❓Cem Küçük tutuklandı, Rasim Ozan Kütahyalı ise hâlâ cezaevinde. Bu tutuklamalar ne anlama geliyor?
📌Muhalefetten kopuşlar: AKP'ye katılımlar ve toplumsal şok
Doğan Ergün ile Zamana Karşı, yeni bölümüyle yayında!
@dgnergun
https://t.co/D8rmu5UCvz
Dünya kupasını kazanarak İsrail terör örgütü lideri Netanyahu ile katil Trump’ı bir gece olsun ağlatan İspanya’yı yürekten tebrik ediyorum!
Viva España ❤️💛
İzmir'den sıra arkadaşımız Beril, Alan YouTube kanalında Onur Öncü'nün konuğu oldu.
"Bu ülkücülerin kampüslere sokmaya çalıştığı korku iklimi, öğrencilerin yan yana gelip anlamlı bir şeyler yapmaya çalıştığında orayı provoke etme istekleri çok yakında kampüslerimizden ve ülkemizden silinecek."
Bugün yine aynı yerdeyiz ama bu kez birbirimizden aldığımız güçle daha daha da kararlıyız!
Kampüslerimizi hiçbir gerici gruba bırakmaya niyetimiz yok. Gücümüz yan yana gelmekten doğuyor, geri adım atmıyoruz!
📍Ege Üniversitesi
Kaç para böyle yalanlar söyletip video çektirir ki?
Neymiş Türkiye’de gençler Filistin’e sahip çıkmıyormuş! Yalancı, bu ülkede onlarca genç devletin İsrail ile ticaretini ifşaladığı için gözaltına alındı tutuklandı.
Yalancı, ne peçete sabunu? Daha 1 hafta olmadı KYK yurdunda soğuk suyla duş almak zorunda kalan bir genç kalp krizi geçirip öleli. 1 yıl önce Zeren Ertaş KYK’da ihmal sonucu asansör boşluğuna düşüp öldü bu ülkede.
İzmir'de işçi düşmanlığı devam ediyor.
Bugün İZBETON, İZULAŞ ve İZDOĞA’da 184 işçinin daha işten çıkarılmasıyla birlikte toplam sayı 300'e dayandı.
Buca Belediyesi'nde ise yaklaşık bir senedir düzensiz ödenen ücretler karşısında 18 Haziran'dan beri iş görmeme hakkını kullanmaya başladı. Buca belediye başkanı ise, İzBB'nin grev kırıcı başkanından öğrendiği yöntemlerle işçilerin haklı eylemliliğini baltalamaya çalışmakta. Yaklaşık 200 işçiye "görevinize son verildi" mesajı gönderilirken, belediye bu mali tablonun gerçek sorumlularıyla alakalı herhangi bir açıklama yapmıyor.
Kamu görevi yürüten seçilmiş bir belediye başkanı yerine işçi düşmanı birer patron gibi davranmakta ısrarcılarsa, biz de belediye işçileriyle dayanışmakta ısrarcıyız!
Saray Rejimi politikalarının sorumlusu emekçiler değildir, faturası da emekçilere ödetilemez. Her alanda, işçilerin onurlu ve güvenceli yaşam mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.
Yaşasın sınıf dayanışması!
Hem 19 Mart direnişinin üçüncü ayında, öğrencilerin omuz omuza vererek ördüğü şenliği engellemeye kalkacaksınız, hem de özgürlükten söz edeceksiniz. Bu riyakârlığı asla kabul etmiyoruz. Yarın size ve yasaklarınıza rağmen o şenlik yapılacak. Hepimiz orada olacağız. Hodri Meydan!
Türkiye’nin dört bir yanında on binlerce öğrenci ile yan yana yürümenin, Türkiye İşçi Partisi kortejinde buluşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadığımız bir 1 Mayıs’ı geride bıraktık.
Bizimle omuz omuza yürüyen, bu mücadelede yanımızda olan sıra arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ederiz.
Hep bir ağızdan bir kere daha tekrar edelim; “Memleketi Biz Kurtaracağız!”
#1Mayıs
1 Mayıs'ta İzmir Pasaport İskele'de bir araya geliyor, dayanışmamızı meydanlara taşıyoruz.
Bizimle birlikte yürümek için linkteki formu doldurabilirsin: https://t.co/ebtGonQ2D8
Yoldaşımız Selda Salman, hukuksuzluğa karşı halk iradesini savunduğu için hala tutuklu.
Sokaklarda, kampüslerde bu memleketin aydınlık geleceği için mücadele eden tüm dostlarımız suçsuzdur.
Selda’yı ve hukuksuzca tutulan tüm dostlarımızı geri alacağız!
Türkiye İşçi Partisi olarak tarihimiz boyunca onurla savunduğumuz barışı ve halkların kardeşliğini aynı inanç ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
Partimizin 27 Şubat tarihli MYK ve 28 Şubat tarihli PM toplantıları sonucundaki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşıyoruz:
Türkiye İşçi Partisi, sırtını dayadığı sosyalizm düşüncesinin doğal bir gereği olarak en ağır tehdit ve saldırılar altında bile barışı ve halkların kardeşliğini, Kürt halkının eşit yurttaşlık başta olmak üzere temel haklarını savunmaktan bir an kaçınmamıştır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ve ülkemizde olduğu gibi bölgemiz ve dünyada da barışı, kardeşliği ve halkların özgürlüğünü savunmaya aynı kararlılıkla devam edeceğiz.
