MÜCADELELERİNE DESTEK OLDUĞUMUZ MÜLAKAT MAĞDURU ÖĞRETMENLER İÇİN ÇÖZÜM YAKIN
Eğitim-Bir-Sen olarak, 2023 KPSS’nin ardından gerçekleştirilen mülakatlarda çeşitli sebeplerle mağduriyet yaşayan öğretmenlerimizin haklarının teslim edilmesi için başından bu yana kararlılıkla mücadele ettik.
Çözüm için adeta mekik diplomasisi yürüttük; TBMM nezdindeki girişimlerimizden yargı süreçlerine, eylemlerden Milli Eğitim Bakanlığı ile defaatle yürüttüğümüz görüşmelere kadar her aşamada meslektaşlarımızın yanında olduk.
Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi yönünde bir çözüm üretileceğine dair inancımızı ve beklentimizi her fırsatta dile getirdik. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde atılan adımı önemli buluyoruz.
Mülakat mağduru öğretmenlerin PIKTES üzerinden istihdamını amaçlayan bir formülle çözüm yolunda ilk adım atılmıştır. Sürecin ilerleyen aşamalarında mağduriyeti bütünüyle ortadan kaldıracak kalıcı çözüm formüllerinin de hayata geçirileceğine ilişkin inancımızı koruyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak sendikamızla irtibat halinde olan meslektaşlarımızla iletişimimizi devam ettirmeye, kapsam dahilindeki bütün öğretmenlerimizin durumunu yakından takip etmeye ve hak kayıpları tamamen giderilinceye kadar sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Geçici süreli PIKTES öğreticisi alımı başvuruları, 14-21 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapılacaktır. Başvurulara ilişkin usul ve esasların yer aldığı kılavuz, 14 Ağustos 2026 tarihinde https://t.co/8WGwN9KMnZ adresinde yayımlanacak; başvurular da aynı internet sitesi üzerinden alınacaktır.
Mülakat mağduru öğretmenlerimizin yaşadığı sorunun çözümüne yönelik attıkları bu önemli adım dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ve Personel Genel Müdürü Bülent Çiftçi’ye teşekkür ediyoruz.
#İyikiEğitimBirSenVar
🎙️TBMM’DE GÖRÜŞÜLECEK KANUN TEKLİFİ MEMUR EMEKLİLERİNİ GÖRMELİ VE GÖZETMELİDİR
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelecek Kanun Teklifi ile en düşük emekli aylığı %17,76 oranında artırılacak.
Kamu görevlisi emeklilerimiz seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması ve 1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularında haklı beklenti içindeler.
İlk çıktığında 8.077₺ olan ve bugünkü rakamı 25.150₺’ye ulaşan seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılmaması mağduriyetlerinin boyutunun daha da ağırlaşmasına neden olmuştur.
Toplu sözleşme masasından etkilenen fakat yasada hak arama mücadelesinin zeminini bulamayan memur emeklilerimiz hem sendikal örgütlenme hem de kayıplarını telafi etme mücadelesini sürdürüyorlar.
Kamu görevlisi emeklilerimiz Komisyona gelen teklif içerisinde kendilerini bulan, emekli aylığı ile görev aylığı arasındaki uçurumu kapatan düzenlemeyi bekliyor.
Memur-Sen olarak; Komisyon görüşmelerinde özellikle 3 konu başlığını gündeme getireceğiz.
▪️Emekli memurlarımızın sendikal örgütlenme hakkı,
▪️Seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması,
▪️1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularını Komisyonda ifade edeceğiz.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi vekillerimizden ve siyasi iktidardan beklenti açık ve nettir. Çalışanın “nasıl emekli olacağım” emeklinin ise “nasıl ayakta duracağım” sorularına cevap, sorunlarına çözüm üretecek Kanun Teklifinin getirilmesi ve mağduriyetlerin bitirilmesidir.
REHBER ÖĞRETMEN ÜYELERİMİZ İÇİN “PSİKOTERAPİ EKOLLERİ” EĞİTİMLERİMİZ BAŞLIYOR
Eğitim-Bir-Sen olarak İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle okullardaki psikososyal destek süreçlerini güçlendirmek amacıyla “Rehber Öğretmenler İçin Psikoterapi Ekolleri” eğitim programını hayata geçiriyoruz.
