Sıla Türkoğlu ve Serkan Çayoğlu’lu “The Knot: Gateway to Anatolia” dizisinden yeni kareler
♦️Go Türkiye serisinin yeni dizisi “The Knot: Gateway to Anatolia" seyirciyle buluştu. Dizinin başrollerinde, sanat tarihçisi Bahar rolüyle Sıla Türkoğlu ile sanat tarihçisi Toprak karakteriyle Serkan Çayoğlu yer alıyor. İkilinin hikayesine Profesör karakterini canlandıran Levent Özdilek eşlik ediyor.
♦️Süreç Film imzasını taşıyan “The Knot: Gateway to Anatolia”nın yönetmen koltuğunda Yunus Ozan Korkut otururken, senaryosunu Melih Özyılmaz ve Elif Türker kaleme aldı. İşte detaylar... 👇
https://t.co/byRJJbCg5k
Ayrıca kerameti kendinden menkul “uzmanlığı”nda da hepten saçmaladığı çok nokta vardı. Dil uzmanı filan değil yani. Takip etmesem de karşıma çıktığında “yok artık” diyordum.
Adam artık kafayı mı yemiştir, sarhoş mu olmuştur, pislik kustuktan sonra şimdi de "hesabım çalındı, artık güvende" diye yalan söylemiş utanmadan. Aklınca kandıracak. Nasıl çalındı, nasıl geri aldın? Çalınan hesaptan nasıl hiç "spam post" falan paylaşılmadı, hesap hiç dondurulup incelenmeden nasıl pat diye sana geri verilip etkin oldu?
Ancak asıl komiği, bu adamı eleştirenlerin birçoğunun, eleştirirken hâlâ övmeleri. "Bu kadar bilginin böyle kibire yol açmaması lazım", hatta neredeyse "adam bilgisinden - dehasından sapıttı" gibi sabuklamalar. Niye? Çünkü çok yaygın safsata, "ben saçmasapan yanılmışım" demektense gerçek onun gördüğü gibiymiş ama ortaya yeni çıkan durumla çelişiyormuş gibi "şaşırmak". Yani bu adam çok mühim bir bilgi deryasıymış, çok yol gösterici - anlamlı biriymiş, daha önce böyle görüp şakşaklamasında hiçbir terslik yokmuş da şimdi tüm bunlarla çelişen bir hayal kırıklığı ortaya çıkmış gibi.
Hayır. Adamın başka alanlardaki yeterliklerini - yetenek ve katkılarını sorgulayacak değilim, söz ettiğim buradaki o komiğin komiği "dil jandarma genel komutanı" zırvalığı. Niye bu kadar otoriteye ihtiyacınız var sizin? Bir sözlüğe, bir yazım kılavuzuna bakmaktan bu kadar mı acizsiniz? Nasıl oluyor da yeterli süre istikrarla ("tekkeyi bekleyen çorbayı içer" mantığıyla) kendi kendine otorite gibi davranan birine sonunda öyle ya da böyle o payeyi vermeden duramıyorsunuz? Bu ister aşk doktoru olsun, ister dil mahsülleri ofisi müdürü sonuç hep aynı.
Şu adamın bir kere Türkçe ya da dil üzerine insana bir ilham, bir heyecan verecek, özgün, bir buluş içeren bir şey yazdığına rastlamadım. Hani okursun ve "vay be, hiç böyle düşünmemiştim" ya da "çok ilgimi çekti, bu konuda daha çok şey öğreneyim" dersin, bir şey olur, bir yaprak kıpırdatır. Yok. O ayrı yazılır, bu birleşik yazılır, Türkçede o sözcükte o harf düşmez... Hadi okullarda öğrenemediniz, bir Türkçe dilbilgisi kitabı, yazım kılavuzu, sözlük edinmek yerine bu en basit şeyleri Twitter'da birinden "öğrenmek" zorunda mısınız? Bir de deli gibi hepsini kişiselleştirerek kızıp köpürüyor falan, sanki Türkçeyi geçen ay bu icat etmiş de onun eserine bir haksızlık yapılıyor.
