutsuzdur; ancak ruhumuz saadeti bildiği için, bu geçici ızdırabın hakikatini görür ve o mutsuzluğu küle dönüştürür. İşte o an, ateş gül bahçesine döner…
❤️♾️❤️
LoveofKader
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
Telefonlardaki yazışmalar insanı nasıl da yanlış duygulara sürüklüyor... Oysa herkes sadece bir ekran aracılığıyla kendisiyle konuşuyor; kendinde sevmediği duyguları karşısındakine yansıtıyor ve nasıl da kızıp kibre kapılıyor. Ne güzel bir ikram, ne büyük bir rahmet bu Akıllı telefonlar; kendini tanıma yolunda...
iyi cumalar
❤️♾️❤️
LoveOfKader
Ne bahane olursa olsun kanmayıp, 'sadece burada kendimi (Kuantum Beyni) hatırlamak/tanımak için bir misafirim' diyebilenler ne güzeller... Sizlere imreniyor ve sizi seviyorum.
Kalbinizdeki o sonsuzluk duygusu ve hakikat arayışı daim olsun.
❤️♾️❤️
LoveOfKader"
"Vatan, millet, Sakarya" ardına gizlenmiş bir "sahte iman gücü" anlayışı...
Peygamberlerin askerleri vardır; bir de "Muhammed’in askerleri" diyerek uydurulan savaşçı bir peygamber figürü ve ona duyulan iman gücü aldatmacası...
"İçinizden Resul seçtik" diye işaret edilen Resul’ün askeri, hele hele savaşçısı olmaz, olamaz. Resul’e imanın, Allah’a iman diye dillendirildiği anlayışta; "Fatır'ın, dilediği gibi tüm semalarda ve arzda fıtratı meydana getirdiğine iman" ölçüsü asıl iman gücüdür.
Bu güç; taş, toprak, kupa veya bir nehir için savaşarak elde edilen bir şey değildir. Bir de "iman gücünü Türk olmayan anlayamaz" diyerek, sanki bu güç sadece Türklere verilmiş gibi kendini kandırmak; bunun bir mantık bataklığı olduğunun büyük işaretidir.
İman, dünyalık için savaşma ateşi değildir; Fatır’ın fıtratı her noktada dilediği gibi açığa çıkardığına secde edip benliği kurban ederek yapılan bir seyirdir. İster kabul et, ister etme.
iyi bir hafta olsun
❤️♾️❤️
LoveOfKader
Melâmí der ki:
"On bin defa eğilsen, ama bir kere yanmamışsan, o secde eksiktir."
***********
Secde, alnını değil;
benliğini yere koymandır.
Yoksa sadece yere
eğilmiş bir kibir olursun…
❤️♾️❤️
En azından beynimize 'bu bedenden ibaret değilim' komutunu vermek şart; zaman içinde bunun günde en az beş defa yapılması gerektiği işaret edilmiş/fark edilmiş…
Her şeyi bu beden ile deneyimlediğimiz için, beyinden çıkan komutlar sürekli bedene bağlı şekilde tekrar beyindeki proses alanına girmekte.
Elinde fiziksel muktedirliğin varken bazen tüm beşeri isteklerinin, arzularının tam tersini yapıp, 'ben bu beden değilim' komutu proses alanına girmesi sağlamak gerek; beşeri değerler geçerliliğini yitirdiğinde, yani ahirimizde, bu komutu kullanabilelim diye...
Bu pratiği yapmış bir bilinç, o geçiş anında "ben buradayım ama bu değilim" farkındalık noktasını koruyabilir…
Rüyalarımız buna işaret!
iyi pazarlar
❤️♾️❤️
LoveOfKader
İnsanlarda, beklemedikleri şekilde daha derinlerde öyle bir duygulaşma oluyor ki, buna kendileri de şaşırıyor, hatta şaşkınlığa uğruyorlar. Sonra toparlanıp hareket imkânlarını yeniden düzenliyorlar.
Alemlerde Allah kulu olanlar vardır, bir de nefislerinin kulu olanlar. Ancak sadece Allah kulu olan bilir ki, hepsi Allah kuludur; geriye kalanlar sadece olaylar babında kâh görürler kâh göremeyip suçlarlar.
Görenlerin her anı CUMA olur, göremeyenler, Güneş saatinde, görmek için toplanır ve yönelir inandığına….
Umulurki görülür….
iyi cumalar
❤️♾️❤️
LoveOfKader