Tophane Sektörel Mükemmeliyet Merkezi'nde göreve başlayan Sn Şükrü Baş Müdürüme #HayırlıOlsun ziyaretinde bulunduk.
Kıymetli Şükrü Müdürüm ve ekibine yeni görevlerinde başarılar diliyoruz.
Tophane MTAL Mdr Sn Erkan Tokdil'in şahsında yöneticilerimize de teşekkür ediyoruz.
ASKERLİK HİZMETİNİ ÖĞRETMEN OLARAK YAPAN ÜYEMİZ İÇİN AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK
Askerliğini yedek subay öğretmen olarak yapan üyemizin, bu görevi sırasında geçen sürelerin de, uzman öğretmenlik ve başöğretmenliğe esas hizmet süresi modülüne işlenmesi talebinin reddedilmesi üzerine açtığımız davada mahkeme üyemiz lehine karar verdi.
Muğla 1. İdare Mahkemesi, 19/08/2019-18/07/2020 tarihleri arasında yedek subay öğretmen olarak görev yapan üyemizin bu hizmet süresinin ilgili modüle işlenme talebini haklı bularak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından tesis edilen aksi işlemi hukuka aykırı buldu.
Haberi okumak için: https://t.co/NaDViCNXcI
ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ ÜYEMİZ İÇİN VERDİĞİMİZ HUKUK MÜCADELESİNİ KAZANDIK
Görev süresi dolduktan sonra yaklaşık 7 ay boyunca fiilen görevine devam ettirilen ve kademe/derece ilerlemesi yapılan üyemizin, görev süresini uzatma talebinde bulunmadığı gerekçesiyle ilişiğinin kesilmesine karşı Eğitim-Bir-Sen olarak açtığımız davada mahkeme, haksız işlemi iptal etti.
Ağrı İdare Mahkemesi, 27 Mayıs 2025'te süresi dolan akademisyenin 19 Aralık 2025'e kadar çalıştırılmasının ardından tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğuna, yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının üyemize ödenmesine karar verdi.
Eğitim-Bir-Sen olarak, üyelerimizin hukukunu korumak için verdiğimiz mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Haberi okumak için: https://t.co/tpt1znTvq6
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse’yi ziyaret etti.
Tunceli ve Elazığ şube başkanlarımız Bülent Kar ve Taha Yusuf Sarıgül ile Memur-Sen Elazığ temsilcimiz İbrahim Bahşi de genel başkanımızın ziyaretinde yer aldı.
@Tunceli_MEM | @BahameddinK
🟢 Bir SMS at, Okul Olsun.
Gazze’de Çocukların Geleceği Kurtulsun !
Gazze’de acil 80 okula ihtiyaç var. Kayıtsız kalamazdık. Yardım kuruluşları ile bir araya gelerek kampanya başlattık.
Savaş 20.000’den fazla çocuğu hayattan kopardı. Kalanlar ise okulsuz ve umutsuz…
“Bir Okul Binlerce Umut” diyerek yola çıktı. Umudu büyütmek bir SMS ötede.
🔴İHH
SMS: UMUT yazıp 4072’ye gönderin. 240 TL
IBAN: TR66 0001 0004 8802 1249 9450 07
Ziraat Bankası, İstanbul Fatih Şubesi
Açıklama: Gazze Okul
🔴Deniz Feneri Derneği
SMS: GAZZE yazıp 5407’ye gönderin. 240 TL
IBAN: TR41 0020 9000 0000 9999 0000 01
Ziraat Katılım-Fatih Şubesi
Açıklama: Gazze Okul
🔴Sadakataşı Derneği
SMS: GAZZE yazıp 6780’e gönderin. 240 TL
IBAN: TR24 0020 5000 0068 4807 8000 15
Kuveyt Türk Katılım-Bulgurlu Şubesi
Açıklama: Gazze Okul
🔴Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı
SMS: GAZZE yazıp 4832’ye gönderin. 240 TL
IBAN: TR94 0020 3000 3500 0181 0000 32
Albaraka-Merkez Şube
Açıklama: Gazze Okul
🔴Verenel Derneği
SMS: GAZZE yazıp 7232’ye gönderin. 240 TL
IBAN: TR30 0020 5000 0007 8908 5000 12
Kuveyt Türk Katılım-Kıztaşı Şubesi
Açıklama: Gazze Okul
#GazzedeBirOkulBinlerceUmut
@destekfilistine
ORTAK YAZILI SINAV SİSTEMİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde standartlaşmayı amaçlamakla birlikte, uygulamada yaşanacak zorluklar ve beraberinde öğretmenlere getireceği iş yükü bakımından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.
