MÜFTERİLERE YARGI TOKADI
Konfederasyonumuz Memur-Sen ve Genel Başkanımız Ali Yalçın’ı gerçeğe aykırı ve itibar zedeleyici haberlerle hedef alan Sözcü ve Evrensel gazetelerinin yazarları ve yetkilileri, iki ayrı mahkeme kararıyla tazminat ödemeye mahkum edildi.
Yalanlarla gerçeği kapatmaya çalışanlarla, habercilik yerine tetikçilik yapanlarla, karalamayı itibar suikastini ve manipülasyonu gazetecilik sayanlarla mücadelemize devam edeceğiz.
Haber için: https://t.co/lIkYl3aH61
AİLE BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN #İLEMRİMÜJDESİ BEKLENMEKTEDİR
İkinci il dışı sonuçları açıklandı. Öncelikle atılan her olumlu adımı önemsiyor ve Milli Eğitim Bakanı Sn. @Yusuf__Tekin 'e tesekkur ediyoruz.
İkinci il dışı sonucu yer değişikliği gerçekleşemeyen meslektaşlarımızın sesini duymak ve durumunu anlamak gerekir.
Öğretmenlerimizin şu an için en önemli talebi aile bütünlüğünün sağlanmasıdır.
Talep görülsün #İlEmriMüjdesi verilsin!
Büro Memur-Sen’imizin Tüzük Tadil gündemli 8. Olağanüstü Genel Kurulu Gerçekleşti
Büro Memur-Sen’imiz; rüzgara göre yön değiştirmeyen, asil duruşundan ödün vermeyen kararlılığıyla; 2026 yılında 9.543 üye sayısı artışıyla rakipleriyle arasındaki mesafeyi artırarak, mücadelesiyle Büro Hizmet Kolu’ndaki kamu görevlilerimizin tek ve yetkili temsilcisi olarak büyümesini ve yürüyüşünü sürdürüyor.
Bugün sadece bir sendika değil; akademik birikimiyle sendika okulu, kazanımlarıyla sendikacılığın yolunu ve mücadelesiyle sendikal duruşu simgelen bir Büro Memur-Sen var.
Dün; “çözümüne imkansız” olarak bakılan sorunlar, bugün Memur-Sen ve bağlı sendikalarımızın kararlılığıyla çözüldü.
Medeniyet bağlarından kopmadan, milletin iradesinden ve değerlerimizin çizgisinden sapmadan “yanlışın karşısında” “doğrunun yanında” durarak hem sendikal alanda hem de sosyal hayatta dik duruşumuzu sürdürüyoruz.
Geçmişte yaşadığımız ekonomik sorunları biliyoruz. Düne göre ekonomimiz genişliyor fakat sorunlar ve beklentilerde sosyal devlet ilkesiyle uyumlu olarak değişiyor.
Yeni gelişen sorunları, değişen durumları dikkate almak çözüme kavuşturmak hükümetin sorumluluğunda fakat süreci olgunlaştırmak ve sonuca ulaştırmak örgütlü gücümüzün yükümlülüğündedir. Israrı sürdürüyor, mücadeleyi büyüterek yürütüyoruz.
Türkiye’nin Eğitim Gücü: 143.281 Öğretmene Ulaşan Büyük Yolculuk
2021’den bugüne kadar, Eğitim-Bir-Sen ve MAİV Akademi iş birliğiyle yüz yüze ve online olarak düzenlediğimiz öğretmen, yönetici, branş ve uzmanlık eğitimlerimiz sayesinde 143.281 öğretmene, sertifikalı mesleki gelişim yolculuğunda büyük bir sayfa açtık.
Her biri öğrencilerinin hayatına dokunan öğretmenlerimiz, sadece bilgilerini değil, vizyonlarını da büyüttüler.
Bu rakam, bir sayının çok ötesinde…
Geleceği şekillendiren bir emek,
Eğitime yön veren bir bilinç,
Türkiye’nin dört bir yanında yankı bulan bir değişimin adı.
Biz, öğretmenin gelişimini merkeze alırsak; öğrencinin, okulun ve toplumun da gelişeceğine inanıyoruz.
Sendika olarak bu inançla, üyemize, ülkemize ve yer küremize hizmet etmeye, her bir öğretmene ilham veren eğitim yolculuğunda yol açmaya devam ediyoruz.