Bu yaklaşım doğrultusunda TİP, 27 Şubat tarihli silah bırakılması ve çatışma ortamının sonlandırılması yönündeki çağrı ile buna binaen ilan edilen ateşkesi olumlu karşılamakta, bunu ülkemizin en acil ihtiyaçlarından biri olan barışın tesisi için heba edilmemesi gereken bir fırsat olarak görmektedir. TİP olarak bu fırsatın değerlendirilmesi yönünde atılacak tüm samimi adımlardan memnuniyet duyacağımızı ve barışın savunulması konusundaki tarihsel ve güncel ilkemizi takip edeceğimizi bir kez daha ilan ederiz.
Ülkemizde barış ihtimalinin gerçeklik kazanabilmesi ve kalıcı hale gelebilmesi için kapsamlı ve sahici, hukuksal ve siyasal dayanaklarıyla da güvence altına alınmış bir demokratikleşmenin şart olduğu ise açıktır. Bugün Türkiye’de faşizan baskının ve şiddetin birinci dereceden sorumlusu AKP- MHP ittifakı, Saray Rejimi’dir. Saray Rejimi, bu niteliğiyle barışın da en büyük düşmanı ve onu kendi çıkarları için suistimal, gerektiğinde de sabote edebilecek başat öznedir. Bu nedenle, ülkemizin barış hasretinin giderilebilmesi Saray Rejimi ile mücadelenin büyütülmesine yakından bağlıdır.
27 Şubat tarihli açıklamayla ilk adımı atılan sürecin yürütülme tarzı da şart olduğunu ileri sürdüğümüz demokratikleşmenin ilk sınavı olacaktır. Ülkemizde barışı tesis etmeye yönelik süreç, kamuoyuna karşı şeffaf, halkın ve toplumsal muhalefetin katkılarına açık, TBMM zemininde sürdürülmeli ve baştan sona hukuksal güvence altına alınmalıdır. Ayrıca yine süreç, iktidarın Kürt halkına karşı sergilediği siyasi ve fiziki şiddetin örnekleri olan kayyumlara, toplumun tümüne yönelik hukuksuz baskı, şiddet ve cezalandırma politikalarına, siyasi tutukluluklara, yargının iktidar aracı olarak kullanılmasına son verilerek; başta Barış Akademisyenleri olmak üzere Saray Rejimi’nin zorbalığına maruz bırakılmış tüm kesimlerin hakları iade edilerek sürdürülmelidir.
Türkiye’de barışın ve demokrasinin tesisinin ancak ve ancak başta bölgemizde yer alan komşu ülkelere yönelik olmak üzere tüm dış politikamızın barış siyaseti eksenine oturmasıyla mümkün olduğu da bir başka gerçektir. Bu çerçevede dış politikada ve sınırlarımız dışında askeri ve yayılmacı bir çizginin değil, barışın tesisini hedefleyen diplomatik-siyasi bir çizginin benimsenmesi olmazsa olmazdır.
Ülkemizin yıllardır hayalini kurduğu ve uzun yıllara yayılan bir mücadele ile bugüne bir umut olarak taşıdığı barışın Saray Rejimi’nin bekasını garanti altına almak için istismar edilmesine izin vermemek ise birincil görevimizdir. Bu açıdan, söz konusu sürecin Türkiye’de AKP-MHP ittifakının emek, cumhuriyet ve laiklik düşmanı, gerici, faşizan ve sermaye yanlısı iktidarını kalıcılaştırmaya hizmet edecek bir uzlaşıya dönüştürülmesi, Erdoğan’a ömür boyu başkanlık anlamına gelecek bir yeni anayasa şantajının malzemesi haline getirilmesi niyetlerine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
Türkiye İşçi Partisi olarak tarihimiz boyunca onurla savunduğumuz barışı ve halkların kardeşliğini aynı inanç ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin hüküm sürdüğü, işçilerin ve emekçilerin iktidar olduğu, yani Sosyalist bir Türkiye’yi yaratmak için saltanat sevdalılarına, halk düşmanlarına, emperyalizme hizmet eden iktidarlara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
Yaşasın Barış!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın Sosyalizm!
Boğaziçi Üniversitesinde İşgal Kafe'ye tepki gösterdikleri gerekçesiyle 34 kulübün etkinlikleri 28 Mart’a kadar yasaklandı ve 28 kulübün yönetim kurulu görevden alındı.
Naci, burayı arka bahçen mi sandın? Taht sanarak oturduğun rektörlük koltuğu öğrencilerin bir nefesine bakar!
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil 5 Ocak'ta gençlerle buluşuyor!
Öğrencilerin ve çalışan gençlerin sorunlarının günden güne büyüdüğü ve yaşamlarının sadece rakamlardan ibaret görüldüğü bu düzene birlikte "Hayır!" demek için seni de aramıza bekliyoruz. Gel tanışalım, konuşalım. Katılmak ve bilgi almak için DM üzerinden bizimle iletişime geçebilir veya bio’daki formu doldurabilirsin!
📍İzmir
İzmir Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesindeki arkadaşlarımız kadın cinayetlerine karşı ses çıkarmak istedikleri için müdürün tehditine, baskısına maruz kaldılar ve haklarında tutanak tutuldu. Arkadaşlarımızın yaptığı cezalandırılacak bir suç değil örnek alınası bir tepkidir!