Sadettin Saran: Ali Koç beraber çalışmayı teklif etti ama kabul etmedim. 1 oy bile alacağımı bilsem, adaylıktan asla çekilmeyeceğim. Taraftarımıza söz verdim, adaylıktan çekilmem.
SAHADA KİM VAR, KİM YOK?
KESK: Onlarca yıldır aynı sloganlarla küçük gruplar halinde açıklamalar yapan bir görüntüden öteye geçemedi. Yetkili oldukları dönemlerde ise memurlara sıfır kazanım bıraktılar.
KAMU-SEN: İllerde birkaç kişinin katıldığı basın açıklamaları dışında kitlesel bir varlık gösteremedi. Bugün hâlâ “itiraz” edebiliyor ama çözüm üretemiyorlar.
MEMUR-SEN: On binlerle meydanlarda, çadırlarla sokaklarda, Türkiye’nin 81 ilinde sahada oldu. Masada en güçlü mücadeleyi veren tek sendika oldu.
1. Geçmiş Unutulmaz:
Yetkili oldukları dönemlerde hem KESK hem de KAMU-SEN, dönemin adıyla Uzlaştırma Kurulu’na üye gönderdiler. Bugün “Hakem Kurulu”na katılmayı eleştirenlerin geçmişleri ortada.
2. Eylem Gücü Gerçeği:
Bize “25.000 kişilik eyleminiz göstermelikti” diyenler, evlerinde oturmayı tercih etti. Cılız, yerelde 5-10 kişiyle yapılan açıklamalar dışında hiçbir varlık gösteremediler.
3. Sözde Sokak Mücadelesi:
“Zafer sokakta kazanılır” diyen KESK’i, sokakta görene aşk olsun. Memur-Sen sahadaydı, meydandaydı, KESK sadece sosyal medyadaydı.
4. Tutarsız Çağrı:
Geçen toplu sözleşmeye kadar masada olan KESK, bu yıl masada olan sendikalardan istifa çağrısı yapıyor. Bu, açık bir çelişkidir.
5. KAMU-SEN’in İtirafı:
KAMU-SEN, Hakem Kurulu sürecinde Memur-Sen’in çok ciddi mücadele verdiğini kendi sözleriyle itiraf etmiştir. Ancak her zamanki gibi başarısızlık bahanesine sığınmaktadır.
6. En Büyük Mücadele:
Memur-Sen, bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir mücadele verdi. Bu mücadeleyi görmezden gelmek, ancak evinde oturan sendikaların işidir.
7. Komik Çağrılar:
İllerde 5-10 kişiyle açıklama yapan KESK ve KAMU-SEN, Ankara’da kitlesel eylem yapmaya cesaret edemediler. Ama yetkili sendikanın üyelerine istifa çağrısı yapacak kadar gülünç bir tutum sergiliyorlar.
8. Gerçek Davet:
Biz Memur-Sen olarak; evinde oturup sadece sosyal medya kahramanlığı yapan sendikaların değerli üyelerine sesleniyoruz:
➡️ Gelin, kitlesel eylem yapmaktan kaçınan, yaptıkları basın açıklamalarının dronlu fotoğraflarını paylaşmak yerine sadece açıklamayı okuyanın gözüktüğü kareleri paylaşan ve yetkili oldukları dönemlerde sıfır kazanım sağlayan sendikalardan istifa edin ve Memur-Sen’e bağlı sendikalarımıza üye olun.
9. Sormanız Gereken İki Soru:
“Yetkili olduğunuz dönemlerde hangi kazanımları aldınız?
Yetkili sendika Ankara’da on binlerle büyük bir eylem yaparken, siz ne yaptınız?”
Eğitim kurumlarının normları güncellenmeden yapılan re’sen atamalarda mağdur olan üyelerimize hukuki destek vereceğiz.
▪️Hukuki destek için Şubelerimiz ve Genel Merkez Hukuk Birimimizle irtibat kurulmalıdır.
Genel Başkanımız Ali Yalçın: Bu dönem toplu sözleşmede uzlaşamadık, siyasi partilerin elini tutan mı var, mecliste bütçe kanununda gündeme alsınlar, o zaman hepsine müteşekkir olurum hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.
