In a recent study, pupils using AI saw their average homework score rise by 18% across all subjects after six months. But come exam time, the same students scored 20% below their classmates who had not called on AI’s help. We analyse the data: https://t.co/Ddhrdh4loj
Şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı insan hücresi 3D rekonstrüksiyonlarından biri...
Bu görsel, X-ışını tomografisi, nükleer manyetik rezonans (NMR) ve kriyo-elektron mikroskopisi verilerini birleştirerek, tek bir ökaryotik hücrenin içinde sıkışmış olan şaşırtıcı moleküler karmaşıklığı ortaya koyuyor.
Dışarıdan basit görünen şey, aslında moleküler makineler, zarlar, proteinler ve organellerin hepsinin birlikte çalıştığı inanılmaz derecede yoğun bir dünyanın ta kendisidir.
Bu sadece bir hücre. Ve vücudumuzda tahminen bunun gibi 30 trilyon hücre var.
Bütün hücreler birbiriyle haberleşiyor, beraber çalışıyor.
Gel de Yaradan'a inanma.
TÜYEK 6.388 YENİ YAZMAYI BUGÜN 15.00’TE ERİŞİME AÇIYOR
https://t.co/ICNu31LFMP
“TÜYEK Yeni Yazmalar Koleksiyonu” TÜYEK’in satın aldığı yazma eserlerden oluşuyor. Dijitalleştirme ve kataloglama çalışmaları devam eden koleksiyondaki 6.388 eser bugün 15.00 itibarıyla erişime açılacak.
Dünyanın en büyük yazma eser portalı olan, TÜYEK’in resmi hesabı https://t.co/PibgIVdtPs’de erişime açılacak 6.388 yazmanın %57’si Arapça, %38’i Türkçe ve %4,5’i Farsçadır. Bu dillerin yanı sıra İbranice, Süryanice, Yunanca, Peştuca, Kürtçe, Urduca ve Latince dillerinde de eserler bulunmaktadır.
Koleksiyonun erişime açılan eserlerin ağırlıklı kısmı (%59’u) İslâmî ilimlerle ilgili. Bu dağılımı “Dil ve dilbilim” (%13), “Edebiyat ve retorik” (%8) ve “Felsefî ilimler” (%8) izlemektedir.
Koleksiyonda fürû-i fıkıh (Hanefî fıkhı, ferâiz, fetâvâ), akâid, kelâm, amelî ve nazarî tasavvuf, tefsir, hadis (kırk hadis ve derleme mecmuaları), Kur’ân ilimleri ve tecvide ait eserler bulunmaktadır. Ayrıca Arap dili grameri (nahiv, sarf, belâgat) üzerine yazılmış şerh ve hâşiyeler ile mantık ve felsefî ilimlere dair risaleler, koleksiyonun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Edebiyat ve sosyal tarih çalışmaları açısından divanlar, mecmûa-i eş‘âr, münşeât derlemeleri ve dinî-ahlâkî metinler kayda değer bir hacme sahiptir. Koleksiyonda botanik, matematik, astronomi ve tıbb-ı nebevî alanlarında telif ve tercüme eserler de yer almaktadır.
Koleksiyondaki 6.388 eserden 2.130’unda (%33) istinsah tarihi yer almaktadır. Tarihi zikredilen en eski nüsha, h. 702/1302-3 tarihli Cüveynî’nin el-Varakât’ına Firkâh’ın yazdığı şerh üzerine yazılmış Hâşiye alâ Şerhi’l-Varakât adlı eserdir; bunu h. h. 718/1318-19, h.762/1360-61, h.786/1384-83 ve h.789/1387-88 tarihli nüshalar takip etmektedir. Aralarında Kâdî Beyzâvî’nin meşhur tefsiri Envâru’t-Tenzîl ve Hacı Paşa’nın tıbba dair şerhinin de bulunduğu bu erken dönem nüshalar, koleksiyonun yalnızca Osmanlı klasik dönemine değil, Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ve coğrafyaya yayıldığını göstermektedir. Ancak hicrî takvime göre tarihli nüshaların büyük çoğunluğunun 12. ve 13. yüzyıllara (miladî 18. ve 19. yüzyıllara) ait olduğu, bunu 11. ve 10. (miladî 15. ve 16. yüzyıllar) yüzyılların izlediği görülmektedir.
