Milletvekilimiz Sera Kadıgil Akın Gürlek'e soru önergesi verdi. Önergede Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliyesini değil yargıya müdahale iddialarını, siyasi etkileri ve cezaevlerindeki ağır hasta mahpuslar için uygulanan çifte standardı da gündeme taşıdı.
Kamu vicdanını yaralayan bu soruların yanıtlanmasını istiyoruz.
Adalet kişiye göre değil, herkese eşit uygulanmalıdır.
Şükrü Erbaş'tan Kemal Kılıçdaroğlu'na ikinci yazı:
“Sevgi bizim dinimiz”den, “nefret benim dinim”e nasıl geldin sen… Siyaset loncasının plastik gülü, Tom’un monarşi meleği!
Yakutistan’da, senin gibi hırslarını düşkünler pazarına tutanlara “oturduğun koltuğun altında kal” diyorlar, duymuş muydun?
Bence yeter! Kinini, pornografik bir hazla iskeletine kadar sergiledin. Ülke günlerdir küfrediyor. Yeminle, sana bile yazık!
Seni sevmeyenler bile utanmaya başladı; bomboş bir binaya girip çıkıyorsun, bu nasıl bir haz, nasıl bir ‘yüce’ görev! Partiyi sonunda gerçekten ‘CE-HA-PE’ yaptın!
Ey değer bilmez narsist! Bunca küçük adam seni neden bu kadar seviyor?
Masum uykun kaldı mı kötü insanların sevinci?
Çiçek Pasajı’nda bir meyhanenin duvarına çerçeveletip asmışlardı: “Çan, içi boş olduğu için çok ses çıkarır.” Çevrendeki siyaset süprüntülerine bir bakar mısın?
Ne kutsal bir görevin var: Yüz yıllık bir cumhuriyeti, kör-topal da gitse bir demokrasiyi yıkmak sana nasip oluyor, ha gayret!
Cenazeni kaldıracak birkaç iyi insan kalsın hayatında. Hiçbir ölü yürüyerek girmiyor mezara!"
Bir dip dalga yaşanıyor, Türkiye'nin her yerine emekçiler sırtındaki yükleri boşaltmaya başladı. Son derece enteresan görüntüler, işçiler "Sendika istifa" diyerek sarı sendikacıları işyerinden kovalıyor...
Rant için yıkım, halk için yoksulluk isteyenlere karşı Nişantepe halkı direniyor!
Çekmeköy Belediyesi'nin yıkım kararına karşı bugün belediye önünde bir araya gelen mahalle sakinleri; 30 yıldır yaşadıkları, vergisini ödedikleri, elektrik ve su abonelikleri bulunan evlerini terk etmeyeceklerini bir kez daha ilan etti.
Barınma hakkı pazarlık konusu değildir. Yurttaşları evsiz bırakmaya çalışanlar değil, yaşam alanlarına sahip çıkanlar kazanacak.
Nişantepe halkı yalnız değildir. Barınma hakkı için mücadele büyüyecek!
Bugünlerde şöyle bir hayal de kuruyorum:
Kendini sosyalist hareketin içinde gören bütün sosyalist partiler, örgütler –DEM Parti bileşeni sosyalist partiler de içinde olmak üzere– Türkiye İşci Partisi'ne, Genel Başkan Erkan Baş'a ve Parti sözcüsü Sera Kadıgil'e yönelik kirli operasyona karşı tavır alsalar, art arda açıklamalar yapsalar.
Çünkü dikkat ediniz, sosyalist partiler birbirlerine hakaret etmez, birbirinin altını oymaya çalışmaz, açıklarını kovalamaz. Sosyalistlerin artık büyük ölçüde yerleşmiş bir davranış kültürü vardır.
Faşizm geldi geçiyor. Bu yasa kesinlikle basına yönelik değil denmişti. Haber yapıyor diye değil panik yayarak kamusal zarar veren sosyal medya hesapları için denmişti. Şimdi standart gazeteci yargılama maddesi.
Timur Soykan yalnız değildir diyebilmek için önce bizim yalnız olmamamız lazım.
