Mehmet Gerz, borçlanmaktan korkmamak gerektiğini söyledi.
• Ben gençlere hep şunu söylüyorum: "Borçtan korkun ama bir tek yerde borçtan sakın korkmayın, ev alırken borçtan korkmayın."
• Yani ev hatta diyorum şaşırıyorlar finansal okuryazarlık derslerinde, "Ev alana Allah yardım eder." diyorum.
• Gerçekten o evin peşinatını denkleştirirseniz girin diyorum.
• O para bir şekilde ödeniyor.
• Borç yiğidin kamçısıdır oluyor ev konusunda.
• Özellikle karı koca çalışıyorsa, ev bitmiş zaten içine gireceksin, kiranı ödeyim kira kesilecek ödemeyeceksin.
• Borçtan korkulur ama ev alırken korkulmaz.
Ekonomist Mahfi Eğilmez’in “mutlak butlan” sonrası yorumu:
♦️Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
♦️Ülkeler 4'e ayrılır:
♦️Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Prof. Dr. Celal Şengör’den önemli bir tespit
"Kanal İstanbul, 8.0 yıkıcılıktaki bölgede. Kanala tsunami gelirse tarumar eder. Kanalın betonu kırılırsa, deniz suyu yeraltı suyuna karışır, facia olur.
Kanal İstanbul'a kesinlikle müsaade edilmemesi lazım."
Auralı kadınlar hakkında şunu fark ettim: Taklit edilemeyen tek şey o enerji. Aynı kıyafeti giyebilir, aynı makyajı yapabilirsiniz ama o bakıştaki derinliği kopyalayamazsınız.
İlber Hoca'ya veda ederken, kimsenin bilmediği bir şeyi anlatmak istedim. 🇹🇷🇹🇷🙏❣️😢🙏 Ankara Seyranbağları'nda ve Portakal Çiçeği Sokağı civarında, sıradan görünen iki apartman dairesi vardı.
İçinde ne mi vardı?
Türkiye'nin hiçbir kütüphanesinde bir arada bulamayacağınız Fransızca arşiv belgeleri, Latince kronikler, Osmanlı dönemine ait nadide kayıtlar. Ve bunların arasında dolaşan, kısmen çay içip kısmen azar işiten bir avuç şanslı öğrenci.
İlber Hoca, Ankara Üniversitesi'nde bölüm başkanıyken ofisini değil, evini açtı — öyle anlatılır en azından. Çünkü bilgi; bürokrasinin koridorlarında değil, o rafların arasında nefes alıyordu.
Güvendiği öğrenciler o daireye girerdi. Kapıdan girenler, birkaç saat sonra bambaşka biri olarak çıkardı. Hoca sorar, köşeye sıkıştırır, sonra "peki bunu hiç düşündün mü?" diye gülümserdi — diyenler var aralarında.
O ev, resmî hiçbir belgede "enstitü" yazmıyordu. Ama Türkiye'nin en kritik tarih yazımlarından bir kısmının o odada şekillendiği iddia ediliyor.
Ben Seyranbağları'nda yaşadım. Bu semti her gün yaşıyorum. Ve şimdi anlıyorum ki yıllarca farkında bile olmadan, bir efsanenin sokağından geçip durmuşum.
"Tarihi hissettirirdi" diye anlatır öğrencileri.
— Seyranbağları'nda o evden geçenler
Hoca, bugün Fatih Camii haziresinde toprağa veriliyor. En çok saydığı padişahın türbesinin yanında yatacak. Uygun bir son.
Mekanın cennet olsun, İlber Hoca. O kütüphanenin anahtarını hiç bırakmadın aslında — kitaplarının her sayfasında duruyor.
🚨SON DAKİKA | İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, öyle bir konuşma yaptı ki yine dakikalarca ayakta alkışlandı!
Sanchez, parlamentoda Trump'a karşı çok sert eleştirilerde bulundu:
"— Trump, dünyayı ateşe verip sonra da bunun sonucunda çıkan dumanı suçlayacak biridir.