6.388 eserden yalnızca 296’sında (%4,6) yazmaların istinsah yerlerine dair bilgi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki bu kayıtlarda 175 farklı yer adının olması, koleksiyonun bir merkeze bağlı olmadığını, farklı coğrafyaların ait olduğunu göstermektedir. En fazla zikredilen istinsah yeri İstanbul’dur. Onu Kayseri, Bursa, Edirne ve Adana gibi Anadolu’nun farklı bölgelerindeki merkezler izlemektedir. Kayıtların bir kısmında yalnızca şehir adı değil, istinsahın gerçekleştiği medrese de belirtilmiştir. Ahmediye, Fatih, Rüstem Paşa, Hadım Hasan Paşa ve İskender Paşa Medresesi vb. medreselerin istinsah yeri olarak zikredilmesi, koleksiyonun Osmanlı medrese geleneğinin müşahhas izlerini taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Şam, Mekke, Kahire, Trablusşam ve Mısır gibi Osmanlı’nın Arap vilayetlerine ait istinsah merkezlerinin yanı sıra, İmparatorluğun Kırım ve Midilli gibi imparatorluğun uç bölgelerinden örneklere dahi rastlanmaktadır.
Metin tenkidi açısından en değerli nüsha olarak kabul edilen 10’dan fazla müellif hattı bulunmaktadır. Diyarbakırlı Mehmed Sa‘îd Paşa’nın henüz basılmamış Mir’âtü’l-İber adlı eserinin onuncu cildi ile Dîvân-ı Rif‘at bunlar arasındadır.
30’dan fazla nüshada “diploma” niteliğindeki belgeler olan icazetnâmeler yer almaktadır. Kitâb-ı Mühr isimli eser, çeşitli isimlerin mühür metnine nasıl dönüştürülebileceğini görsellerle açıklayan özgün bir eserdir. Öte yandan koleksiyondaki 33 cönk, Âşık Ömer, Kuddûsî, Karacaoğlan, Pir Sultan ve Yunus Emre gibi halk şairlerinin şiirlerini barındırarak koleksiyonun yalnızca medrese ilimleriyle sınırlı kalmayıp halk kültürünü de kapsadığını göstermektedir.
@TCKulturTurizm@yekgovtr
+++
📍Horma Kanyonu, Kastamonu
🏞️ Pınarbaşı ilçesinde yer alan ve Küre Dağları Milli Parkı içerisindeki kanyon, ziyaretçilerine yaklaşık 3,5 kilometrelik ahşap yürüyüş yoluya renkli manzaralarını sunuyor. Doğal güzellikleriyle ilgi çeken kanyonun içerisinde, Ilıca Şelalesi'ne hayat veren Zarı Çayı akıyor.
📸: Muhammed Abdullah Kurtar, AA
Eşiksiz Şehir ve Toplum
Sahnenin merkezinde dönen devasa bir küre vardı — koca bir dünya. Kanye onun tam tepesine çıktı; ayağının altında gezegen, başının üstünde bin drone, tribünlerde yüz on sekiz bin kişi. "Tüm zamanların en yüksek katılımlı stadyum konserini" kırdığını söylediğinde, kalabalık bunu bir zafer çığlığıyla karşıladı.
Bu mekân kurgusu adamın yıllardır söylediğini resmediyordu. Yirmi dört Grammy'li Kanye West — artık kendine "Ye" diyor — bir şarkısının adını "I Am a God" koymuş, albümünü "Yeezus" diye adlandırıp bunu kendi "tanrı adı" ilan etmişti. O gece dünyanın tepesinde durması da bunun görüntüsüydü: kendini her şeyin üstünde gören bir adam. İnsanın aşabileceği en kadim eşik buydu — haddini bilme sınırı. Başkalarının haysiyetini çiğneye çiğneye gelmiş, en sonunda kendi haddini de aşmıştı.
Ama o gece İstanbul bu adama tek bir şeyle değer biçti: rakamla. Tek geceden otuz milyon dolar, şehre yüz milyon dolarlık "ekonomik hacim," uçaklar dolusu ziyaretçi. Haber metinleri bir konseri değil bir bilançoyu anlatıyordu: hasılat, rekor, hacim. Oysa o gece iki ayrı dille değer biçilebilirdi: biri rakamın, öteki anlamın. Biz yalnızca birincisini bildik.