Yargı bunların elinde çekiç olduğu sürece o çekici durduracak bir halk örgütü olmadığı sürece hepimiz yalnızız.
Cumhuriyet Halk Partisi, Körfez örgütlerinin çağrısıyla "Mutlak Butlan Değil, Mutlak Demokrasi" başlığıyla gerçekleştirilecek yürüyüş ve basın açıklamasında Türkiye İşçi Partisi olarak bizlerde alanlarda olacağız. Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!
"15-16 Haziran sadece bir işçi direnişi değil, aynı zamanda unutturulmak istenen kadın emeğinin, kadın cesaretinin ve kadın hafızasının da direnişidir. Ve bu hafıza, susmayacak."
Hatice Özbay'ın yazısını okumak veya dinlemek için tıklayınız.
https://t.co/3mRSJ1xFgY
Barzani artıkları AKP'nin medya gücünden destek alarak TİP'e itibar suikastı düzenlemeye çalışıyor. Sera Kadıgil'in böyle bir açıklaması yok. Sosyalist hareketin kürt siyasetiyle dayanışmasını baltalamak isteyen kriptoların işi bu.
Sosyal medyada her gördüğünüze inanmayın!
Barzanici/İsrail bayraklı profiller siyasi çamurluğa devam ediyorlar
Bu hesapların hep aynı anda harekete geçmesinden etkilenen birçok hesabın kişinin olması ise daha üzücü
Türkiye İşçi Partisi’ne bazen Zafer trolleri bazen Barzanici İsrail uşakları saldırabilir, normaldir ama sosyalistlere ne oluyor?
Azıcık politik bir bilinç beklemek bu kadar lüks bir talep olmamalı.
Sayın Sera Kadıgil’in danışmanı ile görüştüm. Sera hanım “Ortak adayımız olacaksa ortak dilde (Türkçe) konuşmalı. DEM Partinin bir tabanı varsa bizim de bir tabanımız var” gibi bir ifadeyi kesinlikle hiçbir yerde kullanmadığını, bu haber ve paylaşımların tamamen uydurma olduğunu ifade etti.
Arkadaşlar bir insanın siyasi görüşünü benimsemeyebilirsiniz, o insanı sevmeyebilirsiniz de; ama söylemediği bir şey üzerinden itibar suikastı yapmak doğru değil kabul edilemez. Burada derdim ne TİP’i ne de Sayın Sera Kadigil’i savunmak değil. İdeolojik ve siyasi olarak da ortaklaştığımız nokta azdır. Onları söyledikleri her şey üzerinden en sert şekilde eleştirebilirsiniz ama söylemedikleri bir şey üzerinden yargıya varırsanız bu itibar suikastine girer. Bugün Sayın Sera Kadigil’e yapılır, yarın herkese hepimize yapılır. Onun için lütfen kimse böyle şeylere itibar etmesin.
Son zamanlarda Türkiye İşçi Partisi’ni hedef alan hakaretler, asılsız yakıştırmalar, olmayanı varmış gibi gösterme gayretkeşlikleri, kendinden menkul akılların doğru yolu gösterme tuhaflıkları…
Sosyal medyada kimilerinin bilinçli yürüttüğü operasyon, bu arada kimilerini akıntıya sürüklüyor, kimi bilinçli, kimi bilmeden.
Doğrusu bu bir operasyon, çünkü artık düzmece haberler, yalan, riya, düpedüz çamurdan işler de işin içine karıştı. Bu yol nereye çıkar, havaya mı, suya mı… Değil, hiç kuşkunuz olmasın, sonunda buharlaşıp gider.
Kaldı ki dışarıdan, Bu TİP de neymiş böyle, dedirtir. Bir kalabalık işi gücü bırakmış, onunla uğraşıyor.
Elbette can sıkıcı bir yanı var. Ama emin olunuz, bu gayretler Türkiye İşçi Partisi gibi bir partiyi, Partilileri çok etkilemez.
