📍Ülkedeki yoğun gündemden, Koç Holding’e yönelik haberlerden dolayı bu rezalet gündem olmadı. Dikkatle okuyun:
Mersin Erdemli Narkotik Bürosu'nda görevli polislerin, yakaladıkları uyuşturucuyu torbacılara satarak uyuşturucu ticareti yaptığı ve suç örgütleri ile ortak çalıştıkları ortaya çıkıyor!
Bunun üzerine teknik ve fiziki takip yapılıyor. Olay doğrulanıyor. 1’i komiser, 2 polis tutuklanıyor. 7 polis de açığa alınıyor. Narkotik şube tamamen dağıtılıyor. (Yeniçağ)
Yani uyuşturucuyla mücadele etmesi gereken polis, torbacılarla ortak çalışıyor. Böyle rezalet gördünüz mü?
Bahsedilen türde ayetlerden biri kadınları dövün ayetidir. Türkiyedeki müslüman kadınların en az %60'ının bilmediği kesin. Eğer böyle bir ayet olduğunu bilseler iki ihtimal var: A) Orada öyle demek istemedi. En güçlü ihtimal bu. b) Böyle kitap mı olur. Kabul etmiyorum. Bu az ihtimal.
Haberden anladığım şu.
Oğlan, kendisini okula geldiğinde her gün üzerini arayan müdür yardımcısını emniyet müfettişi babasına şikayet etmiş. Babası, emniyetteki üst düzey bağlantılarını kullanıp Milli eğitim'e söylemiş ve müdür yardımcısının tayinini çıkarmış.
Bu tayinde katkısı olan herkes tutuklanmadiktan sonra o çocukların vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Nasıl adaleti sağlayacaksınız?
“Barda” filmine konu olan Ankara GOP olayı sanıkları,
2 genç kadın ve 3 genç erkeğe tecavüz ve işkence ettikten sadece 2 yıl sonra serbest bırakılmıştı.
O caniler, sosyal medya hesaplarında fotoğraf paylaştılar.
Neydi Ankara GOP olayı?
2 kadın ve 3 erkek arkadaş, gece eğlendikten sonra bir eve geçiyor. Sabah saatlerine doğru silahlı ve saldırgan bir grup eve giriyor. Gençleri saatlerce rehin alıp ağır şekilde dövüyor, işkence ediyor ve cinsel saldırıda bulunuyorlar. Olay, Türkiye’de büyük infial yaratıyor. Evden kaçmayı başaran gençlerden 1 kişi polise haber veriyor. Polis eve geldiğinde, tecavüze uğrayan kadınların vücutlarında birçok işkence ve jilet izine rastlıyor. Erkeklerde ise ağır darp ve aynı şekilde işkence izleri görülüyor. Olayda 7 caniden 1’i kaçıyor, 6’sı tutuklanıyor. Fakat sadece 2 yıl hapis cezası yatan caniler serbest kaldı.
Bilmeyenler için ben özet geçeyim; barınak personeline topladıkları her köpek için 10 TL ödeme yapılıyordu. Bu ödeme, barınak sorumlusunun belediye ile hiç ilgisi olmayan bir kurumda çalışan eşinin hesabından işçilerin hesabına yatırılıyordu. Sonra o işçiler bir grupta ''Allah bereket versin, bugün işler iyi'' ''Bugün işler kesat ya'' ''Oo bugün epey toplamışsın, bir tatlı alırsın artık'' ''İyi de sen bir sürü enik toplamışsın, onların sayılmaması lazım'' gibi konuşmalar yapıyorlardı. Belediye bu konuda hiçbir açıklama yapmadı.
“Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
İddianamede İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim.
Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi.
Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar.”
(Sabahattin Önkibar)
Ekonomist Onur Çanakçı:
Reuters, Amerika'nın savaş maliyetini yazdı bugüne kadar. 29 milyar Dolar. Bizim 4 ayda faize ödediğimiz para 25 milyar Dolar, Mayıs ayı içinde yok bu arada.