✅ Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde niteliği artıracak, öğretmenin işini kolaylaştıracak ve öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin tespitine katkı sunacak yenilikleri destekliyoruz.
✅ Özellikle özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklılıklarının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak adımlara kaynaklık edecek verinin elde edilmesi, kazandırılmak istenen becerilerin hangi sınıf seviyesinde daha uygun olacağının belirlenmesini olumlu olarak değerlendiriyoruz.
⚠️ Ancak eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan, sahadaki etkileri yeterince test edilmeden ve öğretmene getireceği yük planlanmadan hayata geçirilen düzenlemelerin yeni sorunlar üreteceğini vurguluyoruz.
🎙️Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından beklentimiz;
1️⃣ OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi,
2️⃣ Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve uygulama kılavuzu arasındaki muhtemel hukuki uyumsuzlukların giderilmesi,
3️⃣ Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin sınav hazırlama ve ölçme-değerlendirme süreçlerindeki mesleki takdir yetkilerinin korunması,
4️⃣ Farklı bölgeleri, okul türlerini ve öğrenci profillerini kapsayan kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri tamamlanmadan sistemin ülke geneline zorunlu biçimde yaygınlaştırılmaması,
5️⃣ Öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesi; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesi,
6️⃣ Uygulamanın teknik altyapısı, öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkan farklılıkları dikkate alınarak gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasıdır.
🎯 Eğitimde dijitalleşmenin başarısı, sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne ölçüde kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine sağladığı katkıyla ölçülmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde yeniliklere değil; istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere, yeterince test edilmemiş uygulamalara ve öğretmene yeni iş yükü getirilmesine itiraz ediyoruz.
🔗 Haberi okumak için:
https://t.co/MpGMxc71JG
ORTAK YAZILI SINAV SİSTEMİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde standartlaşmayı amaçlamakla birlikte, uygulamada yaşanacak zorluklar ve beraberinde öğretmenlere getireceği iş yükü bakımından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.
✅ Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde niteliği artıracak, öğretmenin işini kolaylaştıracak ve öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin tespitine katkı sunacak yenilikleri destekliyoruz.
✅ Özellikle özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklılıklarının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak adımlara kaynaklık edecek verinin elde edilmesi, kazandırılmak istenen becerilerin hangi sınıf seviyesinde daha uygun olacağının belirlenmesini olumlu olarak değerlendiriyoruz.
⚠️ Ancak eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan, sahadaki etkileri yeterince test edilmeden ve öğretmene getireceği yük planlanmadan hayata geçirilen düzenlemelerin yeni sorunlar üreteceğini vurguluyoruz.
📢 Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından beklentimiz;
1️⃣ OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi,
2️⃣ Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve uygulama kılavuzu arasındaki muhtemel hukuki uyumsuzlukların giderilmesi,
3️⃣ Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin sınav hazırlama ve ölçme-değerlendirme süreçlerindeki mesleki takdir yetkilerinin korunması,
4️⃣ Farklı bölgeleri, okul türlerini ve öğrenci profillerini kapsayan kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri tamamlanmadan sistemin ülke geneline zorunlu biçimde yaygınlaştırılmaması,
5️⃣ Öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesi; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesi,
6️⃣ Uygulamanın teknik altyapısı, öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkan farklılıkları dikkate alınarak gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasıdır.
🎯 Eğitimde dijitalleşmenin başarısı, sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne ölçüde kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine sağladığı katkıyla ölçülmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde yeniliklere değil; istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere, yeterince test edilmemiş uygulamalara ve öğretmene yeni iş yükü getirilmesine itiraz ediyoruz.
🔗 Haberi okumak için: https://t.co/gwSvOVLkle
BİLGE KRAL ALİYA
“Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.”
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, bu sözleriyle yalnızca Bosna’nın yaşadığı zulmü değil, insanlığın yüzleşmekten kaçtığı büyük bir karanlığı da tarihe not düşüyordu.
Haçlı seferlerinden sömürgeciliğe, iki dünya savaşından yakın tarihin kanlı soykırımlarına kadar insanlık, kendisini medeniyetin temsilcisi ilan edenlerin ellerinde nice yıkımlara tanıklık etti. Bugün de Gazze’de Siyonist katiller tarafından çocuklar katledilirken dünya seyrediyor; Doğu Türkistan’da Müslümanların kimliği ve inancı baskı altında tutulurken, Hindistan’da Müslümanlar ayrımcılık ve şiddet tehdidiyle karşı karşıya kalırken aynı çifte standart karşımıza çıkıyor.