Yani şimdi düşünüyorum, sosyal medyadaki hakaretlere mi bakayım, kendi tabanının girdiği bu yanlış mı yanlış yola karşı gözünü kulağını kapamayı seçen dostlarımızın düştüğü durumu mu tartayım, yoksa paylaşmak için bu kısacık metni yazdığım sırada Parti için yaptığım işlerden çaldığım vakte mi üzüleyim.
Devrimci sosyalist bir partinin günlük hayatı bunlara bakarak geçmez. Orada başka şeyler yaşanır.
Parti bütün üyeleriyle son zamanlarda pek çok yerde art arda yükselen işçi direnişlerine destek olmaya gider,16 milyon emeklinin kaçına ulaşabilirse ondan daha çoğunu bulmaya çalışır, kadın hakları ve kadınlara yönelik şiddete karşı çalışmalar içinde sokaktan eve girmez, tam şu sıralarda Epstein’ci halk düşmanı Trump’ın 7-8 Temmuz’da Ankara’daki NATO Zirvesi’ne gelişine karşı sokağa çıkar…
Bu arada insanları tek tek kazanıp üye yapmak, gönüllü sayısını çoğaltmak, bir erken seçime şimdiden hazırlanmaya başlamak, orada burada halk buluşmaları düzenlemek, ne diyeyim, Parti hayatı budur, 24saat yetmez.
Şimdi bütün bunlar arasında sosyal medyanın başına oturup kim ne demiş, onlara bakmaya kalkarsam günün yarısı gider, kimi dostlarımızın ne dediğimizi anlamayı hiç umursamadan yaptığı açıklamaları okuyarak canımı mı sıkayım.
Bir sosyalist bir başka sosyaliste hakaret etmez, onun altını oymaya çalışmaz. Sosyalistler arasında artık böyle tutumlar da ne iyi ki kalmadı. Artık çok daha yüksek düzeyli, devrimci, nitelikli bir kültür var içimizde.
Belki ufukta görünen, belki o ufkun da arkasına gizlenmiş sosyalizm mücadelesinin zaferini göremeyeceğimden kuşkum yok, yaşım da ilerliyor. Ve iyi ki hayatımda Türkiye İşçi Partisi var.
Derdim, sıradan ve yarım yüzyıldan uzun bir geçmişin içinden hiç kopmadan gelen bir Partili olarak, karınca kararınca ve hiç durmadan katkıda bulunmayı sürdürmek. İnsan başka ne ister.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ve parti üyesi arkadaşlara yaptıkları ziyaret için teşekkür ederiz.
Erkan Baş;
"Onlar bizi böcek gibi görüyor; onlar bizi insan gibi görmüyor ki. Bugün polisin, jandarmanın gözü önünde silah atılıyor ama ona kelepçe vurulmuyor."
#KiremitçiyeHuzurYok
Selahattin Demirtaş önderliğindeki HDP "Türkiye Partisi olma" tartışmasını bitirmek üzereydi. Ve bu yalnıza halk muhalefeti için değil, ülkenin geleceği için de çok önemli bir gelişmeydi.
Oysa şimdi, son birkaç yılın siyaset bilançosuna bakarak, DEM Parti'nin o HDP'nin gerisine düştüğü, "Türkiye Partisi" olmaktan uzaklaşmaya başladığı, yalnızca kendi çok belli hedefine kapandığı, kendisinden başka muhalefet güçleriyle ilişkisinin de neredeyse en aza inmeye başladığı içerde tartışılıyor mu, bu, tartışmaya değmez mi...
Madencileri 1200 metre yeraltına mahkûm eden sermaye kahrolsun.
Madenciler işçi sınıfının, işçi sınıfı hayatın kalbidir.
Bizim yerimiz de onların yanıdır.
#KiremitçiyeHuzurYok@bagimsizmadenis
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İzmir Urla'da düzenlenen halk buluşmasının konuğu oldu.
Halkın değil patronların söz sahibi olduğu Saray Rejimi'nin siyaset düzenine karşı, sokaklarda ve meydanlarda emekçilerin sesini yükseltmeye devam edeceğiz.