Vatanımızın bağımsızlığı, milletimizin huzuru ve bayrağımız için canını ortaya koyan kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Fedakârlıklarıyla tarihimize iz bırakan, milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahip olan tüm gazilerimize sağlık, huzur ve esenlik diliyor; bu vesileyle ebediyete irtihal eden şehitlerimizi de rahmet ve minnetle anıyorum.
19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.
#GazilerGünü
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI SAYIN VEDAT IŞIKHAN İLE GÖRÜŞTÜK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın @isikhanvedat ’ı ziyaret ederek; kamu görevlisi ve emeklilerimizin sorunlarını ve çözüm bekleyen konuları gündeme getirdik.
Öncelikli gündemimiz; 2025 yılında gerçekleştirilen 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu marifetiyle kamu görevlilerine ve emeklilerine verilen zam oranlarının yetersizliği ve kayıpların telafi edilmesidir.
*Masada 2026 yılı için %16, 2027 yılı için %9 olarak hedeflenen enflasyonun tutmayacağını ısrarla dile getirmiştik.* 2027-2029 yıllarını kapsayan OVP’de ortaya konulan rakamlarda tespitimizin, teklifimizin ve ısrarımızın en somut göstergesidir.
Bu çerçevede, 2026 yılındaki kayıpların telafisi ve 2027 yılı için verilen zam oranlarının güncellenmesi için Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı ve Kamu İşveren Heyeti Başkanı olarak *Ek Protokol yapmalı, seyyanen zam ile de kamudaki ücret dengesizliği* giderilmelidir.
*4688 SAYILI YASA DEĞİŞMELİ, ÇALIŞMA SONUÇLANDIRILMALIDIR*
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde 4688 sayılı Kanun’a yönelik yürütülen çalışma sosyal tarafların katılımıyla tamamlanmıştır. Kanunun değişmesi, eksikliklerinin giderilmesi ve beklentilerin karşılanması için kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmalı ve çalışma artık sonuçlandırılmalıdır.
*8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde ortaya koyduğumuz iradenin, mücadelenin ve kararlılığın arkasındayız .*
Kanun artık çözüm üretmiyor. Masanın taraflarını baskılıyor, sahanın gerçeklerini görmüyor, kamudaki çalışanlar arasında oluş(turul)an ücret adaletsizliğini çözmeye yetmiyor.
Sendikal alandaki tecrübenin artırılması ve ILO normlarına uygun hale getirilmesi için ilgili Kanunun muhakkak değiştirilmesi, geliştirilmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Süreç uzadıkça sosyal maliyet büyüyor, kamu görevlilerimizin huzursuzluğu artıyor. Amacımız; 2026 yılı tamamlanmadan Kanun değişikliğinin Meclis’e gelmesi ve sürecin tamamlanmasıdır.
*Kamu görevlilerimizin acil çözüm bekleyen sorunları çözülmeli, sahanın beklentileri karşılanmalıdır.*
Görüşmede Sayın Bakan’a kamu görevlisi ve emeklilerimizin çözüm beklediği diğer sorunları ifade ettik. Mali beklentilere ilave olarak; adaletin sağlanması noktasında atılan adımlar kamu görevlileri ve emeklilerimizin huzurunu artıracak, çalışma barışını sağlayacaktır.
Bu çerçevede;
•Kamu Personel Reformu yapılmalı ve kamuda ücret dengesi sağlanmalı,
•Görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki denge tekrar kurulmalı, emekli aylıkları hak ettiği seviyeye yükseltilmeli,
•1. Dereceye 3600 Ek Gösterge vaadi artık hayata geçmeli,
•Disiplin Affı çıkarılmalı,
•İlave 1 Derece verilmeli,
•Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfı personelinin beklentisi karşılanmalı,
•Akademik Personele İyileştirme yapılmalı,
•Bayram İkramiyesi memurlara da verilmeli,
•Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın sorunları çözülmeli, GİH’e geçişi sağlanmalı,
•Kariyer Uzmanlarının mali haklarının iyileştirilmeli,
•Koruyucu Giyim kazanımımız engellenmemeli, toplu sözleşmenin hukuku korunmalı,
•Vergi dilimlerindeki adaletsizlik giderilmeli, gelir dağılımında adalet sağlanmalıdır.