✏️ BDT Eğitimi:
Doç. Dr. Şeyda Eruyar – Boğaziçi Üniversitesi
✏️ EMDR Eğitimi:
Doç. Dr. Burcu Uysal – İbn Haldun Üniversitesi
✏️ Şema Terapi Eğitimi:
Dr. Ayşe Kaya Göktepe – İstanbul Medeniyet Üniversitesi
✏️ ACT Eğitimi:
Doç. Dr. Hasan Turan Karatepe – İbn Haldun Üniversitesi
EBS Akademi üzerinden çevrim içi düzenlenecek eğitimler 11 Ağustos 2026’da başlıyor.
Eğitim-Bir-Sen üyelerinin katılabileceği program sonunda başarılı olanlar, e-Devlet onaylı sertifika almaya hak kazanacak.
Detaylı bilgi için: https://t.co/IRrlo6VAcl
#İyikiEğitimBirSenVar #EBSAkademi #RehberÖğretmen #PsikoterapiEkolleri #İbnHaldunÜniversitesi
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎EĞİTİM BİR SEN YAPAR▪︎▪︎▪︎
Eğitim Bir Sen yapar. Kovalar, takip eder, ısrar eder ve çözer. Diğerlerine ise çaresizce iki seçenek kalır: Biz yaptık derler, tutmayınca da ne var bunda diyerek değersizleştirmeye çalışırlar. Biz yaptık demekle ne var bunda demek arasındaki çaresizlik kaderleri olmuştur.
Üniversite idari personelinin karşılıklı yer değişikliği talebi önemli bir kazanım ve büyük bir adımdır. Sadece bu kazanımımızla ilgili merdiven altı sendikaların yaptığı paylaşımlara bakınca bile ne demek istediğim anlaşılacaktır.
Yaklaşık üç yıldır YÖK ve Cumhurbaşkanlığı arasında adeta mekik diplomasisi yürüttük. Toplu sözleşme masasına taşıdık, ısrar ettik. Her defasında, “üniversiteler özerk bütçeli kurumlardır, bakanlıklara benzemez.” tepkisini aldık. Yılmadık ve ikinci kez koparıp aldık.
Şimdi geliştirilmesini talep ve takip ediyoruz. Becayişin çok ötesinde birçok parametreyi ve talebi içeren bir sisteme doğru yol alıyoruz. Bu konuda her ziyaretimizde talebimize olumlu yaklaşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve YÖK Genel Sekreteri Dr. Batıkan Aksoy’a teşekkür ediyorum.
Sendikalar hak arama, hakkı teslim etme, problem çözme, kazanım üretme, doğru ve güzel olana destek olma, kötü ve zararlı olana ise karşı olmayı ilke edinmesi gereken kurumlardır.
Merdiven altı sendikalar, kazanımlarımızı sahiplenmeyi veya değersizleştirmeyi bırakıp, hakkımızı teslim etmeyi başarabilseler, üyeleri nezdinde daha büyük beğeni alacaklardır. Üyeleri, “bizimkiler bir şey yapamıyorlarsa bile en azından hakkı teslim edecek erdeme sahipler.” deyip yöneticilerinin dürüstlükleriyle övünecekler.
Üniversitelerde çok gündemimiz ve alınacak daha çok yolumuz var. Maalesef toplu sözleşme kazanımımız olan uygulamaları bile hayata geçirmemekte direnen üniversite yönetimleri var. Hâlbuki üniversiteler bu konularda öncü ve örnek olmalıdır.
Üniversitelerimize yakışan uygulama, lojman komisyonlarında ve disiplin kurullarında sendika temsilcisi olmasını engellemek değil; yaptığı doğru, adil ve yasal uygulamaların açık denetimi ve kamuoyuna duyurulmasını sağlamak isteyen üniversite yönetimlerinin kendilerinin talep etmesidir.
Kurulları demokratik ilkeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde çalıştıran üniversite yönetimlerimize teşekkür ederken beklentimiz üniversitelerimizin araştırmalarıyla, uygulamalarıyla diğer kurumlarımıza örnek olmalarıdır.
Üniversiteler, topluma yön verecek, geleceğe ışık tutacak, hoşumuza gitmese de gerçekleri bugünden ortaya koyacak çalışmalar yapan kurumlar olmalıdır. Akademik özgürlük ve özerkliği, sadece mezuniyet törenlerine yansıyan üzücü tabloların ortaya saçılmasında değil, toplumun faydasına işlere yansımasında da görmek istiyoruz.