İkincisi ise, bu adam geçen yıl "Heil Hitler" adlı bir şarkı çıkarmıştı — hem de Nazi Almanyası'nın yenildiği günün sekseninci yıl dönümünde. Sitesinde gamalı haçlı tişört satmış, canlı yayında Nazi selamı vermiş, "ben Naziyim" demiş, Hitler'i övmüş, köleliğin "bir tercih" olduğunu söylemişti.
Avrupa'nın onu içeri almamasının dayanağı hep buydu. İngiltere girişini "kamu yararına aykırı" bulup yasakladı; Polonya, Holokost'un yarasını hatırlatıp "bunu sadece eğlence sayamayız" dedi; Avustralya vizesini geri aldı; Fransa, İsviçre, İtalya iptal etti. Bu "hayır" estetik değil, ahlaki bir yargıydı: Avrupa değeri parayla değil, hafızasıyla biçti. Milyonları geri çevirirken hesap yapmıyordu; bir şeyi hatırlıyordu. İdrak dediğimiz budur — dışarıdan bakan göz değil, içeride taşınan bilinç.
Çünkü bir konser masum bir eğlence değildir. Birini ülkenin en büyük sahnesine çıkarıp yüz binlerce insana alkışlattığınızda, ona "işte örnek bu" demiş olursunuz. O gece stadyumu dolduran gençlere kimi beğendiğini, neye özendiğini sorun. Biz oraya bir müzisyen değil, "utanmazlık prim yapar, hem de dolarla, rekorla prim yapar" diye bir örnek getirdik.
Avrupa kapısını kapattı; biz İstanbul'un sahnesini ona açtık. Çünkü biz o adama baktığımızda değerini yalnızca rakamla biçtik: bir görüntü, bir rekor, bir rakam. Hangi eşiği çiğnediği bilançonun hiçbir satırına girmedi; terazimizde "kim" ya da "bu ne demek" diye bir kefe yoktu, yalnızca "kaç para, kaç kişi" vardı. Üstelik bu tek bir kesimin körlüğü değildi: geceyi en coşkulu anlatanlardan biri muhafazakâr bir haber sitesiydi. Farklı dünya görüşlerinden başka bir ölçü beklerdiniz; oysa hepsi aynı teraziye uzandı.
Mesele, neyle değer biçtiğimizi unutmuş olmamızdır. Kendi medeniyet tasavvuru olan bir toplum, başkasının hafızasını ödünç almadan da eşiğini bilir. Eşik, neye fiyat biçilemeyeceğini bilmektir: parayla ölçen her şeye bir fiyat biçer, eşiği olan bazı şeyleri fiyatın dışında tutar. Haysiyet, hafıza, anlam — bunlar satılığa çıkmadığı için değerlidir. Para bir eşik değil, eşiğin yokluğudur.
Bugün değer ilgiyle ölçülüyor, ilgi de en çok skandalın peşinden koşuyor. Artık ne kadar yetenekli olduğun değil, ne kadar büyük bir skandalı ne kadar büyük bir paraya çevirdiğin konuşuluyor.
Geriye tek bir soru kalıyor: neye değer biçtiğimizi belirleyen tek ölçü para mı, yoksa bedeli ne olursa olsun "hayır" diyebileceğimiz bir eşiğimiz var mı? Çünkü yarın Kanye'den daha ahlaksız ama daha çok kazandıracak biri mutlaka çıkacak; o kapımıza dayandığında ona ne diyeceğiz, eşiğimiz ne olacak…
Dr. Mustafa Tutar
Şehir ve Medeniyet Yazıları
@HaberturkTV’de Burası Pazar programına konuk olarak mantarları ve gizemli dünyalarını anlatmaya gayret ettim. @muratgul Beye misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederim.
Üniversitelerimizi küresel ölçekte daha güçlü, daha görünür ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak için 2030 yol haritamızda öne çıkan başlıklar:
*️⃣ Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik
*️⃣ Üniversitelerde dijital ve veriye dayalı dönüşüm
*️⃣ Üniversitelerin ulusal ve uluslararası itibarı ve görünürlüğü
*️⃣ Girişimci ve yenilikçi üniversiteler
#yükseköğretim2030
#stratejikdönüşüm
TEKNOFEST 2025’te gençlerimizle tekrar buluştum.