Sorunlar Görmezden Gelinemez ve Çözüm Ötelenemez
1. Dereceye 3600 ek gösterge bekleyen kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz sonuna kadar haklı bir beklenti içindeler. Emekli aylıklarının eridiği, emekli maaşının görev aylığının yarısından daha az seviyeye geldiği bir gündemde memur emeklilerimiz sonuna kadar haklıdır.
2026 için %16, 2027 yılı için %9 enflasyon hedefinin belirlendiği ve ardından 2027 yılı için hedefin neredeyse 2,5 kat arttığı bir ekonomi politikasında memur ve emeklilerinin zam oranlarının güncellenmesi, geçmiş dönem kayıplarının telafi edilmesi en doğal beklentidir.
Son 2 toplu sözleşmede zam oranlarında anlaşılamayan, 8 toplu sözleşmenin 4’ünde uzlaşılamayan 4688 sayılı Kanunda değişim ve ILO normlarına uygun hale getirilmesi de Memur-Sen ve bağlı sendikalarının en haklı beklentisidir.
Toplu sözleşme masasında “görünen köy kılavuz istemez.” dedik. Enflasyon hedefiniz “iyi niyet” fakat gerçekler “acı sonuç doğurur” dedik. Sahanın iradesi, yetkilinin ifadesidir; biz sahanın tansiyonunu bildiğimiz gibi masanın adil sonuç üretme kapasitesini de görüyoruz dedik. 2024 ve 2025 yıllarında olduğu gibi 2026 ve 2027 yıllarında da memur ve emeklisi enflasyona ezilmeye mahkum edilmesin dedik.
Mutabakat sağlayamadık ve tepkimizi ortaya koyduk. Memurun mevcuda ve daha ilerisine tahammülü yoktur. Sorunları çözmeye sendika yasamızdan başlanmalıyız.
4688 sayılı Kanun miadını doldurmuştur. Tüm yetkili makamlarla gerekli görüşmeleri yaptık. Şimdi değişim ve yasa da reform zamanı.
Üzerimizdeki sorumluluğun farkında, gerekli adımlar için mücadelenin içindeyiz.
Niyet hayır akıbet hayır.
MÜLKİ İDARE AMİRLERİNDEN DUYMAK İSTEDİĞİMİZ HAKŞİNAS İRADE!
Kütahya Valimiz Sayın Musa Işın’ın, "Biz öğretmenlerimizi korumak zorundayız" diyerek eğitim çalışanlarının hakkını yüksek sesle teslim eden net duruşunu son derece kıymetli buluyoruz.
Sayın Valimizin bu güçlü çıkışının, eğitim sistemimizdeki bu kronik sorunların çözümüne vesile olmasını temenni ediyor; eğitimcilerin yanında duran bu yaklaşımından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Öğretmenin itibarını zedeleyen, en küçük olayda eğitimcinin yakasına yapışan veli müdahalelerine karşı sergilenen bu tavır, şüphesiz ki sahada görev yapan meslektaşlarımızın çalışma azmini ve güvenini artıracaktır.
Ancak öğretmenimizin mesleki saygınlığını tam anlamıyla teminat altına almak ve okullarımızda huzuru kalıcı kılmak için bu iradenin somut ve kurumsal adımlarla tahkim edilmesi şarttır.
"Benim çocuğum asla yapmaz" peşin kabulüyle okula gelip zorbalık yapan veli profilinden ve öğretmenlik mesleğinin örselenmesinden artık bıkmış durumdayız. Eğitim hakkını korumak, okulda güvenlik ve huzuru sağlamak için Öğrenci Disiplin Yönetmeliği günün şartlarına göre ivedilikle güncellenmelidir. Rehberlik normları artırılmalı, okul-aile iş birliği sağlam esaslara bağlanmalıdır. Tedbir alınmazsa uzun vadede sosyal çürüme riski kaçınılmazdır. Uygulama enflasyonundan ve bürokratik yükten başını kaldıramayan okullarımız rahatlatılmalı; yöneticilerimizin liderlik, öğretmenlerimizin de sadece öğretmenlik yapacağı huzurlu zemin tesis edilmelidir.