Biz 25 bin kişiyle Ankara'yı inlettiğimizde gündemine almayanlar şimdi mi cümle kuruyorlar.
#HakemdenÇekildik
🔴HAKEM KURULU’NDAN ÇEKİLDİK
Uzlaşmazlıkla sonuçlanan Toplu Sözleşmede Toplantı Tutanağı ile kayıt altına aldığımız 58 Kazanım Hakem Kurulunda oylandı.
Verdiğimiz tepkiler ve Hakem Kurulu’ndaki ısrarımızla bazı olumlu adımlar atıldı ama bunlar sorunu çözmez.
Hakem Kurulu’ndan çekildik.
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎TOPLU SÖZLEŞMENİN ARDINDAN▪︎▪︎▪︎
Toplu sözleşmenin ardından diyorum, çünkü hakem heyetine giden toplu sözleşme ülkemizde maalesef bitmiş anlamına geliyor. Şimdi dönüp bir muhasebe yaparak geriye elimizde ne kaldı, kimler kazandı, kimler kaybetti, kim hangi dersi çıkarmalı diye bakalım.
Hemen bir hakkı teslim edelim, Memur Sen ve bağlı sendikalar süreci çok başarılı yönetti. Bundan sonraki süreçte bu başarı, yeni üyeler ve geniş etki alanı anlamına gelecektir.
Özellikle, kasıtlı bir yaftalama ile uzun yıllardır üzerine yapıştırılmaya çalışılan, “iktidara yakın sendika” eleştirisinin, bir bakıma sorgusunun, artık diğer sendikalara yöneleceğini söyleyebiliriz. Çünkü Memur Sen, sendika olmak neyi gerektiriyorsa bu süreçte hepsini eksiksiz yaptı ve yapmaya devam ediyor.
Bu süreçte kaybedenler kulübünün en başına iktidar medyası yerleşti. Yaptıkları perdeleme, uyguladıkları sansür, görmezden geldikleri gerçeklerle, bir zamanların kartel medyasını hatırlattılar.
Görmezden geldikleri başta Memur Sen ve aileleriyle beraber yaklaşık ülke nüfusunun yarısını oluşturan emeklisi ve çalışanı ile memurlar. Kimden ne umarak bunu yaptılar, buradaki işleyiş nasıl ve kim tarafından yönetiliyor merak etmedik değil.
Diğer sendika ve konfederasyonlar açısından bakacak olursak, dünyada örneği olmayan yasanın sağladığı merhametle masaya oturan ikinci ve üçüncü konfederasyon, görece kazanırken, küçük ve merdiven altı sendikalar kaybetti. Yetkili sendika ile beraber hareket ederek, sorumlu davranmak ve kazanmak akıllıca bir strateji olarak kayıtlara geçti.
Memur Sen’in başarılı yönetimi ile elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi davranan küçük sendikaların ise acayip işler yaptıkları gözlendi. Ağzını bozanı mı ararsın, yolunu kaybedip bizim eyleme katılanı mı, ne yapsalar çaresizler. Bir umutları vardı, hakeme başvuru konusu, biz hakeme gitmeyince, o da ellerinde patladı. Şimdi, üye göndermeyin diyorlar, biz de onlara siz aklınızı kendinize saklayın diyoruz.
Sonuçları itibari ile bakacak olursak, elde edilen kazanımları küçümsemeye çalışanların neden böyle yaptıklarını herkes biliyor. Kamu Sen’in, geçmiş dönemlerde takındığı tavır ve kullandığı dil ile tek sendikasının yetkili olduğu ve imza atığı bu dönemde yaptıkları açıklamaları karşılaştırdığınızda ne demek istediğim anlaşılacaktır.
Son olarak memurların ne kazandığına ve hakem toplanmasaydı ne kaybedeceklerine göz atalım isterseniz. “İstemeyen almasın” butonu olsa ellerinde, 2026 Ocak ayında; 4.117 lira alacak hangi şefimiz, 5.217 lira alacak hangi şube müdürümüz, 1.045 lira alacak hangi yardımcı hizmetlimiz bu butona basardı? Örnekleri çoğaltabiliriz, 910, 1.300, 955, 2.600, 6.520, 5.217 lira normal artışlara ilave gelecek tutarları kim reddederdi?
