Annemsiz ilk bayram. İlk defa sarma yok. İlk defa annemin çorbası yok. Annem yok, bayram yok.
Duygularım alt üst oldu. İçim paramparça gibi ama dışım büsbütün. Sanki beni tüm dünya ayırmak için uğraşıyor da ben her parçayı geri birleştiriyormuşum gibi. Buruk, hüzün ve hasret.
Tamam dediğin yerde kırılacaksın, değişeceksin ve anlamsızlığa bürüneceksin. Kalan enkazı toparlayacak ve yeniden filizleneceksin. Bu filizlenme çoğu şeyi götürecek ve yeni şeyleri biriktirmek için sana alan açacak. Hayat seni kötülüklerle birlikte iyi kalman için zorlayacak.
Zihinsel olgunluğu tamamlayamamış veya bununla ilgili herhangi bir çaba göstermeyen kişilerin dışa bağımlı duyguları, kararları.. Tüm kitleleri yönlendiren maalesef o yoğun samimiyetle samimiyetsizliğin birbirine harmanlandığı histerik davranışlar. Tam Sartre’dan bir bulantı.
Çok büyük bir yanılgı. Kimse mükemmel değil ve kendini tamamladığına dair yoğun inanç besleyen ebeveynler çocuklarına korkunç travmalar bırakacak. Sen içsel farkındalığının çok yüksek olduğunu düşünürken o çocuğun miras alacağı anneannenin değerlerinden daha katı olabilir.
“Nesiller boyu aktarılan travmalar, sessizce hayatımızı şekillendirir. Fakat zincir kırıldığında yalnızca biz değil, bizden sonraki nesil de özgürleşir…”
Annem vefat edince ben bir anda büyüyüverdim. Hatalarım tolere edilmeyecek ve nazım çekilmeyecek artık. Anne yok, çocuk değilsin ve anne yok artık büyüksün.
Annemi en çok duygularım karıştığında özlüyorum. Hayatımda bir şeyler alt üst olduğunda özlüyorum. O hiçbir şey yapmadan sadece içtenlikle dinlerdi. Sessizce her cümlesini itinayla dinlerdi ve arkamdan hep dua ederdi. Annesizliğin en büyük zorluğu anne duasının artık olmaması.
Annem vefat ettiği hafta son hastaneye yatırışımızdı.Acile giriş yaptığımızda yan sedyede amcaya taburcu dediler tekerlekli sandalyeye oturdu ve komaya girdi.Sonra geri döndürdüler.Ölüm duygusuyla orada tekrar tanıştım ama anneme konduramamıştım. Sonmuş, nefesinin son 4 günüymüş.
Yıl 2007. 2. Sınıfa geçmenin haklı gururu var üzerimde. Yıl sonu annelerle piknik yapılıyor. En sevdiğim kankamla takılıyoruz. Çok havalı olduğumu düşündüğüm için orta parmağıma yüzük takmışım. Kardeşini de dışlamıyoruz
Bir sorun dışsallaştığı zaman artık bireysel olmaktan çıkacaktır. Bu sorun, çözüme yine bireyin kendisiyle kavuşacaktır. Ancak birden fazla özgür iradeye ulaştığında artık sorun, sorun olarak değil problem olarak karşımıza çıkacaktır. Dolayısıyla çözüm yenilgiyle sonuçlanacaktır.
Sorumluluk bilincini oluşturamamış, bir başkasının edimi olmaksızın hareket eden insanlar keşke ötekinin gözlerinden görselerdi bu dünyayı. Ne kadar iğrenç, tiksinti ve bulantıyı açığa çıkardığını farkederlerdi belki de.