— 18 gündür süren savaşta yanılıyor.
— Herkesi onu eleştirmeye çağırıyorum!”
Sözde dindarların, müslüman devletlerin yapamadığını İspanya Başbakanı yapıyor!
Sánchez cesaretiyle saygıyı sonuna kadar hak ediyor!
Hürmüz boğazı Amerika'yı bitirebilir.
500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen. Milyarlarca doları yöneten Ray Dalio bugün bir makale yayınladı.
İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da Süveyş Kanalı'nın İngiltere için olduğu şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
Çünkü 1956'da ne olduysa şimdi aynısı olabilir.
1956: İngiltere'nin sonu
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır kanalı millileştirdi. "Artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama bir şey oldu. Amerika "dur" dedi. Sovyetler "dur" dedi. BM "dur" dedi.
İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve o gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı. 20 yıl içinde İngiltere sıradan bir ülkeye dönüştü.
200 yıllık imparatorluk tek bir kanal yüzünden bitti.
Tek bir kanal değil aslında. Tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçar. Müttefikler döner. Sistem çöker.
Ray Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Hürmüz boğazı neden bu kadar kritik ?
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor.
Suudi Arabistan'ın petrolü buradan çıkıyor. BAE'nin petrolü buradan çıkıyor. Kuveyt'in petrolü buradan çıkıyor. Irak'ın petrolü buradan çıkıyor.
Boğaz kapanırsa ne olur?
Petrol fiyatları yükselir. Dünya ekonomisi durur. Körfez ülkeleri ihracat yapamaz. Avrupa enerji krizi yaşar. Asya'nın fabrikaları durur.
Şöyle düşünün.
Bir otoyolun tek tüneli var. Tüm kamyonlar bu tünelden geçiyor. Gıda, yakıt, hammadde. Her şey bu tünelden.
Birisi tünelin girişine oturdu. "Ben izin vermeden kimse geçemez" diyor.
İşte İran şu an bunu yapıyor.
Ve Dalio diyor ki: Amerika bu tüneli açamazsa her şey değişir.
Dalio'nun tarihsel formülü
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü araştırmış. Ve bir kalıp bulmuş.
Kalıp şu: Her zaman aynı şekilde bitiyor.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Ve tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Para kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Portekiz böyle bitti. Hollanda böyle bitti. İngiltere böyle bitti.
Dalio'nun sözleriyle: "Süper güçler aşırı borçluyken askeri ve finansal kontrolünü kaybettiğini gösterdiğinde müttefiklerin ve alacaklıların güvenini kaybetmesini, rezerv para birimi statüsünü kaybetmesini, para biriminin özellikle altına karşı zayıflamasını izleyin"
Bu cümleyi bir daha okuyun.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Amerika'nın durumu
Borç: 38 trilyon dolar.
Faiz ödemesi: Yılda 1 trilyon dolardan fazla. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Vietnam'da kaybetti. Afganistan'dan çekildi. Irak'ta 20 yıl harcadı, kaos bıraktı. Dünya artık Amerika'nın güçlü olmadığını düşünüyor.
Ve şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne dedi?
"Mayınlar koyarlarsa ve hemen kaldırılmazsa askeri sonuçları daha önce görülmemiş seviyede olacak."
Dalio ne diyor?
"Diğer ülkelerdeki üst düzey politikacıların özel sohbetlerde şunu söylediğini sık sık duyuyorum: 'Trump iyi konuşuyor ama işler zorlaşınca savaşıp kazanabilir mi?'"
İşte kritik nokta
Dalio'nun en önemli tespiti şu:
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Yavaş yavaş yoğunlaştırıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin acıya ve uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok sınırlı.
İran'ın planı basit: Savaşı yeterince acılı ve yeterince uzun yap. Amerikalılar savaşı bırakacak.
Vietnam'da olan bu. Afganistan'da olan bu.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Onur meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister kontrolü alınsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın sözleri: "Bölgedeki ABD'ye ait olan veya ABD ile işbirliği yapan tüm petrol, ekonomik ve enerji tesisleri derhal yok edilecek ve küle dönüştürülecek."
