Hatay’da yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Zor günlerden geçen Hataylı vatandaşlarımızın yanındayız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin.
#Hatay#GeçmişOlsunHatay
Tarım ve Orman hizmet kolunda görev yapan kamu görevlilerimizin emeğini, alın terini ve hak mücadelesini çeyrek asırdır kararlılıkla temsil eden Toç Bir-Sen’in 25. kuruluş yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum.
Genel Başkanımız Hüseyin Öztürk başta olmak üzere, ilkeli sendikacılık anlayışıyla hak, adalet ve emek mücadelesini sürdüren tüm Toç Bir-Sen teşkilatına teşekkür ediyor; nice başarılarla, kazanımlarla ve emek mücadelesine yön veren hizmetlerle dolu yıllar diliyorum.
25 yıldır toprağa, üretime ve emeğe sahip çıkan mücadeleleri daim, birlik ve dayanışmaları kaim olsun.
#ToçBirSen25Yaşında @huseyinozturk_1@TocBirSenGM
Hatay’da yoğun yağışların ardından meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Afetten etkilenen tüm vatandaşlarımızla “geçmiş olsun” dileklerimizi paylaşıyoruz.
#Hatay
AİLE DOSTU ÇALIŞMA HAYATI İÇİN “AİLE VE NÜFUS 10 YILI PROJEKSİYONU” TARİHİ BİR FIRSATTIR
Kadın Komisyonu Başkanımız Sıdıka Aydın, “Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamında ilan edilen “Milli Aile Haftası” dolayısıyla açıklama yaptı:
📉 Aileyi güçlendiren politikalar aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Nüfusumuzun hızla düşmesi, ülkemiz için kritik bir alarmdır. Çalışma hayatının aile yapısını destekleyen bir anlayışla yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır.
Bu süreçte;
* Esnek mesai
* Hibrit ve uzaktan çalışma seçenekleri
* Çocuklu ailelere kademeli çalışma saati
* Haftalık çalışma süresinin 4 güne düşürülmesi
Kreş ve bakım destek seferberliği:
*Tüm kamu kurumlarında kreş zorunluluğu
*Gündüz bakım merkezleri
*Bakım desteği
Gençlerin evliliğini kolaylaştıracak sosyal politikalar:
*İlk ev desteği
*Kira desteği
*Çocuk destek ödemelerinin artırılması
*Yeni evleneceklere hibe
*Aile dostu vergi politikaları
Doğum oranları ile anne-babalara yönelik politikaların güçlendirilmesi:
*Annelik izin süresinin 60 haftaya çıkarılması
*Babalık izin süresinin 30 güne çıkarılması
*Süt izni uygulamasının 2 yıla çıkarılması
*Yarım zamanlı çalışma kapsamının genişletilmesi
Aileyi güçlendiren eğitim hizmetleri:
*Okullarda aile eğitim programları
*Evlilik öncesi aile eğitim seminerleri
*Dijital anne-baba eğitimleri
*Değerler eğitiminin güçlendirilmesi
*Aile-okul iş birliği mekanizmaları
Dijital dünyaya karşı ailenin korunması konularında etkili önlemler bütüncül bakış açısıyla hayata geçirilmelidir.
Haberimizi okumak için: https://t.co/CR8wvPDM2w
#MilliAileHaftası
Yetki yine aynı adreste: Eğitim-Bir-Sen
Kayseri'de Yetki Emin Ellerde @aslanturk_m Başkan ve Ekibi✌️👏
Afyonkarahisar'da Yetki Emin ellerde @mavimarmara03 Başkan ve Ekibi ✌️👏
Bitlis'de Yetki Emin Ellerde @tahiryoldasTR Başkan ve ekibi✌️👏
Ağrı'da yetki Emin Ellerde @sleymangmer Başkan ve ekibi✌️👏
📌 TÜRKİYE YÜZYILI, AİLENİN YÜZYILI OLSUN!..
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın tensipleriyle
2026-2035 yıllarını içeren “Aile ve Nüfus On Yılı” Vizyonu doğrultusunda,
her yıl mayıs ayının son haftası
“Milli Aile Haftası” olarak kutlanması,
son derece kıymetli, stratejik ve tarihî bir adım..
💠 İçerisinde bulunduğumuz Milli Aile Haftası, Aile Kurumunun güçlendirilmesi ve Neslimizin geleceği için toplumsal bir bilinç çağrısı niteliği taşımakta..
AİLEYİ DOSTU POLİTİKALAR, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILACAK EN STRATEJİK YATIRIM!..
⏭️ Bugün genç nüfus oranlarımız alarm vermekte..
TÜİK verileri; doğurganlık hızındaki düşüşün ve yaşlanan nüfus riskinin artık ertelenemez bir mesele hâline geldiğini açıkça göstermekte..
