CHP VE YENİ PARTİ ÜZERİNE KISA BİR TESPİT!
Türkiye’nin gündeminde CHP ve Yeni Parti ayrışması genel politikanın ihtiyaçları açısından son derece önemsizdir. Çünkü bu ayrılığın dünya görüşü farkıyla hiç bir ilgisi yoktur. Zaten aktüel gündemle ilgilenenler de konuyu siyasi magazin olarak ele alıyor. Bütün tartışmalar kalanların ve ayrışanların kişisel veya grupsal ajandalarına odaklanıyor.
Aslına bakılırsa konu kaynak parti CHP’den 13. partinin çıkmasından başka bir sonuç ifade etmez.
Nasıl geçmişte ayrışanlardan Demokrat Parti ve (Ecevit etkisiyle) DSP hariç diğerleri bir anlam oluşturmadıysa bu Yeni Parti’de bir mana üretemez. Çünkü ayrışma bir genel politika farklılığından değil tamamen subjektif ajandalar üzerinden gerçekleşmiştir.
Özellikle parti kongre süreçlerindeki ve başta İstanbul olmak üzere yerel yönetimlerin pratiğindeki usulsüzlük ve yolsuzluk işlerine sahip çıkanların bu ayrışmanın öncülüğünü yapması ibretlik durumu ortaya koyuyor.
Malum genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı bu ayrılanlar CHP’de kalırdı. Geçersizlik kararına karşı hukuka direnme gibi abes bir tavrın sonuç almayacağı görülünce ayrı bir parti seçeneğine sarılmak tercih edilmiş oldu.
Nerede politik perspektif farkı, nerede ideolojik ayrılık. Bu Yeni Parti özgün bir politika üretemez. Çünkü politik bir tutum üzerinden değil kişisel ihtiyaçlar üzerinden kurulmuş bir parti oldu. O yüzden ülke siyasetinde sanki büyük bir olaymış gibi ele alınan Yeni Parti konusu kişilerle ilgili siyasi magazin tartışmasından öteye gidemez.
CHP bu ayrışma ile esasında önlerine koydukları arınma perspektifine uygun bir temizlenme sürecine girmiş oldu. CHP sonuçta yine CHP’dir. Sel gider kum kalır.
Bu söylediklerim sadece gözleme dayalı bir tespitten ibarettir. Başka manalar çıkarmak isteyenler olursa yanılırlar. Hiç uğraşmasınlar.
@haberaktifcom@inanakgunalp Sayın vekilim onca yolsuzluk, haksızlık varken , toplum hızla çöküşe giderken valimizi sebepsiz yere hedef göstermeniz hayal kırıklığı yarattı. Hiç yakışmadı.
Olaya bak sabah sabah emekli albay modunda cık cıklayarak okudum;
Ardahan Valisi şehirde bisiklet festivali düzenliyor. Kendisi de bu sporu yapan biri. Festivale bisiklet taytı ile katılıyor. Bunun yanı sıra sosyal medyayı aktif kullandığını da ekleyeyim (aktif bir vali olması gerektiği gibi)
Chp Kars milletvekili mecliste “Tiktokçu valiler var. Sürekli içerik çekiyorlar” diyor ve Ardahan Valisinin taytlı fotoğrafını gösterip, taytla geziyor oldu olmadı yaprak da taksın diye sertçe eleştiriyor (kafaya bak)
Sonuç; Vali gece yarısı CB emriyle görevden alınıyor (🤦🏻♀️)
Yemin ederim bu ülke beni hem üzüyor hem hala şok ediyor. Neresinden tutarsan tut elinde kalan bir düzen, al birini vur ötekine
Yıl boyunca öğrencilere “MEBİ benzeri sorular çıkacak” denildi. Ancak sınavda karşılarına, özel kaynaklarda bile kolay kolay rastlanmayacak; özel eğitimler ve uzun hazırlık süreçleri gerektiren sayfalar dolusu bağlam temelli sorular çıkarıldı. Üstelik birçok soru, MEB’in kendi müfredatıyla da doğrudan örtüşmüyor.
Maddi imkânı olmayan ve MEB'e güvenen çocuklar kitapçığı ellerine aldıkları anda kaybettiler. Sizin fırsat eşitliğinden anladığınız bu mu? #LGS2026
Irmak öğrencimdi. Hayat dolu, idealist ve mesleğini çok seven bir çocuktu. Bir ay önce mezun etkinliğinde öğrencilerimle söyleşi yaptı. Herkese ilham oldu. Bugün her kim onu bu sona sürüklediyse araştırılmalı ve gereken yapılmalı. Çok çok üzgünüm. @tcmeb
Irmak öğretmenin, okul müdürü Melahat İleri’nin 2 defa tokat attığına, mobbing uyguladığına dair yazdığı tutanak yazısı…
Okul müdürü, “Çingene”, “sende aşağılık psikolojisi var”, “gerizekalı” gibi ithamlarda bulunmuş.
Okuldan üç kişi de olayın şahidi olmuş… Üstelik şahitlerden biri okulun müdür yardımcısı. (Haber: @dilan_kutluuuu )
Irmak annesinin tek başına büyüttüğü, 2 yıllık üniversitesini 4 yıla tamamlayıp, KPSS de derece yapan bir kızdı. Kendini kariyerine vermişti. Oraya bir göçmen kuş gibi gitti, siz arkadaşımın kanadını kırdınız. Ancak o sahipsiz değil !
Hande Ataizi: (Ozan Güven’in mekandan çıkarılması hk.)
“Kadın haklarını savunmakla bir insanı ömür boyu toplumun dışına itmek aynı şey değildir.
Bir insanı sonsuza kadar tek bir hataya, tek bir olaya ya da hayatının tek bir dönemine mahkum etmek; adalet değil, unutulmuş merhamettir.”
Bir toplantıda Kraliçeyi anlatırken ağlamaya başlayan İngiliz’e tanık oldum.
Amerikalı bir tanıdığım her 4 Temmuz’da milli destanları üzerine filmler izleyip, kitaplar okumayı kendine bir ritüel edinmişti.
İnsanlar duyguları doğrultusunda siyasi kararlar verirler, sonra bunları rasyonalize ederler.
Devlet vatandaşlarıyla duygudaşlık kurmadan rıza üretemez. Bu da semboller üzerinden yapılır. Bize özgü değildir. İnsanlığa özgüdür.