Bu son savaş yaklaşıyor.
Ve Dalio diyor ki bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Trump'ın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar çöker. Tahviller satılır. Altın fırlar. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
SONUÇ
Ray Dalio açıkça söylüyor:
Hürmüz Boğazı Amerika için son sınav.
Kazanırsa hegemonya devam eder. Trump'ın gücü katlanır. Dolar güçlenir.
Kaybederse 1956 İngiltere senaryosu başlar. Dolar çöker. Altın fırlar. Müttefikler dağılır. Amerikan çağı biter.
500 yıllık tarih aynı şeyi söylüyor. İmparatorluklar kritik ticaret yollarını kaybettiğinde biter.
Portekiz bitti. Hollanda bitti. İngiltere bitti.
Sıra Amerika'da mı?
Cevap Hürmüz'de.
Sen ne düşünüyorsun?
Fatih Altaylı: “En büyük korkularımdan biri, İlber’in ben cezaevindeyken hayatını kaybetmesiydi.
Son bir kez sarılmak istiyordum.
Çıktıktan sonra ilk arayan oydu. ‘Ben ameliyat olacağım, öncesinde bir program çekelim’ dedi. ‘Daha programlara başlamıyorum, sen hastaneden çıkınca çekeriz’ dedim.
Niye ameliyat öncesi çekmek istediğini anlıyordum. ‘Çek sonra yayınlarsın, biz programı yapalım, Celal’e söyle o da gelsin’ dedi.
Aslında veda programıydı. Çektik. Henüz yayınlamadık.
Onu herkes çok özleyecek. Bu kez, vah kalanlara...”
⚠️ Murat Bardakçı’dan İlber Ortaylı’ya veda yazısı:
“Nerede ise yarım asırlık bir arkadaşınızın göçüp gitmesinin hemen ardından bir şeyler yazmak, hayli zordur. O dostun vefatı ne kadar yeni ise hakkında konuşmak da o kadar zorlaşır.
Zira şaşırmışsınızdır, ahbâbınızın ebediyyen gittiğinin henüz tam farkına varamamışsınızdır ve kafanızı toparlayıp birkaç söz edebilmek size güç gelir.
Dün vefat eden ve yakın arkadaşlarımın en başında gelen İlber’in ardından şu anda ben de bu vaziyetteyim ve yarım asır boyunca devam etmiş dostluğumuzun rengârenk hatıraları şimdi dört bir yanımda resmigeçit yapıyorlar...
Artık hiçbiri hayatta olmayan eser sahibi gerçek âlimler ile keyifli ve uzun sohbetler, aristokrasinin son temsilcileri ile geçirdiğimiz ve tarihî hadiselerden o hadiseleri sanki o anda yaşıyormuşçasına bahsettiğimiz anlar, mutlaka espriler yaparak yahut kahkahalar atarak konuştuğumuz ve sabahlara kadar devam eden kültür, asalet ve zarafet dolu geceler ile o gecelerin değişmeyen ritüeli: İlber ile etrafı çekiştirmemiz, orada bulunanlardan birinin “Amma dedikoducusunuz haaa!” demesi üzerine İlber’in “Dedikodu, mahalle karılarına mahsustur; bizim yaptığımız dedikodu değil, biyografi” cevabını vermesi, sonra o meşhur kahkahasını atması ve daha dünya kadar hoşluk...
Yarım asra yaklaşan bir arkadaşlık, işte böylesine dolu ve güzel hatıralar bıraktı…
Bu yazı, İlber’in ardından bastıran hüznün ve elemin tazeliği sebebiyle kısa, işte bu kadar olacak...
Ama, senelerden bu yana düşündüğüm bir hususu da yazmam gerekiyor:
İlber keşke bu kadar gezmese, şu davet benim o konferans senin diyerek kapı kapı dolaşmasa, evini sadece akşamdan akşama uğranıp uyumaya yarayan bir mekân olarak görmese ve oturup çalışsa idi, eminim ikinci bir Bernard Lewis olur ve hattâ Bernard Lewis’i bile geride bırakırdı.