Keşke doğum oranındaki dramatik düşüşü, yok olmaya giden ivmeyi otuz kırk yıl önceden bir hocamız ortaya koyabilseydi. Yüz yıllık küresel proje, doğum kontrol uygulamalarının bizi bugünlere getireceğini görebilen bir makale yazılabilseydi.
“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diyebilseydi birilerimiz. Hala buna ihtiyacımız var. Modern çağa teslim olan değil bugünün bütün yanlışlarına meydan okuyacak ve gerekirse bedel ödeyecek duruşlara, çıkışlara ihtiyacımız var.
Hocalarımızdan bunu bekliyoruz, bu yolda üniversitelerimizi yanımızda görmek istiyoruz. Vesayetten ve ithal fikirlerden çok çektik.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
Rahmi Koç’un bir Kürt kadın üzerinden sarf ettiği çirkin ifadeler; insan onurunu inciten, kadınları aşağılayan, toplumsal barışı zedeleyen ve ayrımcı anlayışları normalleştiren bir zihniyetin yansımasıdır.
Ülkemizin her ferdi; kimliği, kökeni, cinsiyeti ne olursa olsun eşit değere ve aynı saygınlığa sahiptir. Hiç kimsenin milletimizin herhangi bir kesimini aşağılamaya, ötekileştirmeye veya alay konusu yapmaya hakkı yoktur.
Zamanında devletin sağladığı ekonomik ve ticari zeminde palazlanarak küresel ölçekte güç kazanan büyük sermaye çevrelerinin millete tepeden bakan, vatandaşları kökeni ve kimliği üzerinden küçümseyen bir dil kullanması kabul edilemez. Milletimiz; emeğiyle, alın teriyle bu ülkeyi büyütmüş, hiçbir ayrıcalıklı zümrenin kendisini aşağılamasına sessiz kalmamıştır.
Servet, makam ve nüfuz insana üstünlük değil sorumluluk yükler. Bazı insanlar servetlerini miras alabilir; ancak karakter, görgü ahlak ve insanlara saygı mirasla edinilmez. Toplumun herhangi bir kesimini küçümseyerek yapılan sözde mizah; nezaketle, ahlakla ve vicdanla bağdaşmadığı gibi, sahip olunan imkânların insana gerçek bir erdem kazandırmadığını da gösterir. Gerçek asalet ve büyüklük; servette, unvanda veya soyadında değil, insana gösterilen hürmette saklıdır.
Nefret diline, ayrımcılığa ve toplumu kutuplaştıran söylemlere karşı gerekli hukuki sürecin işletilmesi önemlidir. Bu nedenle soruşturma başlatılması yönündeki talimatı dolayısıyla Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e teşekkür ediyor, hukukun karşısında herkesin eşit olduğu ilkesinin tavizsiz şekilde korunmasını temenni ediyorum.
#RahmiKoçÖzürDile
@Akingurlek_
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎ÜYE SAYILARI BİZE NE DİYOR?▪︎▪︎▪︎
Ülkemizde siyaset ve sendikacılık, yeni şeyler üretme üzerine değil de var olanı yıkma üzerine yapılmaya başladığından beri hep beraber kaybediyoruz. Zaman kaybediyoruz, enerjimizi kaybediyoruz. Sendikacılığın geleceğini çıkmaza sokuyoruz.
Eğitim Bir Sen olarak çok zor bir yılı daha başarı ile geride bıraktık. Zirvede rüzgâr sert eser misali birçok fırtınaya tutulduk ancak üstesinden gelmesini bildik ve on altı bin üye artışı ile rekorumuzu geliştirdik. Şimdi yeniden muhasebe yapma ve olup biteni doğru anlama vaktidir.
Muhasebeye, sendikaların üye sayısının yıllar içindeki değişiminden ziyadede, ülkemizdeki sendika sayısından başlamak gerekiyor. Üye tespit tutanaklarına bakan bir yabancı bile burada bir problemin olduğunu anlayabilir.
Sadece eğitim alanında elli yedi sendika var. Hizmet kolunun tamamını muhatap almayan, branşlara, unvanlara, milli ve manevi değerlerin istismarına, dönemsel problemlere vs. dayanan sendikaların üye sayısındaki değişimi konuşmak, bu gecekondu ve merdiven altı yapılara hizmet edecektir, bu kısmı geçiyorum.
