7 yaşından beri kitap okuyan 27 yaşındaki bir kadın, okuduğu bir kitap için “Ömrü hayatımda bir kitabı okurken tüylerimin diken diken olduğu tek kitap” diyerek, spoiler vermeden eseri anlatıyor.
“Dibe battığında inci almadan çıkma.”
Çok doğru bir söz. Çünkü hayat düz bir çizgi değil. İnişler olur, kayıplar olur, insan bazen kendini tamamen dağılmış hisseder. Önemli olan hiç düşmemek değil; düştüğünde neyle geri döndüğündür.
Çoğu insan acıyı sadece kaçılması gereken bir şey sanıyor. Oysa bazı gerçekler sadece karanlık dönemlerde öğreniliyor. İnsan, her şey yolundayken kendini tanıyamaz. Gücünü, sınırlarını, korkularını, bağımlılıklarını ancak dipteyken görür. Çünkü dip, bütün dikkat dağıtıcı şeyleri ortadan kaldırır. Geriye sadece sen kalırsın.
Psikolojide buna “post-traumatic growth” deniyor: travma sonrası gelişim. Yani bazı insanlar yaşadıkları zor olaylardan sadece yara alarak değil, değişerek çıkıyor. Daha net düşünen, daha az korkan, daha güçlü sınırlar koyan biri haline geliyorlar. Çünkü acı, insanın zihnindeki illüzyonları parçalama eğilimindedir.
Nörobilim araştırmaları da şunu gösteriyor: İnsan beyni, konfor dönemlerinde değil; belirsizlik, baskı ve kriz dönemlerinde yeniden yapılanmaya daha yatkın oluyor. Çünkü zihin, eski düşünme biçimleri işe yaramadığında kendini yeniden organize etmek zorunda kalıyor. Yani bazı çöküşler aslında zihinsel yeniden yapılanma süreçleri.
Bu yüzden bazı insanlar dibe battıktan sonra bambaşka biri olarak geri döner. Daha sessiz ama daha sağlam. Daha sakin ama daha dayanıklı. Çünkü artık neyin gerçekten önemli olduğunu görmüşlerdir.
İnci metaforu da burada anlam kazanıyor. Deniz yüzeyinde inci yoktur. İnci, basıncın altında oluşur. Karanlıkta, derinde, sıkışmanın içinde oluşur. İnsan karakteri de çoğu zaman böyle şekillenir. Baskı olmadan derinlik oluşmaz.
Asıl trajedi dibe düşmek değildir. Asıl trajedi, oradan hiçbir şey öğrenmeden geri çıkmaktır. Aynı düşüncelerle, aynı zayıflıklarla, aynı körlükle geri dönmek.
Bazı dönemler insanı kırmaz. İnşa eder. Ama bunu genelde ancak geriye dönüp baktığında anlarsın.