Nûr içinde yatsın...” (HaberTürk)
İlber Ortaylı’yı eleştirmek isteyenlerin önce şu eşiği geçmesi gerekir:
1.Dokuz dil bilmek ve her birinin klasik terminolojisine hâkim olmak.
2.Yerli ve yabancı arşivlerde çalışmış olmak.
3.Belge ile yorumu ayırt edecek ilmî disipline sahip olmak.
4.Tarih metodolojisini bilmek.
5.Mukayeseli tarih ufkuna sahip olmak.
6.Uzun yıllara yayılan akademik emeği göze almak.
https://t.co/SaUkYllk6X en önemlisi: ilim karşısında tevazu sahibi olmak.
Cahil, cahilliğinin farkında değilse; neyi, kimi eleştirdiğinin de farkında değildir. Gerçi maddeleri de anlayacağı kanaatinde değilim…
Yakından tanıma şerefine nail olmuş ve dostluğunu kazanmış biri olarak yeri doldurulamayacak Hocamı hep rahmet ve minnetle anacağım.
İlber Ortaylı'nın inanılmaz akademik kariyeri ve tüm eserleri:
Türkçe, Osmanlıca, Kırım Tatarca, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Latince, Yunanca, Rusça, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça dillerini biliyordu.
1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi
Daha sonraları Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Orientalistik okumuştur.
Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesi'nde Prof. Halil İnalcık ile yapmıştır.
1978’de A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” adlı tezi ile doktora derecesi almıştır. 1979’da “Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla do��ent, 1989 yılında da profesör olmuştur.
Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus Üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yapmış, seminerler ve konferanslar vermiştir.
Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16. yüzyıl ila 19. yüzyılı Osmanlı tarihi ve Rusya tarihi ile ilgili makaleleri yayımlanmıştır. 1989-2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002’de Galatasaray Üniversitesi'ne, 2 yıl sonra da Bilkent Üniversitesi'ne geçmiştir.
2005 yılında Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevine atanmıştır
İlber Ortaylı ayrıca Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir.
1974: Tanzimat'tan Sonra Mahallî İdareler
1978: Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (İlhan Tekeli ile birlikte)
1979: Türkiye İdare Tarihi - Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) tarafından yayımlanan kitap; Sasaniler İranı, Bizans, İslam, İtalyan şehir devletleri idare tarihinden sonra Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda devlet örgütünü ve sosyo-ekonomik düzeni ele alır. Alanında kaleme alınmış ilk eserdir.[kaynak belirtilmeli]
1980: Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu
1981: Gelenekten Geleceğe: Gelenekten Geleceğe 2006'da Ufuk Kitapları'ndan çıkan kitap. Ortaylı'nın 3 ana konudaki makalelerinden oluşmaktadır. Bunlar Osmanlı Mirası, Kültür Meseleleri ve Edebiyat ve Tiyatro Penceresindendir. Toplam 21 makale içermektedir. Bugüne değin 12 baskısı çıkmış ve üzerinde çeşitli düzeltmeler yapılmıştır.
1983: İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
1985: Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği
1986: İstanbul'dan Sayfalar - Hil Yayın tarafından yayımlanan kitap; yazarın İstanbul, semtleri ve hayatı hakkında gazete ve dergilerde çıkmış akademik olmayan yazılarından ve son kısımda İstanbul'un yerleşme düzeni hakkında akademik yazısından oluşmaktadır.
1994: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı
1996: Türkiye İdare Tarihine Giriş
2000: Osmanlı Aile Yapısı
2001: Tarihin Sınırlarına Yolculuk
2001: Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadî ve Sosyal Değişim
2002: Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiyesi'ne (Taha Akyol ile birlikte)
2004: Osmanlı Barışı
2005: Barış Köprüleri: Dünya'ya Açılan Türk Okulları
2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-1
2006: Kırk Ambar Sohbetleri
2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-2
2007: Eski Dünya Seyahatnamesi: Ortaylı'nın gezi izlenim-seyahatname türündeki kitabıdır.[34] Aşina Kitaplar Yayınları tarafından Mart 2007'de basılmıştır.
