Hayatında örnek alabileceği bir rol model bulunan gençler; odaklanma ve görev bilinci gibi "öz düzenleme" becerilerinde, rol modeli olmayan akranlarına kıyasla daha iyiler.
Kendini çocukları için feda edenler genellikle ideal ebeveyn olarak algılanırlar.
Oysa gerçek tam tersidir; böyle ebeveynler genellikle çabuk sinirlenen, tükenmiş, depresif, tahammülsüz olurlar.
Kendini besleyemeyen kişiler çocuklarını da besleyemez ve vermeyi sürdüremezler.
"Gerçeklik önemlidir çünkü bizi tatmin edebilecek tek şey odur. İlk etapta, kendi kendini doyuran fantazi dünyasında ve kendi zihninde yaşayan canlılar olmanın cazibesine kapılırız, fakat bize sunulan yegane tatminler gerçekliğin doyumlarıdır."
Bazen birinin gerçekten nasıl olduğunu sormak, yargılamadan dinlemek, yanında kalmak ya da yalnız olmadığını hissettirmek düşündüğümüzden çok daha önemli olabilir.
Acaba terapilerde insanlar besin ögesi eksikliğinden veya metabolik nedenlerden kaynaklanan hangi belirtilerle yaşamanın yollarını arıyor?
Gerekli taramalar yapılmadan bunu bilemeyiz.
Utanç duygusu, aşağılık duygusunun sosyal yüzüdür.
Yetersizlik hissi veya aşağılık duygusu patoloji değil, insanlık durumudur. Hepimiz "eksi"de doğar, "artı"ya doğru çabalarız; medeniyeti kuran da bu çabadır.
Sorun duygunun kendisi değil, aşağılık kompleksine dönüşmesidir. "Yetersizim" hissinin, hayattan çekilmenin gerekçesi haline gelmesi. Metindeki "sessizce felç olma" hali tam olarak budur.
Utanç çoğu zaman sebep değil, araçtır.
Freudyen bakış "utandığım için geri çekiliyorum" der (nedensellik). Adler sıralamayı ters çevirir. Kişi geri çekilmek için utanca tutunur (teleoloji).
Çünkü sahneye hiç çıkmamak, reddedilme ihtimalini sıfırlar. "Bedenimden utanıyorum, o yüzden sosyalleşemiyorum" cümlesi, sosyal görevlerin riskinden kaçışın en kullanışlı mazeretidir. Adler buna hayat yalanı der.
Yani utanç bize yalnızca dışarıdan dayatılmaz; biz de onu içeride bir kalkan olarak kullanırız. Dayatılan anlatıyı reddetmek yetmez; kendi ürettiğimiz mazereti de reddetmemiz gerekir.
Utanç bir merdiven duygusudur. Yalnızca dikey ilişkilerde (kıyas, hiyerarşi, tahakküm) nefes alabilir. Daha basit anlatacak olursam, birini kendinden üstün gördüğün an utanç devreye girer.
Utandıran bakış ise, seni bir sıralamaya yerleştiren bakıştır. Adler'in çözümü merdivende daha yukarı tırmanmak değil, merdivenden inmektir. Bu da dikey ilişkiden yatay ilişkiye geçerek mümkün olur. İnsanlar aynı değildir ama eşittir. Kıyas bittiği yerde utancın oksijeni kesilir.
Peki "özgürlüğün evrensel sırrı" ne?
@hmelisaacar'ın bahsettiği "eksiklik insan içindir" sözünün Adler'deki karşılığı "kusurlu olma cesareti"dir. Değerin, mükemmel olmandan değil; eksik haline rağmen üretmenden, bağ kurmandan, katkıda bulunmandan gelir. Ve birinin senin hakkında ne düşündüğü onun görevidir, senin değil.
Özgürlük, beğenilmeme cesaretidir.
Nasibi şöyle tarif edeyim. Bir sürü plan ve planlar üstüne plan yaptıktan sonra Allah’ın takdiri kılıç gibi iniyor ve yeniden plan yapıyorsunuz. Nasip Allah’ın gücünü her defasında ve ısrarla bize gösterme şekli aslında. Anlayalım ve gücün kime ait olduğunu unutmayalım diye.