Teşekkür Sayın Valim.
@KutahyaValiligi@Musaisin
Yalan ve Karalama Haberler Yargıdan Döndü: Sözcü ve Evrensel Gazeteleri Tazminata Mahkum Edildi
Konfederasyonumuz ve Genel Başkanımız hakkında gerçeğe aykırı haber yapan Sözcü ve Evrensel gazetelerinin yalanı tescillendi
Memur-Sen Konfederasyonu ve Genel Başkanımız Ali Yalçın hakkında gerçeğe aykırı, asılsız, uydurma ve itibar zedeleyici nitelikteki kasıtlı manipülatif haberleri yargıya taşımıştık. Mahkemeler, mesnetsiz ve gerçek dışı sözde haberleri nedeniyle sözde haberleri kaleme alana gazeteciler Sultan UÇAR ve Murat UYSAL ile Sözcü ve Evrensel gazeteleri yazı işleri müdürleri ve gazeteleri hakkında manevi tazminata hükmetti.
Hiç kimsenin Memur-Sen’i, Genel Başkanını, Yetkili Organlarını ve Üyelerini karalamalarına, itibarlarına suikastine kalkışmalarına izin vermeyeceğiz; buna tevessül edenlere karşı da hukuki süreçleri sonuna kadar işleteceğiz.
https://t.co/WyRLRKndmp
Hakikatin Kaydını Tutmak, Adaletin Zeminini Hazırlamaktır
“Akademide Siyonist Baskı Raporu” açıklandı. Bu raporu, son zamanlarda yapılan en iyi çalışmaların başında sayarım. Hakikaten çok kıymetli bir rapor. En güzel yanı ise bir atımlık barut olmayıp, her yıl yayınlanacak olmasıdır.
Gazze’de yaşanan soykırım karşısında akademinin tutumu, yalnızca bugünün değil, yarının da sorgulayacağı bir mesele. Prof. Dr. İbrahim Özcoşar’ın dikkat çektiği üzere mesele; bilginin üretimini, hakikatin meşruiyetini ve akademinin yönünü belirleme mücadelesidir.
Bu nedenle bu rapor, yalnızca bir akademik durum tespiti değil; bugünün tanıklığını yarının hukukuna ve adaletine taşıyan bir hafıza kaydıdır.
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci’nin ifade ettiği gibi Filistin meselesini akademiden sağlığa, ekonomiden yönetime kadar bütün boyutlarıyla ele almak ve Filistin’i unutmadan her gün yaşamak zorundayız.
Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin de altını çizdiği gerçek çok önemli: Tarih Siyonizm’in yanında değildir. Zulüm ne kadar büyürse büyüsün, hakikatin üzerini ne kadar örtmeye çalışırlarsa çalışsınlar; tarih, zalimleri değil, zulme karşı direnenleri ve hakikati savunanları yazacaktır.
Bu kıymetli rapor için emek veren, ter döken akademisyenlerimizi tebrik ediyor; çalışmalarının çoğalmasını diliyorum. Başta Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İbrahim Özcoşar olmak üzere, emeği geçen tüm hocalarımıza, değerli katılımcılara ve Siyonist zulmün akademi boyutunu ortaya koyarak hakikatin kaydını tutan araştırma ekibine gönülden teşekkür ediyorum.
Gazze için adalet, akademi için özgürlük, insanlık için hakikat vazgeçilmezdir.
🔎Rapor: https://t.co/DwQEj9Ge8i
@mardinartuklu@tugvaTR@ibrahimozcosar@osmannnurika@destekfilistine@kadimakademi
#AkademikSumud #ÖzgürAkademi
🎙️Kamuoyuna Duyuru
Sendikalarımızda veri teyidi, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile sendikalarımız arasında akdedilen protokol çerçevesinde yapılmaktadır.
Bunun dışında hiçbir kişi, kurum ya da kuruluşun Sendikalarımız bünyesinde tutulan verilere erişmesi teknik ve hukuki olarak mümkün değildir.
Bununla birlikte üçüncü kişilerin verilere erişmesini engelleyecek hukuk, teknik, idari, cezai tüm önlemler Sendikalarımız tarafından alınmış; KVKK kapsamında verilerin tüm güvenliği sağlanmıştır.