8. Dönem Toplu Sözleşme süreci, sonuçları ile bereketli bir toplu sözleşme olmuştur. İşçi memur arasındaki farkın açılmasına rağmen, kalıcı çözüm için uygun ortam oluşmuştur. 4688 sayılı yasanın değiştirilmesi gereğini bütün taraflar yaşayarak görmüştür. Sendikacılık değer ve itibar kazanmıştır.
Problemlerin çözüm adresi Memur Se ve bağlı sendikalar olmuştur. Ülkemiz ve memurumuz kazanmıştır. Artık önümüze bakacağız ve emekli maaşlarının artırılmasına, yasal düzenlemelerin yapılmasına mesai harcayacağız ve teşkilat çalışmalarımıza yöneleceğiz.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri7
[email protected]
Toplu Sözleşme Sürecinde Son Virajdayız
Uzun süredir devam eden toplu sözleşme sürecinde artık son viraja girmiş bulunuyoruz.
Bu süreçte kimimiz elini, kimimiz gövdesini taşın altına koyarak mücadeleye destek verdi. Kimimiz sosyal medya paylaşımlarıyla, beğenileriyle, yorumlarıyla katkı sağladı. Kimimiz ise ne yazık ki sadece izlemekle yetindi.
Ancak objektif bir gözle bakıldığında, Memur-Sen ve bağlı sendikaların bu süreci etkin ve kararlı bir şekilde yönettiği açıkça görülecektir.
Gelinen noktada Memur-Sen'in neler yaptığını kısaca hatırlayalım:
▪ Toplu sözleşme öncesinde sahada sorunlar tespit edildi; talepler gerekçeleriyle birlikte eksiksiz biçimde hazırlandı.
▪ Memur Sen, Kısıtlı zamana ve Kamu İşveren Heyetinin duyarsız tavrına rağmen, günlerce süren müzakerelerde haklılığını kararlılıkla savundu.
▪ Taleplerini TV, radyo ve sosyal medya mecralarında güçlü biçimde dile getirdi.
▪ Ankara başta olmak üzere birçok noktada eylemler, açıklamalar ve protestolar gerçekleştirildi.
▪ 81 ilde eş zamanlı iş bırakma ve basın açıklamalarıyla kamuoyuna sesini duyurdu.
▪ Memur ve emeklilerin talepleri için nöbet çadırları kurarak, kamuoyu ve yetkililerle doğrudan iletişim kurdu.
▪ 25 bin emekçiyle Anadolu Meydanı’nda güçlü bir tepki ve talep duruşu sergiledi.
▪ Hizmet kollarında kazanımlar korunurken; genel toplu sözleşmede bazı konularda uzlaşma sağlandı. Ancak oransal zam, taban aylık ve refah payı konusunda uzlaşılamadığı için toplu sözleşmeye imza atılmadı.
▪ Hakem Heyeti'nin yapısı ve önceki deneyimlerin ışığında teklifin değişmeyeceği gerçeği göz önünde bulundurularak, bu süreci Hakem Heyeti'ne taşımama kararı alındı. Böylece sendika kanununa, toplu sözleşme sistematiğine ve Hakem Heyeti yapısına yönelik itiraz en yüksek perdeden dile getirilmiş oldu.
▪ Hakem sürecinde dahi kamu görevlilerinin haklarını korumak ve itirazlarını yinelemek için kararlı bir mücadele sürdürüldü.
Bu toplu sözleşme süreci, tüm aşamalarıyla önemli bir sendikal mücadele örneği olarak kayıtlara geçmiştir.
