Yeni yılda
kendini anlatmak zorunda kalmadığın,
sessizliğinin bile anlaşıldığı…Arkanı döndüğünde “acaba”ların uykunu bölmediği, sadakatin sorguya dönüşmediği bir güvene yaslanacağın...
Canın yandığında yokluğuyla değil varlığıyla yanında duran, görmezden gelmeyen, seni duyan bir sevgide dinleneceğin... Hayatında yük değil nefes olan, varlığıyla hafifleten biri ile olacağın... Üzüldüğünde geceyi sabaha bağlayan dertlerine “geçti” demeden önce seni sarıp sarmalanacağın…Menfaatle değil, yüreğiyle gelenin kapını çaldığı bir aşka izin vereceğin…
Sömürülmediğin, kendin olmaktan utanmadığın, eksilmeyeceğin... Doya doya sarıldığın, kaçmadan, saklanmadan, kendini bırakacağın kucağa…
Aşkı yalnız tutku sanmayan, yol arkadaşlığını da bilen biriyle yürüyeceğin... Tenine değil, hayatına, yarına, kaderine talip bir sevgili olsun…
Yeni yıl,
kalbine iyi davranan bir aşkla gelsin.
Biri seni göz göre göre yok sayıyorsa, orada kalmak sadakat değil; kendi değersizliğini onaylamaktır. Kendine saygısı olan biri, geri döneni değil, zaten kalmayı bilenin yanındadır.
Gerçek bağ, seni acıtarak değil, sararak var olur; tüketen değil, iyileştiren olmalıdır. Oyunu tersine çevir: sessizce git, öfkesiz yok say. Seni aramayanı sormayanı merak etmeyi bırak artık. Çünkü senin yokluğunda huzur bulan biri, aslında senin varlığının değerini hiç bilmemiştir. Sen de kendi huzurunu bul. O seni görmezden geliyorsa, sen de sessizliğini bir kalkan gibi kuşan. Kendini anlatmaya çalıştıkça küçülüyorsun…Susmayı öğren, çünkü bazen en büyük gücün; hiçbir şey söylememektir.
Sana sırt döneni kendini açıklamaya çalışma!! Çünkü duymak istemeyene hiçbir kelime ulaşmaz. Sustum demek pes etmek değildir, artık hak etmeyene kelime harcamamaktır. Senin iyi niyetin, yanlış insanların elinde silaha dönüşmesin artık. Kendini kurtar. Birini kaybetmekten korkma…Kendini kaybetmekten kork çünkü kendini kaybettiğin an, zaten her şeyi kaybedersin. O seni anıları unuttuysa, sen de hatırlamaktan vazgeç. Bir kalpte yerin yoksa, oraya zorla sığmaya çalışma. Kendine dön, çünkü en çok seni sen unuttun bu savaşta. Şimdi aynaya bak ve hatırla: Sen kimsenin yarısı değilsin. Tam’sın. Ve kimseyi tamamlamak zorunda değilsin ve kimse de seni tamamlamak zorunda değil.
Tacize uğramamış kadın yoktur söylemi size abartılı gelebilir. Ama gerçekten yok. Anneniz, kız kardeşiniz, eşiniz, sevgiliniz hepsi uğradı. Köy yerinde bile evet. Rızaları olmadan bir sözle, bakışla, davranışla cinsel açıdan alenen rahatsız edildiler. Bunu cinsiyetlerinden ötürü yaşadılar. Kıyafetleri, güzellikleri veya başka bir nedenden değil. Küçük yaşlarda başladı bu. Hatta evet erkek çocukları içinde de yaşayan ne yazık ki çok, evet.
Sadece ben bir çırpıda hızlıca 32 yılda net biçimde on kere uğradığım taciz olayını anlatırım. Toplu taşımada, yolda yürürken veya başka türlü. Her kadının en az bir tane böyle hikayesi var.
Bunu artık herkes bilsin. Kimse inkar etmesin. Aptal tepkiler vermesin.
Tacizi yaşayan bizler olduğumuz için, haliyle bunun psikolojik ve toplumsal yükünü de biz taşıyoruz. Bu kısma dair söylediklerimize bir zahmet itibar edin. Bu ülkede tacize uğradım diye karakola gidince, polis memurları size asılıyor. Gördük, yaşadık, bildik bunları. Bir kadının bu durumda hissettiklerini, toplumla mücadelesini ciddiye alın artık
Boş konuşmasın özetle hiç kimse. Olmayan bir şeyi söylemiyoruz. Sizin kurgu zannettiklerinizin bin beteri yaşanıyor her gün. Anlayın artık