Yazılım tedarikçisi bir firmayla ilgili yürütülen soruşturma sürecine ilişkin basın ve sosyal medyada yer alan iddiaların kamuoyunda yanlış anlaşılmalara yol açmaması ve doğru bilgilendirmenin sağlanması amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
ÖNLÜK DÜZENLEMESİ SERBEST KIYAFET EYLEMİMİZLE ÇELİŞMİYOR
Milli Eğitim Bakanlığının 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin genelgesinde, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının önlük giymesine yönelik düzenlemeye yer verilmesi, kamuda kılık kıyafet tartışmalarını yeniden gündeme getirmiştir.
Eğitim-Bir-Sen olarak yıllardır özgürlüklerin yanında, baskı ve dayatmaların karşısında duruyor; kamu çalışanlarının, milletimizin değerleri ve genel kabul gören anlayışlar doğrultusunda benimsedikleri kıyafet tercihleri nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmaması için mücadelemizi sürdürüyoruz.
Eğitim çalışanlarının milletimizin değerlerini, mesleğin saygınlığını, toplumsal kabul ve hassasiyetleri gözeterek kıyafetlerini özgürce seçebilmelerini savunuyoruz. 2013 yılında başlattığımız bugün de sürdürdüğümüz sivil itaatsizlik eylemimizin özü ve amacı da budur.
Elbette özgürlük, sorumluluktan bağımsız değildir. Öğretmenlik, mesleki saygınlığı korumayı, örnek olmayı ve çocuklarımızın gelişimine karşı yüksek sorumluluk taşımayı gerektiren özel bir meslektir.
Eğitim çalışanlarının bu sorumluluğun bilincinde olduklarını, kıyafet tercihlerini yaparken, söz ve davranışlarını belirlerken örnek olma misyonuyla hareket ettiklerini biliyor, meslektaşlarımıza güveniyoruz.
Kaldı ki eğitim sistemleri memnuniyet ve başarı ürettiği gerekçesiyle sıklıkla örnek gösterilen pek çok ülkede, mesleğin saygınlığını korumak, öğretmenlerin ve kurumların itibarını artırmak adına bu alanı düzenleyen kuralların mevcudiyeti bilinmektedir.
Biz, bu meseleyi “önlük taraftarlığı” veya “önlük karşıtlığı” gibi sığ bir zemin üzerinde tartışmayı doğru bulmuyoruz.
Asıl mesele, eğitim çalışanlarının özgürlük alanını korurken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve kamu hizmetinin gereklerini birlikte gözetebilecek adil ve kalıcı bir dengenin kurulmasıdır. Bu dengenin tek taraflı dayatma ve baskıyla kurulması mümkün olamaz.
Öte yandan, son dönemde eğitim kurumlarında çekildiği iddiasıyla sosyal medyada dolaşıma sokulan bazı görüntülerin toplumda oluşturduğu tepkilerden hareketle tedbir arayışına girilmesini anlayışla karşılıyoruz.
Kamuda bazı mesleklere özgü kıyafet uygulamalarının (hakim, avukat, doktor vb.) bulunduğu da dikkate alındığında, Bakanlığın önlük düzenlemesinde herhangi bir art niyet aranmasını doğru bulmuyoruz. Düzenlemeyle varılmak istenen hedefin, bugün de devam eden sivil itaatsizlik eylem kararımızla çelişen bir yönü bulunmadığını değerlendiriyoruz.
Genelge üzerinden yapılan tartışmalar, sivil itaatsizlik eylemlerimize konu olan sorunun kalıcı çözüme kavuşturulması gerektiğini bir kez daha göstermiş, Konfederasyonumuz Memur-Sen’in KPDK’nın “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik” gündemiyle toplanması yönündeki ısrarlı çağrılarının ne kadar yerinde olduğunu ortaya koymuştur.
Dünyanın kritik bir süreçten geçtiğinin hatırlatılıp milli birliğe duyulan ihtiyacın sıklıkla vurgulandığı bir dönemde, sınırları ve yöntemi açıkça belirtilmemiş uygulamaların oluşturacağı gereksiz tartışmaların yorgunluktan başka bir sonuç üretmeyeceği bilinmelidir.