Yeri gelmişken sendikal mevzuatımızı uluslararası standartlara kavuşturmak için çok geç kaldığımızı ve bu arızalı yapıyı besleyen düzenin bir an önce değişmesi gerektiğini vurgulayarak, bir fikre dayanan sendikal mücadelenin nereye gittiğine ışık tutmaya çalışalım.
Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki, ülkemizde sendikal mücadele inançlar, siyasi görüşler ve ideolojiler üzerinden örgütlenmiştir. Bir siyasi görüşe ait olmadığını ve salt sendikacılık yapacağını söyleyen bazı sendikalar kurulduysa bile varlık gösterememiş ve kimse de öyle olduklarına inanmamıştır.
Türkiye’de sol ve milliyetçi motivasyonla kurulan, bölünen, birleşen sendikaların tamamı, statükoyu koruma yarışına girmişlerdir. Ödüllerini de statükoculardan almışlar, emek vermeden semirmişlerdir. Bu yüzden eğitimi, dünyayı, insanı, çevreyi, teknolojiyi, geleceği okumak, ortaya yeni şeyler koymak diye bir dertleri ve becerileri olmamıştır.
Eğitim Bir Sen’in söylemi, devrim niteliğindeki adımları, yetkide istikrarı bile bu sendikaları, olması gereken hak, emek, adalet ve özgürlükler alanına çekememiştir. Hal böyle olunca ortada sendikacılık değil tam bir kör döğüşü yaşanmaktadır ve adeta Eğitim Bir Sen kendiyle yarışmaktadır.
Ülkemizde sendikal mücadele, statükoya sahip çıkma yarışı olmak yerine; tarih boyunca felsefe, bilim, sanat, estetik vb. diğer alanlarda olduğu gibi, karşılıklı fikirlerin çarpıştığı er meydanına dönüşebilseydi, üretecekti, ülke kazanacaktı ve üye kazanacaktı.
Karşımızda, kendini yenileyemeyen, üretmeyen, semirtildiği eski günlerin özlemiyle saldırganlaşan, yetmezmiş gibi yakasını uluslararası sapkın akım ve yapıların kontrolüne kaptırmış, çelişkiler içinde hilkat garibesi yapılar var.
Bu yüzden bütün yük bizdedir. Hakkını verdiğimiz için de yetki on altı yıldır bizdedir. Keşke karşımızda gerçek sendikalar olsa, yeni fikirler ve söylemler üretse ve hep beraber, el ele, dijital çağın teknolojik risklerini göğüsleyecek yeni ahlaki normlar üretebilseydik. İnsanlar bize baksaydı, bize sığınsaydı.
2026 yılı sendikal tablosu bize ülkemizin yanında dünyanın sorumluluklarını da yüklüyor, hem de tek başımıza.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
GENEL İDARİ İZİN GÜNLERİ OLAN 25-26 MAYIS’TA ÖĞRETMENLERİN VE YÖNETİCİLERİNİN EK DERS ÜCRETİ ALMASI, EĞİTİM-BİR-SEN’İN TOPLU SÖZLEŞME KAZANIMIDIR.
Toplu Sözleşme Hükmü;
“Ders görevinin yapılmış sayılacağı haller
MADDE 2- (1) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders yılı içerisindeki iş günlerinde genel idari izinli olmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler ile öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”
İstanbul’un Fethi;
Hz. Peygamberimizin kutlu müjdesine nail olma yolunda milletimizin ortaya koyduğu inanç, azim ve kararlılığın neticesidir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın mühendislik çalışmalarıyla kazanılan, tarihin seyrini değiştiren büyük bir zaferdir.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
Eğitim-Bir-Sen, 15 Mayıs mutabakat sürecinde üye sayısını 444 bin 454’e yükselterek tarihi bir rekora imza attı.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda 444 bin 454’e yükseldi.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine şükranlarımızı sunuyoruz.
Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz.
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
Toplu Sözleşme Hükmü Bürokratik Yorumlarla Daraltılamaz…
YÖNETMELİK MEB’İN, KEYFİ YORUM MALİYE’NİN!
Bünyesinde ikili eğitim yapılan sınıfların bulunduğu, ancak genel itibarıyla tekli eğitim yapan eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilere toplu sözleşme gereği ilave ek ders ücreti ödenmemesi noktasında, MEB’in talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilen görüş; hem usul yönünden hukuka aykırı hem de mevcut toplu sözleşme hükmünün kapsamını daraltıcı niteliktedir. Bu haliyle kabul edilmesi mümkün değildir.