Aman efendim adam öyle böyle değil, çok bambaşka derya bilgiliymiş de o yüzden sapıtmış, taşıyamamış falan. :))) Yok artık daha neler! Tıp, ekonomi, fizik, kimya Nobel'i alanlar bilgilerini, otoritelerini taşıyorlar ama bir sosyal medya dil jandarmasında taşıyamayıp delireceği kadar fazlası var... Ya bir hayal edin: Bütün gün Twitter'da dolaşıp milletin çeşitli harcamalarla ilgili paylaşımlarında dört işlem hatalarını düzelten, buna tenezzül eden, üstelik bunu afra tafrayla ve köpürerek yapan bir matematik dehası düşünebiliyor musunuz? Mümkün değil, olmaz öyle bir şey. Sadece matematikte değil dilde ya da başka herhangi bir şeyde de olmaz.
Sonuç olarak "adam çok doluydu da bunları taşıyamayıp sapıttı" diye bir şey yok. Hayır. O ayrı yazılır, bu birleşik yazılır, orada harf düşmez, ona kesme işareti konmaz demekteki agresif ve şovcu ısrarıyla Twitter'da belli bir kalabalığı efsunlamayı başardı, ancak bu saçmasapan malzemeyle ancak bu kadarı olacağı için inşa ettiği uydurma büyüklüğün sınırına dayanınca dağıldı. Yaptığı şeyi bugüne kadar bu kadar hazımsızca (ve buna feci ihtiyacı olduğunu gösterecek derecede saplantılı) yapması bazılarımız için zaten çok açıklayıcı bir şeydi, o yüzden de bu bazılarımıza sürpriz olmadı.
@ayyildiz_bulend Sana geçen gün bahsettiğim buydu. Bence de YZ duruyor. Kullandığı kelimeler, içeriğin fazla yüzeysel olması, cümle yapılarındaki mekaniklik vs bu şüpheyi uyandırıyor.
@YigithanErkan@irmakzileli Eşik’i çıkar çıkmaz okumuş ve çok sevmiştim. Bayram Çocukları’nı şimdi sizden duydum. Araştırma-düz yazı ayrımınızı ve Pablo Neruda’yla ilgisini anlamadım. Ama okur da haklı olabilir tabii. Niye olmasın. 😊
Son zamanlarda okuduğum en iyi roman. BA-YIL-DIM!!!
Kurgusunu mu öveyim, bilinçakışındaki geçişleri mi, zerre kadar aksamayan dilini mi!
Irmak Zileli, Türk edebiyatında hakkı yeterince verilmeyen bir yazar. Okumadığım diğer romanlarını da hemen aldım. Doyamadım okumaya zira.
Bu romanı hiç sevmedim. Vaktiyle çok övülmüştü. Bir tür vahşet pornosu. Annelik, çocukluk ve iktidar meselesini içgüdüsel yapıya itiraz etme gibi absürt ve anlamsız bir noktadan alıyor ve bir de saf gerçekçilikten aniden ve nedeni belirsiz bir şekilde fantastik bir hale geçiyor.
ŞÜKRAN YİĞİT – Bekle Beni, bir roman taslağı: “Bir farsın içindeyiz…”
“Bekle Beni'de var olduğu iddia edilen duyguların okura yansımamasında en az karakter inşasındaki zayıflıklar kadar önemli olan diğer bir nedense romanın dili...”
https://t.co/sDwmmCUn4h @kitapkritik24 aracılığıyla
Daha da sayarım ama sıkıldım. Zaten romanı yarım bırakmamak için epey çaba sarf ettim. Gerisine gerek yok. Ayfer Tunç’u linçlememiş ayrıca kimse M. Celal Bey. Eleştiriyi hepten unuttuğumuz için size öyle gelmiş.
Bunu yazsam gülmekten geberirdim. Trajik bir anda kafaya saplanan anahtar nereden çıkar asla anlam veremedim. Şehnaz’ın hafızası, unutamadığını söylediği şeyler de unutulacak şeyler değil zaten. Kim annesinin geceyarısı süslenip dışarı çıktığına şahit oluşunu unutur yahu!
Fakat Bir Deliler Evi’ni yazmış Ayfer Tunç gibi bir yazar için kendi adıma şunu düşündüm: Deliler Evi bir tesadüf müydü? Yoksa Annemin Uyurgezer Geceleri bir kaza mı?
Kadının kafasına dolabın üzerinde duran anahtar saplanıyor ve kafasında anahtarla hastaneye götürüyorlar.