⏩️ Bu nedenle aileyi güçlendiren her adım, milli güvenliğin teminatıdır.
🟢 Özellikle çalışma hayatı yeniden aile merkezli bir bakış açısıyla ele alınmalı..
❇️Esnek ve hibrit çalışma modelleri yaygınlaşmalı,
❇️AİLE DOSTU ÇALIŞMA SİSTEMİ, oluşturulmalı
❇️Haftalık çalışma süreleri insan ve aile odaklı olarak 4 GÜNE düşürülmeli..
🟣 Ailenin çalışma hayatında desteklenmesi için,
• Tüm kamu kurumlarında kreş zorunlu hâle getirilmeli,
• Çocuk ve yaşlı bakım destek mekanizmaları yaygınlaştırılmalı,
• Annelik ve babalık izinleri güçlendirilmelidir.
🔴 Gençlerin evliliği ekonomik kaygılara teslim edilmemeli,
• İlk ev ve kira destekleri artırılmalı,
• Yeni evlenecek çiftlere yönelik teşvik politikaları hayata geçirilmelidir.
🔵 Ayrıca dijital çağın aile üzerindeki etkilerine karşı da koruyucu politikalar geliştirilmeli,
• aile-okul iş birliği,
• değerler eğitimi ve
• ebeveyn destek programları daha güçlü şekilde yapılandırılmalıdır.
✴️ Unutmayalım ki;
Aileyi korumak,
Hem bugünü, hem de Türkiye’nin yarınını korumaktır.
Haberimizi okumak için: https://t.co/DJ8CQLlxv7…
#MilliAileHaftası
#AileYılı
#GüçlüAileGüçlüTürkiye
#AileVeNüfusOnYılı
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎MESELE!▪︎▪︎▪︎
Mesele ne lüks araç ne plaza ne maaş ne de köklerden kopuş meselesidir. Mesele asalet, görgü, seviye ve feraset meselesidir. Sendikal eleştiri yapayım derken ortalığa saçılan soysuzluk, görgüsüzlük ve hazımsızlık meselesidir.
Belli dönemlerde ortaya çıkan bu soysuz, görgüsüz ve seviyesizlerin fitne, iftira ve çarpıtmalarına karşı, Memur-Sen’e bağlı sendikaların tamamı, bu 15 Mayıs’ı da üye artışlarıyla geride bırakıyor.
Memur-Sen, bir milyon yüz bin üyesi ile her daim hak edenlere en güzel cevabı verdi ve vermeye devam ediyor.
Üzülerek şahit oluyoruz ki sözde eleştiri yapmak adına bugün kendi konvoyunu taşlayanlar ne sendikacılığımızı ne mücadelemizi ne de otuz yılda neler yaptığımızı anlayabildiler.
Ülkemizde sağcısı solcusu, inançlısı inançsızı ile her mahallenin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Her mahalle kendine özgü problemler yaşar.
Bizim mahallede sendikacılık, diğer mahallelere göre çok daha zordur. Devletten uzak tutulmuş, hakları gasp edilmiş, emeği, alın teri sömürülmüş, inancı yasaklanmış, hak aramayı unutmuş ve öğrenilmiş çaresizlik içindeki bir kitleyi ayağa kaldırma mücadelemizi, enflasyonla mücadele zannedenler kör değilse ahmaktır.
Bizi, mahalleden kopmakla suçlayanlar, mahalleye fitne salıp ateşe verme peşine düşmüşler. İstiyorlar ki hep arka sokaklarda beraber arabesk dinleyelim. Dünyayı okuyamayan, teşkilatının ufkunu göremeyen, ülkesinin ve insanının geldiği aşamayı kavrayamayan birkaç hazımsız, hala bu söylemin pirim yapacağını zannediyor.
Bizim sendikal mücadelemizin en büyük başarısı, bir zihniyet dönüşümünü sağlamak olmuştur. Aradan geçen elli yıla rağmen hala, kardeşine sıktığı kurşun ve banka soyup dağa çıkan eşkıya güzellemesi ile sendikacılık yapılan bir ülkede, “bütün farklılıklarımızla bu topraklarda kardeşçe ve özgürce yaşayacağız” diyen bir teşkilatı anlayamayanlara tavsiyemiz iyi bir göz doktoruna muayene olmalarıdır!
Açık toplum haline gelmiş, teknolojik imkânlarla dünyaya açılmış, yirmi yıl öncesine göre ekonomik olarak mesafe almış ve artık dijital çağın problemlerini yaşayan bir toplumda hala, haki parka giyerek, kenar mahalle ağzıyla miskinlik edebiyatı yaparak taban bulacağını zanneden zavallılar bize sadece nostalji yaşatabilir. Müzelik bunlar, türünün son örnekleri.