Çözümün adresi Kamu Personeli Danışma Kuruludur. Bakanlığın önlük uygulamasını istismar ederek gerilim üretmek isteyenlere fırsat verilmemeli, konu KPDK’da sosyal taraflarla birlikte ele alınmalı, milletimizin değerlerini ve beklentilerini, mesleki sorumlulukları ve çalışanların özgürlüğünü gözeten kalıcı bir düzenleme bütün kamu görevlilerini kapsayacak şekilde hayata geçirilmelidir.
Kalemiyle Yedi İklim inşa etti
Türk edebiyatının müstesna kalemlerinden, Yedi İklim’in kurucusu ve uzun yıllar Genel Yayın Yönetmeni olarak bir edebiyat mektebinin oluşmasına öncülük eden kıymetli yazar Ali Haydar Haksal’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim.
Ali Haydar Haksal, yalnızca öyküleri, denemeleri ve incelemeleriyle eserler veren bir edebiyatçı değildi. Kalemini hakikatin, hikmetin ve insanın iç dünyasının izini sürmek için kullanan; edebiyatı bir medeniyet ve sorumluluk alanı olarak gören müstesna bir şahsiyetti. Yedi İklim, onun öncülüğünde nice kalemin ses bulduğu, nice genç yazarın kendisini ifade etme imkânı bulduğu bir edebiyat iklimine dönüştü.
Mehmet Akif İnan Ödülleri kapsamında kendisine takdim ettiğimiz Kültür, Sanat ve Edebiyat Ödülü’nü bugün farklı bir anlamla hatırlıyorum. Akif İnan’ın “söz”e, “kalem”e ve medeniyetimizin yeniden inşasına yüklediği anlamın izlerini Ali Haydar Haksal’ın ömründe ve eserlerinde görmek mümkündü. Nitekim Yedi İklim’de Akif İnan özel sayısıyla bu ortak edebiyat ve medeniyet idealinin izlerini yaşatması, Ali Haydar Haksal’ın bu mirasa duyduğu vefanın ve bağlılığın da güçlü bir göstergesiydi.
Şimdi Ali Haydar ağabeyin ardından bize düşen, onun bıraktığı bu mirasa sahip çıkmak; Yedi İklim’in taşıdığı ruhu, kalemin haysiyetini ve edebiyatın hakikatle kurduğu bağı yaşatmak olacaktır.
Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, Yedi İklim camiasına ve bütün edebiyat dünyamıza başsağlığı ve sabr-ı cemil diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
#AliHaydarHaksal #Yediİklim
12 Eylül Darbesi Demokrasi Tarihimizin
Kara Lekesidir
Aziz milletimizin iradesinin tank, palet ve darbecilerin postalları ile ezilmesinin, demokrasinin askıya alınmasının ve yarım bırakılmış hayatların tarihidir 12 Eylül.
Meclis kapatılarak demokrasi askıya alındı. Yüz binlerce insan derdest edildi; işkenceler, yasaklar, sürgünler ve idamlarla bir neslin hafızasına ağır yaralar açıldı.
Daha sokakta top peşinde koşan çocuklar, gelecek hayali kuran gençler, bir anda kendilerini darbe düzeninin mahkemelerinde buldular. Onlardan kimileri sevdiklerine bir daha dönemedi. Darağaçlarına gönderilen, işkence tezgahlarında son nefesini veren gençlerin ardından parçalanmış hayatlar ve annelerin, babaların gözyaşları kaldı.
12 Eylül bize şunu acı biçimde öğretti:
Milletin iradesi susturulduğunda, yalnızca siyaset değil; hukuk, özgürlük, adalet ve insan onuru da yara alır.
Bu yüzden darbeleri yalnızca geçmişin bir hatırası olarak değil, geleceğe karşı bir sorumluluk olarak hatırlıyoruz.
12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı ve 15 Temmuz dahil millet iradesine yönelen bütün darbe ve vesayet girişimlerini lanetliyorum.
Bu ülkenin kaderini tanklar, cuntalar ve vesayet odakları değil; aziz milletimizin iradesi belirlemelidir.
12 Eylül’ün 46. yılında, darbenin karanlığında hayatını, özgürlüğünü ve geleceğini kaybedenleri rahmet, darbecileri lanetle anıyorum.