Projelerini yakından inceledim, yenilikçi fikirlerini dinledim, heyecanlarını paylaştım.
Finale kalan takımlarımız ve şampiyonlar çadırındaki ekiplerimiz gururumuz oldu.
Her proje; emek, disiplin ve vizyonun bir yansımasıydı.
Otonom sistemlerden insansız araçlara, biyonik kollardan su altı teknolojilerine kadar uzanan çalışmalar, Türkiye’nin geleceğine güç katıyor.
Gençlerimizin yanında olmak, üretme azimlerine destek olmak en büyük sorumluluğumuz.
Her birini ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
@teknofest
YTÜ’nün yıldızı AESK, şampiyon dörtlüsüyle TEKNOFEST’25 sahnesinde parlıyor 🏆
🌟 Icarus aracıyla dünya şampiyonu olan YTÜ AESK takımımız, TEKNOFEST yarışlarına katılarak birincilik elde ettiği Castor, Orion ve Nova araçlarıyla bu yıl şampiyonlar geçidinde yerini aldı.
🚀 Böylece 3 aracımız şampiyonlar geçidinde, 1 aracımız ise YTÜ standında sergileniyor.
💫 Öğrencilerimiz, disiplinler arası mühendislik yaklaşımıyla geliştirdikleri araçlarla bugüne dek toplam 8 birincilik kazandı. Elde edilen başarı AESK’nin istikrarlı yükselişini ve YTÜ’nün teknoloji vizyonunu gözler önüne seriyor.
👏 AESK ekibimizde yer alan öğrencilerimizi ve danışman akademisyenlerimizi gönülden kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz.
#YTÜ #TürkiyeninYıldızı #AESK #TEKNOFEST
@YtuAESK@ytusks
Yıldız Roket Takımı, ARTAM-II ile Göklerde! 🚀
Türkiye’nin en güçlü öğrenci yapımı hibrit roket motoruna sahip ARTAM-II, TEKNOFEST’25 yarışmaları kapsamında Hisar Atış Merkezi’nden gökyüzüne yükseldi.
Öğrencilerimiz tarafından yapılan ve 43 kN itki gücüne sahip motoruyla fırlatılan roket, 8 km irtifaya ulaşarak Türkiye rekoru kırdı.
TEKNOFEST A6 kategorisi için geliştirilen özgün hibrit motorlu roketimiz,
🔥 Yüksek itki yoğunluğu,
⚡ Hibrit roket motor,
🎯 10 km irtifa hedefi
özellikleriyle gökyüzüyle buluştu.
Edinilen tecrübe geleceğe dair büyük kazanımlar sağladı.
Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla gökyüzüne imza atan Yıldız Roket Takımı öğrencilerimizi ve danışman hocalarımızı gönülden kutluyoruz. 🌌
#YTÜ #TürkiyeninYıldızı #YıldızRoketTakımı #TEKNOFEST #MilliTeknolojiHamlesi
@yildizroket@ytusks
TEKNOFEST 2025’te Yıldızlı Başarı Hikâyeleri
YTÜ, TEKNOFEST 2025’te geliştirdiği yenilikçi projeleri ve finale kalan takımlarıyla festivalin en dikkat çeken stantlarından biri olarak öne çıkıyor.
Rektörümüz Prof. Dr. Eyüp Debik, festival alanında öğrencilerimizle bir araya gelerek finale kalan takımlarımızı ve şampiyonlar çadırında yer alan ekiplerimizi ziyaret etti, başarılarından dolayı öğrencilerimizi tek tek tebrik etti.
Otonom araçlardan biyonik kollara, insansız hava ve kara araçlarından su altı teknolojilerine kadar uzanan projeleriyle YTÜ, geleceğin teknolojilerini bugünden deneyimleme imkânı sunuyor.
Üniversitemizin multidisipliner vizyonu, bu çalışmalar sayesinde ziyaretçilere en somut haliyle aktarılıyor.
📍 Takımlarımızla tanışmak ve projelerimizi görmek için S6 Blok’taki standımıza bekliyoruz.
#YTÜ #TürkiyeninYıldızı #TEKNOFEST2025 #SenGELECEKSİNDiye
Bir Amerikalının Topkapı Sarayı’nda mehter takımını görüp etkilenmesi nelere yol açtı? Farkına varanlarımız az maalesef ama kültürel mirasımız muazzamdır…