MEB’in; tümüyle ikili eğitim yapmayan, ancak bünyesinde anasınıfı, özel eğitim ana sınıfı ve uygulama sınıfı gibi birimlerde ikili eğitim yapılan okulların “ikili eğitim yapan okul” sayılıp sayılamayacağı konusunda, kendi yönetmeliğini dahi yorumlamayıp neden Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş alma ihtiyacı duyduğunu anlamak mümkün değildir. Bir Bakanlık, bizzat kendisinin hazırladığı mevzuatı —üstelik mali hüküm içermeyen bir konuda— neden Hazine ve Maliye Bakanlığına yorumlatır? İnisiyatif almaktan neden kaçınır?
Diğer taraftan toplu sözleşmede; “Toplu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevli ve yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla toplu sözleşme hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tek başına görüş vererek uygulamayı yönlendirmesi mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu görüş, yalnızca hukuki dayanaktan yoksun değil; aynı zamanda yetki aşımı ve yetki gasbı niteliği taşımaktadır.
Bünyesinde ikili eğitim yapılan sınıflar bulunduğu için sabah 06.30’da görevine başlayıp akşam 18.30’a kadar çalışan bir eğitim kurumu yöneticisinin, zaten son derece cüzi olan hakkını dahi bürokratik yorumlarla gasp etmek; emeği yok saymak, hakkaniyet duygusunu zedelemek ve alın terini değersizleştirmekten başka bir şey değildir.
@tcmeb
Sözleşmeli Personel Doğum İzni Düzenlemesi Yapıldı
Doğum iznini 24 haftaya çıkartan düzenlemeden sözleşmeli personelinde yararlanması için Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne yazdığımız yazı sonrası düzenleme yapıldı.
Kadrolu memurlar ile sözleşmeli personelin doğum izni hakları eşitlendi. Hayırlı olsun.
MEMUR-SEN’İ HEDEF ALAN MÜFTERİLERİN KAMPANYASI ÇÖKTÜ
Genel Başkanımız Ali Yalçın, TV100 canlı yayınında paylaştığı gerçeklerle şahsı ve Memur-Sen’i hedef alan çok ortaklı iftira kampanyasını çökertti:
❌ Ortada villa yok,
❌ Ortada Memur-Sen’e ait bir kooperatif yok,
❌ Ortada Memur-Sen’le ilişkili herhangi bir kooperatif yok.
❌ Ortada söz konusu kooperatifin yöneticisi bir oğlum yok.
Ortada sadece iftira ve müfteri var.
Gerçekler ortaya çıktı;
🔥🔥🔥iftira da müfteri de yandı, bitti, kül oldu…
https://t.co/rtAYFgnW1R
İLKSAN YÖNTİMi SUÇ İŞLİYOR!
MUHALEFET ŞERHİNİ GİZLEYEREK GERÇEKLERİ ÖRTEMEZSİNİZ..,
İLKSAN Denetleme Kurulu’nun üç üyesinden biri olan üyemiz, yönetim kurulunun usulsüz, hukuksuz ve keyfi uygulamalarını tespit ederek bu durumu muhalefet şerhi ile kayıt altına almıştır.
İLKSAN’ın 83 yıllık tarihinde daha önce yalnızca iki kez muhalefet şerhi yazılmıştır. Bu şerhler, faaliyet raporuna eklenerek mali genel kurul öncesinde tüm il temsilcilerine denetleme kurulu raporuyla birlikte gönderilmiştir.
Ancak bu yıl:
Muhalefet şerhi il temsilcilerine gönderilmemiş,
Denetleme kurulu raporu ise şerh yokmuş gibi düzenlenerek temsilcilere iletilmiştir.
Bu durum açık bir hukuksuzluk ve usulsüzlüktür.
📌 Muhalefet şerhi, denetim raporunun ayrılmaz bir parçasıdır.
📌 Denetleme kurulu, yönetim kurulunun onay mercii değildir.
📌 Raporun bu şekilde delegelere gönderilmesi açıkça hukuka aykırıdır.
📌 Muhalefet şerhinin gizlenmesi, şerhte yer alan tespitlerin ciddiyetini artırmaktadır.