#12Eylül #karaleke #darbe
YENİ EĞİTİM YILININ VİZYONU; OLUMLU ADIMLARDA İSTİKRAR, ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMLAR OLMALIDIR
Eğitim-Bir-Sen olarak beklentimiz, 2026-2027 eğitim öğretim yılının kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, ülkemizi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olmasıdır.
Bu anlayışla yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor; güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmamızı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını bekliyoruz.
📌PISA 2025’te elde edilen başarı, eğitime yapılan yatırımların ve öğretmenlerin emek ve fedakârlığının bir sonucudur
📌 PIKTES istihdamı mülakat mağduru öğretmenler için önemli bir çözüm adımı oldu
📌Eylem kararı almamıza neden olan zorlama ve dayatmalardan vazgeçilmelidir
📌“4+4+4” zorunlu eğitim sistemi tüm yönleriyle Millî Eğitim Şûrası’nda ele alınmalıdır
📌Şiddetin iş güvenliği sorununa dönüşmemesi için ilgili kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon sağlanmalıdır
📌Okullarda yardımcı personel sorunu palyatif çözümler yerine kadrolu istihdamla çözülmelidir
📌Öğretmenlerin yer değişikliği sürecindeki aksaklıklar giderilmelidir
📌 Resen atamalar tümüyle kaldırılmalıdır
📌 Ek ders esaslarındaki ücret dengesizliği giderilmeli, ek ders birim ücreti artırılmalıdır
📌 Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavları yapılmalıdır
Açıklamamızın tamamı için: https://t.co/CwVBvgP3Y6
İkinci il dışı yer değiştirme hakkı için Millî Eğitim Bakanı Sn. @Yusuf__Tekin’e teşekkür ediyorum.
Meslektaşlarımızın umutlarına ulaşmasını sağlayan bir süreç olmasını diliyorum.
Gökyüzü Çocuklara Kalsın
2026-2027 eğitim öğretim yılı başladı.
Çocuklarımızın merakla, umutla ve neşeyle okula koştuğu; öğretmenlerimizin emekleriyle nice gönüllere dokunduğu, velilerimizin ise bu güzel yolculukta evlatlarının yanında olduğu bir yıl diliyorum. Tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize sağlık, huzur ve başarılarla dolu bir eğitim dönemi temenni ediyorum.
Millî Eğitim Bakanlığımızın son yıllarda Gazze ve Filistin konusunda ortaya koyduğu duyarlılığı da ayrıca kıymetli buluyorum. Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar ve siviller için bayrak törenlerinde gerçekleştirilen saygı duruşundan, dualardan, tüm Türkiye’de düzenlenen Filistin ve Gazze temalı farkındalık etkinliklerine kadar çocuklarımızın vicdanına, merhametine ve adalet duygusuna seslenen bu anlamlı çalışmaları gönülden destekliyor; emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Bu yıl da çocuklarımız, “Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın” mesajıyla uçurtmalarını uçuracaklar. 14-18 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek bu anlamlı etkinliğin, Gazze’de çocukların elinden alınan geleceğe, yarım bırakılan hayallere ve yaşama hakkına dikkat çekecek güçlü bir dayanışma vesilesi olmasını diliyorum.
Gazzeli o güzel çocuklardan özellikle Rim’i hatırlatmak isterim.
Katil İsrail tarafından katledilen 3 yaşındaki Rim’i ve “Ruhumun ruhu” sözleriyle hafızalarımıza kazınan dedesi Halid Nebhan’ı…
Düşünün ki; uçurtmasını gökyüzünde özgürce uçurması, okuluna gitmesi, arkadaşlarıyla oynaması gereken küçücük bir çocuk, hayatının baharında savaşın ve Siyonist zulmün acımasızlığıyla yüz yüze kaldı. Yanında onu korumak, elinden tutmak, hayata tutunmasına yardım etmek için dedesi vardı.
Ama İsrail’in bombaları Rim’in yaşamını, dedesinin ise torunuyla birlikte yaşayacağı yarınları çaldı.
Şimdi çocuklarımız gökyüzüne uçurtmalarını gönderirken, Rim’in ve Gazze’de katledilen binlerce çocuğun yarım kalan hayallerini de yaşatacağız.
Çünkü çocukların baktığı gökyüzünde uçurtmalar olmalı; bombalar değil.