Derdim pembe bir tablo çizmek değildir. Gündemde tuttuğumuz ve çözümü için yoğun mesai harcadığımız işçi memur maaş kıyası, kamuda maaş dengesizliği, sendikal mevzuatın güncellenmesi, vergi adaletsizliği gibi kök problemler çözüme kavuştuğunda, otuz beş yıllık sendikal mücadelemiz özlük anlamında da yeni bir aşamaya geçecektir.
Verilen mücadeleyi, alınan mesafeyi, takip edilen gündemi görmeyip devleti eleştirir gibi sendika eleştirisi yapmak bize özgü bir çarpıklık olsa gerektir.
Var olanı hakça paylaşmak bizim, var olanı artırmak ise devlet millet el ele hepimizin görevidir. Enflasyon neden yüksek, paramız neden değersiz, domates, salatalık, çilek neden pahalı sorusunun cevabını sendika olarak değil, bütün toplum olarak ürettiğimize bakarak verebiliriz.
Bugünün sendika eleştirisi, kısıtlı kaynağın paylaşılması kavgasının yanında, kaynağın nasıl artırılacağını da içeren aklı başında çözümler öneren, örgütlü gücün avantajlarını üretimde kullanacak yollar gösteren eleştiriler olmalıdır. Eski dar kafaların, içeriden görünen hırs küplerinin hezeyanları kendilerini de tüketecek boş lakırdılardan ibarettir.
Mesele budur kıymetli dostlar, hayırlı bayramlar dilerim.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
TÜRKİYE AZALMIŞ BİR NÜFUSLA YÜZYILA DAMGA VURAMAZ
▪️ “Aile ve Nüfus On Yılı Projeksiyonu” çerçevesinde ilan edilen 25-31 Mayıs Milli Aile Haftası, aile kurumunu koruma, güçlendirme ve geleceğe taşıma iradesinin yeniden vurgulanması gereken önemli bir zaman dilimidir.
▪️ Bugün 100 milyon nüfus hedefimiz varken nüfusu yaşlanan, doğurganlık oranı 1,42’ye gerileyen, genç nüfusu azalmaya başlayan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Nüfusu azalan Türkiye’nin Yüzyıla damga vuramayacağı, aileyi korumanın medeniyet davamızın temel meselesi olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
▪️ Yeni Anayasa sürecinde birlik ve kardeşliği güçlendiren, ifade özgürlüğünü ve demokrasiyi tahkim eden bir anlayış esas alınırken, aile kurumunu güvence altına alan düzenlemeler de öncelikli olarak ele alınmalıdır. Bu kapsamda, 5 milyonun üzerinde imza topladığımız “Anayasa Değişsin, Aile Korunsun” kampanyamızdaki taleplerin dikkate alınmasını bekliyoruz.
▪️ Aileyi korumanın ve güçlendirmenin en önemli adımlarından biri de çalışma hayatının aile dostu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasıdır. Annelik ile çalışma hayatı arasında sıkışmayan kadınlar, güçlenen aileler ve ihmal edilmeyen çocuklar için adil, sürdürülebilir ve insanı merkeze alan bir çalışma düzeni istiyoruz.
▪️ Eğitim-Bir-Sen olarak “Güçlü Aile, Güçlü Türkiye” anlayışıyla aileyi bir beka meselesi ve Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü teminatı olarak görüyor, Milli Aile Haftası’nın ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
#MilliAileHaftası
DÖRT DÖRTLÜK ÇALIŞMA, TARİHİ REKOR, 444 BİN ÜYE!
Mayıs ayındaki üye tespit tutanakları sonucunda 2026 yılında tarihi üye rekoru gerçekleştirerek yaklaşık 16 bin yeni üye katılımıyla toplam üye sayımızı 444 bin 454’e yükselttik.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Eğitim-Bir-Sen, yıllardır zirvedeki yerini koruyarak büyümesini sürdürmekte ve zirvede kendisi ile yarışmaktadır.
Bu sadece bir başarı hikâyesi değil, kuşatmaları yara yara, tüm engelleri, zorlukları aşa aşa gerçekleştirilmiş bir başarı destanıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran Şube Başkanlarımız nezdinde Şube Yönetimlerimize, Üniversite/İlçe Temsilcilerimize ve Temsilcilik Yönetimlerimize, İş Yeri Temsilcilerimize, üyelerimize;
emek, ömür ve gönül verenlere “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
#RekorÜyeYerimizZirve
Eğitim-Bir-Sen, 15 Mayıs mutabakat sürecinde üye sayısını 444 bin 454’e yükselterek tarihi bir rekora imza attı.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda 444 bin 454’e yükseldi.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine şükranlarımızı sunuyoruz.
Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz.