2007: Yahudilik Tarihi, Ahmet Almaz ile 2007 Nokta Kitap
2007: Avrupa ve Biz
2007: Batılılaşma Yolunda
2007: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-3
2007: Mekân ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı
2008: Osmanlı Sarayında Hayat
2008: Tarihimiz ve Biz
2008: Tarihin İzinde
2009: Tarihin Işığında
2010: Türkiye'nin Yakın Tarihi
2011: Defterimden Portreler
2011: Tarihin Gölgesinde (Taha Akyol ile birlikte)
2012: Yakın Tarihin Gerçekleri, Timaş Yayınları
2012: Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 1923-2023, Timaş Yayınları
2013: İlber Ortaylı Seyahatnamesi, Timaş Yayınları
2014: İmparatorluğun Son Nefesi, Timaş Yayınları
2014: Eski Dünya Seyahatnamesi, Timaş Yayınları
2015: Türklerin Tarihi, Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına, Timaş Yayınları
2016: Türklerin Tarihi, Anadolu'nun Bozkırlarından Avrupa'nın İçlerine, Timaş Yayınları
2016: İttihat ve Terakki
2016: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devletinde Kadı
2016: Osmanlı’ya Bakmak Osmanlı Çağdaşlaşması
2016: İstanbul'dan Sayfalar
2017: Türklerin Altın Çağı
2017: Tarihe Yön Veren 100 Lider
2018: Gazi Mustafa Kemal Atatürk
2019: Bir Ömür Nasıl Yaşanır?: Kronik Kitap yayınevinin 2019'da bastığı kitaptır. Deneme türündeki kitap, insanların yaşamları boyunca karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl gelecekleri ve doğru tercihte bulunma yöntemleri konusunda bilgi sunmaktadır.
2020: Türklerin Tarihi
2021: Yakın Tarihin Gerçekleri, Kronik Kitap
2022: İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?: Ortaylı'nın 2022 yılında Kronik Kitap Yayınları'ndan çıkan deneme türündeki kitabıdır.[35] Ortaylı, insanın hayatını kurarken yaşadığı süreçleri ve karşılaştığı zorlukları anlatmaktadır. Hayatlarını kurma sürecinde okuyuculara rehberlik eden bir eserdir.[20] Kitap, 2022'de Türkiye'de en çok okunan kitaplar arasına girmiştir.[20][36]
2022: Türklerin Tarihi 2, Kronik Kitap
2023: 1923 Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 2023
2024: Avrupa ve Biz - Geçmişten Günümüze
2025: Fatih Sultan Mehmed: Doğunun ve Batının Efendisi
2025: Cumhuriyet'in İlk Sabahı, Gökçe Akgül ve Şermin Yaşar ile birlikte, Kronik Kitap
2025: Kuruluş: Cumhuriyet'e Giden Yol, Kronik Kitap
Prof. Erhan Afyoncu:
Millete mâl olmuş bir tarihçi.
Bu milletin güvenini hiçbir zaman boşa çıkarmadı.
Ermeni Meselesi üzerinden Türk milletine hakaret edenlere karşı en net duran isimlerden biri oldu.
Tarihi halka sevdirdi.
Prof. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.
Türkiye, bir büyük tarihçiyi ve biliminsanını kaybetti.
İlber hocaya Allahtan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.
İlber Ortaylı’nın beş gündür yoğun bakımda tedavisi devam etmektedir. Durumu stabildir. Çok iyi bir ekip tarafından büyük bir özenle takip edilmektedir. İyi dileklerinizin ve dualarınızın yardımcı olacağını umuyoruz.
AİLESİ
Misafirliğe gidilecekse evin
hanımıyla iletişime geçilmelidir.
Misafir gelecekse de evin hanımıyla iletişime geçilmelidir.
Evin hanımının yok sayıldığı bir yere gidilmez.
@Serhatyabanci