Gazze’den Doğu Türkistan’a, Keşmir’den Arakan’a uzanan acılar bize aynı kaçınılmaz gerçeği hatırlatıyor: Müslümanların birbirinden kopuk, güçsüz ve etkisiz kalmaya tahammülü, zamanı yok.
İslam dünyasının ihtiyacı, yalnızca ortak acılara üzülmek değil; ortak irade, ortak vicdan ve ortak sorumluluk etrafında birleşmektir. İslam birliği; zulme karşı birlikte ses yükseltmek, mazlumu birlikte savunmak, adaleti birlikte tesis etmek ve insanlığın onurunu birlikte korumaktır.
Aliya’nın mirası bize şunu hatırlatıyor: Başımızı eğdirmeyecek olan, başkalarına yaşattığımız korku değil; kendi ahlakımız, adaletimiz ve onurumuzdur.
Vefatının yıl dönümünde Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’i rahmetle ve minnetle anıyorum. Onun fikirlerinden aldığımız ilhamla, parçalanmışlığın yerine kardeşliği, sessizliğin yerine dayanışmayı, güçsüzlüğün yerine ortak iradeyi koymak zorundayız.
Çünkü İslam dünyasının birliği, yalnızca Müslümanların değil, adalet ve insanlık adına söz söyleyen herkesin umududur.
#Aliyaİzzetbegoviç #BilgeKral
Yardım Kuruluşları ile Birlikte
“Gazze’de Bir Okul, Binlerce Umut!”
Çağrısı Yaptık
Gazze’de Siyonist rejimin saldırıları nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalan çocuklara umut olmak ve geleceğin yeniden inşasına katkı sunmak amacıyla Memur-Sen öncülüğünde; Filistin’e Destek Platformu, İHH, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Deniz Feneri, Verenel ve Sadakataşı Derneği iş birliğiyle 6 derslik ve bir idari bina ile başlayıp 80 okulda toplam 40 bin öğrenciye eğitim imkanı hedefleyen “Gazze’de Bir Okul Binlerce Umut” projesinin tanıtım toplantısını gerçekleştirdik.
Gazze’de acil olarak 80 okul ve en az 500 dersliğe ihtiyaç var. Eğitim altyapısının yeniden inşasının çocuklara yalnızca sınıflarını değil, geleceklerini de geri vermek anlamına geldiğini biliyoruz.
📚 Bir tuğla, bir derslik, bir okul…
Gazze’nin çocukları güven içinde sınıflarına kavuşsun, çocukların sesi bombaların sesini bastırsın, Filistin’de umut yeniden filizlensin!
Gazze’nin çocukları yalnız değil. Filistin yalnız değil.
https://t.co/B4ysuriBkS…
🇵🇸 Gazze’de Bir Okul, Binlerce Umut!
Gazze’de Siyonist rejimin saldırıları nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalan çocuklara umut olmak ve geleceğin yeniden inşasına katkı sunmak amacıyla Memur-Sen öncülüğünde; Filistin’e Destek Platformu, İHH, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Deniz Feneri, Verenel ve Sadakataşı Derneği iş birliğiyle 6 derslik ve bir idari bina ile başlayıp 80 okulda toplam 40 bin öğrenciye eğitim imkanı hedefleyen “Gazze’de Bir Okul Binlerce Umut” projesinin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi.
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Gazze’de acil olarak 80 okul ve en az 500 dersliğe ihtiyaç duyulduğunu belirterek, eğitim altyapısının yeniden inşasının çocuklara yalnızca sınıflarını değil, geleceklerini de geri vermek anlamına geldiğini vurguladı.
📚 Bir tuğla, bir derslik, bir okul…
Gazze’nin çocukları güven içinde sınıflarına kavuşsun, kitapların sesi bombaların sesini bastırsın, Filistin’de umut yeniden filizlensin!
Gazze’nin çocukları yalnız değil. Filistin yalnız değil.
https://t.co/W3WggwHGJ2
BİLGE KRAL ALİYA’NIN MİRASI: BİRLİK VE DİRENİŞ!
“Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’i vefat yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Aliya’nın hayatı, yalnızca bir özgürlük mücadelesi değil; inancın, ahlakın ve insanlık onurunun en ağır şartlarda dahi korunabileceğinin örneğidir.
