Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Mentionları açmaya cesaretiniz yok. Eh oda seçimleri yaklaşıyor o zaman tekno girişimcilerin size söyleyeceği bazı şeyler olacak. Rakam da veremiyorsunuz ben yardım edeyim:
"Yerli üretim koruması" diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024'te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin'den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarina "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın %3'ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kara göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
"Büyük tehdit" dediğiniz YYP'den Türkiye'ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
Alibaba'da 2 dolar telefon kılıfı, sizin "yerli markanızla" 500 TL. https://t.co/ZhYEm0dUWn'da 5 dolar ayakkabı, sizin "Türk markanizla" 2.500 TL. Ayni fabrika, ayni ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kariniz.
Muhafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68'e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye'ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz "yerli üreticiler"? Çin'den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Siz konteynerle Çin'den mal getirince "dış ticaret." Vatandaş kargoyla sipariş verince "vatan hainliği." Siz %1000 karla satınca "katma değer." Temu %50 karla satınca "haksız rekabet."
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde "yerli üretici, rekabet" dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye'nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
"Yerli üretimi koruyoruz" demeyin, "ithalat tekelimizi koruyoruz" deyin. En azından dürüst olur.
Nadir toprak elementlerine sahip dünyadaki ilk 5 ülkeden biriyiz.
Bu zenginlik, Türkiye’nin geleceğidir ama pazarlık konusu yaptılar!
Nadir toprak elementlerinin hammadde olarak yurt dışına satışını yasaklayan; aranması ve işletilmesinin devlet eliyle yapılmasını öngören kanun teklifimizi imzalayıp Meclis’e sunduk.
İktidara açık çağrımızdır; nadir toprak elementlerinin satışını yasaklayan kanun teklifimize var mısınız, yok musunuz?
Nadir toprak elementlerinin hammadde olarak yurt dışına satışını yasaklayan kanun teklifimizi bugün TBMM’ye sunduk.
AKP’ye sesleniyorum!
Var mısınız, yok musunuz?
Günaydınlar dostlar!
Resimde gördüğümüz 18-19 yaşındaki askeri öğrenciler. Yaklaşık tam 10 yıldır cezaevindeler. Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezalar aldılar! Bir çoğunun dosyasını inceleme fırsatım oldu! Darbeden falan haberleri olmamasına rağmen bu cezaları aldılar!
Bu çocuklar unutuldu ve çoğu gariban, kimsesi yok!
Unutma, unutturma!
Çoğu insan hatırlamaz. Hatırlatmakta fayda var. Espressolab’a AKP’lilerin gittiği zamanlar. Bardakların üzerine siyasi tutsakların isimlerini yazıp dalga geçmişlerdi. İçlerinden biri ağır kanser hastası Murat Çalık’tı. Ağır hasta Murat Çalık ile dalga geçecek kadar kendilerinden geçmişlerdi. Kahve bardaklarıyla şov yapmaktan geri durmadılar! Şimdi EspressoLab’ı listeden çıkardık diyorlar. Hayır, ben bunları asla unutmuyorum. Şahsen asla içmeyeceğim, içtirmeyeceğim!
30 yıl sonra Bayrampaşa’yı hizmetle buluşturduğumuz için, ben ve yol arkadaşlarım hukuksuz bir şekilde tutuklandık.
Ortada ne somut bir delil ne de geçerli bir hukuki gerekçe vardır. Tek suçumuz; baskılara ve tehditlere boyun eğmemek, doğrularımızdan vazgeçmemektir. İlkelerimizden, duruşumuzdan, tavrımızdan asla geri adım atmadık, atmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz!
Sevgili Bayrampaşalı komşularım, bizler her koşulda Bayrampaşa için doğruları savunmaya, sizler için dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz.
Ve bilinmenizi isterim ki; bu karanlık günler elbet geçecek, Bayrampaşa’da da, İstanbul’da da, Türkiye’de güneş yeniden doğacak!
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
@ProfDemirtas@JudgeOrJudge Bu nasıl üslup ya? Adınızın başındaki prof ünvanına da mı saygınız yok? De git? Fesat sevicisi seni ne? Gerçekten inanamıyorum, ülkemin profesörünün diksiyonuna, hitabetine bir bakın. Yazık ki ne yazık.
@kimneyazar 100 yılda Diyanet'e harcanan toplam para, enflasyon ayarlı yaklaşık 45 milyar USD (1.75 trilyon TL). Ortalama bir imalat fabrikası maliyeti 50 milyon USD (2 milyar TL) kabul edersek, yaklaşık 900 fabrika yapılabilirdi. Kaynak: Tarihi bütçe verileri ve döviz kurları@kimneyazar 100 yılda Diyanet'e harcanan toplam para, enflasyon ayarlı yaklaşık 45 milyar USD (1.75 trilyon TL). Ortalama bir imalat fabrikası maliyeti 50 milyon USD (2 milyar TL) kabul edersek, yaklaşık 900 fabrika yapılabilirdi. Kaynak: Tarihi bütçe verileri ve döviz kurları@kimneyazar 100 yılda Diyanet'e harcanan toplam para, enflasyon ayarlı yaklaşık 45 milyar USD (1.75 trilyon TL). Ortalama bir imalat fabrikası maliyeti 50 milyon USD (2 milyar TL) kabul edersek, yaklaşık 900 fabrika yapılabilirdi. Kaynak: Tarihi bütçe verileri ve döviz kurları.
Araba motorunda saklandıkları için yola düşüp hem annelerini hem de kardeşlerini kaybeden 1,5 aylık 2 erkek kediye yuva arıyorum. Şu an veterinerde, iç-dış parazit aşıları yapıldı. Gözlem altındalar. Yuva arıyorum. Konum İstanbul
BOYNUZ KULAK MESELESİ...
Yıl 1994 Alpaslan Türkeş mal beyanın da bulunuyor, TBMM mal varlıklarını araştırma komisyonuna.
Sadece 2.5 milyar TL sinin olduğunu söylüyor ve bir de milletvekili maaşı.
4 Nisan 1997 de ölüyor.
Öldükten sonra çocukları miras yüzünden bir birlerine,
Bakın soldaki çocuk Berkay Gezgin.. 22 yaşındaki pırıl pırıl bir genç! Tutukladılar bugün, gözaltına alınmasını bile gerektirecek bir şey olmadığı halde! Tek suçu Eskişehir’den kalkıp Ekrem abisine destek olmaya gelmek, insanlara ümit aşılamak, haksızlığa karşı gelmek, direnmek, suçu aslında doğru olanı yapmaktı…
Diğer resimdeki de Fatıma Zehra Kınık! Depremde çadır satan Kerem Kınık’ın kızı… 16 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybetmesine sebep olan bir kazaya karışmasına ve bilirkişi raporunda asli kusurlu bulunmasına rağmen ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı!
Unutmayın bunları, çok yakında lazım olacak!