🗣 EYLEME DAVET 📢
⬛️ Sendika olarak bir kez daha sesimizi yükseltiyor, emeğin / emekçinin yok sayılmasını protesto ediyoruz:
📅 26 Ağustos Salı
⏰ 12.30
📍 Hazine ve Maliye Bakanlığı Önü
🟥 Tüm Kamu Görevlilerini Kitlesel Basın Açıklamamıza bekliyoruz‼️
🟦 İNSANCA YAŞAMAYI SAGLAYACAK MAAŞ ARTIŞI İSTİYORUZ
⚫️ EMEKLİNİN / EMEKÇİNİN HAKKI VERİLSİN
#EmekHakAdalet
@tcbestepe@HMBakanligi@csgbakanligi
***NEDEN COŞTU BU GEZGİN?***
İsmail Koncuk, Kamu Sen’den tart edilmeden önce çok tartışmalarımız, kavgalarımız ve mahkemelerimiz olurdu. Eleştirilerime cevap veremez, hakaret eder, sonra da kendisi mahkemeye koşardı. İlginç olan ise hepsini de kaybederdi. Güzel günlerdi anlayacağınız. Tazminat kazandığı veya ceza aldığım tek davası olmadı.
Sosyal medyasına bakacak olursak, devam eden 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde, yeniden coşmuş Sayın Vekilimiz. Ne diyor diye baktım, yine kuru gürültüden ibaret.
Yetkili sendika hakeme gitmesin, gitmedi, üye vermesin. Ne olacak, üye vermeyince? Memur zammı meclise gelecekmiş, mecliste de muhalefetin üstün gayret ve çabaları ile hükûmete rağmen yüksek zam vereceklermiş.
Soralım, hangi cüsseyle yapacaksınız Sayın Koncuk? Millet size yetki mi verdi? Mevcut vekil sayınızla şimdiye kadar, hükümete rağmen etki ettiğiniz bir kanun oldu da biz mi duymadık?
Bütçe kanununa yön verebileceğinizi düşünüyorsunuz sanırım. İlkokulda matematiğiniz nasıldı, hatırlıyor musunuz? Bırakın bu işleri, siz işinize bakın, siyaset performansınızın da sendika performansından farklı olmadığını görüyorum.
Sayın Koncuk, memur toplu sözleşmesi sadece oransal zam teklifinden oluşmuyor. Bine yakın diğer taleplerimiz de var. Biz hakemi tartışmaya açarak kanunu değiştirelim diye yürüttüğümüz süreci güçlendirdik.
Bu süreçte de memurları düşünerek, kazanımlarımızı korumak için önlem aldık. Sizden bir şey beklemiyoruz, siz rahat olun, kendinizi yormayın bence.
Size bir tavsiyem olsun, anılarınızı yazın. Yazın ki tarih bir sendikanın, siyasetin oyuncağı haline nasıl geldiğini unutmasın. Sendikacılık adına bir kara leke bırakarak gittiniz, unuttuk zannetmeyin. Bir de kalkmış bize, “İktidarım çok yaşa!” göndermesi yapmışsınız.
Hangi yüzle yazdınız merak ediyorum. Sicilinize bakın ve susun. İradesiz, esir ve tutsak halde yaptığınız sendikacılık döneminizden, yetkili olduğunuz dönemden, altında imzanız olan bir kazanım paylaşın da size güvenelim.
Size cevap aşağıdaki resimde gizli, anlayabilirseniz.
Kamu görevlileri, emeğini yok sayan 4688 sayılı yasayla artık masaya oturmak istemiyor.
Çözüm üretmeyen bu yasa değişmeden adil bir toplu sözleşme mümkün değil!
#BuYasaylaBurayaKadar
Memur-Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın: Emekli açlık, memur yoksulluk sınırının altına sıkışmışken;
Sendikacıya düşen maliyenin gerekçelerini değil memurun gerçeklerini haykırmaktır.
Sendikacıya düşen hükümetin doğrularını söylemek değil hükümete doğruları söylemektir.
Biz, gerçekleri ve doğruları her ortamda söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz.
Bir kez daha ifade ediyorum;
Artık 4688 sayılı yasayla buraya kadar.
Bu yasa miadını doldurmuş, çözümün odağı olmaktan çıkmış, sorun üreten bir hale gelmiştir.
8 toplu sözleşmenin dördünde uzlaşabildik, dördünde uzlaşamadık.
Bu sorunlu yasa bir an önce değişmek zorundadır.
#BuYasaylaBurayaKadar