Bugün Gazze’den Doğu Türkistan’a, Keşmir’den Arakan’a uzanan coğrafyada Müslümanların yaşadığı acılar, İslam dünyasının birlik ve dayanışma sorumluluğunu daha da büyütüyor.
Aliya’nın fikirlerini yaşatmak, onun inancını, ahlakını ve onurlu mücadelesini geleceğe taşımaktır.
#Aliyaİzzetbegoviç
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Empati, karşımızdakini anlamak için onun yerine kendimizi koyarak düşünebilmektir. Komşusu açken tok yatmamak da böyledir, kendi yaşadıklarımızı başkaları yaşadığında geçmişin bakiyesi ile hissetmek de öyledir.
Öteden beri dost meclislerinde söylediğim bir hususu tekrar etmeden önce, son günlerde “İki devlet tek millet!” diyerek diğer devletlerden ayrı tuttuğumuz Azerbaycan'da gündem olan başörtüsü yasağı tartışmaları üzerinden yasakçı zihniyete nodaklanmanızı istiyorum.
28 Şubat süreci ile tavan yapan, dönemin devletlüsü tarafından başörtüsü ile okumak isteyen kız çocuklarını “Suudi Arabistan'a veya İran'a gidin” diyerek azarlanmış ülkemde, benim de nasibime gerekçesi bizde saklı bir neden üzerine eşimle birlikte savcı karşısına çıktığımda, eşimin tesettür tercihine “Burası Suudi Arabistan mı? Talimat veririm başını açtırırım” diyerek tehdit edilmem düşmüştü.
13 milyon imza toplayarak kamuda başörtüsü yasağının çözümüne katkı sunmuş bir teşkilatın mensubu olarak “Ya okuyacaksın ya da başını açacaksın” tehditlerini ve üniversite turnikelerine kurulan ikna odalarından biliyoruz. O günlerde özelde başörtüsü genelde kamuda kılık kıyafet özgürlüğü için canhıraş gayret ederken kimlerin nerede durduğunu unutmuş değiliz.
Bugün kardeş ülke Azerbaycan'da yaşananlara tepki gösterirken devlet ricalinin dış politika denklemi ile hareket etmesini anlamak için yarım kalmış sözümüzü hatırlatalım:
Devletin sivil toplum gibi düşünmesini beklemek de sivil toplumun devlet gibi tepki göstermesi de doğru değildir. Devletin imtihanı ayrı, insanların sınavı ayrıdır. Bütün bu olup bitenlerden aslında bize düşen bir başka şey daha vardır. Dün sıkıntısını yaşadığımız temel insan hakları ve inancımızın gereği kamusal alanda yer alabilme hakkına bugün sahip oluşumuz, yarını güvence altına almaz. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı'nda başlayan önlük tartışmasının yarın üniformal bir düzen arayışına kapı aralayacağını da unutmamak gerekir.
Artık bir an önce siyasi iklim de müsait iken toplumsal hassasiyetleri ve inanç hürriyetini güvence altına alacak kılık kıyafet ile ilgili 12 Eylül bakiyesi yönetmeliği ortadan kaldıracak yasal düzenleme yapılmalıdır.
Nitekim idari kararlar ve geçici mevzuatlar toplumsal huzurun ve inanç özgürlüğünün kalıcı teminatı olamaz. Özelde Milli Eğitim Bakanlığı, genelde ise tüm kamu kurumlarında başörtüsü ve kılık-kıyafet konusunu kökten, bir daha tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde çözecek yasal düzenleme acil bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır.
Dünün yaralarını sarmış bir iradenin, yarının muhtemel mağduriyetlerini de bugünden yasal güvenceye kavuşturması hem tarihsel bir sorumluluk hem de geleceğe bırakılacak en kıymetli mirastır.
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎KPDK’DA NE DEDİK?▪︎▪︎▪︎
Önceki hafta yapılan Kamu Personeli Danışma Kurulu sonrası çıkan tartışmalara bakılırsa, kurulun tek gündeminin sendikal baraj veya dayanışma aidatı olduğu zannedilecek. Hâlbuki gündemimizde bütün kamu personelini yakından ilgilendiren çok önemli konular vardı.