📌 İLKSAN, muhalefet şerhini yayımlamayarak usulsüzlükleri ve hukuksuzlukları gizlemeye çalışmıştır.
📌 Bu hâliyle denetleme kurulu raporu ibra edilse dahi dava konusu olacak ve iptal edilmesi kuvvetle muhtemeldir.
📌Denetleme kurulu raporu muhalefet şerhi, şerh koyan denetleme kurulu üyesinin, raporun genel sonuçlarına veya belirli maddelerine katılmayarak, gerekçeleriyle birlikte rapora eklediği karşı görüş yazısıdır. Bu şerh, denetlenen faaliyetlerde usulsüzlük, eksiklik veya aykırılık iddialarını resmiyete döker ve ileride açılabilecek iptal davaları için hukuki dayanak oluşturur. Sandık yönetimi, usulsüzlük, eksiklik ve aykırılık teşkil eden eylemleri gizlemek, üyenin dava açma hakkını engellemek istemektedir.
📌 Milyarlarca liralık iştirak yatırımı olan İlk Yatırım A.Ş. denetim dışı bırakılmıştır. Bu şirketin denetleme kurulu tarafından denetlenmemiş olması, şaibeyi daha da güçlendirmiştir.
📌 Muhalefet şerhini gizlemek evrakta sahteciliktir, TCK’ya suçtur
Bu durum;
Resmî belgeyi gizleme evrakta sahtecilik suçuna sebebiyet verir.
Görevi kötüye kullanma suçu kapsamına girer,
Yöneticilerin şahsi sorumluluğu kapsamında mali sorumluluk ve tazminat yükümlülüğü doğurur.
Söz konusu sürece dahil olan İLKSAN yöneticileri müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu usulsüzlük ve hukuksuzluk, cezai sorumluluk doğurur.
Anastatüye göre, Denetleme Kurulu görevlerinin ifası sırasında Sandığın yönetim işlerine ait olmak üzere öğrendikleri noksanlık ve yolsuzluklar ile kanuna aykırı gördükleri hususları Temsilciler kuruluna
bildirmek ile mükelleftir. Bu yetki ve hak, muhalefet şerhi koyan Denetleme Kurulu üyesinin elinden alınmaktadır.
📌 Denetleme kurulu ve faaliyet raporu bu haliyle eksik, sansürlü ve yanıltıcıdır.
📌Türk Ticaret Kanunu’nun 437 ve 445. maddeleri yok sayılmıştır.
SONUÇ İTİBARİYLE;
Bilgi alma hakkı gasp edilen bir delegenin ibra konusundaki irade beyanı hukuken geçersizdir.
Muhalefet şerhi gizlenerek temsilcilerin bilgi edinme hakkı ihlal edilmiştir.
Eksik ve sansürlü rapora dayanılarak verilen ibra oyu yok hükmündedir; mutlak butlanla batıldır.
@ilksangovtr Yönetim Kurulu muhalefet şerhini gizleyerek evrakta sahtecilik yapmış ve suç işlemiştir.
BİLİYOR (MU)SUN BU İŞİ TÜİK
2025 yılı mart ayında akaryakıt fiyatları;
Benzinde yüzde 2,5
Motorinde ise yüzde 1,85 düşmüştü.
Tüm maliyetleri doğrudan etkileyen akaryakıt fiyatlarında o günlerde yaşanan düşüşe rağmen TÜİK, 2025 yılındaki mart ayı enflasyonunun 2,46 olarak gerçekleştiğini açıklamıştı.
2026 yılı mart ayında ise akaryakıt fiyatları;
Benzinde yüzde 7,5
Motorinde yüzde 14 arttı.
İğneden ipliğe tüm fiyatlara akaryakıt ücretlerindeki artışın yansımasına rağmen TÜİK bugün 2026 yılı mart ayı enflasyonunu yüzde 1,94 olarak tespit ettiğini açıkladı.
Çarşı pazar fiyatlarını görmezden gelip enflasyon oranını kağıt üzerinde düşürmek kafayı kuma gömmektir.
TÜİK, kafasını kumdan çıkarmalıdır.
Enflasyon altında ezilen eğitim ve bilim çalışanları ile emeklileri görülmeli ve maaşları yapılacak seyyanen zamlarla iyileştirilmelidir.