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
Eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruyup ve geliştirme, yasaklarla mücadele ve özgürlük alanlarını genişletme mücadelemiz, 2026 yılında da eğitim çalışanlarının dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olmuş, mayıs ayındaki üye tespit tutanaklarının ortaya çıkardığı netice ile sendikacılığın zirvesindeki yerini pekiştirmiştir.
Geçen yıl 428 bin 618 olan toplam üye sayımız, açıklanan mutabakat sonuçlarına göre 16 bin eğitim ve bilim çalışanının katılımıyla 444 bin 454’e yükselmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları, genel yetkili sendika ünvanını üst üste 16. kez Eğitim-Bir-Sen’e vermiştir.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı, Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran üyelerimize “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/qJ8if09zac
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
📌 444 BİN KERE MAŞALLAH!..
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
✅ 444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek,
✅ eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/NgODl8Y1NI…
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
GREV, SENDİKAL ÖRGÜTLENME HAKKININ AYRILMAZ PARÇASIDIR!
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) yıllardır tartışma konusu olan Grev hakkının ILO’nun 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi kapsamında olup olmadığına ilişkin tartışmalara yönelik önemli bir görüş verdi.
Divan; 87 sayılı ILO sözleşmesinin sadece sendika özgürlüğü ve örgütlenme hakkını korumadığını, aynı zamanda açıkça yazmasa bile grev hakkının da doğrudan örgütlenme/sendikal hakkının bir parçası olduğunu belirtmiştir.
4688 sayılı Kanunun değiştirilmesine yönelik 2010 yılında yapılan çalışmalarda Memur-Sen olarak; grev hakkının kamu görevlilerine tanınması, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu savunmuştuk.
Yıllardır dile getirdiğimiz kamu görevlilerine grev hakkı verilmesi hususu 8 defa gerçekleştirilen toplu pazarlık süreçlerinde de gerekliliğini ve ihtiyacını açıkça göstermiş, bütün sosyal taraflar bu hususu tecrübe etmiştir.
Memur-Sen olarak 4688 sayılı Kanunu derinlemesine incelediğimiz 10 Başlıklı Raporda “Kamu Görevlileri Sendikacılığında Grev Hakkı” başlıklı https://t.co/bVeZZ9MOF5 Raporumuz’da bu hususları detaylıca inceleyerek grev hakkının, sendikal hakkın omurgası olduğunu belirtmiştik.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde yürütülen 4688 sayılı Kanunun uluslararası sendikal haklara uyumlu hale getirilmesi çalışmasında bu görüş dikkate alınmalı, kamu görevlilerine grev hakkı verilmelidir.
Tüm iftiralara, masa başı karalamalara ve algı operasyonlarına en güzel cevabı yine eğitim çalışanları verdi! 👊
Eğitim-Bir-Sen, engelleri aşarak, kumpasları boşa çıkararak üst üste 16. kez GENEL YETKİLİ SENDİKA oldu.✌️👏
@EgitimBirSen@_aliyalcin_
“YERİMİZ ZİRVE, YÖNÜMÜZ UFUK, YOLUMUZ UMUTTUR”
Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan ve arkadaşlarının attığı adımlarla başlayan kutlu yürüyüşümüz, bugün 444 bin 454 yüreğin aynı inançla attığı büyük bir davaya dönüştü.
Yükümüzün ağırlığını ve sorumluluğumuzun büyüklüğünü biliyor, kutlu yürüyüşümüzü başladığı ilk günkü inanç, azim ve adanmışlıkla sürdürüyoruz.
Kutlu davamızın öncülerini rahmet ve minnetle yad ediyor; bugünün yükünü omuzlayıp emek ve gönül veren her bir yol arkadaşımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
444 bin 454 üyemizin desteği ile yerleştiğimiz sendikal hayatın zirvesi ülkemize, milletimize, üyelerimize, eğitim çalışanlarımıza ve teşkilatımıza kutlu olsun.
444 bin 454 üyeye ulaşarak zirveden yeni bir zirveye yelken açtık.
📌 Millî Eğitim Bakanlığı’nda 394.705 üyeye,
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49.749 üyeye,
📌 Toplamda ise 444.454 üyeye ulaşarak sendikal mücadelemizi tüm zamanların en yüksek seviyesine taşıdık.
Sendikamızı tarihi bir zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine şükranlarımızı sunuyorum.
İlk günkü heyecan, ilk günkü inanç ve ilk günkü kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.
Bu büyük yürüyüşe emek veren, ömrünü ortaya koyan, gönlünü katan tüm teşkilat mensuplarımıza ve üyelerimize yürekten teşekkür ediyorum.
İyi ki varsın Eğitim-Bir-Sen
Kurban Bayramı’nın milletimize ve tüm insanlığa huzur, barış ve kardeşlik getirmesini diliyor; milletimizin ve tüm islam aleminin Kurban Bayramını tebrik ediyoruz.
Kurban Bayramımız Mübarek Olsun.