Tartışmaların; gündemimizdeki işçi memur maaşları arasındaki fark, 4688 Sayılı Yasanın, özellikle toplu sözleşme sisteminin değiştirilmesi, Devlet Personel Başkanlığı gibi bir kuruma olan ihtiyaç konularına odaklanması yerine, sendikal baraj tartışmasına indirgenmesi, arızalı yapının ilanı gibi oldu.
Her yıl üye sayımından sonra, Çalışma Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan, kamu görevlileri sendika ve üye sayıları listesine öylesine bakan herkes anlayacaktır ki bu tabloyu oluşturan yasa eskimiş, yetersiz kalmış ve problem üreten bir hale gelmiştir.
Devletle, memurla ve kamuoyuyla dalga geçer gibi tuhaf isimlerle kurulmuş, tek üyeye sahip, yüzde sekseni değil sendika şube olabilecek üyeye bile sahip olmayan yüzlerce sendika var. Acaba hangi ülke böyle bir tabloya seyirci kalabilir?
Ülkemizde memur sendikacılığı, artık baraj getirilerek disipline edilebilecek durumun çok ötesine geçmiştir. İlave birçok düzenlemeye ihtiyaç varken, siyasi partilerde ve işçi sendikalarında olan barajın memur sendikacılığına da getirilmesine karşı çıkanlar ne diyor? Örgütlenme hakkımız elimizden alınıyor. Tam aksine siz, sendikal örgütlenme hakkını kötüye kullanıyorsunuz.
Biz, daha kanun yokken sendika kurduk, üye yaptık, kanun çıktı, üyelerimizi yeniden üye yaptık. Toplu sözleşme hakkını aldık, 1121 kazanım ürettik. Biz sendikal haklarımızı daha ileri taşıyalım, grev hakkı alalım diye çırpınırken, bakın bu merdiven altı sendikalar aslında ne yapıyor:
• Bizim yaptığımız devasa işleri, elde ettiğimiz kazanımları önemsiz, değersiz göstermeye çalışıyorlar.
• Çözümü için uzun emek ve mücadele verilmesi gereken köklü problemleri köpürtüp, problemden beslenip, kendileri yetkili olsa hemencecik çözeceklermiş gibi gösteriyorlar.
• Seslerini duyurabilmek adına edep, ahlak ve nezaket sınırlarını yerle bir ederek, özellikle sosyal medyadan önüne gelene saldırıyor, hakaret ediyorlar.
• Birbirlerine saldırıyor, hukuk tanımıyor, genel başkan yardımcılığı düzeyinde transferler yapıyor, örgüt üyeliğinden evrakta sahteciliğe kadar karşılıklı suçlamalarla, devlet memuru vakarına, sendikacılığın ruhuna aykırı işler yapıyorlar.
• Gerçek sendikal mücadeleye tanınan yasal hakları suiistimal ederek, sendikacılığın güçlenmesine engel oluyor, imaj kaybına sebep oluyorlar.
Sendikacılığın olmazsa olmazları bellidir. Sendikacılık, yetkili olma üzerinden yürür. Yetkiniz varsa muhatap alınırsınız. Bizdeki gibi masaya yetkisiz sendikalar oturtulmaz. Yetkili sendika ve sendikacılık, belli usul ve esaslarla korunur. Bu ayrıcalık değil, haktır. Çalışılarak, emek verilerek elde edilir. Bizdeki arızalı yapı adım adım düzeltilecektir. Aklın yolu birdir. Dayanışma aidatını getirirsiniz, yetkili olmanın hakkını teslim edersiniz.
Küçük sendika olmak ayıp değildir, her sendika küçük sendika olarak başlamıştır. Zaman içinde ona olan ihtiyaç, ortak idealleri, fikirleri, ödedikleri bedeller, çektikleri çileler onları büyütmüştür. Barajdan korkmayın, size ihtiyaç olursa, memurlar sizi barajın üzerine çıkarır.
Artık işi daha da sulandırmayın ve sendikacılığa yazık etmeyin. İlla bir şey kuracaksanız gidin dernek kurun. Çünkü branş, unvan, işyeri sendikacılığı yasal değildir. Toplumun ortak değerleri olan kutsal kavramları da kişisel heveslere kurban edecek lüksümüz kalmadı.
Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri
[email protected]@EgitimBirSen
Toç-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şubemizin 6.Olağan Genel Kurulu'na katıldık.
Yeni dönemin Şube Başkanımız Sn Cihan Akyaka kardeşimizin şahsında Memur-Sen ve Toç-Bir-Sen ailemiz için hayırlı olmasını diliyoruz.
#ToçBirSen#MemurSen#Bursa