***YÜZÜNÜZ KIZARMIYORSA DEVAM EDEBİLİRSİNİZ, MEYDAN SİZİNDİR!***
Önceki dönem Eğitim İş genel başkan yardımcısı, şimdi konfederasyon başkanı.
Eylem yeleğini giymiş, bakanlığın önünde ÖMK protestosu yapıyor.
"Ülkede bir tek başöğretmen olur, başöğretmenlik sınavına karşıyız, direniyoruz, çok kızgınız, direne direne kazanacağız, kamucu eğitim istiyoruz!"
....
Kanun çıkıyor, önde çok kızgın genel başkan yardımcısı arkasında şartları tutan bütün üyeler, aslanlar gibi gidip o gün o sınava giriyor, bugün ise her ay tazminatları hesaplarına yatıyor. [Uzman/başöğretmenlik unvanına ve derecesine göre 12 bin ile 16 bin TL. arası]
...
Üyelerini muhbir gibi kullanıp okullarda provakasyon yapıyorlar, deşifre olunca da kafalarına göre tanımladıkları laikliği vs. kendilerine kalkan yapıyorlar.
Cevap vermişler güya. Üyeniz yetkisini aşmış, öğrencilerin ifadesini almış, yönetmesi gereken olayı okul dışına taşımış, okul müdürü yetkisi kullanmış diyorsunuz; o masal anlatıyor.
Dürüst ve tutarlı olamıyorsunuz, onu anladık. Ancak şu tablo karşısında yüzünüz de kızarmıyorsa meydan sizindir! Deşifre ettikçe kızmak yok ama, baştan anlaşalım. Yeni başladık demiştim, ben sözümdeyim.
Ha bu arada unutmadan hatırlatayım; kırk yıldır, dağ taş ova demeden, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti korumak için canını feda eden askerimize, polisimize kurşun sıkanların, dağa kaçırdığı çocukların annelerini ziyaret eden üyelerinizi, sendikanızdan neden ihraç etmiştiniz sahi?
Bir türkü ile bitirelim:
Salın da gel aman aman hey,
Meydan (sendika) görsün aman,
Meydan (sendika) görsün aman,
Serpil de gel aman aman hey,
Düşmanlar ölsün aman,
Düşmanlar ölsün aman,
...
(Uyarlanmıştır)
Yeliz Hanım;
Bizi bu topraklarda bilenler bin yıldır biliyor, siz rahat olun.
Milletimiz asıl sizi ve sendikanızı tanıyamıyor. İslamın sancaktarlığını yapmış bir milletin torunları, nasıl olur da dinine, değerlerine bu kadar yabancılaşır, düşman olur diye soruyor sizi görenler.
Toplum sizi aştı, söylemleriniz tükendi. Avukat, savcı, hakim, infaz memuru kısaca herşey olduğunuz günler geride kaldı. Açık söylüyorum buradan size bir ekmek çıkmaz, boşuna okulların huzurunu kaçırmayın!
Yargıya mudahale ediliyor diye yaptığınız tam da bu. "Kız öğrencilerin şikayet ettiği" ibaresiyle ne anlatıyorsunuz aklınızca?
Kız öğrencilerin şikayetini, üyeniz bayan müdür yardımcısı organize ettiği için mi size daha anlamlı geldi acaba, merak ettim doğrusu?
Ramazan Hoca şimdi sebest bırakıldı, kelepçe ile götürülür ve tutuklanırken hukuk güzel, serbest bırakılırsa müdahale mi oluyor? Sevsinler sizin hukuk anlayışınızı!
Şimdi yeni başlıyoruz. Münferit olayları kullanarak, çarpıtarak sendikacılık yapmayı ahlaken nasıl izah ediyorsunuz bilemiyorum ancak aynı yoldan biz de gidersek sorumlusu siz olacaksınız. Çünkü haddi fazlasıyla aştınız, bilesiniz.
MESEM, ÇEDES, İHL, Seçmeli Dersler, TYMM, ÖMK... Gündeminiz bu kadar, bunlar olmasaydı ne yapacaktınız Allah aşkına? Size mi soracağız, siz kimsiniz?
Çeşitli kanun ve yortuların arkasında, başını kuma gömmüş deve kuşu gibi duruyorsunuz. Sizi görüyoruz.
Ramazan Avuşmak'ın 5816 sayılı kanun üzerinden maruz kaldığı muameleyi yakından takip ediyor, yargıya intikal etmiş konuda herkesi suhulete davet ediyoruz.