Çocukların çantalarında defterleri, kalemleri olmalı; kefen değil.
Çocukların geleceğinde umut olmalı; ölüm değil.
İsrail’in ve destekçilerinin çocuklara reva gördüğü bu zulmü ve bu zulme destek verenleri bir kez daha lanetliyoruz.
Uçurtmalarımız gökyüzüne bunun için yükselecek.
Ve bizler bir kez daha haykıracağız: Bırakın gökyüzü çocuklara kalsın.
Rim’e, Gazze’nin çocuklarına, dünyanın bütün çocuklarına…
Çocuklar yaşasın. Gazze özgür olsun.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
#GökyüzüÇocuklaraKalsın #EğitimÖğretimDönemi #YeniDönem #Gazze
Ailemize ve geleceğimize sahip çıkma iradesini sonuna kadar destekliyor, fonlanan kirli akımlara, sapkın faaliyetlere karşı “Ailem Güvende” operasyonları ile ortaya konan iradeyi takdir edilmesi gereken önemli bir hassasiyet olarak görüyoruz.
YENİ OVP, ESKİ HESABIN HAKSIZLIĞINI AÇIKÇA GÖSTERMİŞTİR!
Tasarrufu emekten yapan, fiyat istikrarını sadece maaşları baskılama aracı gören, imzalamadığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme’de 2027 yılı için memur ve emeklisine %5 + %4’ü reva gören ancak yeni OVP’de 2027 yılı için %21 enflasyon bekleyen ekonomi yönetimi bir an önce politikasını gözden geçirmeli, memur ve emeklisinin maaş/ücretlerine de aynı düzeltmeyi yapmalıdır.
Memur-Sen olarak beklentimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
▪️Hakem Kurulu Kararıyla 2026 yılında oluş(turul)an enflasyon kayıplarının acilen telafi edilmesini,
▪️2027 yılı için verilen %5 + %4 artışın güncellenmesini ve Seyyanen Zamla iyileştirilmesini,
▪️Kamu çalışanları arasında oluş(turul)an ücret dengesizliğinin/adaletsizliğinin bir an önce giderilmesini;
▪️Kamu görevlisi ve emeklisinin görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki makasın kapatılmasını bekliyoruz.
🔎https://t.co/t5RT0xRYSk
PISA 2025’te Zirvenin Adı: Türkiye
PISA 2025 sonuçlarında ülkemizin matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında raporlanan başarısı, bu ülkeyi ileriye taşıyacak her adımdan memnun olacak herkesi mutlu etmiştir.
Herkes bilir ki başarı ve kalite asla tesadüflerin eseri olamaz. PISA 2025 raporları ile ülkemiz adına ortaya çıkan tablonun ardında inanç, vizyon, planlı çalışmalar ve adanmış yürekler var.
Yeni eğitim öğretim yılının başında ortaya çıkan bu tablo, maarif ordumuza moral verecek ve daha parlak başarılar için çalışma azmini artıracaktır.
Son 24 yıl içinde 860 bin öğretmen ataması ve yüzbinlerce derslik yapımı için Milli Eğitim Bakanlığına tüm bakanlıkların bütçesinden daha büyük kaynaklar ayıran Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, eğitim ve öğretim hizmetlerinin planlamasına, öğrenci ve vatandaşlarımıza sunumuna öncülük eden Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’e, başarıyı gün gün, ilmek ilmek dokuyan fedakar öğretmenlerimize, çalışkan okul yöneticilerimize ve eğitim süreçlerinin görünmez kahramanları olan memur ve yardımcı hizmetler çalışanı arkadaşlarıma şahsım ve teşkilatım adına yürekten teşekkür ediyorum.
Dünya ölçeğinde hak ettiği yere ulaşma mücadelesi veren milletimize moral veren ve güven aşılayıp daha iyi ve güzel sonuçlar için çalışma azmini artıracağına inandığım PISA 2025 sonuçlarının hayırlı olmasını diliyor, Türkiye’nin yarınlarının güvende olduğunu bir kez daha kanıtlayan aziz öğrencilerimizi gözlerinden öpüyor, her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum.
#PISA2025 #PISA2025ZirveninAdıTürkiye #EğitimBirSen