Bir savaş maliyeti kadar faiz ödemesi yapıyoruz. Bunu kimse anlatamaz.
Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, çektiği fotoğrafla Fransa’daki yarışmada 750.000 fotoğraf arasından 2. oldu.
• Emre Coruş’a vize verilmediği için törene gidemedi.
• Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük takıldı ve imha edildi.
"Yetkililere plaket olduğunu anlattım ama teslim edilmedi ve imha edildi."
Babies get raped. Elderly women get raped. Women dressed modestly get raped. Women in hijabs get raped. Nuns get raped. Women in jeans, tracksuits, pajamas, school uniforms, and work uniforms get raped. There is no outfit that prevents rape and no outfit that invites it.
If you are more comfortable analyzing a woman’s clothing than condemning a rapist, you are part of the problem.
Bakın TC, uluslararası başarı kazananı nasıl cezalandırıyor anlatayım.
Dünyanın en prestijli drone yarışması Sky Pixel’de, büyük ödülün (Grand Prize) ardından seçilen 'En İyi 10 Fotoğraf' arasına seçildim. Üstelik bu başarıyı, bugün satışa çıksa kimsenin yüzüne bakmayacağı bir drone ile elde ettim.
Sonuç? Başarı ödülüm olan yeni dronu, yeni gümrük mevzuatı yüzünden bedelinin %80'ine yakın vergi istendiği için teslim alamayacağım! Destek verdikleri isimler yerinde sayarken, kendi tırnaklarıyla dünya listesine girenleri böyle ödüllendiriyor TC!
Başarıyı cezalandıran, başarısızlığı ödüllendiren sisteminiz batsın!
Adamlar maaşa zam, iyileştirme falan filan istemiyor ha, adamlar 1 yılda 2 kez maaş almışlar. Bu insanlar aile geçindiriyor, çocuk bakıyor. Devlet bu insanların hakkını arayıp şirketin tepesine çöküp hesap soracağına hakkını isteyen insanların önüne polis yığıyor.
Adamlar 12 ayda iki kere, bak iki kere maaş almış. Bir düşünün, hanginiz ayakta kalabilirdiniz bir senede iki kere maaş alarak? Şuna isyan ettiler diye her gün gaz yiyorlar, gözaltına alınıyorlar. buna karşı durmazsak insanlık onurumuzun son zerresine kadar alır bunlar
Gülistan'ı ararlarken barajı boşaltıyorlar ve bir kadın cesedi bulunuyor, bir dereyi arıyorlar başka bir kadın cesedi bulunuyor. Haber kanalları da bunu "Ama Gülistan değilmiş" diyip geçiyor. Dalga mı geçiyorsunuz lan? Bu normal mi? Kim bu kadınlar? Hangi aileler ağlıyor şu an?
@Profesorfacia Çocuğu mahvetmiş evet
Boğmaya çalıştı dedi ya
Bu 1996 da meslekten atılmış hapis yatmış dolandırıcılıktan
Kim ne zaman niçin mesleğe geri aldı?
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Oğlu 6 yıldır genç bir kızın ölümünden sorumlu olan ve delilleri kararttığı kanıtlanmış olan eski valiyi gözaltına almak için saatlerce beklerken sırf “yolsuzluk” iddiası var diye seçilmiş belediye başkanı gece 1de gözaltına alınıyor sonra dokunulmayana dokunuyoruz falan aynen
Bu adam KİM? Bu adam Gülistan Doku’nun hastahane kayıtlarını silen Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir.Daha sonra vali Tuncay Sonel’in talimatı ile yapmış olduğu hizmetten dolayı! İL SAĞLIK MÜDÜRÜ olarak atanmış. Bu adama bir işlem yapıldı mı? Gözaltına alındı mı?
Gülistan Doku’nun izini kaybettiren o karanlık gecede hastanede tecavüz kayıtlarını "buharlaştıran" isim Çağdaş Özdemir. Şu an Medical Park grupta aktif çalışıyor!
Adaletin işlemediği yerde teşhir ve toplumsal hafıza haktır. Bu ismi unutmayın, unutturmayın!